Güneş, ailesi ile birlikte Aydın'dan Adana'ya taşınmışlardı Güneş bu durumdan oldukça şikayetçiydi. Adana'da ne bir arkadaşı ne de bir tanıdığı vardı. Fakat taşınmak zorundalardı. Babasının işini Adana'ya taşıması gerekiyordu ve restorantlarını Adana'ya taşımışlardı. Neredeyse tamamen eve ve iş yerine yerleştiler. Bütün işleri Güneş ve annesi evde halletti. Babası restorantla ilgileniyordu. Akşam yemek saati geldi birlikte ailecek yemek masasına oturdular. Güneş bir hayli sinirliydi hem çok yorulmuş hem de arkadaşlarını bırakmak istemiyordu.
Güneş'in Babası: Çok yoruldunuz mu?
Güneş: Yok ya hiç yorulmadık baba!
Güneş' in Babası : Belli ki sen çok yorulmuşsun Güneş yemekten sonra duş alıp dinlen.
Güneş : Sağol.
Der ve masadan sertçe kalkar. Tam o sırada
Güneş'in Babası : Yarın, iş yerinde bana yardım etmek için okuldan sonra uğra. Çok az bir işimiz kaldı.
Güneş:tamam!
Dedi. Gözünü devirerek odasına gider...
Odasına girer ve yatağına uzanır uzun uzun düşünürken yarın okul olduğu aklına gelir. Endişeyle yataktan kalkıp banyo yapmaya gider... Orta uzunlukta, dalgalı, siyaha dönük koyu kahverengi, yumuşacık, mis kokulu, ten rengiyle bir o kadar uyumlu gözlerinin rengini her an hatırlatan... saçları biraz yıpranmıştır. Hemen saçlarını güzelce yıkar. Mis gibi kokar yine... Saçlarını kurutmak için saç kurutma makinesini arar annesine seslenir
Güneş : Anne saç kurutma makinesi nerede? bulamadım!
Güneş'in Annesi: Açılmamış kolilere bak! Çıkardığımızı hatırlamıyorum.
Güneş:Tamam! Dedi.
Bütün açılmamış kolileri hızlıca açar ve hemen bulur. Dalgalı bir o kadar pürüzsüz saçlarını hızlıca kurutur. Üstüne geceliğini giyer ve yatağa girer. Çok yorgun olduğu için hemen uykuya dalar...
Gece, sabah 7:00 alarmıyla uyanır. Perdelerini sonuna kadar açar. Ama çok huzursuzdur. Her bir okul günü gibi bu okul günününde çok kötü geçiceğine inanıyordur. Yüzünü yıkamak için lavaboya gider. Elini yüzünü yıkar. Aynaya bakar saçları çok dağılmıştır. Siyaha kaçan düz saçlarını tarar. Üstüne okul kıyafeti giymez üstüne beyaz tişört ve altına siyah eşofman... Evet evet Gece koyu Beşiktaşlıydı. Çantasını kafası güzel hazırladıktan sonra gizlice mutfakta bir şeyler atıştırır. Evdekileri uyandırmak istemez ve gizlice evden çıkar. Saat 7:48 geçiyordu ders 8'de başlicaktı. Bir anda koşmaya başladı durağa doğru...
Güneş, yorgun şekilde uyanmıştı. Saat 7:36 ydı. Kalktığında çok gergin ve stresliydi çünkü gidiceği okula ilk kez gidiyordu. Tanıdığı kimse yoktu bu onu çok geriyordu. Gergin bir şekilde ders programına bakıp çantasını hazırladı. Ardından okul kıyafetlerini narin bedenine giydirdi... Saçını taradı topladı. Kahvaltı yapmak için mutfağa gitti. Birşeyler atıştırıp dışarı çıktı. Saat 7:52 dü ama durak evlerine çok yakındı zaten durağa doğru yürümeye başladı.
Tam durağın yakınlarındayken arkasında hızlı bir şekilde üzerine koşan bir kız görür Güneş. Tabiki de o kız Gece'dir. Nereye koştuğunu anlıyamaz ve kız önüne bakmadan sadece koşuyordur. Bir anda Güneş'in üzerine düştü. Göz göze geldiler bir an. Güneş gözlerine iyice bakmıştı... Bir anda ayağa kalktı "Ne yapıyorsun ya önüne baksana!" dedi ve üzerini sirkeledi.
Gece : Özür dilerim, okula yetişmeye çalışıyorum.
Güneş : Anladım, dikkat edersin bir daha ki ne.
(Gözleri çok güzeldi...)
Gece : Evet. Dedi Gece ve üstünü sirkeledi, durağın önüne doğru yürüdü. Güneş gözlerinin etkisinden çıkamamış gibiydi... Bütün stresi o anda gitmişti. Güneş'te durağın önüne doğru Gece' nin arkasından yürüdü. Otobüs gelmesi gereken saatte gelmemisti.
Güneş : Acaba Gözlerini kimden aldı? Söylesem mi? Rahatsız olur mu? Daha yeni bağırdım kıza ya off.
Göz göze gelirler yine. Yakınlaşırlar.
Gece : Çok güzel kokuyor!!!
Ve otobüs gelir. Gece otobüse doğru yürüken Güneş bir anda kolundan çeker kendine doğru." Gözlerine yakından bakmak çok güzeldi aslında..." Der. Gece şaşırır bir anda, Güneş'in gözlerine bakarak sakinleşir. Arsız bir bakışla "duygularımız karşılıklı" der. Sonra otobüse binerler. Otobüste boş olarak sadece 2 kişilik bir yer kalmıştı. İlk önce Gece'nin oturmasını istedi Güneş.
Gece :Teşekkür ederim.
Güneş :Teşekkür mü edersin?
Gece'nin yüzünde tatlı bir tebessüm oluşmuştu. Oturdular.
Güneş : Sahi adın neydi?
Gece : Gece ismim. Dedi ve tekrar gülümsedi.
Güneş : Güzelmiş gerçekten çok güzelmiş.
Gece : peki ya senin?
Güneş : Güneş benim de.
Gece : Güneş! Çok anlamlı geliyor kulağa.
Güneş : Gece kadar değil...
Gülüştüler sessizce. Gece camdan dışarıyı izlemeye dalmıştı. Güneş hâlâ Gece'nin gözlerine bakıyordu. Bir anda irkildi "Ne oluyo bana kendine gel Güneş!" Gece Güneşe baktı biraz kızarmış gibiydi.
Gece : İyi misin? Diye sordu.
Güneş : Eee evet evet iyiyim sorun yok. (niye bu kadar telaş yaptım ki?!)
Gece : Çok güzel kokuyosun.
Güneş : Teşekkür eder-
Gece : Teşekkür mü edersin? Gülüştüler tekrardan. Güneş : Ama sadece dalin kokuyorum.
Gece: dalin koktuğunu anlıyabiliyorum ama sen, sende başka bir şey var bambaşka kokuyosun. Güneş, kıpkırmızı olmuştu. Ne diceğini bilmiyordu. Kısık ve ince bir ses tonuyla gözlerini Geceden kaçırarak.
Güneş: Teşekkür ederim dedi. Gece yine ona gülümsüyordu bir an göz göze geldiler tekrardan. Güneşin kalbi hızlı hızlı atmaya başlamıştı. Sanırım ilk defa bir kız onu bu kadar etkilemişti. Gece Güneş'in gülüşünden, gözlerinden, ses tonundan herşeyden önce kokusundan çok etkilenmişti. Fakat rahatsız olmasından korkuyordu. Otobüsten hiç inmek istemedi. Numarasını istedi Güneşten. Güneş hemen verdi numarasını. Bir anda otobüs durdu. Gelmişlerdi okula ve ikiside aynı yerde indiler ve bir birilerine bakarak "Sende mi bu okulda okuyosun" dediler şaşkın bir yandan mutlu bir şekilde.