Skip to content

𝐾𝑜𝑙𝑦𝑒 '🍁

Chapter 3 · 5 min read

𝐾𝑜𝑙𝑦𝑒 '🍁

Chapter 3

3. Bölüm - Aynı Kolye

Kaya, Alev'i bulduğuna inandığı günden sonra hayatının değiştiğini fark etmişti.

Sabahları işe gelmek için daha erken kalkıyor, akşamları ofisten daha geç çıkıyordu.

Bunun sebebi artık işi değildi.

Alev'di.

Onu her gördüğünde, üç yıl önceki o yağmurlu akşamın bir parçası yeniden canlanıyordu.

Alev'in sesi...

Gülüşü...

Ellerinin sıcaklığı...

Ve boynundaki kolye.

Kaya için bütün bunlar yeterliydi.

Yüzünü göremese bile Alev'i tanıyordu.

En azından buna inanıyordu.

Bir sabah Kaya odasında çalışırken Alev elinde kahveyle içeri girdi.

— Kahven.

Kaya başını kaldırmadan gülümsedi.

— Sade, şekersiz.

— Aynen.

Alev kahveyi masaya bıraktı.

Kaya fincanı eline aldı.

— Biliyor musun, üç yıl önce de kahvemi böyle getirirdin.

Alev bir an durdu.

— Gerçekten mi?

— Evet.

Alev gülümsedi.

— Demek doğru hatırlıyorsun.

Kaya ona baktı.

— Seni hatırlıyorum.

Alev'in yüzündeki gülümseme genişledi.

— Bazen seni anlamak gerçekten çok kolay.

— Nasıl?

— Ne istediğini gözlerinden belli ediyorsun.

Kaya hafifçe güldü.

— Gözlerime bakıp bunu nasıl anlıyorsun?

Alev bir an sustu.

Sonra toparlandı.

— İnsanları okumayı iyi bilirim.

Kaya bunu sorgulamadı.

Aylin, yani kendisini Alev olarak tanıtan kadın, Kaya'nın zayıf noktasını çoktan anlamıştı.

Kaya insanların yüzlerini göremiyordu.

Ama insanlara güvenmek istiyordu.

Özellikle de yıllardır aradığı kadını bulduğuna inanıyorsa.

Aylin bunu biliyordu.

Ve her geçen gün Kaya'nın hayatındaki yerini biraz daha sağlamlaştırıyordu.

Öğleden sonra şirketten birlikte çıktılar.

Kaya'nın önemli bir toplantısı vardı.

Toplantı sırasında Alev'in söylediği bir cümle Kaya'nın dikkatini çekti.

— Tango insanın kendisini karşısındakine bırakmasıdır.

Kaya'nın eli kaleminin üzerinde durdu.

Bu cümleyi daha önce duymuştu.

Üç yıl önce.

O gece.

Alev'in ağzından.

Kaya'nın yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.

Alev bunu fark etti.

— Ne oldu?

— Hiç.

— Emin misin?

— Sadece bir şeyi hatırladım.

— Neyi?

Kaya ona doğru döndü.

— O gece söylediğin bir şeyi.

Aylin'in kalbi hızlandı.

Ama belli etmedi.

— Ne söylemiştim?

Kaya gözlerini kapattı.

Cümleyi hatırlamaya çalıştı.

— “İki insan birbirini tanımadan bile aynı ritmi paylaşabilir.”

Aylin birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra gülümsedi.

— Evet. Bunu söylemiştim.

Kaya rahatladı.

Ama Aylin'in içinde küçük bir korku oluşmuştu.

Çünkü bu cümleyi Kaya'nın hatırlaması, onun için tehlikeliydi.

Aylin o gece orada değildi.

Kaya'nın anlattıklarından ve araştırmalarından öğrendiği şeyleri ezberlemişti.

Ama Kaya'nın hafızasındaki bütün ayrıntıları bilemezdi.

Bir gün mutlaka açık verecekti.

Bunu biliyordu.

O akşam Kaya eve gitmek yerine Alev'i dans stüdyosuna götürmesini istedi.

Alev'in gerçekten tango eğitmeni olduğuna inanıyordu.

Stüdyoya girdiklerinde içeride birkaç çift dans ediyordu.

Müzik yavaşça yükseliyordu.

Kaya etrafına baktı.

— Burası güzelmiş.

— Benim için özel bir yer.

Alev elini uzattı.

— Dans edelim mi?

Kaya elini tuttu.

Müzik başladı.

İlk birkaç adımda Kaya zorlandı.

Alev onu yönlendirdi.

— Rahatla.

— Deniyorum.

— Bana güven.

Kaya başını hafifçe eğdi.

— Sana güveniyorum.

Bu cümle Alev'in yüzündeki gülümsemeyi değiştirdi.

Kaya ise fark etmedi.

Onun için bu dans, üç yıl önce yarım kalan bir hikâyenin devamıydı.

Müzik ilerledikçe Alev ona daha da yaklaştı.

Kaya'nın eli belindeydi.

Alev'in eli omzundaydı.

Bir an için ikisi de konuşmadı.

Sadece müzik vardı.

Kaya'nın kalbi hızlandı.

Alev'in boynundaki kolye göğsünün üzerinde hafifçe sallanıyordu.

Kaya ona baktı.

— Kolye...

Alev eliyle kolyeye dokundu.

— Ne olmuş?

— Hiç çıkarmıyorsun, değil mi?

— Hayır.

— Neden?

Alev gülümsedi.

— Çünkü bana seni hatırlatıyor.

Kaya'nın nefesi kesildi.

— Beni mi?

— Evet.

Kaya'nın yüzünde sıcak bir gülümseme oluştu.

Alev'e biraz daha yaklaştı.

— Ben de seni her gün hatırladım.

Alev gözlerini kaçırdı.

Bir an için suçluluk hissetti.

Ama hemen bastırdı.

Kaya'nın kendisine olan ilgisi giderek büyüyordu.

Ve bu ilginin yalnızca bir oyun olmadığını artık o da anlamaya başlamıştı.

Aynı saatlerde, şehrin başka bir yerinde başka bir kadın dans stüdyosunun kapısını kilitliyordu.

Alev.

Gerçek Alev.

Yirmi beş yaşındaydı.

Tango eğitmeniydi.

Ve üç yıl önce hayatına girip bir daha göremediği adamı hâlâ hatırlıyordu.

Kaya.

O geceyi o da unutamamıştı.

Kendisine neden bu kadar etki ettiğini hiçbir zaman anlayamamıştı.

Belki de bir yabancıyla yaşadığı o birkaç saat fazlasıyla gerçek gelmişti.

Belki Kaya'nın kendisine bakışında farklı bir şey vardı.

Belki de o gecenin sonunda hissettiği eksiklik hiç geçmemişti.

Alev eve gitmeden önce boynundaki kolyeye dokundu.

Aynı kolye.

Annesinden kalan, yıllardır hiç çıkarmadığı kolye.

O gece Kaya'nın dikkatini çeken kolye.

Alev hafifçe gülümsedi.

— Acaba beni hatırlıyor musun?

Telefonunu çıkarıp eski mesajlarına baktı.

Üç yıl önce, o gece eve döndüğünde arkadaşına yazdığı tek bir cümle vardı:

“Bugün çok garip bir adamla tanıştım.”

Alev telefonu kapattı.

Kaya'nın onu aramış olabileceği hiç aklına gelmemişti.

Şirketinin adını bilmiyordu.

Soyadını bilmiyordu.

Nerede yaşadığını bilmiyordu.

Sadece adını biliyordu.

Kaya.

Ve o adamın kendisine söylediği son cümleyi hatırlıyordu:

“Belki tekrar görüşürüz.”

Ertesi sabah Alev'in hayatı beklenmedik bir şekilde değişti.

Stüdyoya gelen yeni öğrencilerden biri, yanında bir dergi getirmişti.

— Hocam, şu adama bakın. Şehrin genç iş insanlarındanmış.

Alev ilgilenmeden dergiye baktı.

Sonra dondu.

Sayfanın ortasında Kaya'nın fotoğrafı vardı.

Alev'in parmakları titremeye başladı.

Fotoğraftaki adamı yıllar önce yalnızca bir gece görmüştü.

Ama bu kez yüzünü net biçimde görebiliyordu.

Kaya.

Altında şirketinin adı yazıyordu.

Alev dergiyi elinden aldı.

Kalbi hızla çarpmaya başladı.

— Bu... Kaya.

Öğrencisi şaşırdı.

— Tanıyor musun?

Alev cevap veremedi.

Üç yıl önce tanıştığı adamı sonunda bulmuştu.

Ama o anda bilmediği bir şey vardı.

Kaya da onu bulduğuna inanıyordu.

Sadece yanlış kadını bulmuştu.

O gece Kaya, ofisinde tek başına oturuyordu.

Aylin çıkmadan önce masasının üzerine küçük bir kutu bırakmıştı.

Kaya kutuyu açtı.

İçinden ince bir zincir çıktı.

Alev'in kolyesine benzeyen bir kolye.

Kaya şaşkınlıkla baktı.

— Bu ne?

Aylin kapının yanında duruyordu.

— Üç yıl önce kaybettiğin şeyi sana geri vermek istedim.

Kaya'nın kalbi hızlandı.

— Ama bu benim değil.

Aylin gülümsedi.

— Biliyorum.

Sonra birkaç adım yaklaştı.

— Ama belki bizim hikâyemizin bir parçası olabilir.

Kaya kolyeyi elinde tuttu.

O an Alev'in gerçekten karşısında olduğuna bir kez daha inandı.

Aylin ise kapıdan çıkarken yüzündeki gülümsemeyi saklayamadı.

Çünkü planı işe yarıyordu.

Ama planının hesaba katmadığı bir şey vardı.

Gerçek Alev artık Kaya'yı bulmuştu.

Ve iki kadının boynundaki benzer kolyeler, çok yakında iki ayrı hayatı birbirine bağlayacaktı.

End of chapter

1 comments