Ne demiştim? Tesadüfler, hayaller ve mucizeler. Bazıları için inanılması güç, saçma. Ama bazıları içinse hayata yeniden tutunmak için bir ışık...
Hayatım gerçekten altüst mü olmuştu yoksa ben yaşadığım bu hayata karşı çok mu memnuniyetsizdim? Diğer insanların gözünde bir şans olan şeyleri çok mu büyütmüştüm gözümde bilmiyorum. Ama anlıyorum şu anda gözümde büyüyen şeylerin kırılma noktasındaydım. Tıpkı arafta gibi...
Uzun süredir hareketsiz ve kesintisiz olarak birbirimize bakmaya devam ettik. Onu bir yerden tanıdığımı anlamıştım aslında. Gözlerine bakmak yetmişti. "Ben umut" dediğinden beri tek eli havada bana uzanmış şekilde duruyordu. Özür dileyip yoluma devam mi etseydim yoksa elini sıkıp onunla bir konuşma mı baslatsaydim. Düşünceler zihnimde hızla akıp giderken benim yapamadığımı o yaptı. Kollarını açıp bana doğru yaklaştı. Üstümü başımı ve iyi olup olmadığımı kontrol etti. Gerçekten de iyiydim. Onun da kaşında ki patlak harici hiçbir şeyi yoktu. Sonunda uzun süren bu sessizliği bozdum ve kendimi toplayarak :
"Uzun zaman sonra karşılaştığımıza sevindim. Pek mükemmel bir karşılaşma olmasa da".
Durdu ve bu söylediklerim üzerine bana gülümsedi. Hep böyle güzel mi gülüyordu? yoksa ben görmeyeli umut baya değişmiş miydi?
"Yine saçma düşüncelere kapıldın Eflin, kendine gel". Ben umut'a şaşkın şaşkın bakarken Umut:
"Madem bu kadar yıl sonra karşılaştık bir kahve içeriz diye düşündüm ama tabi sende istersen".
Aslında işe geç kaldım ve hayallerimin peşinde koşmak için kendime söz verdim ama onlar biraz daha bekleyebilir.
"Tabi bir kahve içmeye vaktim var" dedim. Umut eskiden olduğu gibi yanında hep yedek kask taşırdı. Yedek olanı bana uzattı ve motoru işaret etti. Beraber kahve içmek için yola çıktık.
Umut 1.87 boylarında, kahverengi gözlü kumral ve kıvırcık saçları olan, yakışıklı, eskiden girdiği her ortamda dikkat çekebilen bir tipti. Şimdi de öyle. Biz umutla lisede tanıştık. Liseye geldiğim ilk gün umut en arka sıraya oturmuştu ve yanı da boştu. Başka boş yer olmadığından oraya oturmamı söylediler ama ben yanına oturmamak için onunla kavga bile etmiştim. Sonra onu tanıdıkça çok iyi biri olduğunu ve anlaşabildigimizi fark ettim...
"Eveet Eflin hanım inebilirsiniz, geldik". dedi Umut. Motordan indim kaskı da Umut'a verdim. Deniz kenarında bir yerdeydik. O bize kahve alırken ben bankta oturmuş onu bekliyordum. Yeniden karşılaşmak güzel olsa da garip hissetiriyordu.
Umut kahveleri almış Eflinin yanına doğru gidiyordu. Bu karşılaşma Eflinde olduğu gibi onun da garip hissetmesine neden olmuştu. Hayatında olup bitenleri çok merak ediyordu.
"Evet Eflin hanım anlatın bakalım nasıl gidiyor? Neler değişti hayatınızda?"
"Eflin hanım " hep böyle derdi. Eskiden...
"İyi gidiyor".dedi Eflin. "Mimar oldum, kendi evime çıktım, annemle babam zaten beraber çok iyiler arada da onları ziyaret ediyorum işte". "Babamı her gün gördüğümü bilmesen de olur" diye mırıldandı.
"Mimar mı oldun?" dedi Umut şaşırtıcı bir ifadeyle. "Nerde o psikolog olmak isteyen Eflin?"
"Unutmamışsın". dedim.
"Unutmadım". dedi.
Kısa bir bakışmanın ardından "sende nasıl gidiyor anlat bakalım" diye sordum.
"Aslında bende değişen hiçbir şey yok eskiden nasılsam şimdi de öyleyim".
"Öylesin" dedim. Araızda yeniden bir sessizlik oluştu. Bu sefer bu sessizliği bölen Umut oldu.
"şimdi gitmem gerek birkaç işim var ama sonra görüşürüz diye umuyorum" dedi.
"Görüşürüz". dedim.
Tam arkasını dönmüş gidiyordu ki durdu. Bana doğru döndü ve yanıma geldi. "Bir şeyi unuttum" dedi.
"Neyi?" diye sordum.
"Telefon numaranı almayı".
:)
