Mi-Young'un evinde, zaman yavaş ve şifalı ot kokularıyla dolu aktı. Kuzey için bu birkaç hafta, hayatının en uzun, en huzurlu ve aynı zamanda en tedirgin edici dönemiydi. Mi-Young, kadim bilgisini kullanarak Yağmur’un yarasını tedavi etti; enfeksiyon geri çekildi, ateş düştü. Kuzey bu süreçte Mi-Young'un gözetiminde sessizce bekledi, evin günlük işlerinde yardım etti ve Korece birkaç kelime öğrendi. Ama gözleri hep Yağmur'un üzerindeydi. Yağmur iyileşmişti. Solgunluğu azalmış, omuzlarında taşıdığı ölümcül yükün izleri silinmeye başlamıştı. İlk kez, Kuzey'in beklediği o uyanış anı geldi. Loş odada, gün batımının kızıla boyadığı bir öğleden sonra, Yağmur gözlerini tamamen açtı. Gözleri doğrudan Kuzey'i buldu. Bir anlığına, tüm karmaşık geçmişleri, tehlikeli kaçışları ve yasak aşkları silindi; geriye sadece büyük bir rahatlama kaldı. "Kuzey..." diye fısıldadı Yağmur, sesi çatallı ama güçlüydü. Kuzey hemen yanına çöktü, onun elini kendi yanağına bastırdı. "Buradayım, fıstığım. Güvendeyiz. Mi-Young seni iyileştirdi." Yağmur, gülümsedi. Bu, Kuzey'in onu görmeyi en çok özlediği gülümsemeydi—hem muzip hem de yorgun. "Kargo gemisi... aklımda kalan son şey o." Mi-Young’un Şüphesi Mi-Young odaya girdi. İyileşmenin getirdiği rahatlığın kısa sürmesi gerektiğini Kuzey biliyordu. "Yeterince dinlendin," dedi Mi-Young, sesi her zamanki gibi mesafeliydi. "Yağmur, hafızandaki şifre dizilimine ihtiyacım var. Aksoy'un neyin peşinde olduğunu ve bunu nasıl durduracağımızı anlamak zorundayız." Yağmur, Kuzey'in elini sıkıca tuttu. Gözleriyle ona baktı, adeta izin istiyordu. Kuzey başını hafifçe salladı; bu, kurtuluşlarının anahtarıydı. Yağmur, Mi-Young'a doğru döndü ve saatlerce süren, karmaşık ve sembollerle dolu kod dizilimlerini anlatmaya başladı. Bunlar, biyolojik bir formülün değil, bir arındırma işleminin kadim formülünü anlatıyordu. Konuşma bittiğinde, Mi-Young Kuzey'e döndü. "Bu bilgi, Yağmur'un annesinden ona miras kaldı. Koreli kabilemiz, yıllar önce bu bilgiyi batılı bilim insanlarının eline geçmesin diye sakladı. Aksoy bu formülün ham haline ulaşmış olmalı." Mi-Young, daha sonra Kuzey'e yaklaştı, gözleri şüpheyle doluydu. "Senin aranızdaki bağ..." diye fısıldadı. "Türkiye'de üvey kardeş olduğunu biliyorum. Ama buradaki bakışlarınız başka bir şeyi anlatıyor." Kuzey'in boğazı düğümlendi. "Ben... onun için her şeyi yaptım. O benim..." "Biliyorum," diye kesti Mi-Young. "Benim kabilemde, aşk ve görev kutsaldır. Ama senin durumunda, aşk yasak ve tehlikeli. Bu duygular, Aksoy'un sizi bulması için bir zayıflık noktası olabilir." O gece, Yağmur tekrar uykuya daldıktan sonra, Kuzey evin dışındaki serin gece havasına çıktı. Mi-Young'un sözleri beyninde yankılanıyordu: "Aşk yasak ve tehlikeli." Onun için Yağmur, kurtarması gereken bir sırrın taşıyıcısı değil, uğruna ölümü göze alacağı kadındı. Bu tehlikeli aşk, onu güçlü kılıyordu, ama aynı zamanda bir hedef haline getiriyordu. Kuzey, cebinden Mi-Young'un ona verdiği, Kore'deki güvenli bir hattın numarasının yazılı olduğu küçük bir kağıt çıkardı. Telefonu yoktu ama Mi-Young ona, uluslararası istihbarat alanında çalışan eski bir kabile dostlarının numarasını vermişti. Aksoy'a karşı savaşmak için, sadece kaçmak yetmeyecekti. Kuzey, elindeki kağıda bakarak son kararını verdi: "Yağmur için bu sırrı çözmek zorundayım. Ve o beni zayıflatıyorsa bile, o benim tek gücümdür." Derin bir nefes aldı ve karanlıkta parlayan telefon numarasını ezberledi. Artık sadece kaçak değildi; yasak aşkını ve dünyayı kurtarmak için savaşan bir adamdı. Sırrı çözmek için Kore'deki kadim bilgileri ve uluslararası istihbarat bağlantılarını kullanmaya hazırdı.
الفصل 22
Yasak aşk
نهاية الفصل
0 تعليق
لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.