Azra'nın sözlerinden hepimiz korkmuştuk.
Berin: Iyi de nasıl? Biz daha çocuğuz.
Azra: Bugün dağıtılan ekipmanlar bize yardım edebilir.
Yağmur: Evet ama dediğin gibi bugün dağıtıldı ve daha nasıl kullanacağımızı bilmiyoruz. Özellikle senin ekipmanını kullanmak oldukça zor.
Berin: Ayrıca bana benim gücümle alakasız bir silah verildi, benim gücüm örgü iken neden silahım baloncuk çıkaran aptal bir kılıç?
Tuğra: Herkese özel olarak verilmiyor bende yelpaze istemedim şemsiye istedim ama yelpaze verildi.
Bora: Lafla peynir gemisi yürümez şuan bir plan kurmamız gerek.
Herkes plan üzerine düşünür ve sonunda ortak bir karara varırlar.

Herkes plandaki pozisyonlarını alır ve hazırlanır. Feyza illuzyonlarimizi yapıp ön kapıya yollar, o sırada diğerleri arka bahçeye gidip oradaki yaratıklar ile savaşır. Tuğra onlar savaşırken koruma büyüsü ile arka kapıdan sadece arkadaslarinin geçebileceği bir büyü yapıp çıkarlar fakat bir sorun vardır. Feyza on bahçede kaldığından onu bırakıp gidemezler.
Sunaz: Birimizin Feyza'yı kurtarması gerek.
Tuğra: Biz Sunaz'la buradaki yaratıkları oyalarız siz Feyza'yı kurtarmaya gidin illuzyonlarimiz çoktan kaybolmuştur bile.
Yağmur hemen kapıdan çıkıp sessizce ön bahçeye geri gitti fakat hiç beklemediği bir sürprizle karşılaştı. Feyza yerde yatıyor ve kanaması vardı.
Yağmur: BIRI YARDIMA GELSIN FEYZA ZARAR GORMUS.
Azra bunu duyar duymaz on bahçeye gidip daha henüz tam öğrenemedi kılıcı ile riskli bir karar verip yaratıklara saldırmaya başlar. Çok iyi iş cikaramasada 2-3 yaratığı parçalara ayirabilmisti fakat eli kesik olduğu için canı çok acıyordu ve kılıcı savururken kendisine çarpma ihtimali vardı. Azra kılıcını savurup bir yaratığı daha yere yatirdiktan sonra birden... Kılıç Azra'nın bacağını ikiye böldü ve Azra dengesini kaybedip yere yığıldı. Tam Feyza'yı yanına... Iki arkadaş orada kan kaybından ölmek üzereyken Yağmur hemen gitarını alıp Azra ve Feyzanin kafasını keser. Daha az acı çekmeleri için.
Feyza: Kanka son kısımı sil çok mantıksız Yağmur neden benim ve Azra'nın kafasını kessin.
Sunaz: Kanka canınız acimasin diye.
Tuğra: Hayır kanka bencede sil sen bu romanı yayına çıkarmak istemiyor musun?
Sunaz: Istiyorum ama-
Feyza: O zaman hayranların anlam veremez hem daha 2. Bölümden savaş mı olur kanka.
Sunaz: Doğru, neyse zil çaldı zaten kafeye inelim. Deniz sen gelicek misin.
Deniz Berin'in yanında oturuyordu. Sırası orta sıradan 2. Sıraydı.
Deniz: Yok ben gelmicem yemeğim var benim yanımda.
Evet yanlış anlamadınız. Hikayenin bu kısmına kadar her şey Sunaz, Feyza ve Tugra'nin yazıyor olduğu bir romandan ibaretti. Ne deniz işten kovuldu ne de savaş oldu. Hatta Deniz kütüphane görevlisi bile değildi, o da bir öğrenciydi. Hatta Sunaz okula yeni bile gelmemişti. Onun dışındaki ırk, ekipman, bayramlar ve evren ile ilgili her Bilgi doğrudur.
Sunaz, Tuğra ve Feyza kafeteryaya indikten sonra hiç garip bir şey olmadı. Tüm gün normaldi. Yaklaşık 3 gün boyunca her şey normal giderken birden çok garip bir şey oldu. Garip bir şey olan gün ise Iblislerin kutladığı Lucifer'a şükür günü olarak geçen bir gün oldu.
Lucifer'a şükür günü olanlar:
Prof. Dr. Miller: Dünyadan yeni bir haber ve ya sinyal var mı.
Dr. Kit: Evet efendim, bugün her yıl oluşan glitchlerin yıl dönümü. Eğer bir sorun olmaz ise Lucifer'ın kehaneti adıyla geçen bugün Dünyadan yeni sinyaller alabiliriz. Ya da daha büyük bir şey.
Prof. Dr. Miller: Güzel, çalışmalara devam. Bir gelişme olursa Küresel konsey kurulumunu toplat.
Dr. Kit: Peki efendim.
Dr. Nolan: Efendim bir şeyi merak ediyordum da, Dünyadan şu ana kadar son 100 yılda sadece sinyal alabildik. Yani son 100 yıldır hiç farklı gelişme yok, en son 1918'de bir glitch nedeniyle Canlılar arası alışveriş yaşandı. Düşünüyordum da acaba Lucifer ölmüş olabilir mi?
Prof. Dr. Miller: Efendi Lucifer'ın bizi yüz üstü bırakacağını mı var sayıyorsun?
Dr. Nolan: Hayır efendim onu kastetmedim.
Prof. Dr. Miller: Güvenlik! Burada bir Kansız var.
Dr. Nolan: Efendim yanlış anladınız ben tek efendim olan Lucifer'ın soyundan gelirim- EFENDIM!
Güvenlik kolundan tutup dışarı atmaya çalışır fakat Dr. Nolan Kara büyü ile laboratuvardaki camları kırar.
Prof. Dr. Miller: SEN.. SEN NE YAPTIN? BU CAMLARIN KIRILMASI NE DEMEK BILIYOR MUSUN? HEPIMIZ UZAY BOŞLUĞUNDA SURUKLENICEZ-
Tüm profesörler ve Dr. Nolan camların kırılması sonucu deney gözlem odasına doğru çekilmeye başlar. Bu deney gözlem odasındaki bir delikten uzaya doğru açılan portal şeklinde bir alternatif evren kesiğinden hepsi uzaya doğru çekilip uzayda başıboş şekilde suruklenmeye başlar.
Lucifer'a şükür günü Ana karakterler gözünden:
Sunaz: bugün kehanet günü. Acaba yeni bir gelişme olacak mı.
Tuğra: ben kendimi bildim bileli hiç yeni gelişme olmadı, sadece bugün aptal bilim adamlarının anlam veremediği sinyaller gelicek o kadar. Yeni insan geleceği falan yok. Hem bence yeni bir insan gelirse Berin çok kıskanır.
Sunaz: Neden?
Yağmur: Berin sana hiç anlatmadı mı?
Sunaz: Neyi?
Berin: Ben yarı insan yarı unicornum.
Sunaz: NEEE NASIL?
Berin: Benim anneannem tam bugün, kehanet günü Lucifer'ın mesaj verme isteğinden dolayı bu gezegene geldi. Bir adamla tanıştı ve bebekleri oldu. Bu bebek benim annem. Fakat Lucifer anneannemin çok mutlu olduğunu görünce onun mutluluğunun sınırlı olması gerektiğini düşündü. Kendisine itaat etmesi gerekirken,Lucifer acı çektirmek isterken istediği olmayınca dedemi dünyaya götürdü. O da Lucifer'ın son mirasını bıraktığı gün oldu. Ama anneannem benim anneme sahip olduğu için Lucifer'ın istediği kadar uzulmemisti. Bu yüzden Anneannemi 1919'ta son mirasını bıraktığı günün yıl dönümü olan günde Büyü küresine hapsetti.
Sunaz: çok rahatsız edici..
Tuğra: Daha kötü olan kısım ise Her Lucifer'ın kehanet yıl dönümü Berin'e bir şey olabilecek olması. Tabii eğer Lucifer hâlâ yaşıyor ise.
Azra: Lucifer neden yaşamasın ki? O bir tanrı.
Tuğra: Bir tanrının olebilecegini gördük, ayrıca Lucifer uzun süredir insan göndermiyor. Bence öldü.
Deniz: Ya da gerçek sevginin gücünü öğrendi ve bu yüzden ne yaparsa yapsın insanların asla üzüntüsünün sonsuz surmedigini berin'in anneannesi ile görmüş oldu ve bu yüzden pes etti.
Tuğra: Evet deniz sevgi gücün var anladık ama bu kadar optimist olmak sana da ağır gelmiyor mu? Yani bir düşün sen bir tanrısın ve senden daha düşük seviyedeki canlılar senden korkmuyor. Onlara gününü göstermek istersin değil mi? Ama bu adam ya da kadın bilmiyorum yıllardır göstermedi hemde bu kadar hırslı bir tanrı iken.
Zil çaldı. Herkes sırasına geçti ve dersi işledi. Ama herkesin kafasında aynı soru. Bu akşam ne olacak? Herkes aksam geldiğinde evlerine gitti ve haberlerden yeni bir şey oldu mu diye bakmaya başladı. 1 saat 2 saat derken saat gece 12 oldu ve hiç bir şey olmadı. Olan tek şey ise iblislerin sokaklardaki insanları öldürmesi. Bu özel günde tüm merhametli canlılar evlerinde korku ve merak ile haberleri izlerken içlerinde merhamet kalmamış lanetli yaratıklar dışarıda katliam yapıyor. Ama bu sadece belirli ülkelerde. Owllar, Kurt adamlar, vampirler ve Vampanlarda karantina süreci var iken diğer ülkeler huzur içindeydi, işte Hexteki ülkelerin hiyerarşik tablosu ve huzur kategorisinden sıralaması ortada. Ben bunları anlatırken neler mi oldu? Hiç bir şey. Yani bizim bildiğimiz kadarıyla hiç bir şey. Asıl olacaklar sabah olacak.
Herkes uyurken birisi ayakta. Herkes korku içindeyken birisi rahat, herkes güçsüz iken birisi çok güçlü. Herkes canlı iken birisi tanrı. Lucifer sabaha karşı bir mesaj verecek miydi? Sabah olunca görecektik.
Sabah vakti oldu. Hiç bir şey olmadı. Karakterler okula hazırlandı. Etraftaki kanları büyü güvenlik bakanlığı temizliyordu. Çocuklar travmatize olmasın diye fakat çocuklar okula onlar sokakları temizlemeden önce gidiyordu. Yani kısacası onlar çocukların psikolojisini önemsedigini sadece söylemek istiyorlardı. Gerçek değildi.
Okul vakti:
Tuğra: Demiştim size Lucifer'dan hala haber yok. Acaba liverus onu cezalandırmak amaçlı öldürdü mü (Liverus büyük tanrı. 1.bolumde yer edildi)
Berin: Liverus böyle bir şeyi yapsa ufaktan mesaj vermeye çalışmaz mıydı?
Feyza: Lucifer'dan haber almayarak mesaj alıyoruz bence.
Sunaz: Bu arada maniate yeni şarkı çıkarıyor 1 haftaya daha en son çıkan şarkıyı ezberleyemedim bu ne hız abi.
Tuğra: Harbi mi? Bende ezberlemedim en son şarkıyı.
Berin: Konu ile alaka peki.
Sınıfa birden bir kız ve bir erkek girer. Erkeği tanıyorduk ama hayatımızda hiç görmemiştik. Kız ise erkeğin sevgilisi gibi takılıyordu.
Azra: Sınıfa niye giriyorsunuz ya gidin.
??: Azra mal mal konuşma tanımıyormus gibi davranma
???: Aşkım sen nereden tanıyorsun bu kızı?
??: Azra bebeğim sınıf arkadaşım.
Azra: Ya sen beni nereden tanıyorsun?
??: Ya saka kaldiricak halim yok gidin başımdan. Aşkım İrem bana masaj yapar mısın?
İrem: Yaparım bebeğim benimmm.
Berin: Biz bunları tanıyor muyuz amk.
Yağmur: Bir dakika ben hatırladım.. Bu yiğit!
Feyza: Aaa evet yiğit ama hayatımda hiç görmedim ben yiğiti ama hatırladım nasıl oluyor bu amk.
Azra: YIĞIT SEN MISIN?
Yiğit: Evet niye şaşırdın dumbelek.
Azra: Anandir dumbelek senin gotune büyü küresi sokarım.
Yiğit: ne büyü küresi Azra salak mısın fantastik dizileri çok mu kaçırdın. Neyse ilk ders ne ingilizce falan mı?
Azra: Ne İngilizcesi o ne amk ilk iki ders Büyü tarihi ve edebiyatı.
Yiğit: Ne saçmalıyorsun sen ya Harry Potter mi izledin git başımdan doğruyu söyle.
Azra: Harry Potter kim yiğit ne saçmalıyorsun.
Yağmur:Galiba Ben anladım...
Feyza: Neyi?
Yağmur: Yiğit galiba buraya Dünyadan geldi.
Sunaz: Iyide o zaman biz yiğiti nereden tanıyoruz.
Yiğit: Ne saçmalıyorsunuz ya dünyadayız zaten dünyadan gelicem tabii yok marstan gelicem amk.
Azra: Mars mi? Tanrının oğlu değil mi mars.
Yiğit: Of susun beynim emcuklendi.
İrem: Ben emerim aşkım senin beynini.
Yağmur: Yiğiti hatirladim ama şu gotune lahmacun küreği girmiş gibi yürüyen kızı çıkaramadım.
Feyza: Yiğitle sevgiliydin ya Yağmur hatırlarsın tabii.
İrem: NE! NE DIYOR BU YIGIT BANA NIYE SOYLEMEDIN.
Yiğit: Aşkım takıldım o kadar valla bir şey yapmadık sen yoktun o zamanlar.
Yağmur: Of Bir sus volkan ejderhası gibi sesin var.
Berin: Ben galiba yiğitin nereden geldiğini anladım.
Sunaz: Nereden geldi?
Bora ve Emir iceri girer.
Yiğit: Vay hoş geldiniz yüzünüzü gören cennetlik bora bey
Bora: Bu kim?
Berin: Yiğit sanırım bizimde yaşadığımız alternatif bir evrenden geluyor olabilir.
Tuğra: Bu demek oluyor ki..
Deniz: Lucifer'ın bunca süredir sadece sinyal göndermesini sebebi gücüne güç katmaktı ve eğer yanılmıyorsak o zaman..
Feyza: O zaman Lucifer En büyük tanrı olabilir...
Berin: Alternatif boyutları kontrol eden bir tanrı..
İrem: Ya aşkım ne alternatif boyutu bunlar ne diyo yiaaa.
Yağmur: Senin anana gitar sokiyim ciyak ciyak bağırma orospu.
*Yağmur gitarını çıkardığı gibi Ireme doğru savurur*
İrem: AAAAA YIĞITTT!!
Berin: YAĞMUR SAKIN YAPMA
*Berin yağmuru bir baloncuk içine hapsedip güçlerini kullanmasını engeller*
Feyza: Yağmur merak etme ben bu anası dinozora veren kızın çıplak hâlini okulda
koşarken çizebilirim sen yeter ki mutlu ol canım benim.
Yağmur: Tamam ama Yiğitide hamile cizersen öyle anlaşırız.
Feyza: Anlaştık.
3.Bölüm Sonu


