Skip to content

^^

Chapter 1 · 2 min read

^^

Chapter 1

111

Elmas gibi saf ve parlak bir avize bulmak ne kadar zor olabilirdi ki? Bunun cevabını yürümekten bitap düşmüş kadın bizzat deneyimleyerek öğreniyordu. Yaklaşık üç buçuk saatlik arayışın ardından bedeni artık pes etmişti. Düzgün beslenmediği için şu an bu kadar bitkindi. Bembeyaz kabarık tüylü kedisi ona destek vermek istercesine küçük pembe burnunu insan dostunun yanağına dokundurdu. Sarı uzun dalgalı saçlara sahip kadının kendisini toparlayıp kalkmasına bakılacak olursa, bu motivasyon bir hayli işe yaramıştı. Oturduğu ahşap sandalyeden yavaşça kalktı ve 1 haftalığına kiraladığı arabaya binip, kendi kurduğu yuvasına doğru yola koyuldu. Son zamanlarda kontroller yüzünden çok fazla veterinere gitmişlerdi. Kedisinin atlattığı hastalık kolay değildi. Hem de hiç. Psikolojik olarak ikisi de yorulmuş ve yıpranmıştı ancak mükemmel ışıltıları bu konuda şüphelenmenize bile mahal vermiyordu. Neyse ki güzel Van Kedisi hayatta kalmıştı.

Işık ne kadar parlaksa gölgesi bir o kadar karanlıktır. Kadının adımını attığı bu ev tam olarak onun gölgesiydi. Çantasını ve ceketini koltuğa fırlattı. İç çekerek küçük ve tatlı balkonuna ilerledi. Burası evin en sevdiği kısmıydı. Yerdeki adeta bulutlardan gelen hediye gibi olan rengarenk minderlere kendini attı. Tüm kötü enerjisi yavaş yavaş ondan uzaklaşıyordu. Ekim ayının getirdiği bereket gökten inerken gelişini herkese duyuruyordu. Yüzüne damlayan her bir yağmur damlası ona kaybettiği umutları hediye etmekten zevk duyuyordu. Bu zevkten mahrum olan damlalar kadını sarhoş etmeyi kendine görev bilmişlerdi. Damlalara teslim olan kadın yavaşça gözlerini gökyüzüyle olan bağından ayırdı.

Neyin içinde yüzüyordu? Gözyaşı? Hayır, içinde yüzdüğü şey kesinlikle onu kucaklıyordu. İpeksi saçlarına dokunan damlalara baktı. Ah, bunlar yağmurdu. Hissettiği huzurun ona sarılan haliydi. Ortamda kendisine dair duyabildiği tek şey nefesiydi. Sesi çıkmıyordu ama sorun değildi çünkü tam anlamıyla güvendeydi. Yardım çığlıkları atmaktan çok uzakta. Uzandığı küçük birikintiden doğruldu ve yukarı baktı. Nerede olduğuna dair en ufak bir fikri yoktu ancak bu yer açıklanamaz bir şekilde onu tamamlıyordu. Ucu bucağı gözükmeyen saf yağmurdan oluşan yer masallarda anlatılan cennetten binlerce misli daha ihtişamlıydı. Kadın çıplak ayaklarının üstünde durdu ve usulca dans etmeye başladı. Gülümsüyordu. Korkmadan, istediği gibi hareket ediyordu. Bembeyaz kanatları onu koruyormuşçasına tüm asaletiyle açılmıştı.

Bakışları gizemli gökyüzüyle karşılaştığında şaşkın halde-ağrıyan başına destek uygulayarak doğruldu. Vay be ne uyumuştu ama! Yumuşak minderler düşündüğü gibi işe yaramış ve sırtını ağrıtmamıştı. Saatin gece iki olmasından dolayı etraf sokak ışıkları ve Ay'ın ışığı aydınlatıyordu. Gördüğü etkileyici rüyayı ve hissettiklerini düşündü. Ufak detaylara anlam yüklemeyi seven biri için rüyalar paha biçilemezdi. Rüyasının anlamına bakarken bu zamana kadar duymaya ihtiyacı olan cümleler gözlerinin dolmasına sebep oldu.

"Rüyada yağmur yağdığını görmek, Allah'ın (c.c) rahmetine, yardıma, ilim ve hikmete, iç huzuruna, rahmet ve berekete, hayra ve rızka işaret eder. Rüyada yağmurun sükûnetle yağması, üzüntü ve kederden kurtulmaya, hayır ve menfaate, o yıl içinde yardım görmeye ve duaların kabul edilmesine işarettir."

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.