Sonraki gün okula gitmek için uyandığımda hazırlanırken oldukça sessiz olmaya çalışıyordum çünkü Baran hala uyuyordu ve daha ilk zamanlardan onu uykusundan etmek istemiyordum.
En son ayakkabılarımı da giyip ayağa kalktığımda bana sırtı dönük olan Baran'nın sesini duydum. "Ses yapmamak için yavaş hareket ediyorsun da daha çok ses oluşuyor." Demesiyle olduğum yerde kalakaldım. Oldukça sessiz olnaya çalışıyordum aslında. "Üzgünüm, daha da dikkat edeceğim." O an yatakta yüz üstü dönüp bana baktı.
"Saat kaç?" Bileğimdeki siyah dijital saatime baktım. "08.28"
"09.00' da dersim var kalkmalıyım," dediğinde göz devirdim. Benimde dersim dokuzdaydı ancak onun kadar rahat değildim. "Benim dersimde 09.00' da. Yetişebilecek misin?" Diyerek sorduğumda gözleri kapalı bir şekilde uyku sersemiyle konuştu. "10 dakika sonra hazırım." Dedi. Kafa salladım ve "Ben önden çıkıyorum o halde,." Dedim.
Onun bir şey daha demesini beklemeden odadan çıkıp kapıyı arkamdan kapattım. Dün gece acaba fazla mı abarttım diye düşünmeden edemiyordum. Normal herhangi bir soruyu sormuştu ama o zamana kadar bir sürü soru sorduğu için artık son damlam olmuştu o soru.
Aramız elbetteki iyi olacaktı çünkü aynı ortak alanları paylaşıyorduk ama bazen beni zora sokabilecek şeyler yapacağını hissediyordum. Kötü olan şu ki utanmadan, çekinmeden her şeyi bana açıkça sorması bile beni rahatsız ediyordu. Yurt okula çok yakın olduğu için yürüyerek okula giderken bunları düşünmenin sırası olmadığını bildiğim için sadece okula odaklanmaya çalışıyordum.
Bugün okulum ilk günüydü. İstediğim bölümü istediğim üniversitede okuyabilecektim ve bunun için şu an mutlu olmam gerekti. Çoktan kampüse varıp hukuk fakültesine doğru yürürken cebimden bir sigara paketini çıkarıp dudaklarıma bir dal yerleştirmiştim ki arkamdan biri omzuma sertçe çarpıp dudaklarındaki sigaranın yere düşmesini sağladı.
Ben daha neyin ne olduğunu amlamadan sinirle sesimi yükselerek "Önüne baksana!" Dememle kafamı kaldırıp kim olduğuna baktım.
Benden uzun ve kalıplı olan adamın boynundaki dövmeyi fark etmemle kaşlarımı çattım. Bir serserinin bu üniversitede ne işi vardı. Simsiyah saçları ve beyaz teni ile bana benzediğini fark etmiştim. Ancak onun sol gözünün altında bir ben vardı.
Gülümseyerek bana yaklaştı. "Bir dal sigaran varsa bende alabilir miyim?" Dediğinde yutkundum. "Az önceki şey için özür dilemen gerekmez mi?" Dedim.
"Pardon, acelem vardı da seni görmedim benim hatam." Daha fazla uğraşmamak için sigara paketinden bir dal çıkarıp ona uzattım. "Teşekkür ederim" diyerek sigarayı alıp sag kulağının arkasında yerleştirdikten sonra bana elini kaldırıp "Sonra tekrar görüşelim." Diyerek yavaş yavaş uzaklaştığında bu elamanın herhangi bir sorunu olabilir mi diye düşünmeden edemedim.
Çünkü tanımadığı herhangi bir insana nasıl bu kadar yakın davranıyordu? Kafamı iki yana salladım. İnsanları çok sorgulamamak gerekti. Kendi fakültemden içeri girip dersliği bulduktan sonra sınıfa girdiğimde ilk gün olduğu için herkesin baya çekingen olacağını düşünmüştüm ama herkes birbiriyle oldukça samimiydi.
Amfinin yukarı merdivenlerine ilerlerken bir anda amfiden koca bir ses yükseldi. "Oooo, sende mi hukuk okuyorsun?" Bana mı seslendi diye arkamı donüp kim olduğuna baktığımda az önce sigara verdiğim çocuk olduğunu fark ettim. Koca okulda bu elemanla aynı sınıfa mı düşmüştüm gerçekten?
Gülümseyerek yanıma gelip elini omzuma attığında onun arkadaşları da bize bakıyordu. "Bu arkadaş bana az önce sigara ikram etti. Bu nedenle artık benim arkadaşım yani duydunuz mu beni?" Diyerek sınıfta sesini yükselterek konuşmaya devam ettiğinde omzuma attığı elini tutup iterek ona diktim gözlerimi.
"Ne yapıyorsun?" Diye sordum ve ondan uzaklaştım. "Özür dilerim, hala tanışamadık değil mi? Ben Serhat." Bir ona bir de arkasındaki bizi izleyen insanlara baktım ve göz devirdim. Daha ilk günden bu kadar çok dikkat çekmek istemiyordum ama bu çocuk beni tüm amfiye gösteriyordu.
Tekrardan gözlerimi onun benimkine eşdeğer olan kara irislerine dediktim ve "Benden uzak dur." dedikten sonra yanından omzuna çarparak geçip amfinin yukarı merdivenlerine çıkıp sondaki sıralardan birine yerleştim.
Aşağıdan bana bakmayı sürdürürken bu hareketim onu sinirlendirmiş gibiydi çünkü az önceki vatan gülüşü suratında yoktu. Önüme döndüm. O sırada profesör içeri girdiğinde herkes yerlerine geçerken Serhat denen çocuk amfideki yukarı merdivenlerinden yukarıya doğru çıkmaya başladı.
Arkadaşları "Serhat nereye?" Diye sorsada onların sorularını yanıtsız bırakarak benim sırama doğru çıkmaya başladı. Sertçe yutkunup ondan bakışlarımı çektim prof' u izlemeye başladığımda Serhat yanımdaki sandayleye oturup rahat bir pozisyon alarak konuştu.
"Az önceki yaptığın şey ayıp değil miydi?" Bana iğneleyici konuştuğunda onu es geçerek çantamdan not için defterimi çıkardım ve Prof'a odaklanmaya çalıştım. "Hey, seninle konuşuyorum." Diyerek kulağıma yaklaştığı an ona başımı döndüm ama o an birbirimize çok yakın olduğumuzu fark ettiğimde hemen kendimi geri çektim.
Bu hareketim onu güldürürken sinirle dişlerimi sıkarak konuştum. "Derse odaklanmak istiyorum." Dedim. Kafa salladı ve eliyle dudaklarına sahte fermuar çeker gibi yapıp kollarını birbirine bağladı.
Önüme döndüğümde hala az önce yaşanan şeyin tuhaflığını yaşıyordum. Bu eleman kesinlikle uğraşacak birilerini arıyordu ve kuklası ben olmuştum. Bundan sonra da benimle konuşmasını dahi istemiyordum ancak koca amfide gelip benim yanıma oturması onunla konuşmamı gerektiriyordu.
Derin bir nefes alıp derse odaklanmaya çalışırken onun bakışlarını üzerimde hissediyordum.
Yaklaşık 1 buçuk saat sonrasında ders bittiğinde hızlıca defterimi çantama atıp amfiden çıkmak için hazırlandığımda bir anda kolumdan tuttu Serhat. Kaşlarımı çatarak ona baktım.
"Aç mısın? Beraber yemek yiyelim." Kolumu onun ellerinden kurtardım ve bir şey söylemeden çantamı tek omzuma takıp merdivenlerden indim ve amfiden hızlı adımlarla uzaklaştım.
Kafayı yemiş olmalıydı. Bir rahat yüzü olmayacak mıydı bu çocuktan dolayı? Sertçe yutkundum. Lisede yaşadığım şeyleri buradada yaşabileceğimi düşünmek bile çok korkunç gelirken bu çocuk beni tedirgin ediyordu.
Kampüste yaklaşık 1 saat kadar kendi kendime vakit geçirdikten sonra yemekhaneye yemek yemek için gittiğimde oldukça fazla sıra olduğunu fark ederek bir tabut alıp sıraya girdim.
O an ben sıradayken telefonum çaldı. Kimin aradığına baktığımda 'Başkan Yardımcısı Celal.' yazını gördüm. Bunu beklemediğim için derin bir nefes alıp açtım ve kulağıma götürdüm.
"Yekta bey, Günaydın. Nasılsınız?" Önümdeki sıra biraz daha ilerlediğinde bende ilerledim. "Günaydın Celal, iyiyim."
"İyi olmanıza sevindim. Babanız ilk okul gününüzün nasıl geçtiğini, herhangi bir sorun olup olmadığını sordu. Bu nedenle sizden bilgi almak zorundayım." Dilimi dudaklarımda gezdirdim.
"Herhangi bir sıkıntı yok. Babama endişelenmemesi gerektiğini söyle." O sırada elimde tuttuğum tabut'u yanımdan geçen bir çocuk aldığında şaşkınlıkla kaşlarımı çattım. "Bu duruma sevindim herhangi bir ihtiyaç durumunda bana ulaşın lütfen," dedi Cela.l Tam o anda benden biraz uzaktaki masada oturan Serhat ve onun yanında ayakta duran arkadaşları ile göz göze geldim.
Sinirlerime daha fazla hakim olmayacağımın farkındaydım ancak sakin olmaliydım. Sertçe yutkunup telefondaki Celal"e "Ben seni daha sonra arayacağım." Diyerek cevap gelmesini bile beklemeden telefonu kapattım.
O an Serhat elini kaldırıp koca yemekhanede "Arkadaşım!" Diyerek bana seslendiği sırada herkes şaşkınlıkla bize baktı. O ise bunu umursamamış gibi sesini yükselterek devam etti. "Beraber yemek yiyelim!" Dediğinde sinirle ona ilerledim ve yakasından tutup dişlerimi sıkarak konuştum.
"Delirdin mi?" Diyerek sinirle konuşuyordumki iki yanında ayakta duran arkadaşları iki kolumdan tuttu ve beni onun tam karşısındaki sandalyeye oturttular.
Bu zorla yaptıkları hareket beni oldukça sinir etmişti. Yerimden kalktığım an ikiside omuzlarımdan beni tutup tekrar yerime oturttuklarında Serhat'ın delici bakışları üzerimde geziniyordu. Hiç bir ifade yoktu. Sadece bakıyordu.
Etrafımızdaki herkesin bize baktığını görüp omzumdaki ellerden kurtulmak için debelendiğim sırada Serhat bizimle duran başka bir arkadaşına "Ona yemeğini getirin," dediğinde çocuk kafa sallayıp bir tabot aldı ve sıradaki insanları umursamadan herkesin önüne geçip yemekleri doldurmaya başladı.
Sinirle nefes verdim. "Yaptığın çok saygısızca," diye ona sinirle bakarken yandan bir şekilde gülümsemeye başladı ve bana yaklaşıp "Öyle mi? Özür dilerim." Sikeyim sürekli özür diliyordu.
O an yemeğim önüme konuldu. Tek benimki değil Serhat'a da yemek getirmişlerdi. Serhat yemeğe başladığında bana da "Buyur, afiyet olsun." Dediğinde masanın üzerindeki elimi yumruk yaptım. Bu çocuk Hayır kelimesinden anlamıyor mu?
"Yemeyeceğim," dedim. Elindeki çatalı masaya bıraktı. Ağzındaki lokmayı çiğneyerek yuttuktan sonra su şisenini açarken konuştu. " Senin için sıraya girip aldılar bu yemeği. Yemezsen ayıp olur." Sertçe yutkunduğum sırada suyundan bir kaç yudum içip kapağını kapatıp masaya bıraktı ve yemeğini yemeye devam etti.
"Daha fazla dikkat çekmek istemiyorum o yüzden söyle şunlara beni bıraksınlar." İnsanların bakışları üzerimde gezinmeye devam ederken bana baktı. "Yemeyecek misin?" Diye sorduğunda net olarak konuştum. "Yemeyeceğim." Önümdeki yemeğimi elinin tersiyle yere fırlatmasıyla yemekhanede büyük bir gürültü yayıldı.
Şaşkınlıkla bakakaldığım esnada arkadaşına "Bu yemeği sevmemiş sanırım. Ona başka bir yemek getir." Dediğinde sinirle sesimi yükselttim.
"Ne yapıyorsun?!" Artık insanların bakışı umurumda bile değildi. Sadece Bu Serhat denen herifin kendini beğenmişlği o kadar çok sinirimi bozmuştu ki sinirden ateş köpürüyordum.
Geriye yaslandı rahat bir pozisyon alarak konuştu. "Senin iyi beslenip beslenmediğini kontrol ediyorum. Bu kötü bir şey mi?" Gözlerimi yumdum. O kadar sinirliydim ki şu an elimde olsa hepsini sıra dayağından geçirirdim.
O anda Baran'ı gördüm uzaktan. Bizim masamıza doğru geliyordu. Üzerinde beyaz tişörtü ve altında gri eşofmanı vardı. Onun altına da beyaz spor ayakkabısını geçirmişti. Bu beyaz tişörtü hem dar hemde iç gösteren cinsten olduğu için kasları oldukça ortadaydı.
Bizim masamıza gelip ortalığın haline baktı ve bana döndü. "Kalk," dediğinde ilk yutkundum. Serhat izin verse burada durmayacaktım zaten. Ayağa kalkmak istediğim anda arkamdali iki adam omzumdan tuttukları anda Baran da benim kolumu tuttu ve Adamlara dikti yeşil irislerini.
"Serhat," diyerek uyarıcı sesini Serhat'a yükselttiğinde Serhat'ın yüzünde artık vatan gülüşü falan yoktu. Adamlara elini kaldırıp bırakmalarını işaret ettiğinde adamlar omzumu bırakıp benden uzaklaştılar.
Hızla yerimden kalkıp yemekhanenin çıkışına ilerlerken tüm yemekhanenin gözü bendeydi. En çok istemediğim şey dikkat çekmek olurken şu an koca yemekhane sadece bana bakıyordu.
Sinirle dışarı çıkıp omzumdaki çantayı yere fırlattım ve bir tekme attım. "Piç kurusu," diyerek benden uzaklaşan çantaya ilerleyip tekrar tekme attım. Öylesine sinirliydim ki sinirimi böylesine çıkarmak istoyordum. "Tanımadığı adama zorbalık mı yapıyor?" Sinirle dişlerimi sıktım. Bu adamı istesem şu an çoktan öldürtebilirdim ama niyetim asla bu olmamıştı hiç bir zaman.
"Yekta," Baranın sakin sesini arkamda duyduğumda olduğum yerde durup derin nefesler almakla yetindim sadece. Arkamdan geçip önümdeki çantama ilerledi ve yerden kaldırıp toz olan yerlerini çırparak bana uzattı.
"Hırsını çantadan çıkarmamalısın." Dediğinde onun elinden aldım çantayı ve tekrar omzuma taktım. "Onu hayatım boyunca hiç görmedim. Ama neden bana böyle davranıyor?" Sinirli halime baktı biraz. "Çünkü onun dikkatini çekecek tipte birisin. Uğraşacak birini arıyordu seni buldu. Tahmin ediyordum böyle bir şey olabileceğini ancak bu kadar erken olacağını düşünmemiştim." Dedi. Ellerini beline yerleştirip konuşmaya devam etti.
"Ona karşılık ver. Böyle ondan korkarak bir şeyi değiştiremezsin." Dişlerimi sıkarak konuştum. "3 tane benim iki katım olan adamlarla nasıl başa çıkmalıyım? Hem benim sosyal anksiyetem var. Oradaki insanlar bana öylece bakarken hiçbir şey yapamam." Gülümsedi. "Yaparsın. Ben sana yardımcı olurum." Dediğinde omuz silktim.
"Yurda gideceğim çok yorgunum bunları şu an konuşmak istemiyorum." Dediğimde kafa salladı. "Başka dersin yok mu?" Diye sordu. Onun yanından geçerek" Var ama girmeyeceğim. Yeterince insanlar gördü beni bugün. Daha fazla kendimi utandırmak istemiyorum." Dedim. Bir şey demeden "Peki, ben yokken odanın keyfini çıkar." Dediğinde elimi sallamakla yetindim sadece.
Şu an ihtiyacım olan biraz dinlenmekti. Yurda gidip ilaçlarımı aldıktan sonra uyursam üzerimdeki tüm bu stresi ve utanç duygusunu atacaktım o nedenle sadece yurda varmak istiyordum.
Devam edecek...