Skip to content

•.. ~Killer Sheet~.. •

Chapter 4 · 4 min read

•.. ~Killer Sheet~.. •

Chapter 4

Biraz kafamı koydum. Derin düşüncelerdeydim. Bir müddet sonra hastaneden çıktık. Bizi kapıda teyzem karşıladı. Doğru ya benim tek akrabam, para avcısı bir kadın dı. Arabasına bindim ve yola koyulduk. Ben eve gideceğimizi zannetmiştim ama yolu değiştirdi.

-Eve gitmeyecek miyiz?

-Hayır tatlım. Bir mahkeme görüşmesi var ve biz onur konuklarız.

-Nasıl yani. Biz suç mu işledik?

Teyzem güldü. Daha sonra ağzını araladı ama birşey söylemeden geri kapadı.

Bir 10 dk sonra gelmiştik. Arabadan inip mahkeme salonuna doğru yürüdük. Adım atarken zorlanıyordum. Ama bana Rachel yardım ediyordu.

Hakim birkaç bişeyler söyledi. Ne anlama geldiğini bilmiyorum. Ama sanırım artık teyzemde kalıcam. Babam iş gezisinden bir dönsün ondan kurtulucam. Tek işi babamla yanlız kalmak olan bir kadınla konuşmak istemiyordum.

Soluksuz ve bir o kadar da sessiz geçen yolun sonunda eve vardık. Ama burası benim evimdi? Teyzemin değil! Ben onda kalmıyacakmıydım? Hemen bakıcıma dönüp sordum.

-Ama biz onda kalmıyacak mıydık? O bizde neden kalıcak?

-Tatlım bu biraz uzun bir ko-

Teyzem Rachel'ın sözünü kesti.

-Hâlâ anlamadın mı seni küçük şarlatan. Baban öldü ve bir daha geri gelmeyecek. Sende reşit olana kadar tüm mal varlığın benim elimde. Kölem gibi yaşamak zorundasın!

Elini saçıma dolamıştı. Uzun siyah tırnakları güneş sarısı saçımda duruyordu. Rachel öne atılmış beni savunmaya çalıştı ama teyzem onu kovmakla tehdit etti. En sonunda ikimizi odaya gönderdi.

O gece Rachel yanımda yattı. Yamur yağıyordu ve gök gürüldüyordu. Her gök gürlediğinde gözümden bir yaş süzülürken bende Rachel e sarılıyordum. Ne zaman uyudum bilmiyorum ama Rachel sanırım hiç uyumamıştı. Ben uyandığımda bile eliyle saçımı okşuyordu. O gün sabah erkenden babamın mezarına gittik. Uzun uzun ağladım. Ama Rachel beni sakinleştirdi. Teyzemi daha fazla bekletmememizin gerektiğini söyledi. Oda benim kadar korkuyordu.

Artık alışkanlık haline gelmişti babamı her sabah ziyarete gitmek. 1 hafta geçmişti. Ama o kadar zor geçmişti ki. Artık güne teyzemin ağza alınmayacak hakaretleriyle başlıyorduk. Babamın yanına gelmem onu sevindiriyordun. Çünkü ayağının altında değildim. Beni okulumdan da almıştı. Söylediğine göre benim gibi zavallıların eğitim görmeye ihtiyaçları yok muş. Ben zavallıyım?

Bir sabah yine hakaretler eşliğinde kalktık. Her zaman bağırmak zorundamıydı bana? Kahvaltı yapmadan evden ayrıldık. Zaten doğru düzgün yemek de yememe izin vermiyordu. Rachel asgari ücret maşıyla hem kendine hemde bana bakmak zorunda kalmıştı. Taksiyle mezarlığa gittik. Elinde olsa bizi dolmuşla hatta yürüyerek gönderirdi ama itibarı 5 paralık olurmuş. Yani öyle dedi.

Babamın mezarına doğru yürüdüm. Ama dikkatim yine bir mezarın başına dikilen birine kaydı gözüm. Buraya her geldiğimizde o da orda olıyordu. Biz gitsekte onun hâlâ orda durduğuna yemin edebilirim. Aslında çok dikkat çekiciydi. Cadılar bayramından kostümüyle kaçmışa benziyordu. Kostümü de bir hayalet kostümü. Acaba Rachel onu farketmiş miydi? Fark edilmeyecek gibi değildi ki?

-Rachel abla. Bir şey sorabilir miyim?

Diz çöktü. Artık aynı boydaydık.

-Evet balım. Tabiki sorabilirsin.

Elimle işaret ettim

-Orda bak. Mezarın başında dikilen biri var. Ama neden bir hayalet kostümü giyiyor?

Rachel anlamsız bakışlarla işaret ettiğim yere baktı. Gözleri kısıldı ve etrafı aradı. Sonra anlamamış gözleriyle bana geri döndü.

-Doktor kaza sırasında kafanı vurduğunu söyledi. Belki hayal görüyorsun dur. Çünkü orada kimse yokki tatlım.

Bir an cevap veremedim. Ama ben görüyordum ve bu hayal falanda değildi. Yada ben öyle düşünüyordum.

-bak ne diyeceğim. Zaten bu gün sana biraz gezelim kafa dağıtalım diyecektim. Daha fazla oyalanmadan arabaya gidelim mi?

Bu neydi şimdi. Beni babamdan koparmaya mı çalışıyordu? Yada delirdiğimi mi düşünüyordu?

-Tamam ama ben en azından babama bir kaç şey söylemek istiyorum. Özel. Sen arabaya git ben gelicem.

Ne kadar istekli olduğumu görünce kıramadı. Acele etmem şartıyla kabul etti.

Gözden kaybolunca doğruca hayalet çocuğun yanına gittim. Aynıydı. Hiç kıpırdamadı. Sanırım o da benim gibi bir çocuktu.

- Merhaba.

Cevap vermedi. Çok kaba!

-Merhaba diyilince cevap vermen gerekiyor. Bilmiyor musun?

Ama hâlâ bir cevap vermedi. Yanına iyice yaklaştım ve bende sadece dikilmeye karar verdim. Ama onu çok merak etmiştim ve fazlada vaktim yoktu zaten.

-Mezardaki kim?

-Abim.

Şaşırdım ilk kez konuştu.

-Senin için üzüldüm.

-Benim için üzülme Olivia.

-Ne? Benim adımı nereden biliyorsun sen?

-Çünkü sen seçilmiş kişisin. Özel kişilerin adlarını korunmaya muhtaç kişiler hep bilirler.

-Özel kişimi? Seçilmiş mi? Ama ben tam bir zavallıyım.

- Hayır. Sen seçilmiş kişisin. Seçilmiş kişiler zavallı değillerdir. Senin beni kurtarmak gerekiyor.

- Ama nasıl? Seni neyden kurtarıcam ki?

Eliyle mezardaki çiçeği gösterdi.

-O çiçek benim yaşamamı sağlıyor. Yani daha doğrusu bu dünyada kalmamı sağlıyor. Ama solmak üzere ve eğer solarsa birdaha insanlar dünyasına geri gelemem ve bu benim için bir felaket olur.

Anlattıklarını anlamaya çalıştım ama insanlar dünyası ve çiçek sonra bir daha geri gelememek... Kafam çok karıştı. Bir çiçek nasıl olurda onu hayatta tutardı ki?

-Nasıl yani çiçek seni dünyada mı tutuyor ve o solarsa sen ölücek misin. İyi ama nasıl?

-Haklısın kafan karıştı ama bana yardım etmen lazım. Benle ölüler dünyasına gelip o çiçeği tekrar bulmamız ve buraya tekrar ekmemiz gerekiyor.

-Ölüler dünyası mı?

Korkmuştum.

-Ruhlar alemi gibi birşey mi?

Kafa salladı ve aslında oranın hiç korkunç olmadığını söyledi. Rachel beni çok beklemişti. Yanına gidersem şuan kızardı. Hem biraz eğlenmenin iyi olacağını kendi söylemişti. Bir adım attım ve öne çıktım. Çiçeğe baktım ve o çiçeği ilk defa gördüğüme emindim. Bahçemizde ki serada bile yoktu bu çiçekten.

Kafamı ona çevirdim daha adını bile bilmiyordum ama ona güveniyordum.

-Ben kabul ediyorum.

Elini bana uzattı. Ellerimizi tutuştuk ve bana gözünü sımsıkı kapa dedi. Ve kapatmamla sanki aşşağıya düşme hissi bir oldu ve o an çok korktum ve gözümü açtım.

Gözümü açınca kafam döndü ve kafamı bir yere çarptım. En son onun bana seslanmesini hatırlıyorum...

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.