Skip to content

.

Chapter 1 · 2 min read

.

Chapter 1

İlk karşılaşma

Nişantaşı caddelerinde YSL topuklu ayakkabılarımla yürüyordum. Bu sırada omzuma astığım siyah çantamdan gelen sesten telefonum çaldığını anladım. Gelen arama asistanım Çiçek’tendi. “Damla Hanım, lütfen bu öğlenki çekimi iptal edemeyiz. Markayla çok önceden anlaştık, geri dönemeyiz" dün akşam modum iyi olmadığı için çekimi iptal etmeye çalışmıştım, büyük ihtimalle ondan bahsediyordu."Geliyorum zaten" dedim telefonu kapattım ve çantama attım. Gözlerim çantamda olduğu için önümü görmüyordum bu yüzden kaldırımın ortasında durmuştum. Tam kafamı kaldırıp yürümeye devam etmek için adım attığımda sertçe biri ile çarpıştım elimdeki kahve yere düşerken beyaz gömleğim mahvoldu

Karşımdaki adam, simsiyah takım elbisesi ve beyaz gömleği içinde buz gibi duruyordu. Etrafımdaki havanın birkaç derece düştüğünü hisseder gibi oldum. “Kör müsün?” diye bağırdım. Karşımda duran adam siyah güneş gözlüğünü çıkardı. İlk dikkatımı çeken şey mavi gözleri olmuştu. Büyüleyici denecek kadar güzeldi ama hemen kendimi toparladım. “Sen mi bana çarptın yoksa ben mi sana?” diye sordu bana garip bir sakinlikle ve konuşmaya devam etti “Kim olduğumu bilmiyorsun anlaşılan”. Alt dudağımı dişledim iyice sinirlendiriyordu bu adam beni.

"Kim olduğunu bilmiyorum ama senin yüzünden gömleğim mahvoldu!" dedim sinirle “Kendimi tanıtayım ben Emir Soylu” dedi adam sakince “Ve sen şuan çok yanlış kişiye bağırıyorsun” Emir Soylu… O adam Emir Soylu mu?

Mafya denilen, bir sürü şirketi olan ve kimsenin konuşmaya bile cesaret edemeyen adam… Ne kadar şaşırsamda üstünlükle gizledim ve geri adım atmadım “Kim olduğun umrumda değil! Beyaz gömleğime kahve döktün ve bunun hesabını vericeksin”

Dik dik gözlerime bakarak gülümsedi. Bir dakika gülümsedi mi o?! Milletin konuşmayı bırak yanından bile geçmeye korktuğu adam bana gülmüştü… “Adını bile bilmediğim bir kıza neden hesap veriyim ki?” dedi alayla. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir kıvrım vardı. “Damla” dedim dik durmaya çalışarak. Bunları konuşurken çekim salonuna gelmiştik ve o hala benimleydi. Aynı Emir gibi bir adam içeri girdi ve konuşmaya başladı “Emir Bey toplantı başlıyor” dedi emir kadar olmasada uzun boylu ve iriydi. Emir başını hafifçe çevirdi ve “Beklesinler” dedi sertçe yüzündeki belli belirsiz sırıtış bi anda kaybolmuştu.

Hala ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Buraya gelen fotoğraf çekim daveti beni neden Emir Soylu’nun karşısına getirmişti. Bu adamla yollarımız neden ve nasıl kesişmişti ki?

“Senin neyin var da tek başına dolaşıyorsun buralarda” dedi ve bir adım daha yaklaştı. “Ne varmış? Koruma mı lazım bana illa” dedim inatlaşarak. Evet ne kadar kırılgan olsamda konu inat olunca bir keçiden farkım yoktu.“Evet” dedi sakin. Ne? Benim bir korumaya ihtiyacım yoktu bu nerden çıktı şimdi? “Benim gibi adamlardan seni korumak için biri lazım” dedi bir adım daha yaklaşarak

Şu an aramızda öyle yoğun bir elektrik vardı ki anlatamam, Emir bir adım daha yaklaştı aramızdaki mesafe sadece bir nefes yakınlığındaydı. “Bundan sonra yanımda olucaksın” dedi emir verir gibi. Gözlerimi kıstım ve başımı hafifçe dikleştirdim. “Ben senin ne sevgilinim ne de kölen” Emir bu sözlerimi duyduğunda erkeksi bir şekilde hafifçe kıkırdadı ve konuştu “Şimdilik…”

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.