Skip to content

NEGRO

Chapter 2 · 6 min read

NEGRO

Chapter 2

Bela İle Yol Almak

Yağmurun şiddetli damlaları araba camına çarpıp binbir parçaya ayrılırken huzur verici sesler çıkarıyordu. Önümü görmek zor olsa da bir şekilde yolumu buluyordum. Dikiz aynasından kontrol ettiğim Ashida ise anlaşılan çoktan kendinden geçmişti. Arka koltuğa,kıvrılmış bir kedi gibi yatmış, ıslak saçları kurumuş bedeni ise gevşemişti. Onun kadar umursamaz olabilseydim keşke diye düşünmeden edemiyordum.

Hiç bir şeyden korkusu yoktu, başını belaya sokmaktan çekinmezdi, canının yanmasını umursamaz hatta bundan zevk bile alırdı. Başkasının canını yakmak istiyorsa bunu yapardı dediği gibi o bir ruh hastasıydı. Ve ben onu bu yüzden kendime daha yakın hissediyordum sanırım.

Yaklaşık bir buçuk saatin sonunda şehir merkezinden bir kaç kilometre uzaklıkta ki eve varmıştım arabayı kapının önüne park edip anahtarı konaktan çıkarıp cebime attım. Arkama dönüp Ashida' ya uzandım.

" Ashi..."

Mırıldanma ve söyleneme arasında bir ses ile kısık gözlerinizi açtı.

" Geldik, hadi eve geçelim."

Ashida olduğu yerden doğrulup etrafına bakındı. Saçlarını karıştırıp gözlerini ovuşturdu ve bana bakarak sırıttı.

" Geldik."

Küçük bir kız çocuğu gibi kapıyı açtı ve ayaklarını dışarı sallandırdı. Ardından koşarak evin kapısına vardı. Ben ise arkasından öylece baka kalmışım.

Kapıyı açıp eve girdik. Evin sıcak havası yüzümüze çarparak bizi selamladı. Ashida hemen üstündeki kıyafetlerden kurtulup kendini banyoya attı. Bende şömineye doğru ilerleyip ateşi biraz daha harladım. Karanlık oda birden alevin kızılı ile aydınlandı. Ellerimi uzatıp gözlerimi kısarak ısınmaya başladım çok değil yarım saat sonra Ashida' da bana katılmıştı.

Gözlerimi çevirip Ashida'nın gözlerine baktım.

" Umarım bu işten sıyrılabiliriz. Yoksa başımıza gerçekten büyük bela da demektir."

" Ciara bunu biraz daha dile getirirsen başımız belaya girebilir. Yerin kulağı var derler unuttun mu? "

" Aklımdan çıkmıyor ne yapayım? "

" O zaman aklını çıkar bir kenara koy, böylece sende bende rahat ederiz."

" Peki peki, düşünmemeye çalışırım. "

"Hah! Şöyle ol seni ne zaman bulaştığım bir pislik ile kirlettim söyle? Biliyorsun asla seni katmam pis işlerime."

" Hiç bir zaman... Yani sanırım."

" Sanırım mı? "

" Şaka yapıyorum ya, amma alıngansın."

" Başlatma şakana! Dizim ağrıyor zaten."

" Yediğin tekmeden dolayı sanırım. Gel buraya da bakayım."

Ashida yanıma yaklaşıp pijamasını indirdi. Bacağını bana uzatıp arkasına yaşlandı.

" Biraz kötü görünüyor."

" Nasıl geçecek peki? "

" Hmm, bir bakayım dolapta buz ve krem olacaktı."

Mutfağa gidip dolapları karıştırdım bir kaç uğraştan sonra kremi buldum diğer elime de buz alıp yerime döndüm.

" Geldim."

" Ciara bu kadar şeye gerek yok. Buz yeter ver bana."

"Saçmalama Ashida, sanırım dizin dönmüş doktora gitsek mi?"

" Dizim mi dönmüş o zaman nasıl koştum bu halimle? İyim ben bir şeyim yok."

" Belki de koştuğun zaman oldu nerden bilebiliriz? İyileşmen gerek bırak da şu krem ile masaj yapayım yarına bir şeyin kalmaz."

" Lanet sürtük! Uğraştırdı beni yoksa o tekmeyi asla yemezdim."

" Sakin ol."

" Düşündükce tekrardan öldüresim geliyor onu. Beni tutmamalıydın o zaman görürdü o aptal gününü."

" Tam olarak ne oldu? Anlatmak ister misin? "

Ashida ellerini ensesinde gezdirdi, derin bir nefes aldı sinirlerine hâkim olmaya çalıştığı çok belli oluyordu. Alnında ki küçük damarlar şimdiden kabarmaya başlamıştı onu o kadar iyi tanıyordum ki yüzündeki en ufak bir mimik ile aklından geçenleri yada geçmek üzere olanları anlayabiliyordum. Ne de olsa yıllardır birlikteydik. Hatta onu ilk kez gördüğüm anı dün gibi hatırlıyordum. O kocaman lânet okulda ki küçük asabi kızı fark etmemek için kör olmanız gerekirdi.

Küçük yaşlardan itibaren zorbalığa maruz kalmış biri olarak güven denilen o şey benim için çoktan yok olmuştu. Daha ufacık bir kızken saçlarından dolayı alay konusu olmuş, ten rengim yüzünden dışlanmıştım ve insanların kendilerini yüceltmek için beni kullandıkları bir boks torbasına benzetiliyordum.

O zamanlar 15 yaşında bir çocuk olarak elimden sadece geceleri ağlamak ve sabah tekrardan o lanet okula gitmekten başka bir şey gelmiyordu. Çoğu zaman cesaret edip aileme söylemek için tüm gücümü toplar oturma odasına kadar gider ancak kapı eşiğinde dolan gözlerim yüzünden koşarak tekrardan odama kaçardım. Kısacası güçlü olmak için çok çabalamıştım. Bu kadar zorluğun arasında bir gün Ashida ile karşılaşmış ve ona hayran kalmıştım. O da benim gibiydi; kalın kabarık saçları, siyah ten rengi, biraz cılız bacakları, uzun boyu ve kapkara, sonu olmayan kuyulara benzeyen derin gözleri vardı. Ama ona yapılanlar bana yapılanlardan bin kat daha beterdi. Sanırım bizim gibi çocukların kaderiydi bu...

Günlerden yanılmıyorsam bir çarşamba günüydü. Beden eğitimi dersi için soyunma odasına gidiyordum. Koridorda adeta korkak bir fare gibi ilerliyor kimse ile göz göze gelmemeye çalışıyordum sanki başımı bir anlığına kaldırsam herkes üzerime gelip hakaretler yağdıracak ve bana tekmeler, yumruklar savuracak gibi geliyordu. Hele ki okulun o zorba grubuna denk gelirsem kesinlikle işim biterdi. Neyse ki şansım yaver gitmişti de bir vukuat yaşamadan soyunma odasına kendimi atmıştım. Omzunda asılı duran eski çantaya sıkıca sarılmış giyinecek bir köşe arıyordum.

Ama ne yazık ki tek başıma kalacağım bir köşe değil bir delik bile yoktu. Soyunma odası her sınıftan kızlarla doluydu ve hepsi de uzun sarışın, kumral, bütün vücutları sütle kaplanmış gibi bembeyazdı. Ne bir yara izi vardı bedenlerinde ne de benim gibi sivilceler ile doluydu porselen gibi olan ciltleri. Onları böyle gördükçe soyunmaya başlamak istemiyordum. Ancak yapacak bir şey yoktu buna mahkûmdum. Çantamı olduğum yere bırakıp kıyafetlerimi çıkarmaya başladım etrafımda ki herkesin gözleri sanki üzerimdeydi. Tişörtümü çıkarıp eşofman takımımı üzerime geçiriyordum ki iki uzun beden ile karşılaştım. Ağızlarında ki sakızlar şapur şupur ediyor kocaman dolgun göğüsleri her kahkahaların da sallanıp duruyordu. İstemsiz olarak gözlerim kocaman göğüslere kaymış ve öylece dona kalmıştı. İşte o an bunu yapmamam gerektiğini gayet iyi biliyordum ancak her şey için biraz geç kalmış gibi hissediyordum.

" Hey Mathilda şu hamam böceğine de bir bak gözlerinin seninkilere nasıl da dikmiş?"

" Ne saçmalıyorsun Lizy?" Sence bu aptal da o cesaret var mı?"

" Ben gördüklerimi söyledim zavallı şey daha önce hiç meme görmemiş sanırım."

İşte o gün de her zamanki günlerim gibi olacaktı diye kafamdan geçirmiştim. Hava da uçuşan hakaretler ve itilip kakılmalar, alay etmeler dalga geçmeler, kıyafetlerim ile oyun oynamalar başlayacak ve hiç bitmeyen bir soyunma odası işkencesine maruz kalacaktım diye düşünmekten gözlerim dolmuştu. Ancak beklediğim şey olmamış hatta sadece bir kaç küfür edip beni bırakmışlardır. Çünkü dikkatlerin çeken başkan birini bulmuşlardı o da Ashida'ydı.

Beden dersi sonrası, o da zorunlu olarak duş alıyordu. Kızlar yavaş ve sinsi bir şekilde Ashida'nın duş aldığı bölmeye yaklaştılar ve duş perdesini hızlı bir el hareketiyle sonuna kadar açtılar. Zavallı Ashida ise ortalıkta çırılçıplak bir şekilde kalmıştı. Bir anda soyunma odasın da kahkahalar patlamaya başladı. Kızlar onun cılız bedenine iğrenmiş gibi bakıyordu.

Yüzü gözü köpük içinde olan Ashida ise ne olduğunu tam kavrayamamış gibi görünüyordu. İşte o zaman bu iğrenç zulmün karşısında tek başıma savaşmadığımı, benim gibi olan daha bir çok küçük zenci kızların, çocuklarım olduğunu anlamıştım.

" Hey! Hemşire dizime öyle boş boş bakacak mısın yoksa, birşeyler yapacak mısın artık?"

Ashida aklımdan geçenleri bir kenara bırakmam için beni dürttüğünde ise tekrardan o küçük kızın gözleri ile göz göze gelmiştim. İşte o an zamanın ne kadar çabuk geçtiğini bir kez daha anlamıştım. Yüzüme minik bir gülümsemeyle takıp.

" Merak etme şimdi hiç bir şeyin kal

mayacak."

Diyerek şişmiş ve morarmış dizi için iyileştirme çalışmalarına başladım.

" Ciara "

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.