تخطٍ إلى المحتوى

17.yalı

الفصل 1 · قراءة 11 دقيقة

17.yalı

الفصل 1

1.bölüm akşam sefası

GİRİŞ

HER YALANIN ALTINDA BİR GERCEK YATAR .

BU HİKAYEDE P. B.NİN ZAMAN PORTALINI OKUMUŞ OLUCAĞIZ AMA HER YALANDA BİR DOĞRU HER ŞİİRDE BİR GERCEK VARDIR .

1.BÖLÜM

AKŞAM SEFASI ÇİÇEĞİ

P. cebinden çıkardığı anahtarı kapının anahtar deliğine soktu ve bedeninde cenaze yağmurundan kalan son gücü ile cevirdi , kapı aralanması ve evin o eski havasının yüzüne çarpması bir oldu elinle kapıyı yavaşça okşadı kapının tüm detaylarını arkada yağan yağmur sesinle birlikte inceledi ve acısını saklayan yağmura bir nebzede olsa şükretti .

B. ona kendisini sevdiğini söylemişti ama bir zaman portalında onu terk etti bir boşluğa itti P. Ne yapacağını şaşırdı insanların içine öylece kala kaldı göz yaşlarını saklayacak bir yağmurda yoktu işte o zaman P. İçin her şey bitti B. Artık onun için tanrının dünyaya gönderdiği bir insanoğluydu .

Cenaze günü adımlarını çok umursamazca atarak o yolda yürümeye başladı

P. Dün anneannesini kaybetti ve cenaze günü bugündü dağınık odasında yatakta oturuyordu daha hiç bir yeri toplamamış yada toplamak zor geliyordu , P. içi solmuş çiçeğini o günde suladı onun için zaman durmuştu ama başkaları için hayat daha devam ediyordu dışarıda yağmur ele almıştı İstanbul’u ne kadarda normal geliyordu bir cenaze günü İstanbul yağmurdan perişandı hazırlandı çünkü mecburdu son bir işi kaldı anneannesi için , oda onu defnetmekti cenaze yerine kuşkulu adımlar ile gitti P. yağmurun altında göz yaşları görünmüyordu salana sallana mezarlık yolunda yürüyor bir yandan da eski anılarını düşünüyor anneannesi önde daha iki günlük tanıdığı insanların omuzunda tabutun içinde yatıyordu bahçede diktikleri gülüşmeler eşliğinde çiçekler fidanlar oynadıkları çamurlar resmen onu hatırlatıyordu onun annesi olmuştu ama şimdi yalnız kalmıştı anneannesinin öleceğinden haberi vardı çünkü zamanı tükeniyordu onunla fazla vakit geçirmek isterdi ama ellerinden tutamadan kaybetti onu her toprak atılışında oraya koşup yere yığılarak ağlamak istedi P. insanlar yavaş yavaş eksildi hepsi sanki hiçbir şey olmamış gibi günlük hayatına döndü zaten böyle olmaz mı ki ölüyle ölünmez diye düşünür her insan ama onun için işler hiç öyle değildi mezarın yanına dizlerinin üzerine attı kendini elinde bir tane manolya yaprağı vardı anneannesi rahmetli nur hayat hanım manolyayı çok severdi hatta yalının kış bahçesinde bir sürü manolya ağacı vardı elinde sımsıkı tutu o manolyayı bir azda topraktan aldı avucuna bir yandan yağmur yağıyor bir yandan o ağlıyordu içindeki acıları kusmak itiyordu . insanlar bir garipti onun için çok değişik bakıyorlardı sanki gözleri bir şeyler anlatmak istiyordu tüm insanlar ona bakıyordu adeta anneannesini orada bırakmak istemedi sanki o orada güvende değildi yani içinde bir huzursuzluk veya bir boşluk vardı pekte bir şey hissetmiyor aynı zamanda düşünmüyordu tek yaptığı şey yağmur altına mezar taşına yaslanmış ağlamaktı . ağaçların ortasında bir mezarın başında sessiz sadece yağmur sesi vardı ve daha yeni sevdiğini kara toprağa gömmüştü P. , kafasını taşa yaslamış ve oracıkta uyuya kalmıştı uyandığında kimsecikler yok ve mezarlıkta gün batımının son ışık tutamları eşliğinde evin yolunu tuttu bu yalıdaki ilk gecesiydi Yalının eski kapısına cebinden anneannesinin verdiği anahtarı çıkardı ve kapının anahtar yuvasına taktı ve yavaşça acı çekerken cevirdi . kapıyı yorgun bedeninden aldığı az bir güç ile itti ıslak kıyafetleri daha ağırlaşıyor resmen ona o günü beter ediyordu kapıyı gıcırdayan bir sesle kapattı ilk adımında başladı ağlamaya yalının o eski koridorlarında anıları canlandı çocukken yaşlı olmasına rağmen onunla birlikte koşuşturan anneannesi gülüşleri bağırmaları dağınık salon ve birden fazla şey geldi merdivenlerin önüne geldi ellini güçlükle korkuluklara koydu ve hüzün dolu bir bakış attı ellini sürüklerken bir yandan da yavaş ve emin olmayan adımlar ile o eski basamakları çıktı .gece saat çok geç olmuş o hala yatmamıştı ve tüm evin odalarını kilitledi en son anneannesi nur hayat hanımın odası kaldı o oda evin en iyi güneş alan yerinde evin doğu bölümündeydi birer birer önünden geçti kilitlediği odaların koridorun sonuna doğru giderken adeta ayaklarını sürünüyordu halıya gitmek istemiyordu . geçti o kapının karşısına ayaklarını hizaladı , kambur omuzunu güçlükle dikleştirdi göz yaşlarını sildi ve kendini toparladı ve kapının kolunu tuttu ve son bir kez nefes aldı ve kapıyı açtı . acar açmaz burnuna anneannesinin parfüm kokusu buram buram geldi ve gözlerini açmadan oracıkta kalakaldı . gözünü açtığında bir an dengesini kaybetti neredeyse düşüyordu ki kapıya tutundu oda büyüktü neredeyse nur hayat hanım hastaneye kaldırıldıktan beri o odaya giren olmamış , yatağı dahi toplanmamıştı oda bir yazar ve şairdi masada yarım kalan daktilo ucundaki romanı dahi duruyordu o sanki geri dönecekmiş gibi gitmişti o yalıdan ama onun o gür sesli şiirleri bir daha yalı koridorlarında yankılanmayacak bir daha asla o masada oturup bir şeyler mırıldanmayacak asla o radyoyu açıp güzel sezen aksu şarkıları dinlenmeyecekti asla pazarları yalının bahçesindeki çardakta kahkahalar eşliğinde kahvaltı edilmeyecekti bunları düşünmesi çok acıydı hemen o odadan çıktı ve kapıyı tüm gücüyle kapatıp kilitledi ve P. günü zorda olsa bitirdi . iyi olması dileğiyle iyi geceler anneanne ve P.

P. B. Ye yazdığı çok şiir vardı evet P. Bir şair ve yazardı o binlerce insana şiir yazdı ama kimse onun kıymetini bilmedi en çokta B.

P. şiirleri ulu ortada bırakmayan bir insandı hepsini saklardı ama bu şiiri masanın üstünde bırakan P. İlk defa şiirini okumuştum .

Yavaştan çöküyorum

Sen gideli daha 2 yıl

Ben daha yeni oluyorum

Kuşlar gibi göğe şahlanmaya hazırım

Ama ölmekte istemiyorum

Bilir misin hissederdim

Kalbimdeki o çatlakları

içimdeki şehirde bir deprem oldu

Bende arada kalan bir insan

Yavaştan çöküyorum

Sen gideli daha 2 gün

Ben çok erken oluyorum

Kuşlar gibi şahlanamasam da

Uçuyorum insanların aklından

Oluyorum hissettim

Fark ettim , birer birer siliyorlar beni

Sen gideli daha 2 saat

Yıllar ne hızlı geçiyor

Şimdi bak bana

Aşk denen illet beni içten bitiriyor

Kuşlar gibi şahlanmışım havada

Göklere doğru koşuyorum

Sen gideli daha iki dakika

Ben ölüyorum yokluğunda

Cennetin yolu açık olsun sevgilim

Sen gideli 2 bin yıl olmuş

Ben hala yeni ölmüş

Bu şiir acıda olsa P. ‘ nin B. ‘ yi unutmak istediğini gösteriyordu

P. artık yalnızdı , kimse yoktu P. en kısa zamanda İstanbul’la taşındı ve B. Artık onun için bitmişti .

P. her insan gibi yeni taşındığı bir evin hatta bir yalının nasıl olduğunu merak ediyordu . evin odalarını birer birer gezdi tüm odalarda olan fotoğrafları inceledi oraya ara sıra tatillerde geliyordu ama bu şekilde detaylıca inceleyecek zamanı bulamamıştı . tüm fotoğrafların yanından geçerken her birinin çerçevesini üç parmağının ucuyla okşayarak tozlarını serbest bıraktı . her birinde ayrı ayrı göz yaşı döktü odaların ortasında durup bir iç çekti derince tüm havayı selamladı avizeler o kadar uzundu ki yerde olan bir insan ellerini uzatsa hemen o cam gibi taşlara dokuna bilirdi . P. Bir an mutlu oldu o evde eski anılar ah o eski anılar aklına geldi

ne güzel günlerdi hatırladın mı şu resmi beraber çizmiştik , şu koltukta seninle sekiz yaşında ne çok zıplardık of çok iyi günlerdi keşke bir daha yaşasak a hatırladın mı seninle kuzgunlarımızı beslerdik . dedi

P. kuzgunları çok severdi hangi kuzgunlar ?

Koridorda yürürken bir anda koşmaya başladı ve kapıyı açıp dışarı çıktı , bağırmaya başladı

A kuzgunlar , kuzgunlar hoş geldiniz merhaba madam , merhaba düş hani duman nerde o bugün gelesi yok muymuş tamam olsun bir daha kine o zaman neyse ben sizi besliyeyim bol bol yiyin acıkmayın bir daha gelene kadar yetsin size a niye gidiyorsunuz durun uçtular görüşürüz kuzgunlar . o sırada camları silen temizlikçi olduğu yerde kala kaldı elindeki bezi yerine bırakıp hemen gözlerini ovuşturdu ve bir daha baktı ama kendisinde bir sıkıntı olduğunu düşündü bahçede olanlar neydi o niye kuzgunları görmemişti bu onu çok şaşırttı ama işine geri döndü ve şaşkın şaşkın bir cam siliyor birde P. Ye bakıyordu

Anneannesine çok şiir yazmıştı ama hepsi mutluluktan dört köşe şiirlerdi ama bu ölümünden sonra ilk şiiriydi . bunu da masanın altında bulmuştum hemen cebime attım ve sakladım .

Bir sandığı vardı anneannesi nur hayat hanım ona küçükken hediye etmişti ve şiirlerini yazdığı mektuplar makaleler ve birden fazla yazıları orda saklıyordu ama kilitliydi ki oda ofisinde saklıydı ofise kimseyi sokmaz kapıyı hep kilitli tutardı . cenazeden aylar geçti

Sevgi bir kahve etrafın tarçın koksa

Masmavi fincanda son yudum

Caddeler sokaklar rüyalar bile sana çıksa

Maddelin kokan eller sevgiyi arayan gözlerin olsa

Bak şimdi yağmur var dışarda her yer sen kokuyor

Bak akıyor gözünden son damla yaş

Bak yere düşmüş bakışların ıslanmış saçların

Çam ağacının son yaprağın

Kapanmış gözlerin sevgilim elveda deme vakti gelmiş galiba

Elveda son aşkım elveda

Kendi yatak odası yalının üçüncü katında , koridorun en sonunda ki güneş görmeyen odaydı odasında koca koca üç tane pencere siyah perdeler ve önünde de çalışma masası vardı çalışma masasında bir daktilo , lamba birkaç kitap ve defter olurdu odasında yatak genelde en ücra köşede durur ve oda ya girince karşı duvar ful kitaplık vardı kendisi çok kitap okurdu durmadan kendini alı koyamazdı kitaplardan

Yalının bir çok odası olduğu gibi dört salonu ve birde büyük salonu vardı evin kapısından girince adımlarını yavaşlatırdı insan adeta evi inçeler evi dibine kadar yaşardı koridorun halısında bir suru farklı farklı dokuma avizede binlerce parlak taş duvarlarda aile fotoğrafları duvar kağıtları adeta binlerce yaşanmışlık barındırıyordu bünyesinde merdiveni tırmanan her insan bir daha gezmek isterdi içten evin kapısından çıkınca merdivenlerden inince sağa ve sola iki patika uzanıyor düz giden patika üzerinde eski üzerinde sarmaşıklar sarmış bir melek heykelinin bulunduğu minik bir havuz vardı onu geçince yaldızların kapladığı üzerinde sivri dikenlerin bulunduğu demir kapı ve yanında iki tane ayaklarının üzerine kalkmış vaşak heykelleri ve en çokta onlar büyülerdi insanı yalının çatısını bir sürü sarmaşık kaplamış ve yan tarafında kendisi kadar büyük bir çınar vardı bahçe çok büyüktü bir yalıya göre sanki bir villaydı camdan kocaman bir kış bahçesi vardı

P. akşam sefası çiçeğini çok severdi , yalının etrafı manolya kaplı olduğu gibi akşam sefası da kaplıydı defterlerinin arasında akşam sefası olurdu her seferinde koklamak için P. Dışarıdan soğuk gözükse de ara sıra iyi bir insandı genelde akşamları eline poşeti alırdı ve kedileri beslerdi onlarla konuşur hatta bir sokak lambasının altına oturup onlara RUSÇA şiir okurdu . “ Сейчас ты далеко, не со мной. А я одинок(а) не стобой.Твоё имя в сердце моём а не на устах, моё сердце не во мне а с тобою, не в моей власти, я очень люблю тебя.”

Anlamı çok güzeldi o şiirin bide Türkçesini de okurdu

“Simdi Uzaklardasın Benimle Değil, Ben ise Yalnızım Seninle Değil, Adin Kalbimde Dilimde Değil, Kalbim Seninle İçimde Değil, Seni Çok Seviyorum Elimde Değil”

Göz yaşlarım sel olurdu onun yalnız takıldığı akşamlarda birde mendil cebinde genelde akşam sefası olur onu da kedilere hediye ederdi . P. Böyle bir insandı .

P. çok güzel şiir yazardı ama kimse onu fark etmedi onu tek fark eden her gün sohbet ettiği adı Ö. Olan bir adamdı Ö. Kimseye gözükmezdi ,yada biz görmezdik her gün aynı saatte dört farklı yerde “nöbet yerinde “ ona yazdığı şiirlerini okurdu , bir gün yalıdan şiir defterini alıp sessizce çıktı yalının birkaç bina ötesinde bir ağaçlık yer vardı bir piknik alanıydı ama ne bir insan bile yoktu orası adeta hayvanlara bırakılmıştı yani anlatılmaz bir huzuru vardı onu gizlice takip edip dinledim bir banka oturdu ve sağına döndü “ merhaba Ö. Nasılsın görüşmeyeli bende iyi sayılırım yalıda yalnızım kimsem yok keşke sende gelsen evet temizlikçiler ama onlar çok can sıkıcılar yani habire beni dinliyorlarmış gibi geliyor yani neyse bugün sana yıllar önce yazdığım bir şiiri okumak istiyorum biliyorum sana çok şiir okuyorum kafanı şişirmiş olabilirim neyse okuyorum Ö. Hazır mısın

Ağlamaya küstüm bundan sonra

Ağlamayacağım artık

Dökmeyeceğim değmeyecek insanlar için

Ağlamaya küstüm bugün

Çünkü ben ağlamışım kime ne ki

Ben bir kayayım onlar için

Dökmeyeceğim boş yere yaşlarımı

Ağlamaya küstüm dün gece

Çok ağladım ama

Bende ne yaş kaldı

Nede boş insanlara dayanacak sabrım ve gücüm

Küstüm ağlamaya , yolladım kapıdan uzaklara ardından çok ağladım ama küstüm dün ağlamaya

Kendim için ağlamamışım ben başkası için mi ağlayacağım

Küsüm bundan sonra gereksiz göz yaslarına

Evet Ö. Şiir bu güzel mi . dedi

Sağ tarafında bir ağaç vardı gözükmüyordu birisi , çok şaşkınca ağacın arkasında çömelirken bir anda dengem bozuldu ve yalpaladım ağacı son anda tutmam sayesinde P. Beni görmedi ama yanlışlıkla bir dala bastım ve ses çıktı hemen ayağa kalktı ve “ kim var orada Ö. Hemen git buradan seni görmesinler . dedi bana doğru geliyordu ormanın içinde o arkamdan gelirken var gücümle koşmaya başladım arkamda “hey dur orda sen kimsin “ diye bağırıyordu evlerinin daralttığı sokaklardan hemen yalıya doğru yol aldım koşuyordum ve nefes nefese kaldım bir ara gözüm seherdi , tam yalıya vardım biraz soluklanmak için direğe tutundum sonra derin bir nefes aldım “ uhh kurtula bildim galiba “ yoluma devam ettim üzerimi değiştirmek için P. Gelmeden yalıya vardım kapıyı acarken anahtar elimin titremesi yüzünden elimden düştü ve hemen alıp kapıyı arkamı kontrol ederken açtım ve bir an gözüm kapandı ah GÜM!!! Kendimi yerde buldum kafamı kaldırdığım zaman P. Karşımda duruyordu çarptığım oydu . hemen üzerimi düzeltip ayağa kalktım bana “ sen neden dışardan bu şekilde acele geldin “ diye sordu , kan ter içinde “ dışarıya kedilere mama vermeye çıktığımı bir köpeğin kovaladığını “ söyledim , bana keskin bir bakış atarak odasına çıktı ve kapıyı çok sert bir şekilde kapattı GÜM!!!!! .

Orda birisi var mıydı aklımda büyük bir soru olarak kaldı ve onu düşünerek tavana bakan gözler ile o günüde kapattık .

1 . bölüm sonu …….

Akşam sefası çiçeği

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.