Skip to content

Şeffaf

Chapter 2 · 3 min read

Şeffaf

Chapter 2

BÖLÜM2:Beyaz ruhun ağırlığı

Gece boyu rüyamda sadece beyaz bir boşluk gördüm. Ne bir renk sızdı zihnime, ne de bir ses. Uyandığımda ise dünya her zamankinden daha gürültülü, renkler ise daha yapışkandı. Sanki bir kez o tertemiz havayı solumuşum da şimdi yeniden zehirli bir gaz bulutunun içine atılmışım gibi hissediyordum. Tüm gün derslerde, zihnimin bir köşesinde hep o metal kapının ardındaki sessizlik yankılandı. Silas’ın o şeffaf varlığına, zihnimi dindiren o serinliğine her zamankinden daha çok ihtiyacım vardı. Ders biter bitmez koridorları hızla geçtim. Kalabalığın üzerinden taşan o hırslı sarılar ve yorgun maviler üzerime çarptıkça adımlarımı hızlandırdım. O sığınağa varmalıydım. Metal kapıyı her zamanki gibi yavaşça araladım. İçeride beni o şeffaf huzurun karşılayacağını sanıyordum ama eşiği geçtiğim an havada farklı bir ağırlık olduğunu hissettim. Atölye yine mermer tozu kokuyordu ama bu kez tozlar havada dans etmiyor, sanki görünmez bir yükle yere çöküyordu. Silas, camın önündeki eski taburesine tünemiş, ellerini dizlerinin arasında birleştirmişti. Güneş ışığı yüzüne vuruyordu ama o ışığı yansıtmıyor, sanki karanlık bir delik gibi emiyordu. Yanındaki mermer büst yarım bırakılmış, aletleri ise masaya rastgele saçılmıştı. "Geldin," dedi. Sesi o kadar cansızdı ki, bir an onun da o sarsılmaz heykellerden birine dönüştüğünü sandım. Başını kaldırmadı, bakışları yerdeki mermer kırıklarına saplanmıştı. Yanına kadar yürüdüm. Aramızdaki o güvenli ve sessiz mesafeyi ilk kez ihlal ederek ona doğru eğildim. Onu okumaya, o her zaman peşinde koştuğum şeffaflığı bulmaya çalıştım. Ama bugün, o berraklık bulanmıştı. Suyun dibindeki kumların havalanıp görüşü kapatması gibi, Silas’ın üzerinde isimsiz, grimsi bir pus vardı. "Bir sorun mu var, Silas?" diye fısıldadım. Sesim, odadaki o ağır sessizliği bir bıçak gibi kesti. Silas derin, sanki göğüs kafesinde koca bir kaya taşıyormuş gibi zorlu bir nefes aldı. Başını yavaşça yana eğip bana baktı. Gözlerinde o her şeyi anlayan ifade yoktu; bu kez o, anlaşılmayı bekleyen taraftaydı. "Sadece..." dedi, sesi çatlayacak bir cam kadar inceydi. "Bazen ruhumu rahatlatamıyorum." Sesi bir kemanın en ince telinin titremesi gibiydi. Bakışlarını yerden kaldırıp gözlerimin içine baktığında, o her zamanki duruluğun yerini çaresizliğin aldığını gördüm. Göz bebekleri titriyordu; sanki çok ağır bir şey yaşamış da anlatmaya dili varmıyormuş gibiydi. O her şeyi yutan, her şeyi dindiren Silas gitmiş; yerine kırılmaktan korkan, çıplak bir ruh gelmişti. Onun bu hali beni korkuttu. Belki de onu bu halde görmemem gerektiğini düşündüm. Kendi gürültülü dünyamdan kaçıp sığındığım bu limanın da sarsıldığını görmek, içimde bir yerleri sızlattı. Onu bu savunmasız haliyle baş başa bırakmanın en doğrusu olacağını sanarak, yavaşça yerimden doğruldum. "Seni yalnız bıraksam daha iyi olacak sanırım..." diye fısıldadım, kapıya doğru bir adım atarken. Ama daha kapı koluna uzanamadan, o naif, fısıltıdan hallice sesini duydum. "Lütfen gitme..." Duraksadım. Kalbim göğüs kafesime sertçe çarptı. Arkamı döndüğümde Silas’ın hâlâ aynı yerde, ama bu sefer bana doğru hafifçe uzanmış bir halde durduğunu gördüm. "Ne olduğunu, neden olduğunu bilmiyorum," dedi sesi titremeye devam ederken. "Ama yanımda olduğunda... benim ruhumdaki o ağırlık hafifliyor. Lütfen, sadece bugünlük... benimle kal." Hayatım boyunca insanların ruhlarındaki her türlü rengi görmüştüm; ama ilk kez birinin ruhundaki o renksiz, sessiz çığlığı bu kadar yakından işitiyordum. Silas’ın o şeffaf dünyasında ilk kez bir çatlak oluşmuştu ve o çatlağı sadece benim varlığımın doldurabileceğini söylüyordu. Gidemedim. Ayaklarım yere mühürlenmiş gibiydi. O gürültülü kalabalıktan kaçarken bulduğum bu şeffaf çocuk, şimdi kendi sessizliğinde boğulmamak için benim elime tutunuyordu. Yavaşça geri döndüm ve yanındaki boşluğa, bu kez bir sığınmacı gibi değil, bir koruyucu gibi oturdum. Aramızdaki o mermer tozlu havada artık sadece sessizlik değil, birbirine muhtaç iki ruhun gizli fısıltısı vardı.

End of chapter

1 comments