Skip to content

...

Chapter 29 · 2 min read

...

Chapter 29

önüne baksana!

Bisikletin yanına gittiğimde Lee'nin bisikletinin olmadığını fark ettim.

+Neyle geldin lan sen buraya!

-Ayaklarımla.

Evden buraya kadar yürümüş olamaz diye düşündüm ama karşımdaki Lee'ydi. Yapardı o.

+İyi. Koşacaksın arkamdan.

-Zaten koşmuyor muyum?

Mırıldanarak söylediği şeyi anlamadığım için tekrar sordum.

+Ne dedin? Anlamadım.

-Yok bir şey. Beni taşımak zorundasın diyordum da.

Karşılık vermeme kalmadan arkamdaki yere oturdu. Hareket ettirmekte biraz zorlandım, ama yokuş aşağı giderken biraz hızlandığım için bisikleti sürmek kolaylaşmıştı.

-Sıkıldım ben.

+E sen istedin böyle olmasını.

-Şarkı söyleyeyim de biraz şenlensin ortalık.

Dedi ve mırıldanmaya başladı. Sesi o kadar da kötü değildi, bu yüzden şarkı söylemesine karışmadım.

Ama keşke karışsaydım. Çünkü bir süre sonra o kadar sesli bir şekilde söylemeye başladı ki, hem sesinin kötü olduğunu anladım, hem de hareket ettiği için bisikleti düşürmek üzereydim.

+Sakin olsana biraz! Düşecektik senin yüzünden!

-Eğleniyorum ya, hemen laf etme. Sende biraz eğlenmeye çalışsan ne olur ya! Doğru düzgün güldüğünü bile görmedim.

Biraz abartsa da haklılık payı vardı. Ama Luke'nin orada bizim yüzümüzden acı çekiyor olduğunu bilmeme rağmen burda eğlenmem haksızlık olurmuş gibi hissediyordum. Sanki burda gülüp eğlenmem, ona ihanet ediyormuşum gibi olmasıydı. Lee'nin bağışlarıyla hayal dünyamdan çıktım.

-Jayla! Önüne baksana!

Bunu söylemekte biraz geç kalmıştı..

Nereye çarptığımızı bilmiyordum ama canım fena halde yanıyordu. Konuşmakta zorlanıyordum. Bu yüzden konuşmaya çalışmadım.

Başıma insanların toplandığını gördüğümde gözlerim ağır ağır kapandı.

Uyandığımda hastanedeydim. Lee başımda bekliyordu.

Gözleri kıpkırmızı olmuştu

-Öldün sandık..

Güldüm. Ağlamış benim için.

+Aynen. Bisikletten düşmeyle ölünür ya.

Sonra neler olduğunu hatırlamadığımı fark ettim .

+Sahi, nereye çarptık?

-Ağaca tosladın. Beceriksiz.

+Arkamda ayı gibi ağırlığıyla duran sen olunca bisikleti kontrol etmesi zor oldu, pardon.

-Kaslı yakışıklı mükemmel biri arkamda dururken bisikleti süremedim demiyorsun da.

Güldüm. Şaka yaptığı belliydi. Ben gülünce o da güldü ve ciddi bir tavırla konuşmaya başladı.

-Kafandan kan geldiğini görünce gerçekten korktum. İyi misin?

Başımın neden bu kadar ağrıdığını şimdi anladım.

+Biraz ağrıyor ama iyiyim. Ya sen?

O da benimle ağaca çakılmıştı sonuçta.

-Seni kalkan olarak kullandığım için birkaç çizikle atlattım olayı.

Söyledilerini umursayacak havamda değildim. Bu yüzden konuyu değiştirmek istedim.

+Bisikletim nerede?

-Hurda oldu o.

+Abartma be.

-Ciddiyim. Yani tekerleği falan yamulunca annen aldı götürdü. Atmıştır heralde.

Annem.. kızmış olmalı.

+Annem geldi mi yanıma?

Cevabı duymak istediğimden emin değildim ama sormuştum bir kere.

-Chris denen adamla geldiler bi ara. Ama biraz önce çıktılar.

Onunla geldi demek..

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.