Skip to content
Kami

Hikaye

omgg

NovelContinuesRomance

"sen tabi bunu da anlamazsın" diyordu karşımdaki zorba kız. sevmiyordum onu. tabi ona aşık olduğumu varsaymazsak. bu okul yılının bitmesine az kalmıştı ancak ben hala her gün zorbalanıyordum. hiç sesimi çıkarmadığım içindi herhalde, belki çirkin olduğum için. günler böyle geçti ve sonunda yaz ayına girdik. yeni bir arkadaş edinidim ilk defa. Adı Lee-han'dı. bana bir sürü şey öğretti. yeni taşındığı için bu sene okulumuza gelemedi ancak diğer sene gelecekti. bana okulda neler yapacağımı öğretiyordu bu çocuk ve ben bu halimden çok memnundum. aradan 3 ay geçti ve okullar açıldı. hem tarzım, hem yüzüm, hem tipim, hemde konuşma stilim değişmişti. kısaca bu benim glow up'ım oldu. sınıfa girince beni zorbalayan kıza doğru hızlı adımlar atmaya başladım. arkası dönüktü ki arkasına gittim ve elimi hızla yanındaki masaya vurdum. "hadi beni bir daha zorbala" dedim sırıtarak ve sırama oturdum. sonra bana bakmaya başladı ve arkadaşlarına "bu kim ya" dedi. bağırarak "Jae-won" dediğimde birden şaşırdılar ve ayağa kalkıp yanıma geldiler, tabi ben yine sıraya bakıyordum. "demek sensin ha" tam enseme vuracakken bileğinden kavradım ve ona sert bakışlar attım. bileğini çekince gülerek "evet ben" dedim ve o sırada Lee-han geldi. hemen ayağa kalkıp yanına gittim ve selamlaştık. çantasını bıraktıktan sonra dışarı çıktık. sınıf kapısından çıkarken arkaya doğru gülerek zorbama baktım, o da bana sinirli bir şekilde bakıyordu. sonra onume döndüm ve yürümeye devam ettim. bu arada zorbamın adını söylemiş miydim, adı So Young'tu. ders zili çaldığında içeri girdik ve yerlerimize oturduk. bu sene yeni yer düzeni olacaktı. yoklama alınırken benim ismim geldiğinde ben burada dediğimde herkes fısıldaşmaya başlamıştı, sonra yoklamaya devam edildi. yer düzeni zamanı geldiğinde herkes yerleşti. bir tek So Young ile ben kalmıştık ve bir masa kalmıştı. bir anda gözlerim büyüdü ve kafamı hayır anlamında sallamaya başladım. bir anda ağzımdan "hocam benim gözlerim iyi görmüyor" diye bir söz çıktı. ve hoca tabikide "o zaman gözlük al" dedi ve bizi oturttu. dizimi sıraya koyup elimi alnıma koydum ve düşünmeye başladım. ya beni buradada zorbalarsa. ders matematikti ve ben önceden hepsini çözmüştüm. kafamı tam sıraya koydum ki hoca "o zaman sıradaki soruya Jae-won gelsin" dedi. püfleyerek yerimden kalkıp tahtaya doğru ilerledim. biraz soruya baktım ve soruyu hatırladıktan sonra tahtaya yazdım. hoca "bizimki akıllanmış" dedikten sonra yerime geçtim. yerime geçince So Young'tan "sen matematik yapabiliyor muydun ya" diye bir ses çıktı. hoca tam o anda So Young'u tahtaya çağırdı, bende "evet, bakalım sen yapabiliyor musun" dedim. So Youngtahtaya çıktıktan sonra arkadaki Hea-woo'dan "kesin yapamayacak" diye bir ses geldi. Hea-woo sınıfın en pick-me'siydi. birkaç dakika sonra Ceren yanlış yapmış bir şekilde geri geldi. zil çaldığında So Young tabikide sevgilisinin yanına gitti yani Jung-hoo. Jung-hoo beni göstererek So Young'a birşeyler söyledi ancak pek de umrumda değildi. sonra So Young tiksinerek beni gösterdi ve konuşmaya başladı. o da pek umrumda değildi ancak yinede biraz kırıldım, çünkü hala aşığım. So Young'a aşık olan birkaç kişi daha vardı ve birisi de Jung-hoo'nun en yakın kankası Min-soo'ydu. bana söylemişti çünkü ben sessiz çocuktum, ancak şuan elimde büyük bir koz vardı. sonra birkaç ders dha geçti ve öğle teneffüssünün zili çaldı. Sonra yemeğimi kantinden alıp banka geçtim. birkaç dakika sonra So-young benim biraz ilerimdeki banka oturdu. yemeğimi yerken son ısırığımda So-young'un yanına Min-soo oturdu, elinde bir buket gülde vardı. onları az çok duyabiliyordum. "senle birşey konuşmak istiyorum" dedi Min-soo. So-young da"Evet, dinliyorum" dedi. Min-soo "biliyorum biraz yasak aşka kaçacak ancak, ben senden hoşlanıyorum" dedikten sonra gülleri uzattı ve So-young bir anda dondu. o sırada Jung-hoo hızlı adımlarla geldi ve Min-soo'yu duvara yaslayarak kaldırdı. birinci yumruğu attığı anda kalkıp koşarak oraya gittim ve ikinci yumruğu tam atacakken kolunu arkadan tuttum. ancak beklenmedik bir hareketle dirseğini benim dudağıma geçirdi. alt dudağım kanamaya başladığında hemen ayağa kalkıp suratına bir yumruk çaktım ve yere düştü, o sırada Min-soo kaçmıştı. Jung-hoo ayağa kalkarken bende koşmaya başladım ancak benim peşinden gelmeyince durdum ve arkaya baktım, sinirlice So-young'la birşeyler konuşuyordu. bir anda yanıma Min-soo geldi ve "çok teşekkür ederim" deyip gitti. kanayan dudağıma aldırış etmeden sınıfa gittim ve birden Mi-sun gelip "benimle çıkar mısın" dedi. "bir anda ne oluyor" dediğimde "bir anda değil, uzun zamandır senden hoşlanıyorum Jae-won" dedi. "düşünmem lazım" dedim ve sırama oturdum. aslında güzel bir kızdı ve iyi de anlaşılırdı. ders zili çaldı ve ders başladı. aradan zaman geçti ve ders bitti. sanırım Mi-sun'u kabul edecektim ki yanıma geldi. "karar verdin mi" dedi heyecanla. ayağa kalkıp "seninleyim" dediğimde So-young bize bakıyordu, anlayabiliyordum. Mi-sun bir anda yanaklarımdan tutup beni öptü ve bende karşılık verdim. öpüşmemiz bittiğinde el ele tutuştuk ve dışarıya çıkıp teneffüs sonuna kadar yürüdük. ders zili çaldığında yerimize geçtik ve o anda hoca sınıfa girdi. So-young "demek yeni sevgili yaptın Jae-won" deyince evet anlamında kafa salladım. "bende ayrıldım" dediğinde çok şaşırdım. "neden ayrıldınız" dedim ve "sanırım başkasını seviyorum" cevabını aldım. zaman geçti ve ders bitti. Sang-hee, So-young'la konuşmayalı çok olmuştu ve ikisi önceden çok yakınlardı. Sang-hee So-young'u çağırdıktan sonra bana el sallayıp So-young'la beraber gitti. aradan iki ders daha geçti ve okulun ilk günü bitti. bu yıl yeni motor aldığım için motorumla gelmiştim, onunla gidecektim. sevgilimle vedalaştık ve o gitti. bende tam gidecekken birde So-young beni durdurdu ve şaşırdım. "beni de bırakır mısın, malum artık bir sevgilim yok" bu kız bana mı sarkıyordu? aldırmadan "tamam" dedim ve arkama bindi. kaskımı ona verdim ve "bence tutun" dedim ama dinlemedi. ben gaza basınca geriye savrulduğu için birde sırtıma yapıştı. "oha bu kadar hızlı sürmek zorunda mısın!" dedi bende "zorunda değilim ama istiyorum" diye karşılık verdim. olamaz, polis vardı. bizi durdurdu ve 1 ay ehliyetim alındı. "kahretsin ehliyetim alındı, neyseki bir ay" dediğimde So-young "ben sana demiştim hızlı gitme diye" diye cevap verdi. birlikte yürümeye başladık, on onbeş dakika uzaklıktaydı evlerimiz. konuşuyorduk ki bir anda bir konu açtı So-young "dünyadaki son kız olsam ve benimle çıkmak zorunda olsan çıkar mıydın?". "bu soru ne alaka?" dediğimde bir karşılık alamadım. "çıkardım" dedim "yani muhtemelen. peki ya sen benimle çıkar mıydın?" dediğimde anında "evet" dedi. hafifen şaşırmadım değil. acaba başkasına aşık olduğunda bana mı olmuştu? olamaz, o benim zorbamdı. ona sordum "yoksa..." dediğim zaman konuşmamı bitiremeden o konuştu "evet..." o anda durdum sonra o da durdu. onu gösterdim, sonrada kendimi. sonra yavaş yavaş üstüne doğru yürüdüm ve onu duvara sıkıştırıp öptüm. biraz sonra o da karşılık verdi. birkaç dakika öpüştük, tabi sonra bıraktık. bir santimden daha yakındı dudaklarımız. "teşekkürler" dedi sırıtarak. sonra arkaya doğru çekildim ve yürümeye devam ettik. evine vardığımızda "yarın görüşürüz" dedi. bende ona "görüşürüz" dedim. ve kendi evime yola koyuldum. eve geldiğimde bir duş alıp yatağıma yattım ve düşündüm. düşünürken uyuya kalmış olmalıyım ki gözlerimi açtığımda sabah olmuştu. olamaz, okul! hemen saate baktım sekizi kırk bir geçiyordu hemen duş aldım ve üstümü giydim saat sekiz elli olmuştu. hemen evden çıktım ve okula koşmaya başladım. sekiz elli beş, sekiz elli altı, sekiz elli yedi. saat tam dokuzda sınıf kapısından içeri girmiştim ve hoca neyseki gelmemişti. sırama doğru giderken arkamdan birisi boynuma doğru atlayarak sarıldı ve konuştu "ya geç kalsaydın" hemen Mi-sun olduğunu anladım ve "ama kalmadım" dedim. birkaç dakika sonra beni bıraktı ve hoca geldi, bende yerime geçtim. So-young "bence hangimizi sevdiğine karar vermelisin" dedi fısıldayarak. bende onun elini tuttum ve evet anlamında kafamı salladım. bu ders geçti ve Mi-sun'un yanına gittim, dışarı çıktık. onun üzüleceğini biliyordum ancak bunu söylemem gerekiyordu. "ben başka birini sevmeye başladım" dedim direkt. durdu ve "n-ne..." diye bir ses çıktı ağzından. "en azından, bunu söyledim. özür dilerim, üzülmeni hiç istemiyorum." dedim sonra. "tamam" deyip yanımdan ayrıldı. birkaç dakika sonra da ders zili çaldı. sınıfa gittiğimde onu normal bir şekilde arkadaşlarıyla konuşurken buldum ve yerime geçtim. So-young "ne oldu" diye sorunca "ayrıldık" diye cevapladım. sonra ders başladı ve zaman geçti, ders bitti. tüm sınıfın içinde So-young'a çıkma teklifi ettim ve cevabı biraz düşünmem gerek olduğu için şaşırdım. sonra birkaç arkadaşım yanıma geldi ve "cidden onun seni kabul edeceğini mi düşünüyorsun. o okulun en güzel kızı ve seni eskiden zorbalıyordu. muhtemelen ya seni kullanacak yada birkaç gün sonra ayrılacaktır, haberin olsun." o anda jeton kafama düştü. O benim zorbamdı. nasıl onunla çıkabilirdim. diğerlerinin dediği gibi, ya beni kullanacak yada birkaç güne benden ayrılacaktı. bunlar aklımda kalmalıydı. sırama oturdum ve zilin çalmasını bekledim. zil çalınca So-young yanıma geldi ve "kabul ediyorum" dedi. birkaç kişi bize bakıyordu ve şaşırdılar. So-young'a aşık olan bir başkası ise Woo-suk'tu. bu haberi alınca azıcık delirebilir diye düşünüyordum çünkü bugün okula gelmemişti. bu derste bitti ve bugünlük okul bitmişti. okul bittikten sonra So-young yanıma geldi ve "bu gece sende kalabilir miyim, evde ailemle biraz tartıştık da" dediğinde hafifçe gülerek "tabiki, neden olmasın" dedim. birlikte benim eve yürüyorduk ve sonunda geldik. "ben bir duş alacağım, sende evi incele" dediken sonra duşa girdim. çıktığımda üzerimde sadece bir havlu vardı. giyinmek için odama geçerken So-young karşıma çıktı ve "vay canına, sen bu kadar kaslı mıydın" dedikten sonra üstüme gelmeye başladı. "ilk bir üstümü giyeyim isersen" deyip odama geçtim. dar siyah bir üst seçip altıma bugün için hello kittyli pijamamı giydim. çıktığımda salona gittim ve So-young orada oturuyordu. beni görünce hafifçe güldü. "neden gülüyorsun" dediğimde altımı gösterdi. bende "merak etme sende giyeceksin" diyerek onu kaldırdım ve kıyafetlerinin olduğu odaya götürdüm. "sen bunları giyeceksin" dediğimde "ben mi? rüyanda görürsün" dedi. "o zaman zorla giydirmemi mi istersin" dediğimde püfleyip odaya girdi ve üstünü değiştirdi. o kıyafetlerini değiştirirken bende mutfakta mısır patlatıyordum. giyindiğinde yanıma geldi ve çok tatlı gözüküyordu. "hangi filmi izleyelim" dediğim zaman "film mi izleyeceğiz" diye cevap aldım. evet anlamında kafamı salladığımda hemen bir korku filmi açtı. "korku filmi mi" dedim ve "evet bir sorun mu var" dedi. "benlik bir şey yok, sadece sen korku filmi izliyor muydun" diye sordum "evet" diye cevapladı. oturduk ve korku filmini açtık. ilk başı o kadarda korkunç değildi ancak ortalara doğru So-young biraz korkmaya başladı. sonra So-young tuvalete gitti. ben otururken içeriden bir çığlık sesi geldi. Hemen oraya gittim, "ne oldu" dediğimde eliyle duvarı gösterdi. duvarı baktığımda ne göreyim, kocaman bir böcek. onu ben bile almazdım. hemen bir tane kap aldım ve böceğe doğru yaklaştım. böcek tam kaçacakken kabı üstüne koydum ve böcek kabın içine sıkıştı. So-young'a bant getirmesini söyledim ve bantı aldıktan sonra kabı duvara bantladım. So-young "o hep orada mı kalacak" dedikten sonra "arkadaşım gelince alır, böceklere dokunabiliyor" dedim ve konuyu kapattık. ben yatağıma yattığım sırada So-young da yanıma uzandı. "burada yan yana mı yapacağız" dedim ve kafasını salladı. konuşurken uykuya dalmış olmalıyız ki gözümü açtığımda sabahtı. okul vardı ve So-young'u uyandırdım. hazırlandık, yemeğimizi yedik ve evden çıktık. okula doğru yürürkende biraz konuştuk ve sınıfa gelmiştik bile.

Chapter
19
reads
0
Likes
0
Rating
—
Rate

Similar works