Bölüm 6
Ölü arzusu 2
———
Eliot, Nell ile beraber yürürken salondan çıktıklarını fark etti ve elindeki içeceği çabucak bitirip rastgele bir masaya bıraktı.
Eliot: Şimdi nereye?
Nell: Ustamın yanına! Seni görmek istiyor.
Nell hızlı adımlar ile Eliot’u kütüphane tarzı bir yere götürdü.
Devasa kütüphane uzun boylu bir kadın tarafından düzenleniyordu.
Nell: Sherald!!
Sherald arkasını dönmeden “Ne var” dedi
Nell: Bak sana kimi getirdim.
Sherald arkasını döndü ve Eliot u gördü.
!!??
Bir anda kütüphane beyazlaştı ve açık bir alana dönüştü
Eliot: Noluyor lan?
Sherlad: Burası sanal bir kütüphane özünde kullanabileceğin bir arena.
Eliot kafasıyla anladım işaret yaptı ve arenadan çıkmak için arkasını döndü.
Sherald: Hiç bir yere gitmiyorsun. Bana yeteneklerini göstereceksin.
Eliot: Mecbur değilim-
Konuşmasını bitiremeden karşısındaki kadının ellerinde birer tane tabanca belirdiğini gördü
SİLAH!!
İkiz şeytan
Cehennemin diplerinden gelip yaratıklar ile beslenen bu silahlar uzun mesafeli atışlarda keskin nişancı gibi etkili, yakın mesafede ise bir bomba kadar tehlikelidir. Her bir mermi arzuyu büyük ölçüde tüketir.
Sherald “Hadi!” Diye kükredi
Elliot Savaş onurunu çağırarak güçlendirmesini aktif etti. Tam hareket edecek iken karnından vuruldu!
Mermiler delici etkiye sahip değildi lakin bezdirici bir acı veriyordu kendini kusmamak için zor tutan Eliot tekrardan ayaklandı ve bir kez daha vuruldu. Silahın sesi veyahut merminin bir şekli yoktu, tetik çekildiği an vuruluyordu.
Buna karşın kılıcını kaldırdı ve tekrar pozisyon aldı. Merminin ne zaman, nasıl, neresine geleceğini bilmiyordu bu yüzden tedirgin bir şekilde sherald a doğru koşmaya başladı.
Tekrar vuruldu.
Bu seferki mermi sol omzuna geldi ve kolunu tamamıyla uyuşuk bir hale getirdi çift el ile tutulan savaş onurunu kaldıramıyordu.
Sherald: Pes edebilirsin, bir aceminin dayanmasını beklemiyordum zaten. Sadece bir şeyler yapabileceğine dair bir his oluşmuştu içimde.
Eliot sağlam kolunu kaldırıp ayağa kalktı.
Sherald bunun bir Pes etme şekli olduğunu düşünüp silahlarını geri çağırdı.
Eliot dimdik Sherald a bakıp.
“Savaş onuru.” Dedi
Yerden tek eliyle kaldıramadığı kılıcını geri çağırıp kolunu havaya kaldırdıktan sonra tekrar aktifleştirmişti.
Sert bir biçimde kılıcı yere indirdi ve zemindeki mermeri parçalayarak anlık olarak bir dikkat dağınıklığı yarattı. Mermerin geliştirilmiş yapısı parçalandığından sivri bir biçimde etrafa saçılmıştı! Parçaların bedenine saplanacağını anlayan Sherald elleriyle yüzünü kapattı.
Hızlıca ona yaklaşan Eliot mermeri parçalayan kişi olduğundan kan içindeydi, bedeninde bir çok yara oluşmuştu. Daha hızlı koşmak için Savaş onurunu yerde bırakıp zıpladı ve bir yumruk attı.
Yumruk Sherald’ın boynunu es geçmişti, neredeyse 10 santim kadar. Silahlarını çağıramamış olan Sherald bunu tebrik etmek istedi.
Sherald: Tebrik ediyorum, eğer yumruğun boynuma gelseydi kazanmış-
“SAVAŞ ONURU”
Kılıç tekrardan Eliot un elinde belirdi ve keskin yüzeyi Sherald’ın boynuna dayandı!
Bunları izleyen Nell “Vay be” demekle yetindi
Eliot: Mutlu musun?
Sherlad: Sayılır, kılıcını çek.
Eliot: Hayır, pes et.
Sherlad silahlarını çağırıp Eliot’un karnına dayadı
Eliot: Mermilerin gözükmüyordu. Bana ateş etmedin, arzunu uzaktan ateş ediyormuş gibi ilettin. Bu çok zor yani enerjin çok az ve silahın fazlaca tüketiyor. Pes et!
Sherald gülümsedi ve “Ya enerjim azalmamışsa?” Dedi
Eliot buna cevap olarak “O zaman Eden sınırları içerisinde bir öğrenci katili olursun” dedi
Sherald tekrardan güldü ve “Pes” dedi.
Eliot sakinlemiş bir biçimde kılıcını geri çağırdı ve derin bir nefes aldı.
Sherald: Neden arenadan çıkmak istedin?
Eliot: Gereksiz düellolara lüzum yok. Yakında surların dışına çıkacağız, enerjiye ihtiyacım var.
Sherald gurur duymuş bir yüz ifadesi ile konuşmaya devam etti.
Sherald: Sert ve korkusuz birine benziyorsun genç adam!
Eliot tam “Sağolun” diyecek iken bina geneli duyuru yapıldı:
“Güvenlik kadrosundaki eksiklik nedeniyle öğrencilerin bu günlük yurtlarına dönmesi gerekmektedir.”
Eliot bu duyurudan sonra Sherald’a küçük bir gülümseme armağan etti ve arena tekrardan kütüphaneye dönüşürken Nell ile beraber çıktı.
Eliot: Şehrin en önemli binalarından birinde güvenlik eksikliği?
Nell: Bilmem….
Eliot: Neyse
Nell: Acıyor mu?
Eliot: Hayır
Nell soğuk bir sohbet beklemiyordu, üzüldü ve cebindeki iyileştirici jel’i çıkarmadı “Tamammm” demekle yetindi.
——————————————
*1 hafta sonra öğle vakti surların dışında*
Yeni yetenek elde etmiş öğrencilerden bazıları ilk yaratıklarını avlamak için takım olmuşlardı.
Siyah kısa saçlı ve ela gözlü oldukça güzel bir kız tek başına diğerlerini izliyordu. 3 tane gencin ona baktığını fark etti.
Gençler kendi aralarında kıza bakarak fısıldaşıyorlardı.
“Kanka manita fena sakın kaçırma.”
“Git davet olum bu kaçmaz.”
“Var ya ekibe bir katılsın bizde.”
Gençlerden biri kıza yaklaştı ve “Bize katılmak ister misin?” dedi.
Kız “Hayır, istemem” dedi.
Genç devam etti:
“Benim adım Allen ve bir güçlendirme sahibiyim. İnan bana ekibimiz seni içerisinde görmekten mutluluk duyardı. İlk canavarlarımızı avlayacağız.”
“Adın nedir genç bayan?”
Kız “Adım Soria, size kolay gelsin” diyerek cevap verdi.
Allen silahını aktif etti.
SİLAH!!
Midas’ın dokunuşu
Kişi Midas’ı kullandığında sert darbelere dayanabilen bir çift eldiven çağırır ve anlık olarak dokunduğu kişinin yeteneklerini etkisiz kılıp bilgilerini öğrenebilir. Eldiven bir saldırıyı tutar ise tam olarak geri iletir.
Allen sert bir biçimde Soria’nın omzunu tuttu. Midas yeteneğini aktif etti ve Silahının bilgilerini ortaya çıkardı.
SİLAH!!
Kreasyon
Silah herhangi bir fiziksel forma sahip değildir. İletişime geçtiği kişinin yeteneklerine ve sınıfına uygun bir zırh veya silah oluşturabilmektedir, kişinin ne kadar arzu, zaman, güç ve dikkat harcadığına bağlı olarak o kadar kaliteli bir ekipman ortaya çıkarır. Kişi kendisine bir ekipman oluşturamaz.
Allen: Savaşamıyor musun?
Soria: Savaşabilirim!
Allen: Silahımı gördün değil mi? Buradaki kimse benim dengim değil! Savaşamıyor isen seni korurum.
Soria umutsuzca yere baktı ve yaratıkların ne kadar korkunç olduğunu hatırladı.
Soria: Yaratıklar çok korkunç.
Allen: O zaman bunu bir evet olarak kabul-
Soria: Size birer ekipman yapar isem beni rahat bırakır mısınız?
Şaşıran Allen sinirlendi ve tam kızacak iken arkadaşlarından biri bağırdı.
“KANKA ÇABUK GEL BURAYA DOĞRU BİR YARATIK AKINI OLACAKMIŞ!”
Allen yaratık akınını duyduğu anda Soria’ya baktı ve gülümsedi. “Bu umursamaz tavrının bedeli” dedi ve Soria’nın bacağına arzu ile güçlendirilmiş bir tekme attı.
Soria acı içinde kıvrandı ve “Lütfen yapma” dedi.
Bir süre ağladı ve kaçmak istedi, sağlam bacağı ile ayağa kalktı. Bir kaç kez zıpladıktan sonra arkasını döndü ve yaratıkların çok yaklaştığını gördü.
“Tanrım, lütfen beni kurtar” dedi ve ellerini yere koyarak dua etmeye başladı.
“O biraz daha dramatik durumlarda söylenmiyor muydu?”
Soria sesin geldiği yöne baktı ve yarı çıplak bir oğlan gördü.
Oğlan, Soria’ya yaklaşıp “Yeteneğini dinledim. Bana yapabildiğin en ağır ve en uzun kılıcı yapabilir misin?”
Soria kafasını yaratıkların geldiği yöne çevirerek “Sana istediğin kılıcı yaparsam beni buradan kurtarabilir misin?” Dedi.
Oğlan kafasını onaylar bir biçimde salladı.
Soria işe koyuldu ve bir kaç dakika içinde silahı bitirdi. Yaratıklar bulundukları konuma ulaşmak üzereydi.
“Silahını bitirdim. Lütfen beni buradan götür”
…
Yerden kılıcı alan oğlan sağa sola sallamaya başladı. Soria açık bir şekilde kılıcın her sallamada dahada hızlandığını gördü.
“Ne yapıyorsun? Kaçmamız gerek!”
Oğlan kılıcı sallarken döndü ve “Benim adım Leroy, Tanıdık geldi mi?” Dedi.
Soria şok içinde karşısındakine baka kaldı. O cidden 10 gün önce bir canavar saldırısında vefat eden kişi miydi??”
————————-
6.Bölüm sonu
Ölü arzusu 2