تخطٍ إلى المحتوى

4NOTA

الفصل 35 · قراءة 6 دقيقة

4NOTA

الفصل 35

MUTLULUK ( 1999 )

✨️35 . Bölüm: MUTLULUK ✨️

.

( NEVRA ANLATIMIYLA)

Kuş gibi hissetmediğimi biliyordum , rahat olmadığımı her an her şeyi batırıcağımı biliyorum kendimi biliyorum ama onun kollarına kendimi vermişken ne olup bittiğini hiç anlamıyordum. Hızlı bir yol olmuştu benim için ve kalan iki günümüz ...

Sakin kötü değildi ,güzel bir sakinlikti... Ne denir ona: Huzur ...

Saatlerce oturup birbirimize bakmak ...

Koşup koşup yanına gittiğim anda yaşadığım işte buydu . Kanepeye oturmuş Ateş saçlarım ile oynarken şu hint dizisini izlemek ...

Dizi zevkimiz belki kötü diyebilirsiniz ,benim değil Ateş'in sevdiği , benide artık sever hale getirdiği için bir şey demiyorum çünkü cidden bende sevdim sevmesem söylerdim.

...

Dikiş ve nakış kursuna geçmişe gitmeme rağmen hala saç örgüsü öremiyordum. Ateş çok güzel saç örgüsü örerdi , ona ördürmeyide geçmişte yaptırırdım.

İnanın daha önce ilk baharda yere dökülen papatyalar ile saçıma örgü örmüştü. Şuan saçlarımla oynaması hoşuma gidiyordu ,kendimi salmıştım.Ateş'in zaten artık gözleri kapanacak gibiydi...

Saat kaçtı ki !?

Daha öğlen şaka gibi ...

Utku ve Asya nerede !?

Bilmiyordum ki ...

O anda bir kapı çalması ile ikimizinde beyni havalandı ...

( ATEŞ ANLATIMIYLA)

Saçları cidden ipek gibiydi , güzel kokuyordu ... Bir çiçek gibiydi ... Güzeldi aynı ismi gibi ... Kızıl Tilki 'iydi o benim için ... İsmi çok güzel olduğu için kıyamıyordum ... Yıllarca ona bunu demiştim hep ama hep ...

Örgüler yaptım yine saçına bir ördüm bir açtım bit ördüm bir açtım... Böyle bir döngüdeydik... O anda zillin sesi kulaklarımızı doldurduğunda, hafifçe doğruldum...

Kim olduğunu biliyordum !?

Utku ve Asya !

O anda ikisinin yüzlerini görür görmez Kızıl Tilki'nin arkadan tüm İzmir 'in duyacağı sesle kahkahası belirdi ...

Utku 'nun yüzünde kocaman bir imza vardı , hemde koyu mürekkep , cidden komikti . Asya 'nın bilmez bir tavırla Utku'nun yüzüne baktı , yazık olmuşlardı valla .

Utku 'nun yıllarca giydiği gömleğin düğmesi gitmişti , Asya 'nın ise saçı başı dağılmıştı ikisininde yüzü tükenmez kalem izleri vardı , Utku 'nun yüzünde ise Asya 'nın imzası vardı.

İkisininde içten içten birbirlerine bakıyordu ...

...

( NEVRA ANLATIMIYLA)

Komikliğe bakar mısınız!? Asya yine bir gerizekalılık yapmış , tatlı kankam benim çocukta kocaman imza var yüzünde birde kıpkırmızı olmuş dövme gibi durmuş ...

Ay acaba Nehir 'e ne söylemişlerdi !? Çok tatlı görünüyorlardı... Her yerleri zaten kir ve yırtık içindeydi ...

Utku, Asya 'yıda çılgın etmeyi başarmıştı...

O vakit Utku 'nun sesizliğin sonunu getirmesi bir oldu .

" Selamınâleyküm"

" Aleykümselam! " diye haykırdı o anda Ateş , Utku'ya gülerek bakarak . " Ne oldu Utku'ya !? " dedi haykırarak bu sefer ...

" Asya nikah tarihi almaya gideceğimizde yanlış anladı. Yüzümü imzaladı. Sornasında zaten nikah memuruna yanlışkla defteri fırllatı. Sornada ben onun yüzüne çizik attım tükenmez ile . " O anda Asya daldı :

" Utku ise nikah memuruna yanlışıkla düşürdü. Heycandan adama tokat attı . E bizde burada... " Ateş sözünü kesti .

" He evet. "

" E , sornasında her şey bitikten sorna Utku tokat atıp daha rezil şeyler yaptığımız için kaçtık. He burada Nehir 'e söyledik . İlk başta ikimize küfürler savurdu . Sorna Selin geldi , eşkiya gibi bizi dövdüler sorna özür dilediler ve evlenmemize izin verdiler . "

Ateş gülmekten kendini alamazken, Asya ve Utku eve ayaklarını çoktan basmışlardı. Asya 'nın tavşan desenli çorapları ile kollarıma sarıldı anında , ve minik minik konuşmua başladı sesiz sesiz ...

" E, siz ne yaptınız !? "

" Oturduk Asya ! "

" Ya hiç mi gelişme yok !? " Vardıda gelişme ona şimdi söylesem bayılırdı sanırım şu evlilik işi bitince söyleyecektik ikimizde . Neler yapmıştık ,neler !?

" Ya ben bugün aslında burada kalacağım Asya . "

" Ne !? "

" Akrabalarım geldi kurtulmak için ."

" A, şey ben kalamam Utku 'yu aileme götüreceğim. Zaten 2 gün kalarız ,birazdan gideceğiz zaten nikah. O yarın başka nikah tarihi bulamadık. "

" Anladım . Ben Ateş 'leyim yani . Yarın hazır oluruz . "

" Aynen öyle, sakın da evi yıkmayın ! "

Gülmemi tutamadım o vakit Asya alemdi. Başlıyordu eğlence ne mi eğlence !? Tabiki sabahlayacağız. Ateş zaten kitapçıya gitmeyecekti ondan sonraki sabah ...

Asya ve Utku'nun biraz oturması için minik minik çay fincanlarına çay doldurdum. Hem konuşuyorlar , hem gülüyorlardı.

Ama içime ilk defa bir kurt düşmüştü, kalbimin tam ortacığına...

Ya mutlu olmazlarsa ...

Bir anda şaçma sapan bir şekilde ...

Annem ve babamın gibi olmasını istemiyordum ve olmayacaktı .

Onların üzülmesini istemezdim ama mutlulardı şuan ne olabilirdi ki !? Kendimi derin bir nefes aldım ve aklıma güzel düşleri düşünürken buldum.

Rahatlamış şekilde olduğumda ise kendimi kanepede, otururken buldum . Sohbetin içine dalmış . Müzik hakkında konuşurken buldum ...

Tekrar çalmaya başlamamız gerektiğini anlatıyordu hepsi bir ağızdan umutlulardı . Utku 'nun yüzüne atılan Asya 'nın imzası ise orada sert atıldığından dolayı yara gibi kalmıştı ...

Sonunda ise çıktıklarında , Ateş'in flörtöz yüzünü gördüm hemde bir o kadar , gözleri alev alıyordu adeta , bu sefer gözleri nefret değil aşkla bakıyordu.

Tekrardan bana yöneldi ve saçlarımı ufak ufak örgüler örmeye devam etmeye başladı ,yanağıma ve boynuma minik iki adet öpücük bıraktı . Ve mutfağa koştu kulağıma ise mırıldandı.

" Çok mutlu olacağız Kızıl Tilki . Eski günlerden bile çok . Biraz yemek yapmaya ne dersin? " dedi yanağıma minik hoş bir öpücük daha atarak .Biranda beni sürüklemeye başladı. Ama yerimden bile oynamadım. Cidden bir zeka geriliği vardı ...

Ayağa doğruldum ve gerindim. Ateş'in peşinden ilerledim bu sefer . Minik bir mutfaktı, bildiğimiz mutfaktı. Yöresel bir mutfaktı. Divanlar kırmızıydı üzerinde renk renk dokumalar vardı . Ben zaten bunların hepsini daha önceden görmüştüm.

Neyse yemek meselesine gelirsekte , aç kalmıştık neden mi !? Utku 'nun yaptığı sarmalar bitmiş ve dolapta bir şey yoktu !

Radyo mu yiyelim yani !? Galiba öyle olacaktı. Buzdolabında bir şey bulmak için çırpınıyorduk ikimizde minicikti. En sonunda minik buzluğun tam dondurucu kısmında elime bir şey değdi .

" Galiba dondurulmuş sarma bulduk Ateş ! " diye haykırdım .

" Cidden mi !? Dondurma değildir o sarmadır çıkar sen . " diyerek umutla baktı anında yüzüme .

" Bir dakika bu ağır !? " dedim memnuniyetsiz bir çehre ile , çıkan şey ise dondurulmuş bir radyoydu. Bozuk muydu ki !?

" He , Utku 'nun radyosu bozulmuştu. Bizim bir arkadaş dondurun düzelir demişti. Unutmuşuz. "

Elimde dondurulmuş radyo ile bakışırkken, Ateş'in başka bir dolaptan malzeme çıkardığını gördüm .

" Bak ne buldum!? " Şok olmuştum o rafa bakmak nasıl aklıma gelmemişti. Ne yiyecektik ki !?

" Ne yapacağız Ateş peki !? " dedim meraklı bir biçimde .

" Salata . "dedi sakince.

" Fazla kolay olmaz mı !? "

" E ,zorlaştırız güzelim . " dedi ve gözünü hafifçe kırptı. Ateş 'in cidden son günlerde cilve gibi bir özelliği çıkmıştı.

Önünde garip bir önlük bağladıktan sorna bildiğimiz her şeyi hoyrat mı!? Hoyrat şekilde doğradık.

Dönemediğim olayların hınıcını çıkarıyordum. Birde makarna dahil bir sürü şey vardı içinde .Yarında nikah vardı . Elbisemi seçmiştim bile acaba Ateş ne giyecekti ki !?

Bunun içinde acaba içinde sarımsak koymuş muyuduk !? Neyse bir şey olmazdı.

O anda Ateş elimden minik bir öpücük kondurdu :

" Ağzımın sarımsak koktuğunu biliyorum . " dedi gülerek, saçlarımı okşadı. " Ama seni öpmeden yapamam . "

İşte Ateş'i bundan seviyordum , hep kendiydi. Benim aksine ben sadece onla kendim olabiliyordum .

☆BÖLÜM FİNALİ ☆

نهاية الفصل

3 تعليق