Günler birbirinin ardında sıralanırken Ben hala kabullenemiyordum hayatımda olan bu değişimleri. Bu gece, yıldızlar gerektiğinden daha fazla parlıyor gibiydi sanki.
Bu gece her şeyin yeri daha farklı gibi, belki de ben daha yeni görüyor gibiydim. Bir an hiç düşündünüz mü? evinizde bir yere odaklandığınızda o yerin size her zamankinden daha farklı geldiğini. Bende de öyleydi işte, bu evreni, düzeni, dünyayı sanki yeniden görüyormuşum gibi her şeyi bana çok farklı geliyordu.
Eğer bulutlarla, gece, ay ile konuşabilecek fırsatım olsaydı, ona ağlayarak defterime döktüğüm bu yazıları aktarırdım.
Üzüntüme ortak olacak bir varlığı hissetecek olsaydım bu hissiyatı aya, bulutlara, geceye aktarırdım ve konuşmaya başlardım;
Gözyaşlarım yatağını oluştururcasına akardı.
Durduramaz ve bu oldukça daha da çok kabullenirdim gideceğini.
Düşünmek acı gözyaşlarına dönüşürdü, bu acı o kadar yakardı ki beni dokunduğun yerlerime işler kapanmayacak yaralar açardı.
Her canının yandığında, o yaralarım daha çok açılır gezegenin karanlığını etrafa yansıtırdı.
Gülüşün için bir yıldız ekler, düşünceler tekrar dönüştüğünde ise gözyaşlarıma kayardı her bir yıldız düşerdi gökyüzünü yansıtan masmavi yatağına.
Öyle derindir ki bu uyansıma, bakacak olsam çeker beni dalgaları.
Öyle acıdır ki suyu düşüncelerim olur yanağımdan akardı.

