Skip to content

소울 대학교

Chapter 1 · 2 min read

소울 대학교

Chapter 1

소울 대학교

Bölüm 1 – Yeni Bir Başlangıç Güneş yavaşça ufuk çizgisinden yükselirken, Seoul Üniversitesi’nin kampüsünde öğrenciler kendi dünyalarına dalmış şekilde dolaşıyordu. Yeni dönem başlamıştı ve her köşede farklı enerjiler hissediliyordu. Lucas, kampüsün müzik bölümünün koridorlarında elinde gitarıyla yürürken, gözleri sürekli etrafı tarıyordu. Onun için müzik sadece bir hobi değil, bir yaşam biçimiydi; ama içten içe yalnız olduğunu hissediyordu. Kibo, aynı kampüsün sanat merkezinde renkli kıyafetler giymiş, enerjisiyle etrafındakilere neşe saçıyordu. Arada bir Lucas’ı uzaktan izleyip kalbi hızla çarpıyor, ama bir türlü cesaret edip yanına yaklaşamıyordu. Kibo’nun gözleri, Lucas’ı gördüğü anda parlar, ama Lucas’ın duygularını anlamakta hâlâ zorlanıyordu. No-uel, siyah kabanını giymiş ve kulaklıklarıyla kendi dünyasına çekilmişti. Ders arası laboratuvara doğru yürürken Renjie’ye olan ilgisini gizlemeye çalışıyor, ama kalbinin bir köşesinde sürekli çarpıyordu. Sessizliği ve sıkıcılığı, çevresindekilerin dikkatini çekmese de, No-uel’in zekâsı ve ince ruhu bir süre sonra fark edilmeye başlıyordu. Lee Jun-hee, proje tasarım bölümünde sınıf arkadaşlarıyla birlikte gülüşüp şakalaşıyordu. Sarı ve beyaz giysileriyle sınıfta adeta bir güneş gibi parlıyor, herkesin yüzüne tebessüm konduruyordu. Henüz hoşlandığı biri yoktu, ama etrafında onun enerjisine hayran olan çok sayıda kişi vardı. Joon-seo, sınıfın köşesinde ışıl ışıl renkleriyle oturuyor, elinde örgü iplikleriyle bir kazak örüyordu. Dışarıya sıcak ve parlak görünse de, gizli bir hastalığı vardı; bazen halsiz ve sessizleşiyordu. Choi Min-ah-ra ise dans kulübü toplantısından çıkmış, hareketli adımları ve süslü kıyafetiyle sınıfa giriyordu. İnce sesiyle selam verirken Joon-seo’ya bakışı istemsizce uzun sürmüştü; içten içe ona karşı bir şeyler hissediyordu. Song Ye-jun, biyoloji dersini almak için laboratuvara yönelmişti. Asosyal tavırları ve sabırsızlığıyla dikkat çekiyordu. Etrafındaki öğrenciler ona hayran olsalar da, o kendi dünyasında yıldızlar ve kitaplarıyla yaşıyordu. “Sır-a Kadem” kitabının yazarı olarak, sınıfın sessiz bir gizemi olmuştu. Ve Hyun-Juu… O her zamanki gibi çevresine fark ettirmeden parlayan bir aura yayıyordu. Mis gibi kokusu ve küçük yıldız benzeri bir ışıkla etrafındakileri büyülüyordu. İnsanlar onun yanında hem huzur hem de merak hissediyordu. Kalbi tas gibi sağlam olduğu için kimse onun iç dünyasına kolay kolay ulaşamıyordu. O gün kampüs, sekiz farklı ruhun bir araya gelmesiyle adeta küçük bir evren haline gelmişti. Birbirinden farklı karakterler, farklı duygular ve gizli hislerle dolu bu yeni dönem, daha başlamadan herkesin hayatında büyük değişikliklere yol açacak gibiydi. Lucas ve Kibo’nun göz göze gelmesiyle sınıfta kısa bir sessizlik yaşandı. Kibo’nun kalbi hızlı hızlı çarpıyor, Lucas ise gözlerini kaçırmaya çalışıyordu. Aynı anda Choi Min-ah-ra, Joon-seo’ya gülümserken içten içe karmaşık duygular yaşıyordu. Hyun-Juu, sessizce sınıfa girip tüm dikkatleri üzerine topladı; küçük yıldızlar etrafında dans eder gibi parlıyordu. Böylece bir dönemin ilk günü, sekiz karakterin kaderini sessizce birbirine bağlamıştı. Kimse fark etmemişti ama bu yaz, Seoul Üniversitesi sadece bir eğitim alanı değil, kalplerin ve duyguların birbirine karıştığı bir sahne olacaktı.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.