Mira, iki muhafız eşliğinde malikânenin koridorlarında yürüyordu.
Duvarlar, eski soyluların portreleriyle doluydu. Her tabloda aynı şey vardı.
Gösterişli sofralar.
Gülümseyen insanlar.
Ve altın harflerle yazılmış tek bir cümle:
"Bereket, itaat edenlere bahşedilir."
Mira içinden tekrarladı.
"Bereket mi... yoksa çalınmış bir hayat mı?"
Muhafızlardan biri durdu.
"İçeri gir."
Kapıyı açtı.
Burası malikânenin kütüphanesiydi.
Tavana kadar uzanan raflar binlerce kitapla doluydu. Mira daha önce bu kadar çok kitabı bir arada hiç görmemişti.
Ortadaki masada yaşlı bir kadın oturuyordu.
Gümüş rengi saçları sıkıca toplanmıştı. Yuvarlak gözlüklerinin ardından Mira'yı dikkatle süzdü.
"Demek yeni yardımcı sensin."
Mira başını eğdi.
"Evet."
"Adın?"
"Mira."
Kadın kısa bir not aldı.
"Ben Kütüphaneci Selene. Burada konuşmadan çalışırsın, izinsiz hiçbir kitaba dokunmazsın ve bu odadan çıkarılan her kitabı bana teslim edersin."
Mira sessizce başını salladı.
Selene ayağa kalktı.
"Bugün sadece rafların tozunu al."
Saatler geçti.
Mira rafları temizlerken kitapların isimlerini okumaya çalışıyordu.
Bitki Bilimi.
Toprak Verimliliği.
Hasat Takvimi.
Bir an duraksadı.
"Hasat..."
Çocukluğundan beri öğretmenleri toprağın öldüğünü söylemişti.
Öyleyse neden hâlâ hasat hakkında yeni basılmış kitaplar vardı?
Tam uzanıp kitabı alacakken...
"Dokunma."
Selene'nin sesi sertti.
Mira elini hemen geri çekti.
"Merak, insanı mezara götürür."
Mira özür dileyip işine döndü.
Akşam üzeri Lord Aldren kütüphaneye girdi.
Selene hemen ayağa kalktı.
"Efendim."
Aldren'in bakışları kısa süreliğine Mira'ya kaydı.
"Nasıl çalışıyor?"
"Kurallara uyuyor."
Aldren hiçbir şey söylemeden masaya mühürlü bir dosya bıraktı.
"Bu dosya yalnızca bana ait."
Selene dosyayı aldı.
"Anlaşıldı."
Aldren çıkarken dosyanın içinden küçük, sararmış bir kâğıt yere süzüldü.
Ne Selene ne de muhafızlar bunu fark etti.
Koridor sessizleşince Mira yavaşça eğildi.
Kâğıdı avucuna aldı.
Üzerinde yalnızca birkaç kelime yazıyordu.
"...Gizli Bahçe'nin kuzey kapısı..."
Devamı yırtılmıştı.
Mira'nın kalbi hızla atmaya başladı.
"Gizli Bahçe..."
Bu ismi daha önce hiç duymamıştı.
Ama nedense...
Sanki bütün cevaplar o iki kelimenin içinde saklıydı.