𝐑𝐮𝐬𝐲𝐚-? - 𝟐𝟎𝟎𝟖
Soğuktu... Çok soğuk. Rüzgar vücudumu ıssırıyor beni ileri itiyordu. Şikayet etmedim. Yardım beklemedim. İleri baktım. Ucu olmayan dümdüz bir labirent gibiydi karanlık. Yorgun bacaklarımı fark edemeden bir anda diz çöktüm ,yüzüm yere çarptı. Yumuşak son bahar yapraklarının üzerine sepelenmiş kar,soğuk bir yastık gibiydi. Gözlerimi kapattım.
...
𝐑𝐮𝐬𝐲𝐚-𝐦𝐨𝐬𝐤𝐨𝐯𝐚 𝟏𝟗𝟗𝟖
Herkes neden nefes nefese koştuğumu merak ediyordu. Elimdeki karneyi montuma bastırdım. Soğuk kar kirpiklerimi beyazlatmış , burnumu soğuk ıssırmıştı. Evin kapısını çalmadan içeri daldım
"Anne! Anne!!!
Annem endişeyle içeriden çıktı 36 yaşında bir rus kadınıydı. Alkolik koca ve 8 yaşında hiperaktif bir çocukla uğraştığı için gözlerinin altı mordu. O hiperaktif çocuk bendim. Hırslı ve yaramazdım. Annem gülümsedi
" aferin andre
Sesi başkasına göre soğuk bana göre en socak tonundaydı mutfağa dönüp bana portakal suyu ve kurabiye getirdi. Heycanla yutkunup kurabiyeye baktım ama alamadan tabağı çekti
"Eller yıkandı mı?
Hızlı hızlı odama koşup montumu ve atkımı çıkardım. Elimi yüzümü yıkadım ve masaya oturdum. Kurabiyeleri yemem uzun sürmemişti. Meyve suyumu içip neşeyle mırıldandım. Uzun sürmedi kapı çarptı... Babam gelmişti. Ne olduğunu anlayamadan yere düştüm. Annem babamı tutarken odama kaçmam için bağırdı. Ciğerlerim nefesi bırakmayı reddederken hızla koştum. Gece boyu annemin yalvarmalarınu dinleyerek kapı dibinde ağladım. Hiç olmayan birşey oldu. Babam annemi dövdükten sonra sızardı ama kapıma gelmişti içeri girdi kolumu tuttu ve dış kapıya doğru sürükledi. Soğuk karın altına itip kapıyı kapattı.
" baba lütfen! Lütfen kapıyı aç!
Titreyen ellerle kapının yanındaki eski halıyı kendime sardım yavaş yavaş uykuya gömüldüm..
𝐑𝐮𝐬𝐲𝐚 𝐆Ü𝐍Ü𝐌Ü𝐙 2008.
Gözümü açtım. Artık karanlık orman yerine mutlu bir yeşillik . İleriye bakınca karanlıkta fark etmediğim bir bina gördüm. Fazla kare duruyor ve etrafı dağınıktı. İlerledim. Kapıyı itip açtım
Sessizce içeri girdim. Sandalyede bağlı adamlar ve karşılarında konuşanlar vardı. Kutuların arkasından ilerledim. Konuşmalar netti
Tok sesli adam sandalyedekine tekme attı.
"Silahların nerde olduğunu söyle dedim!
Sandalyedeki adam direndi
" onlar artık devlete ait. Bizi öldürsen bile devlet seni bulur! "
Onlar bağrışmaya devam ederken çıplak ayaklarla kenardan kenardan gezindim. Ayaktaki adamların arkasındaki masada bir sürü silah vardı. İlk silah görüşüm değildi
"Biz dimitri valkor un emrindeyiz. Bize devlet değil hiç kimse yaklaşamaz! "
Ayaktaki adam tekme atınca sandalye devrildi. Ben ise isime takıldım.
Dimitri valkor. Tanıdıktı. Zihnim fısıltılara başlarken silahı alıp ayaktaki üç adama da ateş ettim. İçimdeki intikam ona çalışan veya onunla olan herkesi bir an önce öldürmek istiyordu