Skip to content

Hacker

Chapter 47 · 6 min read

Hacker

Chapter 47

Aranızda

"Öldürmekten beter ederdim."

Dediğime gülerek kafasını salladı.

"Aynen öyle! Ben de öyle yapardım."

Yumruğumu sıkıp beklemeye başladım. Bir andan da bir şey yapma ihtimaline karşı savunmak için kendimi hazırlıyordum. Ulan sen bana hele bir elini kaldır, bak ben o eli n'apıyorum!

"Ama yapmayacağım."

Kaşlarımı çatarak suratına baktım. Niye yapmıyordu ki?

"Sebep?"

Tek kaşını kaldırarak bana baktı.

"Canın ölmekten beter olmak istiyor herhalde?"

"Hayır da..."

"O zaman kapat çeneni!"

Bu it herif eğer bir daha bana emir verirse sonu çok kötü olacak!

"O videodan çok daha önemli işlerimiz var."

Ne işi? Aklıma direk Savaş gelmişti. Tedirgince suratına bakarken kaşlarını çatarak suratıma baktı.

"Aklında ki o iğrenç şeyi silsen iyi olur! Daha fazla saçmalamayı kes!"

Büyük ihtimalle bakışlarımdan anlamıştı. N'apayım bende geri zekalı!? İş, deyince maalesef ki aklım oraya gidiyor! Elimde mi sanki!?

"Maske."

Dediğine kaşlarımı çattım. Ulan ben onu ne güzel unutmuştum, niye hatırlatıyorsun!?

"Yeni bir gelişme var galiba?"

"Evet."

Kafamı sallayıp anlatması için bekledim.

"Şirkete bir anlaşma için Tuna'ya sözleşme gelmiş."

"İyi de şirket senin değil mi? Niye sana değil de Tuna'ya?"

"O da hisse sahibi. Şirketi babam kurmuş olabilir ama şuan onu ben, Tuna ve Kaan yönetiyor."

Kafamı anladım dercesine salladım. Barlas da konuşmaya devam etti.

"Tuna, sözleşmenin son sayfasına doğru yavaş yavaş şirketin belli bir kısmını sahiplenmeye dayalı maddeler olduğunu fark etmiş. Reddetmek için göndereceği sırada sözleşmenin arasından bir not düşmüş."

"Ne yazıyormuş?"

"Susarsan söyleyeceğim!"

"Ya tamam hadi söyle!"

Nedenini bilmediğim bir şekilde aşırı heyecanlanmıştım.

"Notta..."

Deyip sustu.

"Bilerek mi yapıyorsun!?"

Sırıtarak suratıma baktı.

"Lan söylesene!"

"Boş ver, çok da önemli değil."

Sinirden saçımı yolacağım şimdi!

"Bana bak döverim seni, söyle şunu!"

"Döversin?"

"Evet, döverim! Söyle artık!"

Cıklamaya başladı.

"Hep kaba kuvvet hep kaba kuvvet, hiç yakışıyor mu? Bence artık rica etmeyi öğrenmelisin."

"Sence işte! Söyle lan şunu! İnadına mı yapıyorsun!?"

"Rica et?"

"Anlamadım?"

"Rica et, söyleyeyim."

"Öldürsen rica etmem!"

Hayatta rica etmezdim! Hele ki buna, asla!

"Sen bilirsin."

Deyip arkasına dönüp ilerlemeye başladı. Lan!?

"Başka bir şey yok, çıkabilirsin."

Sanki kendisi kral da, odasından hizmetçi kovuyor anasını satayım!

"Lan söyle söyle!"

Cevap vermeden bilgisayara bakmaya devam etti. Sabır, sadece sabır!

"Ya söyle hadi!"

Yine cevap yok. Lan o benim içimde kalır, uyuyamam!

"Barlas, ciddiyim gece uyuyamam. Söyle şunu!"

Yanına gidip kolunu dürttüm.

"Söyle."

Tekrar dürttüm.

"Söyle."

"Rica et."

"Ya... off!"

"Niye rica etmek senin için bu kadar zor ki?"

Yüz ifadesinden eğlendiği belliydi. Ben hiç eğlenmiyorum ama!

"Tamam. N'olur şu lanet notu söyler misin?"

Cıkladı.

"Beğenmedim."

"Ben de seni beğenmedim!"

Tek kaşını kaldırarak bana baktı.

"O zaman gidebilirsin?"

"Ya söyle şunu! Ne istiyorsun anlamadım ki!? Rica ettim işte!"

"Tam olarak nerede rica ettin?"

"N'olur, dedim?"

"O rica mı?"

"Evet."

Derin bir nefes alıp konuştu.

"Seninle işimiz var."

Daha sonra hemen ekledi.

"Barlas lütfen o notta ne yazdığını söyler misin, diyeceksin."

"Nah!"

Hayatta söylemezdim!

"Senin ağzın çok bozuk."

"Lan sana ne sana ne!? Söyle şunu!"

"Dediğim cümleyi kurmadan hayır."

"Söylemezsen söyleme be!"

Deyip sinirle kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açıp arkamdan tüm gücümle çarparak çıktım.

"Şerefsiz it herif!"

Merdivenlere yöneldiğim sırada durdum. Ya ama ben aşırı merak ediyorum! Söylesem ne olur ki? Belki daha sonra öcümü alırım. Ama işte belki.

"Off!"

Söyle kurtul be! Hem sana intikam alma fırsatı doğmuş olur. Söyle söyle.

Tekrar adımlarımı odaya yönelttim. Hızlıca kapıyı açıp arkamdan geri kapattım.

"Barlas, lütfen şu zıkkımda ne yazdığını söyler misin?"

Gülerek bana bakıyordu.

"İyi iyi. Bu da bir şeydir."

"Söyle lan şunu!"

"Sabır erdemdir."

"Seni de sabrını da s*keceğim şimdi! Söyle lan!"

"Aranızda, yazıyordu."

Kaşlarımı çatarak suratına baktım.

"Sadece aranızda mı yazıyordu?"

"Evet."

"Lan bana sırf bunun için mi rica ettirdin!?"

"Evet."

Tam tekrar ağzımı açmıştım ki Barlas tekrar konuştu.

"Neyse, konuyu kapat."

"Bana emir vermeyi kes artık!"

Dediğimi umursamadan konuşmaya devam etti.

"Aranızda, derken kastettiği şeyi az çok tahmin ediyorsundur?"

"Evet. Ama sorun kim olduğu."

"Tahminin var mı?"

Düşündüm. Herkesi tanımıyordum ki.

"Herkesi tanımıyorum. Bu korumalardan biri de olabilir, çalışanlardan biri de olabilir."

"Ya da bizden biri olabilir."

Kaşlarımı çattım. Ne demek istiyordu? Neyi ima etmeye çalışıyordu ki şimdi?

"Anlamadım?"

"Tuna, Kaan ve Berfin'den biri olabilir."

Kafamı iki yana salladım.

"Berfin değildir. Abim zaten değildir. Tuna'yı fazla tanımıyorum ama bence o da değil."

"Nereden biliyorsun?"

"Neyi nereden biliyorum?"

"Berfin'i kastetmediğini nereden biliyorsun?"

Ona ciddi misin der gibi baktım.

"Berfin benim en yakın arkadaşım. Çocukluğumdan beri yanımda. Onun olmasının imkanı yok."

"İnsanların içini bilemezsin. Evet, senin en yakın arkadaşın olabilir fakat küçük bir rüşvete insanın yapamayacağı şey yok."

Tam ağzımı açmıştım ki tekrar konuştu.

"Tuna ve Kaan da benim en yakın arkadaşım ki biz sizden çok önce tanıştık. Buna rağmen onlardan şüphe duyuyorum. Sen de Berfin'den şüphe duymalısın."

"Senin onlardan şüphe duyman benim sorunum değil! Ben Berfin'e güveniyorum! Asla böyle bir şey yapmaz!"

"Hiçbir zaman asla asla deme. Ne olacağı belli olmuyor şu s*kik hayat denen oyunda."

Çok ciddi ve kendinden emin konuşuyordu. Bu da asıl ondan şüphelenmeme sebep oluyordu.

"Peki sen neden olamazsın?"

"Bildiğin üzere 10 büyük mafyadan biriyim. Eğer ben olsaydım senin işini bitirmem iki günümü almazdı."

"Belki yavaş yavaş bitirmek istiyorsun? Belki benden öğreneceklerin var ve onun için de beni burada tutuyorsun?"

Oturduğu sandalyeden kalkıp bana doğru ilerledi. Tam dibimde durup konuştu.

"Benden şüphe etmeni gerektirecek n'aptım? Tek bir neden söyle."

"Her yerde kameralar var. Banyoda bile!.."

Lafımı kesti.

"Sen bazen mafya olduğumu unutuyorsun galiba? Normalde zaten banyolarda yoktu. Bir olaydan sonra koymak zorunda kaldım. Lakin hiçbir zaman oturup da sen banyodayken izlemedim, izlemem de!"

Bir zahmet izleme zaten! Fakat sonda yaptığı tonlama ile niyeyse garip hissetmiştim.

"Herkesten şüphe duyuyorsun. Elinde hiçbir geçerli sebep olmadığı halde!"

"Şüphe duyuyorum, emin olmadan hiçbir zaman kesin şudur demedim. Sadece sana herkese körü körüne güvenmemen gerektiğini söylüyorum."

"Yani sana da güvenmemeliyim?"

Dediğim şeyle bir süre konuşmadı. Sadece suratıma baktı. Bir an bozulduğunu hissettim.

"Orası sana kalmış. Ama şunu da bil, sana gerçek anlamda yardım edebilecek tek kişi benim."

Ses tonu çok kesindi. Nedensizce bir güven oluşmuştu bende.

"Başka şüphe duyduğun bir şey var mı? Bunlar geçerli sebepler değil çünkü."

"Hayır. Yok."

Kafasını salladı. Sonrasında zaten bir sessizlik oluştu. Ne o konuşuyordu ne de ben konuşuyordum. Zaten ne diyeceğimi de bilmiyordum.

"Gözlerin çok güzel ya!"

Ağzımı tutamayıp yakınarak dediğim şeyle sırıttı.

"Biliyorum."

Gözlerimi kısarak ona baktım.

"Bir daha sana nah iltifat ederim!"

Zaten isteyerek etmemiştim. Sessizlik olunca sebepsiz yere bir şeyler diyesim geliyordu. Mantıklı mantıksız!

"Edebilirsin. Senin ağzından duymak isterim. Merak ediyorum başka bende güzel bulduğun bir şey var mı."

Gülerek konuştum.

"İlk ve sondu. Başka benden iltifat duyamazsın."

"Orası belli olmaz."

𓆝 𓆟 𓆞

Veee yine benn! Hshshshs! Size hemen iki şey söyleyeyim.

1- Ben birkaç aile sorunsalından dolayı yazdığınız yorumlara cevap veremeyebilirim. Bu bölümü bile gizli gizli yazıyorum hshshshs. O yüzden cevap veremeyebilirim, elimden geldiğince deneyeceğim. Şimdiden özür dilerim.

2- Aklıma bölüm ithafı yapmak geldi. Nasıl olur bilmiyorum ama bir denemek istiyorum. Eğer yaparsam yayınladığım bölüme ilk yorum yapan kişiye diğer bölümü ona ithaf edeceğim. Ama kararsızım. Siz de fikrinizi belirtin. Çoğunluğa göre yaparız bir şeyler artık hshshshs.

Eveeett, söyleyeceklerim bitmiştir. Hepinizin bayramı kutlu olsuuuunn!

Seviliyorsunuz!

(21/07/2024 Güncellemesi:

İlk bölümde söylemiştim ama sonda yazdığım bilgilendirme yazısını görünce hatırlatmak istedim. Hacker kitabı çok önceden Wattpad üzereinden yazılıp final vermiş bir hikayedir. Bu bölüm sonu bilgilendirmeleri de o zamandan kalmadır. Bire bir aynı olmasını istediğim için kopyala yapıştır yaparken bilerek değişiklik yapmıyorum, haberiniz olsun.

Seviliyorsunuz!)

End of chapter

12 comments