Skip to content

ALAN

Chapter 3 · 2 min read

ALAN

Chapter 3

3. BÖLÜM

YENİ BOLUM SİZLERLE....

-----------

“ Ah be ne kadar güzel gözüküyorsun. Işıkların geceyi aydınlatıyor. Ama o ışıklarını insanların acısını örtmek için yaktığını biliyorum.”

Sustu. Susmakta çareyi arayan biri gibi. Tekrar sustu. Elindekileri yere bırakıp bir kaç adım attıktan sonra omuzlarında ki yükler ağır geldiği için birden yerde diz çöktü:

“ Sana yine yeniliyorum dünya. Yine diz çöktürdün. Yine yine yine yaptın yapacağını.”

Yenilmek istemiyordu Aras artık kazanmak istiyordu. Ama yapamıyordu. Bir kez kazansa hep kazanacaktı bunu da biliyordu. Hayat buna izin verse dünya verecek miydi?

Aras dizlerinin üzerinden kalktı. Etrafına baktı. Poşete doğru yürüdü. Tam alacağı sırada hiç beklediği bir anda vücudu ona gösterdiği ihanetle yere yığıldı.

Neydi bu şimdi. Neyin bedeliydi. Neyin cezası...

Aras kaç saat orada kaldı bilinmez ama arkadaşı sayesinde bulunup hastaneye gelmişti.

Gözlerini açmadan burnuna dolan o hastane kokusu midesinin bulanmasına sebep oldu. Yüzünü buluşturdu. Acı hissetmiyordu ama hissettiği çok farklı bir şey vardı sebebini gözlerini açmadan göremeyeceğini biliyordu.

Aras gözlerini yavaş yavaş açtı. Hiç bulunmak istemediği o hastane odasında açtı gözlerini. Nefret ettiği o odada...

Batu odanın bir köşesine oturmuş arkadaşının uyanmasını beklerken uykuya yenik düşmüştü. Aras hafif yatakta kıpırdanmaya başladı. Başının dönmesi üzerine biraz duraksadı. Gitmek istiyordu buradan bir an önce. Zorla kalktı. Başının dönmesini umursamadan hep inat ettiği gibi.

Batu sesler üzerine uyanmış arkadaşının neler yaptığını anlamaya çalışıyordu. Aras kolunda ki serumu hızla elinden çıkarınca akan kanı umursamadan ayağa kalkmıştı. Batu hemen ayağa kalkıp:

“Ne yapıyorsun ya sen? Manyaksın... Aras kendine gel otur şuraya. Vücudun kaldırmıyor bazı şeyleri otur şuraya... Ah be oğlum elindeki serumu niye çıkartıyorsun. Kan durmuyor aferin sana aferin...”

Aras, Batu’yu duymuyordu bile tek istediği gitmekti. Buradan bir an önce uzaklaşmak istiyordu.

Aras’ın kafasında dönen onca şey varken kendini bile düşünmüyordu. Düşünmek bile istemiyordu. En son isteyeceği şeydi kendini düşünmek...

Hayat bize ne zaman kendimizi düşünmemize izin verdi? Hatırlıyor musunuz? Ben hatırlamıyorum bana hiç bir zaman kendimi düşündürmedi. Hep bir başkasını düşünmemizi sağladı. Kendini düşünmek en aptalca şey gibi geldi bize hep.

Hiç bir zaman umursamadık kendimizi, düşünmedik, yıprandık yıprattılar. Buna hiç bir zaman sesimiz çıkmadı. Çıkartmamıza izin vermediler. Fırsatı tanınmadı, tanınsaydı bu fırsat belki her şey daha iyi olacaktı ama olmadı. Olmayacakta.

Aras sakinleşmiş yatakta oturup doktorun söylediklerini dinliyordu:

“ Aras Bey durumunuz böyle giderse kötüye gidiyor. Bir an önce tedavi olmanız gerekiyor. Vücudunuzdan aldığımız tahliller üzerine çıkan sonuç pekte içler açıcı değil. Günlük düzenli alkol tüketimi sizin vücudunuza iyi gelmiyor...”

Aras söylediklerini umursamıyordu. Hastane kapısından çıkınca Aras yine aynı Aras olacaktı. Biri veya birileri onu değiştiremeyecek, değiştiremezdi.

Doktor son cümlesinde:

“Kendi sağlığınız için bunlar. Umarım anlatabildim. Kendinize iyi bakın. Birazdan taburcu olacaksınız.”

Aras:

“Peki iyi can kurtarmalar size.”

Aras’ı değiştirebilecek değiştirmek için çabalayan onca kişi varken kimseyi umursamıyor, umursamakta istemiyor.

End of chapter

3 comments