... Hazırlanmaya başlamıştık, Utku 'nun saçma sapan fikirleri sayesinde sevgili rolü girmişti meseleye. Yani anlayan anladı , sadece Utku ve Asya bizim rol yaptığımızı düşünüyordu ama biz son derece nettiz aslında kimse bilmesede . Sadece iki kişinin bildiği bir sır bu . Ve şimdi akrabalarımı çatlatmaya hazırım o nazar değdiren gözlerini benden , sevgilimden ve canım arkadaşlarımdan sakınsınlar .
Sizi bir şey iza etmem gerekirse. Ateş 'in ne kadar komik gözüktüğünden bahsederdim. İki saattir kravatı bağlamaya çalışıyordu.
Yardım etmeye kalkışsak. " Benim kravatım. " deyip. Teklifi geri itiyordu. Yüzünden okunuyordu . Benden bile gergindi. En son mayonez mitinginden sorna karakolda annemi görmüştü.
Ergen iken yani , çok ergen hemde .Asya 'nın vücudu biraz kiloluydu. Utku'nun boyu olması gerkenden kat kat daha uzundu. Ateş'in ise bir sürü aknesi ve en önemlisi diş telleri vardı . Ben ise bildiğimiz ruhani bir manyaktım.
Annem tüm suçu Ateş ve Utku 'ya yığmıştı. Nerdeyse tüm hakaretleri almıştı Ateş , annemden. Utangaç biriydi zaten .
...
( ATEŞ ANLATIMIYLA)
İki saattir şu lanet olası, kravatı bağlamaya çalışıyordum . Acaba "Şule teyze yine bana bir eşek gibi bakacak mıydı ? Dövecek miydi !? Ya rezil olursam !?"
Aynı zamanda aklımda böyle bir çuval vardı . Birde Utku'nun saçma sapan bir fikri ile sevgili rolü çıkmıştı başımıza , zaten sevgilliydik ama bunu kimseye söylemediğimiz için Asya ve Utku' da bunu bilmiyordu .
Bir tek Kızıl Tilki 'nin annesi Şule teyze ile Filiz 'in haberi vardı . Ama Şule teyzenin tepkisi bence çok normaldi. Beni inanınki haşlayacaktı.
O anda kravatımı biri tuttu.
" Rahat mısın ? " dedi gülerek. Kim mi !? Kızıl Tilki ...
Gülerek yanıtımı verdim. " Sayılır ."
" Bir kere önce bağlamayı öğrenmelisin. " dedi bu sefer bana iğneliyici bir bakışla .
" Şu rol işi sanırım bana yarıyacak Kızıl Tilki 'im .Seni istediğim gibi öpebilirim."
" Ya Ateş manyaklaşma .Annem seni çıkışta parçalamasın bence. " dedi bu sefer dalga geçerce .
" Peki öyle olsun ama elini öperim. Yada yanağını. Ve elinide tutarım. " dedim bu sefer . Kravatı bağlamıştı o vakit ve geri çekildi.
Kravatta baktı anında . " Annem seni parçalayacak Ateş . " dedi kullağıma eğilerek. Komik bir bakış attım ona.
" Çıkalım artık istersen ."
" Olur . " dedi yanığıma minik bir buse dudaklarını değdirerek.
" Asya , Utku gelin artık ! "
" Geldik ! " diye haykırdı Asya . " Hadi Utku ! Geride kalma ! "
.
( ATEŞ ANLATIMIYLA)
Karavanı açtığımda ilk ön koltuğa Kızıl Tilki yerleşti.
" Teşekkür ederim beyefendi. "
Sürücü koltuğunun yanındaydı hemen . " Rol varsa, en iyisini oynayacaksın. "diye mırıldandı.
Yolda viraj alıyorduk, yavaş yavaş . Klasik İzmir'in beton yığını gibi olan yollardan geçiyorduk. . . Uzak mesafeler atlatacaktık. Kalabalık bir konumda idi . Zaten bir büyük bir yer olacağını söylemişti Kızıl Tilki.
Zenginlermiş. Hemde mega zenginlermiş. Onların fakir fukara gibi bir görüntü veriyorduk.
Herkes orada olacaktı . Gerildikçe geriliyordum. Saklayacak bir kolum. Ve sevgilim ile eğlenceli bir an geçirmek niyetim vardı.
...
( UTKU ANLATIMIYLA)
Ne trafik vardı ya !? Gir git bitmedi. Alt tarafı bir kız isteme. Diye düşünceğimimi sanıyorsunuz cidden!? Ben çöpçatanın tekiydim.
Valla bu sevgili rolü falan filan tam benlik bir şey . Asya ile zaten öyle bir ilişkimiz vardı. Gerçek oldu...
Gerçi bu odun kafalı işi bocalayabilirde boş verin orasını. Asya biraz istirahat ediyordu. Masmavi bir elbise giymişti. Canım karım benim Asya Kıtam...
Yüzümdeki yanıkları fondöten ile kapatmıştık. Sırtmasın diyede Asya pudra ile sabitlemişti. Ateş ve benim ellerimde ise simsiyah eldivenler vardı .
" Ya Ateş oradan girmeyeceksin ! "
" Ya hayır ! "
" Ya oradan değil. Evin en hakimi benim şuan aranızda. "
" Emredersiniz hanımefendi. "
" Aferin. "
Böyle dediklerine bakmayın 2 saat yol boyunca kavga ettiler . En sonunda ise Ateş , Nevra 'nın gönlünü almıştı.
...
( ASYA ANLATIMIYLA)
Kusura bakmayın ama ne güzel uyumuştum. Yere ayağımı basar basmaz anladım ki . Sandığımdan bile çok insan olacaktı . Utku işi zaten sarma falan olacaktı . Yani ondan pek şüpheli bir şey görünmüyordu.
Ateş ise ikide bir ayaklarını sessizce yere vuruyordu. Gergin olduğu gözlerinden, hatta ellerinden bile anlaşılan bir şey idi .
Nevra ise normaldi. Ateş'in eline yapışmıştı. Rolünün gereği...
Çöpçatan kocamın oluşturduğu bu düzen neden ise benim bile hoşuma gitmişti.
...
( NEVRA ANLATIMIYLA)
Bir besmele çekip kapıyı usulümdeki gibi üç defa tıklattım. Asya ve ben önde. Ateş ve Utku hemen bir adım arkamızda duruyordu . Asya ve Utku'nun elleri birbirine değiyordu .
Bende aynısını yaptım. Hemde herkesin önünde ilk defa . Kapıyı açan annem olmuştu. Dik bir bakış atmıştı önce Ateş 'e , sorna bana. Sorna ellerimize ...
" Merhabalar çocuklar . " dedi otoriter bir sesle.
" Merhabalar Şule teyzecim . " dedi bu sefer kibar bir İstanbul Beyefendisi edallarındaki sesi ile.
" Şey anne Merve nerde acaba? "
" İçerde kızım siz geçin. "
" Peki . " diye onayladı Asya .
...
( ATEŞ ANLATIMIYLA)
En son ben girecektim ki ...
Önümü Şule teyze kestti.
" Kalbini kime kaptırdığına dikkat et evlat ! Kalbini kırarsan beni bulursun karşında ! Gözüm üzerinde. Alaçatı Gitarcısı . "
( YAZARIN ANLATIMIYLA)
Ateş beklemiyordu böyle bir şey ta kapıda bilmiyordu ki hiç bir şeyi . Anlam verememişti. Nevra'nın annesi Şule 'nin böyle aslan gibi kükremesini.
Dediğim gibi hiç bir şey bilmiyordu ki :
( YAZARIN ANLATIMIYLA) 1991
Yine bir huzur yoktu , Şule 'nin evinde. Yine bir kavga havası vardı. Kavga nedeni bu sefer , Nevra 'nın babası Ali 'nin akrabalarında, nede ekonomik sebeplerdendi.
Kavga nedenleri Nevra 'idi bu sefer . Kızlarının onlardan gizlediği iki genç delikanlı söz konusuydu. Özelikle de kıvırcık olan.
Şule 'ye göre :
Adapsız ve terbiyesizin tekiydi.
Ali 'ye göre ise :
Sadece cesurdu.
Şule bağırmaya devam ediyordu her vakit . Sinirliydi. Hemde çok sinirliydi. Kızgınlığını Ali 'den çıkarıyordu yine ama yine .
Boşanmışlardı aslında çok önce . Ama velayet hala Ali 'deydi. Buda Şule 'yi gıcık ediyordu.
Kızını kendi kanunlarına göre , kendine göre güçlü yetiştirecekti.
Ali ise kızının hayallerine göre ilerlemesini istiyor ve aşık olduğunda iyi bir şekilde izin verecekti.
...
" Ali bak ! Ben kızımı doğru düzgün bir adama vereceğim sen bunu anlamıyor musun!? Senden çektiğmi kızım asla çekemez ! "
" Şule ! Ben kızımın güzel bir hayatı olsun istiyorum. Bırak kız sadece arkadaşları ile takılıyor. O artık küçük değil ! Nerdeyse yetişkinliğe adım atacak . Bak şu vakit 21 yaşına geldiğinde yetişkin olacak . Bizim yapabileceğimiz şey kızımızı desteklemek."
" Arkadaşları ile takılıyor ! Arkadaşı! O adamlardan birine aşık olursa ne olacak sence Ali !? " dedi atarlı ve evham ile . " Sen buna müsade mi edeceksin !? Kızımı bizim beğendiğimiz birine vermemiz dağa güvenli. "
" Kızımın sevdiği biri ile olması daha iyi benim için Şule . "
" Sen demeki kızını bir Alaçatı Gitarcısına vereceksin Ali ! " diye haykırdı yüzüne.
" Sevdiyse evet! Vereceğim. Delikanlı ise vereceğim Şule! "
" Peki Ali, gidiyorum ! " dedi arkasına dönerek. O anda Ali , Şule 'nin elini kavradı. " Gitme Şule ! "
" Gidiyorum Ali ! "
...
( ATEŞ ANLATIMIYLA)
Tamam dikkatli olmalıydım. Ne iza edebilirdim ki ?
" Merak etmeyin efendim. Ben kızınızı kendimden bile çok seviyorum. Onun kılına dahi zarar veren varsa ... "
" Anladım . " dedi kabullenmiş ama başı dik şekilde.
( YAZARIN ANLATIMIYLA)
Şule baka kalmıştı Ateş 'e . Ateş içeri girmişti bile . Asya ve Nevra 'nın ayaklarında . Misafirlik için getirdikleri temiz topuklu ayakkabılar vardı. 60 'lar gibi kokan bu konakta . Her şey eskiydi. Böyle bir şey beklemiyordu Ateş .
İzmir 'de konak var mıydı ki ? Birkaç tane vardır demi !? Baya varmış.
İzmir 'liler bunu nasıl görmüyordu ya !? Yalıları görmeye daha alışktı. Gözüne zenginlik kaçmıştı. Böylesine cidden rastlamamıştı. Detaylıydı ,iki katlıydı. Bir sürü odası olduğu belliydi. Merdivenlerde kırmızı kilim vardı . Ve merdiven şeklini alsın diye altın renge boyanmış demir çubuklar ...
Oturma odasına girdiğinde ise hemen Kızıl Tilki 'sinin yanına oturdu . Ve elini hafiften kavradı.
Hafif irkilmişti Nevra . Kemal ile sohbet ediyordu. Kemal 'in bakışları Ateş 'e kaymıştı.
" Senin sevdiceğin mi ? " diye sordu Nevra 'ya bakarak. Beklemiyordu denemezdi ama sanki beklemiyordum havası veriyormuş gibi söze daldı.
" A , evet . " dedi Ateş 'e minik göz ucuyla bakarak. Nevra'nın büyücü yengesi ile Asya âdeta göz göze gele gele bakışıyordu. Utku ise uzun boyu ile araya sıkışmıştı. Yaşlı teyzeler arasında.
Neden bu kadar yaşlı vardı ki !? Kemal buradaki belki en gençti . Daha damat tarafı bile gelmemişti. Gelin nerdeydi? Akılda dönen sorular bunlardı.
Nevra 'nın " Yılanlar. " dediği kadar vardı. Hinayet insanlar gibi görünüyordu nitekimi.
Utku ise arada sıkışmış kendini yemeğe , böreklere , çöreklere ve belki hayatında yediği en iyi sarmaya vermişti. Taktığı numaralı gözlüğü düzeltti ve ev ayakkabısı niyetine giydiği. Sivri burun botlarına baka baka yedi.
Ara sırada siyah papyonu düzgün mü diyerek bakıyordu ? Nevra merak ediyordu. Ona " içeride " denilmişti. Acaba yatak odasında mıydı ?
Kemal ile konuşan Ateş 'in kulağına eğildi . " Benle gelsene. "
" Peki ." diye onayladı sessizce. Ve hızlıca değilde ,yavaşça yerlerinden doğruldular . Asya ve Utku'nun tam kalkacakken. Ateş yavaşça kaş göz yapmaya başladı.
Mesajı anlamış olacaklardı ki hemen yerlerine tünemişlerdi tekrar. Biz ise Ateş ile merdivenlerden çıkarken , o tablolara bakıyordu. Hafifçe cimcikledim .
Kendisi Prenses bir odun katagorisinde olduğu için her yeri inletmişti.
" Aptal ! " diye haykırdım yüzüne . O anda bana döndü . " Valla seni görünce aptal oluyorum . Çok güzelsin . "
Hafifçe sırıttım, " Ben tablo değilim yanlız , bana baktığından daha fazla baktın şu tablolara. "
" Beni tablodan mı kıskandın Kızıl Tilki !? " dedi alaycı bir gülümeyele.
" Yok ne alaka !? "
" Hadi hadi , kıskandın demi !? " dedi 15 yaşındaki ergen Ateş gibi davranarak. Yaptığımız şey ergenceydi. Büyümek, yerine küçülüyorduk. Eski mutluluk geliyordu yeniden ...
Belki bu hayatta büyümek değil, küçülmek daha güzeldi...
Çünkü küçüldüğümüzde olan neşe bizi büyüten asıl temeldi. Kaç yaşında olduğunuz yada nasıl göründüğünüz önemli değildi...
Önemli olan eski mutluluğu yakalamaktı...
...
Odaya girdiğimizde herkes bana dik dik bakıyordu. Tek kişi hariç ...
" Minik Velet Merak ... "
Onun dışında gözler Ateş ile benim üzerimdeydi. Merve dahil herkes şaşkın şaşkın bana bakıyordu. Kuzenlerim ve bazılarıda onların çocukları ...
O anda 1. en büyük olan kuzenim kızı son biriktirdiği beyni ile sakızını patlatarak bana doğru baktı. Elinde kitap tuturmuş okuyordu. Bakışlarını çektiği an ise konuşmaya başladı.
" Hiç kendini anlatamana gerek yok % 90 .5 'lik bir ihtimalle bu adam senin sevdiceğin. Doğru mu ? " dedi tekrar yapmacık gülerek kitabına döndü.
Ne çocuklar vardı ya? Zekilermiş baya ...
" Doğru bildiniz küçük hanım ." dedi Ateş neşeli bir sesle sırıtarak. Mutluydu.
Herkes bir ağızdan " Hayırlı olsun ." Cart curt söylerken , bunalmıştım. Ateş kolunu gizleme konusunda profesyonel gibiydi. Bunu farkettim bu anda ...
Onun dışında , damat tarafını beklemek kalmıştı tek olarak normal bir şeydi zaten . Damat tarafı hep geç gelirdi. Ya meşale falan ile gelirlerse. Tüm evrenin dalga konusu biz oluruz.
Ya şu miras olayından beri pek görümüyorduk zaten bu insanlar ile . Bol dedikodu çıkardı kesin.
Miras olayında zaten bize hisse falan kalmamıştı. % 0 koca bir 0 ...
Büyükbabannemin miras bırakmasıydı olay , söylediklerine göre acayip varlıklıymış. Ama ben çok para peşinde koşan bir insanda değildim, bana ne 'idi !?
Dönen muhabbetlerin hepsi para ,para , para 'idi . Yani bir süre sorna adamın başının etini çiğniyorlardı. Bir hal hatır sormak bile yok direk . Konu :
"PARA "
( NEVRA ANLATIMIYLA )
Ekonomik konuşmaları ikimizde sevmezdik. Tiksindirici yakıştırması yapılacak yüz ifadeleri vardı hepsinin.
O anda Merak doğruldu oturduğu yerden .
" Ateş abi şu Şule teyze sana bir şey demedi mi !? " dedi gayet normal ve sakin bir şekilde.
" Ne desin ki !? " dedi Ateş , benim düşündüğümü sözü ile yansıtarak.
" Yani o sana kızmadı mı ? Benle konuşurken kızgındı baya ! "
" Bir şey yok Merak . " dedi Ateş çaresizce.
Ama hiç inandırıcı bir ifadesi olduğu söylenemezdi. Ah anne ya valla kısmetim ile oynuyorsun.
" Neyse arkadaşlar biz artık aşağı inelim isterseniz. "
" Olur . Burada sizinkinide görürüz inşallah. " dedi kuzenim olan Ayşe .
...
Utku kendini tamamen ikrama batırmıştı. Asya ise bizim alman yenge ile dedikodu ediyordu.
Bir koltuk ise fitne fesatların koltuğu idi . Kınayıcı gözler ile bizi bakıyordu. Onun dışında Merve 'nin annesi ile ise Utku konuşuyordu .İkramları gömerken...
" Ya şey siz bu sarmayı nasıl yaptınız ? "
" Özel tarif evladım söylemem. "
Utku o anda hafifçe göz devirdi Asya 'ya .
" Hiç bilmiyorum Utku. " dedi Utku 'ya bakarak.
...
Ateş ve ben ise annemin bakışlarına kalmıştık. Annem bir bakıyor ,bir yengem , birde Kemal 'in annesi ,yani halam bize dik dik bakıyordu.
Annem dışında hepsi nazar değdirme oranı vardı. Merak ise yanımızda duruyordu hemen . Masum masum bakıyordu Ateş 'e . Siyah saçları , aynı benim gibi olan ela gözleri ile ...
Utku ve Asya 'nın alemi ise Utku 'nun her ikramın tarifini sorması ile geçiyordu. Merve 'nin annesi Ayşe teyzenin her ikramı çok lezzetli olurdu. Zaten Utku 'yu nasıl ikna ettiğimi sanıyorsunuz?
Onun dışında Ateş 'e sorulan klasik sorularda vardı. Sanki beni isteyecektiler gibi sorular :
" E , evladım sen kimlerdensin ? Adın ne ? Ne meslek yapıyorsun ? Kaç yaşındasın?" diye sordu anında yılanımsı bir canlı olan yengem.
" Parlar 'danım , adım Ateş Parlar. Onun dışında kitapçıda çalışıyorum ." O anda annemin gözleri büyüdü. Ateş 'in hala Alaçatı veya sokaklarda gitarcı olduğunu düşünüyordu.
" Onun dışında hobi olarak gitar çalıyorum. Yaşıma gelirsek bu ayın 25 'inde 24 'üme gireceğim teyzecim."
" Aman aman ne güzel . Peki senin memleket neresi senin evladım? "
" İstanbul efendim. İstanbul'da doğdum. "
" Güzel şehir ha . Oğlum sen neden İzmir 'e geldin ki ? "
" Ya efendim su problemi var zaten, hem çok kalabalık. Zaten ben küçükken geldim buraya . "
" Anladım evladım. Peki sen kaç yıldır İzmir 'desin? "
" Baya oldu teyzecim. Valla ben bebekliğimden beri İzmir 'deyim . 4 - 5 yaşlarından beri . "
" Sen hiç gittin mi memlekette ? Senin ana baba nereli? "
" Gittim efendim. Böyle gezmek için. Babam İstanbul 'uydu. Annem İzmir 'liydi. "
O anda arkadan soru yönelltildi...
" Sağlar mı evladım ? "
" Yok . Mallesef efendim rahmetli oldular . "
O anda annem konuşmaya başladı .
"Allah rahmet eylesin evladım. "
" Teşekkürler efendim. " dedi semaptikçe karşılayarak.
" Neyse bu konuyu kapatalım isterseniz ." diye araya girdi bu sefer Kemal 'in annesi olan halam .
" E , evladım senin hiç kardeşin falan var mı ? Yada bir büyük akraban. "
" Var efendim bir kız kardeşim var . Adı Selin . Birde ninem var . "
" Allah bağışlasın . Kaç yaşında peki ?"
" 21 yaşında . "
" Ne güzel peki üniversite okuyor mu ? "
" Hazırlık aşamasında,bölümü kazanmaya çalışıyor inşallah bu yıl olacak ."
" İnşallah yavrum. Seni ne güzel yetiştirmişler. " dedi o anda yengem. Yengem iyi miydi bilmiyorum. Annem ise Ateş 'e hala dik dik bakıyordu.
" Estağfurullah teyzecim. " dedi başını hafifçe eğerek. "
" Ay valla karşı komşunun İstanbul teorisi haklıymış. " dedi bu sefer kalabalıktan benim bile tanımadığım biri.
" Bu çocukla evlilik görüyorum Hatçe." dedi yanındaki kadına. Yüzümde tebessüm oluştu.
O anda kapı çaldı , Merve hemen ayağa fırladı ve kapıyı dangur mungur araladı. Damat tarafı gelmişti bile.
✨️❤️ BÖLÜM FİNALİ ✨️❤️
Arkadaşlar bir değişiklik olsun diye görseli sona koydum bilginize ♥️✨️
Öbür bölüm görüşürüzzz ♥️


