Ellerim titriyordu dudaklarımdan dökülen tek bir kelime vardı "benim suçum değil." Bu sözü defalarca kez tekrarladım ama bu kadar da değildi gelecekte daha çok söyleyecektim ama o an için farkında değildim. Gözlerimin önündeki görüntü bulanıktı ancak ne zaman gözlerimden akıp gittiğini bile anmayamadığım göz yaşlarımı silince gördüm kanlı ellerimi ve de opak gerçekliği ya da gördüğümü sandim…
6Ay Önce
Güneşli bir sabah ve ben yine iş başvurusuna gidiyorum yaşasın değil mi yaşıtlarım nerdeyse emekli olacak ben hala iş arıyorum(!) Tamam biraz abarttım ama yeter mesleğimi de yapamıyorumki gazetecilik okudum ben ama bu gün pastahaneye iş başvurusuna gidiyorum olaya bak. Yatağımın içinden kendimle kavga ederken çok zor da olsa kalktım ve üzerime dün çıkardığım şortla tişörtü geçirdim valla kıyafet ayarlamaya falan hiç halim yoktu sıcak hava da cabasıydı. Tam odamdan çıkıyordum ki aynadaki solmuş yansımam adeta beni korkuttu, makyaj masama yöneldim fakat makyaj yapamaya falan da hiç halim yoktu masanın üzerinde Esinin geçen bizde unuttuğu renkli lip balmını buldum onu dudaklarıma ve yanaklarıma sürdüm kızmazdı zaten tek ve en yakın arkadaşım oydu annem ve babam gittiğinden beri hep yanımdaydı. İşimi bitirdikten sonra çantamı kapıp hemen evin kapısına yöneldim. Kapıdan bana bakan abimi gördüm yine bişeyler tıkınıyordu "Ne o insan abisine bi selam verir bi hal hatır sorar hayırsız kız " dedi ve benim boş bakan ifademi görünce kahkahalar attı abim böyleydi içte benimle uğraşmayı severdi şu hayatta sahip olduğum tek aile de oydu zaten onsuz yapamazdım. Birbirimizden başka kimsemiz yoktu. "Ne o yine iş görüşmesine mi?" Diye sordu evet anlamında kafami salladım ve hızlıca ayakkabılarımın bağcıklarını gevşetmeye başladım "Dur aç açina mi gidicen bekle bi beni" dedi ve mutfağa koştu 2 dakikadan daha kısa bir sürede elinde ekmek arası birşeylerle geridöndü ben o sırada ayakkabımı giyinmiş onu bekliyordum, "Al çikolatalı ekmek seversin. Umarım iş görüşmen iyi gider" dedi. Yüzündeki ufak tebessüm beni de mutlu etti ben de tebessüm edip teşekkür ettim ona sarılıp koşarak merdivenlerimizi indim ve sokağa çıkıp otobüs durağına koşmaya başladım yine geç kalmıştım. Çünkü lanet olası arabamız bozulmuştu ve ben her ne kadar kötü anıları anımsatsa da otobüse mahkumdum. Yorgun adımlarımı tekrar otobüs durağına yönelttim zor bir gündü pastahane işini almıştım yarın başlayacaktım ama birşeyler doğru gelmiyordu işte annemle babam bunu istemezdi diye geçirmiştim tüm gün içimden. Aslında tek sorun bu da değildi ben de bunu istemezdim ama ben herşeyi berbat etmiştim işte annem ve babala da geçirebilecegim son zamanları şımarıklık edip onlarla küs şekilde geçirmiştim pişmandım.
Esin'in evine gitmek için otobus duragına gelmiştim ama hangi otobüse bineceğimi bile bilmiyordum bu durağı da bimiyordum iş görüşmesinden sonra ailemle ilgili evrak işlerini halletmeye gelmiştim normale bu tarz işleri abim yapardı ama yapamıycağını söyledi, sanırım son yaşananlar onun için bile fazla ağırdı.
Beni tüm bu düşüncelerden çekip alan telefonumda ki bildirim oldu, Esinden bir mesej gelmişti ne zaman geliceğimi sormuştu. Tam ona cevap yazacaktım ki omzuma biri çarptı YANİ ZATEN YOLUN ORTASINDA DURUYORSUN KIZIM ÇOK DA BEKLENMEDİK DEĞİL dedim kendime, kafamı kaldırıp refleks olarak bana çarpan kişiye bektım. Kontkutuci sert bakışlı simsiyah göere sahip esmer uzun bi adam bakışları resmen içimi ürpertti fakat bir okadar da tanıdıktı fakat bu bakış zaten çok kısacık bir andı. Adam tam arkasını dönüp gidiyordu ki ben boynumda bir acı hissetim. Ben acıyla minik bir çığlık attığım sırada adam çoktaan uzaklaşmıştı. Bir arının boynumdan soktuğunu düşündüm. Ve şu da vardı ki benim arıya alerjim vardı! Acilen hastahaneye gitmem gerekiyordu otobüsle gidemezdim, abimi de arayamazdım arabamız yoktu gelemezdi. Tek çarem Esin gibi duruyordu. Panikten tutreyen ellerimle esinin numarasını telefonumda bulmaya çalıştım. Asıl problem acı değili arı korkumun vermiş olduğu panik ve kalp çarpıntısıydı.
Nihayet esinin numarasını buldum ve aradım. Tanrıya şükür ikinci çalısta açtı. "Esin gel bni al..." demeye çalıştım cümlenin son kısmını söyleyemedim bile ki gözlerim kardı, dünya yavaşladı, elim ayağım boşaldı telefon elimden düştü sanırım ve kendimi yere bıraktım. Artık etraftakı sesler de kısılmaya başladı en son duyduğum yanıma toplanan kalabalıktan birinin "Biri 112'yi arasın!" Diyen sesi ve telfonumdan gelen Esin'in telaşlı bağırışlatı oldu ve çok geçmeden tüm sesler de kahboldu..
Gözlerimi açtığımda karşımda o vardı annem.. tanrı aşkına cidden oydu s-sen dedim nasıl geldin. Doğru mu görüyorum siye düşündüm ve gözlerimi kırpıstırdım ve evet hayalmiş karşımdaki koltukta uyuyan abimi gördüm başımda beklemişti ama neden? Ben neden buradaydım diye düşündüm ve kapının açılma sesini duyar gibi oldum bir hastahane odasındaydım odanın büyük kapısı ihtişamlı bir gıcîrtıyla açıldı ve el ele tutuşmuş şeklide o ikisi içeri girdi annemle babam.. Deriin kızım dediler hepbir ağızdan üzerlerinde yırttık pırtık kıyafetler vardı mimiksiz şekilde bana doğru ilerliorlardı. O an gözlerimi kırpıştırdım ne de olsa bu bir rüyaydı değilmi? Ama hayır gitmediler! O an bir çığlık attım yatakta geriye doğru sıçradım kolumdaku serum birazcık acıttı çığlık atmak istiyordum fakat yapamıyorfu o okisi de üzerime doğru gelmeye devam ediyordu tam yanıma geldiler ki tanrıya şükur çığlık atmayı başardım.
Arkamdaki koltukta uyuyor olan abim de nihayet uyandı ve endişeli bakışlarla bana döndü. "Derin ne oldu güzelim kabus mu gördün?" Dedi ve yerinden kalkıp bana sarıldı o sırada abime sessizce "Ordalar" dedim abim çatık kaşlarıyla "kim?" Diye sordu hızlıca abimin kollarından kurtulup arkamı döndüm ki TANRI AŞKINA GİTMİŞLERDİ!
"Gitmişler..." dedim abim tekrar "Derin kim gitmiş?" Diye sordu benden cevap alamayıca satinw bakıp "Abicim bak saat gece 3 bunları sabah konuşuruz" dedi ve beni yatagıma yatırdı.
Tanrı aşkına ne olmuştu? Yoksa delirmişmiydim?
Belki de daha da kötüsüdür?










