Skip to content

Araf

Chapter 9 · 8 min read

Araf

Chapter 9

3. Bölüm - Tehtid Altında

Emir Savaş sessiz kaldı ve gözlerini üzerime dikti. Bir süre sessiz kaldıktan sonra, sakin bir ses tonuyla konuşmaya başladı. "Avukat Aksoy, senin hakkında oldukça detaylı bilgilere sahibim. Deniz Aksoy'un kızı olman ve onunla ilişkili bazı işlerde yer almış olman, senin hukuk dünyasında adını duyurmamış olsan da, benim için bir avantajdır."

Bu sözlerle Emir Savaş'ın beni nasıl yakından gözlemlediğini ve geçmişime dair ne kadar bilgi sahibi olduğunu daha da net bir şekilde anladım. Yüzümdeki şaşkınlığı gizlemeye çalışarak, ona karşı dürüst olmanın ve doğru kararı vermenin önemini bir kez daha hissettim.

Emir Savaş devam etti, "Senin gibi bir avukatı yanımda görmek istiyorum. Benim için çalışırsan, senin için birçok şeyi düzenleyebilirim. Ancak, senin de tahmin edebileceğin gibi, bu teklifi reddedemezsin Avukat."

Bu teklifi reddetmenin beraberinde getirebileceği sonuçları düşündüm. Ailemin güvenliği, kendi güvenliğim ve geleceğim... Ancak bu teklifi kabul etmek, Emir Savaş'ın dünyasına girmek anlamına geliyordu. Bu karar, bir dönüm noktası olabilirdi.

Sonunda, içimdeki kararsızlığı bir kenara bıraktım ve kararımı verdim. Derin bir nefes aldım ve gözlerini Emir Savaş'a dikerek, "Tamam, davayı kabul ediyorum," dedim. Sesimdeki kararlılık, verdiğim kararı net bir şekilde ifade etmeme yetiyordu.

Emir Savaş'ın yüzünde hafif bir gülümseme belirdi ve başını hafifçe salladı. "İyi karar," dedi sessizce. "İşte bu yüzden seni seçtim Avukat Aksoy. Beklediğim kadar zekisin."

Bu an, benim için yeni ve bilinmeyen bir dünyanın kapılarını açıyordu. Artık Emir Savaş'ın avukatıydım ve bu kararın getireceği sonuçları göğüslemek zorundaydım. Gözlerimi hiçbir şeyden kaçırmadan, önümdeki yeni davanın detaylarını öğrenmek için hazır olduğumu hissettirdim.

...

Hapishaneden çıktığımda aklım hâlâ Emir Savaş'ın son sözleriyle doluydu. O anı düşünüp dururken, hapishane kapısında bekleyen araba ve içinde Poyraz'ı gördüm. Poyraz, gözlerinde endişeyle, arabadan inerek bana doğru yaklaştı.

"İyi misin?" diye sordu Poyraz, endişeli bir bakışla. Başımı hafifçe sallayarak yanıtladım, "Evet, iyiyim. Teşekkür ederim, Poyraz."

Poyraz, arabaya geçip direksiyona oturdu ve motoru çalıştırdıktan sonra sessizce konuşmaya başladı. "Emir'in avukatının artık sen olduğunu öğrendim. Bu büyük bir risk, Işık. Bu dünyada Emir'in avukatı olmak kolay değil."

Poyraz'ın endişelerini anlayışla karşılıyordum ama kararlı bir şekilde cevap verdim, "Riskler benim için var, Poyraz. Bu kararı verdim ve arkasında duracağım." dedim kararlı bir ses tonuyla. "Babamın işleriyle ilgili olarak ne olduysa oldu. Her ne yaptıysam yaptım. Ama ben kendi kararlarımı verebilirim ve bu kararı verdim."

Poyraz aracı sakin bir şekilde ilerletirken, yüzünde hala endişeli bir ifade vardı. "Işık, senin bu kararı vermenin sadece seni değil, etrafındakileri de tehlikeye atabileceğini düşünüyorum," dedi.

"Bu adamın dünyasında işler böyle yürüyor, Poyraz," diye yanıtladım. "Benim seçtiğim yol bu. Beni anlamak zorunda değilsin ama benim için bu doğru olan."

Poyraz'ın yüzünde hafif bir öfke belirdi. "Bunu yapmak senin için bir hata olacak," dedi sertçe. "Baban yüzünden aldığın riskler ortada."

Artık arasında bir gerilim vardı. Poyraz'ın endişelerini anlıyordum ama kendi kararımı da vermiştim. Onun bana karşı öfkesi ve endişesi, içimdeki kararlılığı daha da pekiştirdi. Ne olursa olsun, bu yolculuğa başlamıştım ve geri dönüş yoktu.

Artık Emir Savaş'ın avukatıydım ve bu yeni rolünün getireceği sorumlulukları ve tehlikeleri kabul etmiştim. Onun için yeni bir yolculuk başlıyordu ve nereye gideceğini tam olarak bilemesem de, bu kararlılığıyla ilerlemeye hazırdım.

Arabadan inip evime doğru adımlarımı atarken, Poyraz'ın sözleri hala zihnimde dönüp duruyordu. Onun endişelerini anlıyordum ama aynı zamanda kendi kararlılığımın da farkındaydım. Emir Savaş'ın avukatı olma kararımı vermiştim ve bu karardan geri adım atmayı düşünmüyordum.

Evime vardığımda, odama geçip bilgisayarımı açtım. Emir Savaş hakkında daha fazla bilgi edinmek için araştırmaya başladım. Önce onunla ilgili haberleri ve geçmişteki davalarını inceledim. Ancak onunla ilgili pek az şey bulabildim; çoğu bilgi gizli veya silinmiş gibiydi.

Sonunda, daha derinlemesine bir araştırma yapmam gerektiğini fark ettim. Hukuk dünyasındaki bağlantıları, işlediği suçlar ve etkisi hakkında daha fazla bilgiye ulaşmalıydım. Bu bilgilerin bana ne getireceğini veya ne kadar tehlikeli olabileceğini düşünmeden, araştırmama devam ettim.

...

Ülkede, Emir Savaş'ın etrafında giderek artan bir kutuplaşma olduğunu gözlemliyordum. Bir yanda, onun işlediği cinayetleri haklı bulan ve ona hayranlık duyan bir grup vardı. Bu grup, Emir'in adaleti kendi ellerine aldığını ve haksızlıklara karşı durduğunu savunuyordu. Sokaklarda pankartlarla dolaşıp, onu destekleyen sloganlar atıyorlardı.

Diğer yanda ise, Emir Savaş'ı bir katil olarak gören ve onun derhal adalet önüne çıkarılmasını isteyen bir antipatik grup bulunuyordu. Bu grup, sokaklarda protestolar düzenliyor ve onun işlediği suçlara dair gerçekleri gün yüzüne çıkarmak için çaba harcıyordu. Bazıları ise daha radikal bir yaklaşım benimsemiş, hatta intikam talep eden söylemlerde bulunuyordu.

Basın ve medya da bu kutuplaşmadan nasibini almıştı. Bazı gazeteler ve haber kanalları, Emir Savaş'ı romantize eden haberler yaparken, diğerleri ise onun suçlarını detaylı bir şekilde inceleyip kamuoyunu bilgilendirmeye çalışıyordu. Bu durum, toplumun zihninde büyük bir çelişki yaratıyordu; kimisi onu bir kahraman olarak gösterirken, kimisi ise bir suçlu olarak lanetliyordu. Emir Savaş hayranı olan kitle ona "Adaletin Simgesi Savaş!" derken karşıt görüş ondan "Adaletin Katili Savaş!" diye bahsediyordu.

Benim için ise bu kutuplaşma, Emir Savaş hakkında daha fazla bilgi edinmeyi zorlaştırıyordu. Araştırmalarım sırasında, farklı perspektiflerden gelen bilgileri değerlendiriyor ve objektif bir bakış açısıyla analiz ediyordum. Ancak bu süreçte, hem Emir Savaş'ın hayranlarının hem de antilerinin dikkatini çekebileceğim endişesiyle dikkatli olmak zorundaydım.

Bu karmaşık sosyal ve politik atmosferde, doğru bilgiye ulaşmak ve gerçekleri ortaya çıkarmak her zamankinden daha zor olacaktı. Ancak benim için önemli olan şey, adaletin sağlanması ve gerçeğin gün yüzüne çıkmasıydı.

Araştırmalarımın ilerleyen saatlerinde Emir Savaş'ın işlediği suçlar hakkında hiçbir lafını esirgemeden, ülkeyi karaktersizlerden arındırdığını savunduğunu fark ettim. Her fırsatta, medya önünde ve takipçileriyle yaptığı konuşmalarda bu suçlamaları reddetmiyor, aksine cesurca kabul ediyor ve savunuyordu.

"Ben sadece adaleti sağlıyorum," diyordu Emir. "Bu ülke, suçlular, onursuz ve karaktersiz insanlar tarafından istila edilmişti. Benim yaptığım iş, bu toplumu temizlemek ve masum insanları korumaktır."

Bu sözler, onun hayranları arasında daha da büyük bir hayranlık uyandırıyordu. Onun adalet duygusuna olan inancı ve kararlılığı, bazıları için onu bir kahraman yaparken, diğerleri için ise daha da tehlikeli bir figür olarak görünmesine sebep oluyordu.

Bu savunma, toplum içinde büyük tartışmalara neden oluyordu. Bazıları Emir Savaş'ı desteklerken, diğerleri onun bu sözlerini tepkiyle karşılıyordu. Suçlamaların kanıtlanmamış olması ve Emir'in kendini yargılamadan kaçınması, onun etrafında derinleşen kutuplaşmayı daha da artırıyordu.

Medya da bu durumu yakından takip ediyor, her iki tarafın da görüşlerine yer veriyordu. Bazı gazeteciler, Emir'in bu açıklamalarını sorgularken, diğerleri ise onu savunuyor ve adaletin temsilcisi olarak gösteriyordu.

Ben ise bu durumu objektif bir şekilde analiz ediyor ve gerçekleri ortaya çıkarmak için araştırmalarıma devam ediyordum. Emir Savaş'ın işlediği suçlar hakkında net bir kanıt bulunmasa da, onun etrafındaki gizem ve güç, beni daha da derinlemesine araştırmaya yönlendiriyordu.

Emir Savaş'ın işlediği iddia edilen cinayetlerin pürüzsüz bir şekilde gerçekleşmiş olması, benim de şüphe duymama neden oluyordu. Medyada dolaşan birkaç teoriye göre, Emir'in bu kadar geniş çaplı operasyonları tek başına yönetmesi pek olası görünmüyordu. Onun arkasında daha büyük bir güç veya organizasyon olabileceğini düşünmeye başlamıştım.

Bu düşüncelerle, Emir Savaş'ın etrafındaki gizemi daha derinlemesine araştırmaya karar verdim. Onunla ilgili daha fazla bilgi edinmek için, suç sahnelerindeki ipuçlarını, tanık ifadelerini ve her türlü kanıtı detaylı bir şekilde incelemeye başladım. Araştırmalarımı daha geniş bir çerçevede yürüterek, Emir'in yalnız olmayabileceğine dair yeni deliller bulmaya çalışıyordum.

Bu arada, Poyraz'ın daha önce yaptığı uyarılar da aklımda dolaşıyordu. O, Emir'in avukatı olmanın büyük riskler taşıdığını ve bu dünyanın tehlikelerle dolu olduğunu söylemişti. Onun uyarılarına rağmen, kararlılıkla devam edecektim. Etmeliydim...

Emir Savaş'ın suç geçmişini araştırdıktan sonra, özel hayatına dair daha fazla bilgi edinmeye karar verdim. Annesi, babası ve kardeşleri hakkında herhangi bir bilgi bulunup bulunmadığını öğrenmek için derinlemesine bir araştırma başlattım.

Emir'in ailesi hakkında medyada bulunan bilgiler oldukça sınırlıydı. Bir kız kardeşi ve bir erkek kardeşi olduğunu biliyordum, ancak onların şu anki durumu ve yaşadıklarıyla ilgili herhangi bir güncel bilgiye ulaşamadım. Bu durum, onların yaşayıp yaşamadığı veya Emir'in aile bağları hakkında net bir bilgi vermiyordu.

Medyada Emir'in ailesiyle ilgili çok az bilgi bulunması beni şaşırtmıştı. Normalde bu tür kişilerin aile hayatları veya yakın çevreleri hakkında daha fazla detay olurdu, ancak Emir Savaş'ın durumu farklı görünüyordu. Bu da onun özel yaşamının ne kadar gizli tutulduğunu veya ne kadar kontrol edildiğini düşündürüyordu.

Araştırmalarıma kararlılıkla devam ederek, Emir Savaş'ın özel hayatıyla ilgili eksik kalan bilgileri tamamlamayı ve bu bilgilerin davanın seyrini nasıl etkileyebileceğini anlamayı umuyordum. Bu bilgiler, hem hukuki hem de sosyal açıdan önemli olabilirdi ve gerçeklerin ortaya çıkmasında bana yardımcı olabilirdi.

Tam o sırada aklıma Emir'le ilgili en net bilgileri öğrenebileceğim bir profil geldi: Sevgilisi veya eşi.

Hemen bilgisayarımın klavyesine yöneldim.

Emir Savaş'ın özel hayatı hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla, öncelikle onun bir eşi veya sevgilisi olup olmadığını öğrenmeye çalıştım. Ancak medyada veya diğer erişim kaynaklarında onunla ilişkilendirilmiş bir kadın hakkında herhangi bir bilgi bulamadım.

Araştırmalarım sırasında dikkatli olmam gerektiğini biliyordum. Emir'in çevresindeki insanları korumak ve gizliliğe saygı göstermem önemliydi. Bu nedenle, doğru kaynaklardan doğru bilgileri doğrulamak için adım adım ilerlemem gerekiyordu.

Bu araştırma, hem hukuki süreç hem de sosyal dinamikler açısından önemli olabilirdi. Emir'in aşk hayatı veya yakın ilişkileri, onun davranışlarını ve motivasyonlarını anlamak için önemli bir pencere sunabilirdi. Bu bilgiler, gerçeklerin ortaya çıkmasında bana yardımcı olabilir ve davanın seyrini değiştirebilirdi.

Yorgunlukla araştırmamı bitirdikten sonra bilgisayarımı kenara koydum ve mutfakta kendime bir kahve yapmaya karar verdim. Bilgilerin üzerinden geçmek ve zihinsel olarak biraz rahatlamak istiyordum. Mutfakta kahvemi hazırlarken, araştırmamın getirdiği yoğun düşüncelerin etkisinden kurtulmaya çalışıyordum. Birkaç dakika sonra kahvemi alıp oturma odasına geçtim, burada bir süre sessizce oturarak düşüncelerini toparlamaya çalıştım. Artık elimdeki bilgileri değerlendirme ve bir sonraki adımlarını planlama zamanım gelmişti.

Tam kafamdaki düşünceleri toparlamaya başladığım sırada telefonumun titreştiğini hissettim. Yorgunlukla telefonumu elime aldım ve telefonumu açtım. Bilinmeyen Numara. 1 Yeni Mesaj. Kaşlarımı çattım; mesajda şunlar yazıyordu:

"Emir Savaş Kaya'nın avukatı olmakla büyük bir hata yaptın Işık Aksoy. Bizi karşına aldın. Bundan pişman olacaksın. Ayağını denk al."

Bu mesaj karşısında gözlerim bir an için büyüdü. Bir anlam veremediğim bu tehdit dolu mesajın kaynağını anlamak için telefonumu tekrar inceledim. Kim olabilirdi, neden bana bu şekilde mesaj gönderiliyordu? Emir Savaş'ın avukatı olmanın getirdiği riskleri düşündüm; belki de bu, işin içinden çıkılamayacak bir durum olabilirdi.

Kafamdaki soruları cevaplandırmak için bir sonraki adımımın planlaması gerekiyordu. Bu tehdit beni durduramazdı; tam tersine, daha dikkatli ve hazırlıklı olmam gerektiğimi anladım. İlk yapmam gereken şey, bu mesajın kim tarafından gönderildiğini bulmaktı. Araştırmalarımı derinleştirmeli ve Emir Savaş'ın etrafındaki gizemli güçleri ortaya çıkarmalıydım.

Kararlılıkla kahvemi yudumladım ve salona geri dönerek bilgisayarımı yeniden açtım. Artık daha dikkatli ve tedbirli olmalıydım. Gözlerimi ekrana diktim ve yeni bir araştırma serüvenine adım attım.

End of chapter

26 comments