تخطٍ إلى المحتوى

𝙲𝙰𝚂𝚄𝚂

الفصل 1 · قراءة 3 دقيقة

𝙲𝙰𝚂𝚄𝚂

الفصل 1

Gecenin fısıltısı

Soğuk, İstanbul Boğazı'nın sularından süzülerek Galata Köprüsü'nün demirlerine vuruyordu. Bu, sıradan bir Ekim gecesiydi, ama Kuzey Vural için sıradanlık lüks bir kavramdı. Kuzey, 30’larının ortasında, keskin hatlı yüzü ve dikkat çekmeyen kahverengi gözleriyle bir kalabalığın içinde kolayca kaybolabilecek bir adamdı. Sırtında, ne çok şık ne de ucuz duran koyu gri bir palto vardı. Paltonun iç cebinde, bir cep telefonu kadar masum duran ama dünyanın dengesini değiştirebilecek bilgiler içeren şifreli bir hafıza kartı duruyordu. Saat tam 23:47’yi gösterirken, Kuzey, Karaköy tramvay durağının köşesinde, sırtı ıslak asfalta dönük, bir anıt heykeli gibi hareketsizce bekliyordu. Karşısındaki, tarih kokan eski bir hanın zemin katında bulunan ve içeriden zar zor sızan soluk ışıkla çevrili "Saklı Liman" adlı meyhaneydi hedefi. Mekânın adı, bulunduğu karanlık sokakla tezat oluşturacak kadar ironikti. Kuzey'in görevi basitti, ama her casusluk görevi gibi ölümcül bir hata payına sahipti: Dört ay önce Rusya'da ortadan kaybolan ve Batı istihbaratının "Hayalet" lakabını taktığı, çift taraflı çalışan bir ajandan kritik bilgileri içeren o hafıza kartını almak. Derin bir nefes aldı. Ciğerlerine dolan iyot ve kömür kokusu, gerginliğinin tuzu biberiydi. Gözleri, sürekli hareket halindeki şehir manzarasını tarıyordu: İleride hızla geçen bir taksi, çöp konteynerini karıştıran bir kedi, meyhaneden çıkan ve sarhoş kahkahalarla sokağın sessizliğini bozan iki silüet. Hepsi birer fondu, ama Kuzey için her detay potansiyel bir tehditti. Beklediği an geldi. Meyhanenin ahşap kapısı gıcırdayarak açıldı. İçeriden çıkan tek kişi, iri yapılı ve kaba görünüşlü bir adamdı. Ama Kuzey'in dikkatini çeken adamın görünüşü değil, kolundaki saatti. Pahalı bir İsviçre markasıydı, ancak Kuzey'in ajansının kullandığı gizli bir sinyal cihazıydı aynı zamanda. Kadranın üzerindeki ince, kırmızı çizgi saniyede iki kez yanıp sönüyordu: "Temiz. Gel." Kuzey, ağır adımlarla, sanki yalnızca içki içmeye gelmiş sıradan bir yabancıymış gibi Saklı Liman'a doğru yürüdü. Kapıyı ittiğinde, içeriden gelen gürültü ve sıcak hava yüzüne çarptı. Burası, loş ışıklar, eski taş duvarlar ve bir köşede hüzünlü melodiler çalan üç kişilik bir fasıl ekibiyle doluydu. Koku, bayat bira, balık ve nane karışımıydı. Casus, bardağın arkasındaki, hafif kambur, orta yaşlı barmene doğru yürüdü. Bir an bile tereddüt etmeden, önceden kararlaştırılmış parola ile konuştu: "Bir bardak dem alayım. Ama balık, bugün taze olsun." Barmen, başını kaldırdı. Gözlerinin altı uykusuzluktan şişmişti. Sesinde hiçbir duygu yoktu: "Burada sadece kadeh servisimiz var, beyefendi. Balık mı dediniz? Bizde sadece buz var." Parola tamamlanmıştı. Kuzey, tezgâhın üzerine dikkat çekmeyecek şekilde bir on liralık banknot bıraktı. Barmen, elini uzatıp banknotu alırken, avucunun içinde katlanmış küçük, pürüzsüz bir kâğıt parçası bıraktı. Kuzey, kâğıdı yakalamanın verdiği minik sıcaklığı hissetti. Elini tezgâha dayayarak kâğıdı parmaklarının arasında sıkıştırdı ve hemen ardından arka cebindeki sigara paketini çıkardı. Sigarayı yakarken, parmaklarının ustaca hareketiyle kâğıdı paketin içine itti. Ardından bir sigara yaktı ve derin bir nefes çekti. Her şey, dışarıdan sigara içen gergin bir adamın rutin eylemi gibi görünüyordu. Görevin birinci aşaması tamamlanmıştı: Bilgiyi alma. Şimdi en zor kısım başlıyordu: Bilgiyi incelemek ve buradan sağ çıkmak. Çünkü casusluk dünyasında, bir görevi tamamladığın an, bir sonraki tuzağa adım attığın andır. Kuzey, sigarasından son bir fırtım çekti ve dumanı loş tavana doğru üfledi. Tam o sırada, kalabalığın arasından bir figür ona doğru yürüdü. Hızlıydı, kararlıydı. Adamın vücut dili, Kuzey'in beklediği sıradan bir meyhane müşterisine ait değildi. Siyah, dar kesim bir takım elbise giyen bu adamın yüzü gölgelerle kaplıydı ama Kuzey, barmenle konuşurken göz ucuyla fark ettiği bileğindeki kalın, gümüş zinciri hemen tanıdı. Bu, Hayalet'in peşinde olan ve bilinen en acımasız Rus karşı-istihbarat birimi olan "Voran"ın özel infazcılarının alameti farikasıydı. Yakalanmıştı. Kuzey, tezgâhın üzerindeki boş kadehi kavradı, kâğıdın hala sigara paketinin içinde olduğundan emin oldu ve yavaşça arkasını döndü. Meyhanenin cıvıl cıvıl gürültüsü birden kulaklarında boğuklaştı. Adam, Kuzey'e yaklaştıkça, gümüş zincir ışıkta tehlikeli bir ışıltıyla parladı. "Afedersiniz," dedi Voran infazcısı, aksanlı, sert bir Türkçe ile. Sesi, Kuzey'in beklediği gibi soğuk ve mekanikti. "Bu geceki balıkların bayat olduğunu duydum. Bize tazesini nereden bulabileceğimizi söyler misiniz?" Kuzey'in dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme yayıldı. Artık geri dönüş yoktu. "Sanırım yanlış limana demir attınız," dedi Kuzey, elindeki kadehi aniden Voran infazcısının yüzüne fırlatarak. Cam paramparça oldu. Kan ve şok nidaları havada yankılanırken, Kuzey tezgâhın üzerinden atladı, altındaki barmeni yere itti ve mutfağa giden sallanan kapıya doğru depar attı.

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.