Sabaha kadar anlat derdini, unutma sabaha kadar dinleyecek biri var burda.
Her kes hâlâ, kralın ölümünü kabullenemiyordu...Ölüm gözlerinde basitleşmişdi, her kesin. Mesela basit bir kardı, yağıyordu ama, çocuklar eğlenmiyordu.
Murkov krallığı nof 10
Artık bu gün, kralın defni olacaktı. Her kes, siyahlara bürünmüşdü. Kimse başka reng giymemişti. Kral için her kes, yastaydı. Her kes, Prens Bartu gibiydi. Sessiz ve sakin. Prens, çökmüştü, bir ses bile vermiyordu. Tepkisiz ve sakin kalmıştı. Çalışanlar, sırayla durmuşdu, adetdendi, Öleni kemanla yollardılar. Son ses gibi. Hüzünle, sanki, keman da ağlıyordu. Sofia ise bir kenarda durmuşdu Laia nın yanında. Bartuya dikkatle bakıyordu. Bartunun saç teli, gözünün üzerine düşmüştü. Sofia, ağzını buruşturup, bir kenarda duran, Amestayla, Zera ya bakıyordu. "Hiç ağlamayırlar bile, nasıl ya bir insanı öldürmek kolay mı?" Laia gözünden akan yaşı sildi. " kolaymış, ölmek gibi, öldürmekte kolaymış " Sofia, Amestaya sinirli şekilde bakıyordu. " meydanda bağırıp, her kese bunun yaptığını söylemek var. " Laia aniden telaşlandı. "Sakın Sofia... sakın" Sofia, Laia tarafa dönüp. " bak eyer söylersek, hiç bir şey yapamaz... tutuklanır çünki" "kim bir hizmetçinin sözüne inanır" " yapmak için bir sebebin vardı". "Bu neyi fark eder ben yaptım.. zehri, yemeye ben koydum." " eyer Amesta salağı, tutuklanırsa, bir şey yapam...-" Laia, Sofia nın sözünü kesti. "Bir el işareti yeter Sofia... elini kaldırdıkları an kardeşim ölür... sen buranı kendi dünyan gibi bilme. Burda her kes, bu cadıya çalışıyor." " ben dünyam çok mu iyi sanki..." " iyi olsada, olmasada dünyan, oraya dönsende, dönmesende... dünyan Sofia" Sofia, gözlerini devirdi. " İnan ki, Sunaz da burada olsaydı.. onunla beraber burda kalırdık sonsuza dek." Laia, küçük gülümseme atdı. " üç, dört, gün sonra bulacaklar seni..." "nasıl yani..." Laia, soğuk bir biçimde... " sana demişdim, bir dünyadan buraya gelirse... bu Murkov un sonu olur. Her kes hastalıktan gider. Sadece sen kalırsın... o yüzden gitmen için hemen yol bulmalıyız." " Neyse... Kralı götürüyorlar hadi"
Kralı, götürdüler her kes ağlıyordu. Artık defn merasimi bitdi. Tacı ise oğullarından birine geçecekti. O yüzden yarın taç koyma merasimi olucaktı. Sofia, bunları duyduğunda şok olmuştu. Kral ın ölümüne üzülen, ahali nasıl, yeni bir kral isteye bilirdi. Bütün her kes meydanda bağırıyordu. "Yeni kral istiyoruz.." diye. Sofia, Laia yla beraber mutfakta oturmuştu. Kral Valens in son günü biteceği için yemek yapdı. Bütün Kraliyyet ailesi birlikteyemek yiyecektiler. Artık Kralın Abisiyle, kız kardeşi de gelmişdiler. Ve onların çocukları. Çok insan gelmişdi. Amestanın, annesi de dahil olmakla. Öldürüp, sonra da yemeyini yiyecekler her halde.
Laia, yemek yapıyordu. Sofia da kenardan aşırıyordu. " kızım napıyorsun ya, elini çek" " zaten çok yapmışsın yerler" Sofia, hâlâ yiyordu. " Sofia, affetde gülüm, sen komutan deyil misin?" " eee, nevar bunda" " ordular aşağıda parat yapacaklar yemek den sonra" Sofia, yutkundu."şimdi mi" " yemek ten sonra dedim ya... ama ordun her tarafa dağılmış" " saçmala ma ya orda duruyorlar" Sofia pencereden bakarak dedi. " olsun sen yine de git. Bakman gerek. Prens hazırlıksız görürs..." Sofia sözünü kesti. " ya tamam ya. Yediyimi zehir etdin"
" hadi, az konuş " Sofia, söylenerek gitdi. Az geçmedi, İçeri, Komutan Ears girdi. Kapıda kendini düzeltdi. Napacağını bilemeyip. Laia nın sırtına yavaşça vurdu. Laia sertçe bağırdı. " Ne bağırıyorsunuz" " Siz neden beni korkutuyorsunuz" " b-ben korkutmadım... isminizi unutmuşdum ne diyeceğimi anlamadım. O yüzden yavaşça vurdum." Yalan atma be gülüm.
"Tamamda yani., bir bakarmasınız diye bilirdiniz " " neyse işte. Prens Bartu yemekler hazır mı diye soruyordu"
Bu sırada Prens kapıdan dinliyordu. İçeri girerdi. Elini, Earsın omzuna atarak. " Evet, yemekler hazırmı " Laia, baş eyerek. " Şimdi, bitdi efendim." Tam bu sırada içeri Sofia girdi. Bir az yükses ses tonuyla. " hazır,benim ordum merak etm..." Sofia, prensi görünce sertçe, yutkundu. Baş eydi. "Burada olduğunuzu bilmiyordum efendim"
Bartu, gülerek. " neyse, biz gidelim. Değil mi Ears" Ears dudağını ısırdı. " tabii prensim"
Bartuyla, Ears dışarı çıktılar. Ears sessizliği bozdu. " anladın mı yalan söylediğimi." "Açıklayacaktın değil mi?"
"İstiyordum ama korktum" "seviyor ms
usun" "Aşığım ona... prensim Aşığım"
"Peki, neden korktun" "reddedilmekten, prensim... çok korktum" "her şey korkarak başlar, Ears sen korkarak söyle... boş ver oda korkarak reddetsin" " yapamam efendim... başaramam" Prens elini, Omzuna atıdı. " başarırsın Ears, başarırsın..." Ears, kafasını salladı. " siz olmasanız napardım, prensim..." " En iyisini yapardın"Ears gülümsedi. "İyi ki varsınız prensim"
Bartu ayağa kaktı. Güldü. " iyi ki varım be Ears" Ears güldü. İkisde içeri geçtiler.
Kızlar, ise mutfaktaydı. Laia, yemekleri tabağa koyuyor. Sofia ise, boş boş konuşuyordu. " bir şey deyiceğim kız.." " söyle kız" "Ears neden gelmişdi" "hiç, prens sormuşdu, yemekler hazırmı, onu demeye gelmişdi" " hiç ne kız"
" hı" " sen beni dinliyor musun?" " dinliyorum... işim var Sofia kör müsün?" "Kör değilim onu sevdiyini biliyorum" " ne sevgisi?" " şimdi şey dersin... ne olokoso vor yo" " saçmalama Sofia gel yardım et. " " seviyor musun kız?" Laia, tabakları bırakıp. " Qaliba..."dedi sessizce. Sofia, gülerek. " Aşık mı oldu benim miniğim."
" Ne yazar...bir hizmetçini mi sevecek?"
" her şey yazar... ne var. Oda çalışan."
" Neyse Sofia... beraber olamayız... benim gibi biliyorsun" Sofia duraksadı. " tanıdık geldi sanki" " ne?" "Yok bir şey" "hadi, çalışanları çağır. Yardım etsinler bana" "tamam" Sofia, derinden iç çekti. Sofia, gitdiğinde. Laia, göz yaşını tutamadı. Çalışanların geldiğini görüp, hemen gözlerini sildi.
Bir birlerine yardım etdiler. Sofrayı, tam krallar, layık düzenlediler. Her kes masada oturdu. Hizmetçiler dışarı geçti. Komutanalar, içeri çağırıldı. Hepsi kenarda durdu. Sofia da onun gibi. Prens Bartu daha gelmemişdi. "Dikkat prens Bartu geliyor!" Diye gözetçi bağırdı. Masada oturan her kes ayağa kalktı. Prens gelir gelmez masaya oturdu. "Oturun" emri veridi. Her kes oturdu. Prens derin nefes alıp konuşmaya başladı. " Bildiyiniz gibi çok değerli, Kralımızı kayb etdik. Her kes çok kötü oldu.. ahali esasda. Kralımızı defn etdik. Ama hep kalbimizde yaşayacak. Onun olmadığı ilk akşam yemeği yiyiceğiz hepimiz. Ona bunu yspanı bulacağı ve en iyi şekilde cezasınl vericem.. aynı zehirden bulup onada içireceğim... acıyı en iyi şekilde his etdireceğim" bu konuşmadsn hemen sonra. Sofia, Laia ya, Laia ise Amestaya bakıyordu. Amesta ise yutkunuyordu. Prens sözlerine devam
Etdi. " Ahalyi bu gün gördünüz Kral istiyoruz diye bağırıyordular. Sizin içinde müsaitse yarın taç koyma merasimi yapalım... abim...Borye olmadığı için bir şey yapamayız. Kral olması gereken olsaydı o olucaktı ama, babam onu evlatdıktan redd etdiyi için asla olamaz... şimdi her kese afiyyet olsun"
her kes sessizce yemek yiyordu. Birden Sofia nın gözü pencereye sataştı. Siyah kapşonlu biri içeriyi izliyordu. Sofianın baktığını görünce Koştu. Sofia, dışarı çıkamak için prensden izin aldı. Prens izin verince hemen dışarıya kaçtı. Nefes nefese kalmıştı. Her tarafa aradı ama bulamadı. Birde sarayın arkasına baktı. Boryeydi, ordan el salladı Sofia ya doğru. Sofia klınvını çıkardı. Koşarak geldi. Boğazına kılıncı dayadı. " kimsin? Ve ne için içeriyi seyr ediyordun?" Borye ellerini yukarı kaldırıb, kapşonunu indirdi. O komutan sinirlenmeyin benim" Sofia, klıncını indirdi. "Yine mi sen, ya senden kurtulamayacakmıyım" " kurtulursun.. kurtulursun" " ismin ne!?" Sofia sinirli şekilde sordu. Borye ayağa kalktı. " İsmim Borye.." Sofia, klıncını düşürdü, eline alıdı. Yerine koydu. " demek o yüden kendini çok yukarılarda zann ediyorsun" " efendim... güzelim siz yanlış anlamışsınız." " bir daha güzelim derseniz sizi gebertirim" " tamam...tamam komutanım sinirlenmeyin... size hiç yakışmıyor" " şimdi burada ne arıyorsun bir söylede, bilelim" " hiç babamın öldüğünü duydum geldim" " nasıl oldu acaba o"
"Sevindiyim için geldim merak etme"
" ne diyorsunuz siz ya... çok nankörsünüz biliyor musun?" Borye kapşonunu geri taktı... " ben nankör değilim... Laia bence nankör değil mi?" Sofia gözlerini belertdi. Borye elini, Sofia nın sırtına koydu. " ah, güzelim... kötü mü oldunuz"
Borye kaçarak gitdi. Sofia ise, hâlâ şoktaydı. Nereden öyrenmişdi acaba. Bizimi takip ediyordu. Hiç bir şey anlamıyordu... tek anladığı şey Laianın başı dertde...
Bölümün sonuu...