Alex, donup kaldığından dolayı sarsılan yerden kendini dışarı çıkarmayı bile düşünemedi. Devam eden sarsılma bitmeye yüz tuttuğunda kendine yeni geldi Alex. Duruma vereceği tepkiyi düşünmeye başlar başlamaz aniden durdu küçük çaplı bu lokal sarsıntı. Ardından yakınındaki iki noktadan birbirinin başlangıç noktasına doğru eliptik bir alan oluşturarak ilerleyen bir şekilde toz kalktı. Alex, bulunduğu yerin bu eliptik bölgenin odak noktalarından biri olduğunu fark etti. Kalkan toz uzaklaşmaya başlayınca sadece tozun kalkmadığını içerisinde bulunduğu bu bölgenin etrafının sanki alıp götürülecekmiş gibi kazılmış olduğunu anlaması saniyeden kısa sürse de o kazandığı bu farkındalığı henüz değerlendirme mekanizmasına bile girdiremeden yer yeniden sarsılmaya başladı.
Eliptik bölge dibe doğru çöküyor, kendisinin bulunduğu nokta daha aşağı iniyor, merkezinin üzerinde bulunduğu çembersel bölge ve elipsin diğer odağının bulunduğu yukarıda kalan çembersel bölge düz dururken arada kalan ve çemberleri bağlayıp elips yapan yol ise uzayıp üstünde kalan bölgeyle arasını açıyordu. Aniden duran sarsıntı ve dibe çöküş son bulduğunda kazandığı hızı aniden kaybeden yüzeye karşı koyamayıp yere kapaklandı son derece şiddetli çarpmasına rağmen fazla hasar almadan gözlerini açabildi ancak göz kapaklarını kaldırmak nafileydi görmek için. Göremiyorsa hissetmesi gerektiğini düşünerek gözlerini tekrar kapatıp ayağa kalkmayı denedi ancak yüz üstü yığılıp kalmış halinden ancak dizlerinin üstüne kalkabildi düşüşünün verdiği bitkinlik sebebiyle.
Gözlerini açtı ve elipsin karşı odağı olduğunu tahmin ettiği yere baktı. Kulakla işitilmesi imkânsız bir titreşme başladığını fark etti gördüklerindense hissettiklerine yoğunluk vermiş yeni kazandığı muazzam odak yeteneği. Ardından tam baktığı yerden gözlerine ışık vurmaya başlamıştı. İçeri giren bu ışık öyle özenle yönlendirilmişti ki mağaranın geri kalanındansa tam kendisinin üzerini aydınlatıyordu. Kendisini sahnede gibi hissetmeye başlatmaya yetmişti bu muhteşem odaklanmış güneş ışığı. Ama göremediği zaman baktığı yerin aslında elipsin karşı tarafı olmadığını anladı baktığı yerden ışık gelince. Hemen bakışlarını biraz daha aşağı iliştirdiğinde karşıda hiçbir şey yoktu ancak hafif titremeyi hala hissedebiliyordu. Titremenin bu sefer de ışığın karşı tarafa bir odak noktası oluşturduğunu gördü. Ama bu imkânsız olan bir yerden geliyordu. Kendisinin üzerine gelen ışık bir yıldızdan geliyorduysa şimdi karşı tarafı aydınlatan kendi üzerinden gelen ışık neyden geliyor olabilirdi ki? Birden fazla yıldız olamazdı sonuçta bu dünyayı farklı yönlerden aydınlatan. Şimdilik bunu umursamadı. Onun yerine bu muhteşem ve haşmetli bir şekilde hazırlanan yeraltı sahnesinin nedenini ve karşı odağın boş olmasının nedenini düşünüyordu. Acaba bu fiziksel bir test miydi karşı tarafa çıkabileceğine dair? Öyle olsa neden yer altına yapılma gereği duyulsundu ki? kaçmaması için olabilirdi ama kaçmaması için daha kolay şeyler de yapılabilirdi.
Gücünü toplayıp ayağa kalktı ve çıkmayı planlamaya başladı. Ancak ayağa kalkmasıyla beraber kırılma sesi ve hışırtıyla küçük bir miktar bile hareket etmeyen tozlardan bir bulut oluştu karşısındaki aydınlatılmış yerde. Ardından toz bulutunun üst kısmında dikit gibi bir şekil oluşup bulutunu da arkasında getiren bir mızrak gibi Alex'in üzerine doğru yol aldı. Bir Çin ejderhası gibi kıvrak, bir kum fırtınası gibi hiddetli hareket ediyordu bu garip toz bulutu. Alex anlamlandıramadığı varlık karşısında bir şok etkisine bürünüp donakalmıştı. Hiçbir duygu belirtisi gösteremediği gibi korkudan kaynaklanması gereken adrenalini bile pompalamamıştı vücudu. Garip toz bulutu Alex'in yanına gelip aniden durdu ve arkasından getirdiği toz Alex'in boynundan aşağı her tarafını kapladı. Yüzü olduğunu varsayabileceği, tozun takip ettiği sarkıt şeklindeki uç noktası Alex'i inceler gibiydi. Etrafında yavaşça iki tur atıp kendisini takip eden tozu Alex'in etrafına bir yılan gibi sardıktan sonra sertçe sıktığında Alex irkilmiş, ancak hala şokun etkisinden çıkıp kendine gelememişti.
Bir süre daha inceledikten sonra Alex'in ağzından bir açıklık bulup hızla ciğerlerine doğru ilerledi. Ani refleksle gözlerini kapatıp öksürmeye başlayan Alex istemeden de olsa bu garip yaratığın ciğerlerine inmesini engellemişti. Gözlerini açıp tekrar ona baktığında ise gördüğü şey onu çok korkutmuştu. Yaratık bir mızrak haline gelmiş ve saplanmaya hazırlanır gibi kendi etrafında dönüp arkasından gelen tozlarla kısmi bir hortum oluşturmuştu bu mızrağın üstünde. Alex'in irkilip kendini ölüme hazırlanışını bir masumiyet gibi görmüş olsa gerek ki verdiği karardan vazgeçip eski haline büründü garip yaratık.
Yine Alex'i izlediği birkaç dakikadan sonra Alex'in ayaklarının 20 ila 30 santimetre uzağından tabana doğru girdi ve bir anlığına yok oldu. Alex ise dibe çökmeye başladığındaki sarsılmaya benzer bir sarsılma hissetti ve yere yattı. Bu şekilde olası bir tekrar çöküşte daha az hasar alırdı. Asansör den düşerken yapılması gerekenle aynı şeydi bu. "Benzer durumlar" demek isterdi ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın şu an yaşadığı şeyleri daha önce yaşadıklarıyla kıyaslayamıyordu bile. Tüm bunları düşünürken bir anda yerden Alex'in boyunda bir sütun yükseldi. Yükselen sütunla beraber garip toz bulutu da yeniden ortaya çıkmıştı. Bazısı derin bazısı ince dokunuşlarla sütunu eşip bir insan bedenine büründürmeye başladı garip yaratık. Bu golemvari yaratık gitgide Alex'e benziyordu sanki. Bittikten sonra tıpatıp Alex olan bu modelin alnına bir şeyler çizdi. Rünik bir alfabe olduğuna emindi aslında Alex, ama bilmiyordu ki rünik alfabeleri.
Ardından Alex'in birebir kopyası olan golem hareketlendi. Gözüne Alex'i kestirip saldırma amacı güttüğünü belli eder bir şekilde baktı. Çok gerçekçi bir yapıttı bu. Alex benliğinden emin olmasaydı kendisiyle karşı karşıya olduğuna ikna olabilirdi bile. Ardından bunun bir dövüş olduğunu fark edip üzerine gelen golemin yumruğunu bloklamaya çalıştı. Ama gücünden emin olmadığın biri için kaçınmak yerine bloklama yapmanın ne kadar da ahmakça olduğunu yumruğun kendi kolları ile beraber suratına çarpmasıyla anladı. Golem bariz bir şekilde aşılamaz bir güce sahipti. Ayağa kalkacak hali kalmayana kadar duvardan duvara çarpılan Alex, bayılıp kendini bu dünyada ilk uyandığından beri bulunduğu noktaya, bir ærthalean'ın merhametine bıraktı.
