İçeriğe geç

...

Bölüm 19 · 2 dk okuma

...

Bölüm 19

git o p*çin yanına

Birkaç ders işlendi. Öğle arasında ise tüm okul yine gruplara ayrıldı.

Hoca takım arkadaşımızın yanına gitmemizi söyleyince Darian'ın yanına gittim.

Dairan'ın diğer tarafında kalan, benden bile kısa olan kız sinirli bir şekilde konuşmaya başladı.

-sen ne alaka, canım!?

Bunlar neden böyle tatlım, canım falan diyor ya!? Gerçekten iğrenç!

+Takım arkadaşımızın yanına gidiyoruz ya. Duymadın galiba.

-hayır, duydum. Takım arkadaşım Darian.

+Bunu hoca belirliyor aslında. Sen kendin seçtin sanırım.

Bunu duyunca biraz utanmış gibi oldu. Hocanın yanına gidince beklediği tepkiyi almadığı çok belliydi. Tekrar yanımıza gelip bana bakarak, Dairan'la konuşmaya başladı. Boyu o kadar kısa ki, Darian'ın suratına bile bakamıyor.

-sevgilim, ben başka biriyle takım arkadaşı oldum. Kıskanma olur mu?

Darian beklediğimin aksine bıkmış bir tavırla konuştu.

-tamam, Wendy. Kıskanmıyorum.

O kadar bıkmış görünüyordu ki, gülmeden edemedim.

Kız bana ters bir bakış attıktan sonra gitti.

Hoca, herkesin sustuğundan emin olduktan sonra konuşmaya başladı. Bu sırada tam karşımızda duran Lee ve Luke'de atışıyor gibi duruyorlardı. Çok komik görünüyolar!

-bugün eliniz rakete alışsın. Kendi aranızda öğrenmeye çalışın. Bu arada, bunun için spor merkezine gitmemiz gerekiyor. Okulumuzun imkanları bunun için pek uygun değil.

Spor merkezi, okuldan biraz uzakta olan, içine hiç girmediğim ama dıştan devasa görünen bir yerdi. Binaya kıyasla daha küçük bir bahçesi vardı, ama orası da çok büyüktü.

Biraz yürüdükten sonra merkeze ulaştık ve bahçeye girdik. isimlerimizin kayıtları yapılınca içeri girdik.

Beklediğimden daha dar bir koridorla karşılaştım. Sağda 3, solda 3, ve tam karşıda 1 kapı vardı. Kapının hemen sağ tarafında da büyük bir merdiven bulunuyordu. Duvarlar koyu renkliydi. Zaten dar olan alan daha da daralmıştı. Girişte karşılaştığımız kapılar ise kırmızı renkteydi.

Hoca sağdaki ilk kapıdan içeri girmenizi söyleyince girdik. İçeri sandığımdan çok daha büyüktü. Koridorda kullanmadıkları alanı burada kullanmışlardı.

2 sıra halinde, toplam 10 tane masa tenisi masası bulunuyordu. Hoca hepimizin bir masaya geçmesini söyledi. Darian ile en köşedeki masaya gittik, yanımızdakine de Lee ve Luke geçti. Hoca bazı temel şeyleri gösterdikten sonra 2 saatimizin olduğunu, bu süre içinde kendi kendimize alıştırma yapmamız gerektiğini söyledi. Salondan dışarı çıktığında herkes raket ve top alıyordu. Bizim için de 2 raket ve 1 top aldıktan sonra Darian ile alıştırma yapmaya başladık.

Biraz alıştırma yaptıktan sonra yorulunca yere oturup dinlenmeye başladım. Bu sırada Luke ve Lee'yi izliyordum. Lee topu uzağa atmakta biraz zorlanıyor gibiydi. Attığı top karşı tarafa geçmeden yere düşüyordu. Luke, bu durumdan sıkılmış olacak ki, konuşmaya başladı.

-Karşında Chris varmış gibi düşün. Öyle hırslı at ki, top fırlasın.

Bu söylediğinin doğru olmadığını düşündüm. Endişeyle Lee'ye baktım. Sinirlenmişti.

-Ailem hakkında olan şeyleri böyle dalga konusu yapamazsın.

-Neyse pardon. At hadi topu.

Lee, Luke'nin bu umursamaz tavrı karşısında daha da sinirlenmişti.

Bir anda raketi Luke'ye fırlatınca şaşkınlıkla ona baktım. Ağlayacak gibiydi.

Luke yüzünü tutuyordu. Herkes Luke'nin etrafında toplandığında bende ayağa kalktım. Lee'ye bakarak, endişeyle konuştum.

+Bunu yapman gerekiyor muydu sence?

-Git o piçin yanına, jayla.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.