Skip to content

Hacker

Chapter 37 · 5 min read

Hacker

Chapter 37

Oyun

"Eğer şuan yanında annen, baban ya da en azından abin bile olsaydı, seni güçlü görmek isterlerdi."

Biraz daha aynaya baktığımda saçmaladığımı fark etmiştim.

"İyice kafayı yedin sen."

Aynada kendi kendine konuşan kaç kişi vardır acaba?

"Sana ne Havin ya sana ne!?"

Banyoda daha fazla oyalanmadan çıktım. Odaya şöyle bir göz gezdirirken yatağın yanındaki komodinde bir telefon olduğunu görmüştüm. Kaşlarım merakla çatılırken komodine doğru ilerledim. İçeriye ilk girdiğimde bu telefonu fark etmemiştim. Telefonu elime alıp açma düğmesine bastım. Ekran anında açılırken tuş kilidi var mı yok mu diye ekranı kaydırdım. Yoktu. Kaydırmamla ana ekran açılmıştı.

"Bu devirde kim telefonuna şifre koymazdı ki?"

Telefonu kurcalarken içinde hiçbir şey olmadığını fark ettim. Ne galeride bir fotoğraf vardı ne de telefonda ekstradan bir uygulama. Bunun üzerine bu sefer de arama kısmına girdim. Sadece dört kişi kayıtlıydı.

Barlas Doğan

Kaan Gebiş

Tuna Zerzereli

Kemal Doğulu

Sadece bu dört kişi, soyadları ile birlikte kaydedilmişlerdi. Hepsini anlamıştım fakat Kemal Doğulu kimdi ki?

"Adım Kemal efendim."

Acaba şu benim sürekli kapımda bekleyen adam mıydı? Gerçi başka kim olabilirdi ki. Yani, başka Kemal tanımıyordum.

Her şeyi geçtim, bu telefonun burada ne işi vardı ki? Acaba Barlas'ın numarasına tıklasam mı? Ya bana telefonu niye kurcalıyorsun diye laf söylerse?

"O kim ki sana laf söylüyor be!? Madem öyle telefonu benim kaldığım odaya bırakmasaymış!"

Barlas'ın isminin üstüne tıklayıp telefonu kulağıma götürdüm. Birkaç saniyeden sonra açılmıştı.

"Bir şey mi oldu?"

Barlas'ın soğuk sesi kulaklarıma dolarken telefonu açar açmaz dediği şeyi garipsemiştim.

"İnsan en azından alo der!"

İmalı dediğim şeyi Barlas hiç takmamıştı.

"Niye aradın?"

"Telefonu odamda bulunca bir bakayım dedim. Arama listesinde ise dört kişi kayıtlıydı, ben de seni aradım. Bu telefonun burada ne işi var?"

"Senin telefonun o."

Kaşlarım çatılırken konuştum.

"Senin telefonun, derken?"

Barlas derin bir nefes verirken sabrının son kırıntılarında olduğunu düşünmeye başlamıştım. Ama niye?

"Havin uzatma, telefon senin işte! Yanlış hatırlamıyorsam en son telefonun paramparçaydı. Bir şey olduğunda arayabilmen için de sana bir telefon gerekiyor yanlış bilmiyorsam?"

"En son telefonumu ne zaman gördüm, inan hatırlamıyorum."

"Aferin. Başka bir şey yoksa kapatıyorum."

"Sen neredesin?"

Ben banyoya girmeden önce evdeydi? Ne ara nereye gitmişti ki? İster istemez merak etmiştim.

"Şirketteyim. Hayırdır, çok mu merak ettin?"

Sesi eğlenir bir tonda çıkmıştı. Şuan sırıttığına yemin edebilirim fakat kanıtlayamam!

"Ben banyoya girmeden önce evde idin. Banyodan çıktıktan sonra olmayınca ister istemez merak ettim Barlas. Bunun altında başka bir şey arama!"

"Ha yokluğum fark ediliyor yani?"

Bu herif çok mu fazla cımbızla laf çekiyordu?

"Hayatımda ilk defa senin kadar hayvanı aratmayacak cinsten cüsseye sahip olan birisini gördüm. İster istemez yokluğun fark ediliyor, emin ol."

Bir şey demesine izin vermeden telefonu suratına kapattım. Daha sonra da oflayarak kendimi yatağa attım. Canım sıkılmaya başlamıştı. O kadar aksiyon ve olaydan sonra yaşadığım 5 dakikalık sakinlik garip geliyordu.

Beni düşüncelerimden ayıran şey ise telefonun zil sesiydi. Yerimde doğrulup telefonu aldım. Barlas arıyordu. Kaşlarım çatılırken iki dakika da ne olmuş olabilir diye düşünüyordum.

Telefonu açıp kulağıma götürdüm.

"Efendim?"

"O telefon benim suratıma kapanmayacak!"

Daha sonra ise telefon kapanmıştı.

"Adamın içine dert olmuş resmen!"

Telefonu komedinin üzerine bırakıp tekrar yatağa uzandım.

"Duygusuzsun!"

"Elimde olsa seni şuanda öldürürdüm!"

"Uzak dur benden!"

"Abi yardım et!"

Kafamı iki yana salladım. Güzel şeyler düşün, güzel şeyler düşün.

"Seninle uğraşamam!"

"Abin öldü!"

"Annenle baban sen kendi başının çaresine bakmayı öğrendiğinde gelecek."

Kafayı yiyecektim şimdi! Hayatımda hiç mi iyi bir şey yoktu!? Ya da kötü şeyler daha ağır basıyordu.

"Off!"

Aklıma sürekli geçmiş ile alakalı şeyler geliyordu. Düşünmemeye çalıştıkça daha da aklıma yer ediyordu. Bana kısa sürede olsa bu tür düşünceleri unutturacak şeyler lazımdı.

Telefonu tekrar elime aldım. Belki oyunlar kafamı dağıtırdı. Yükleyebileceğim oyunlara bakarken gördüğüm çiftlik oyunu ile hemen indirdim.

Eskiden bu tarz oyunları çok oynardım. Baya sarıyordu ve dünyadan soyutluyordu. Şuanda da ihtiyacım olan şeyde buydu zaten.

Oyun yüklendiğinde hemen tıkladım. Tıklamamla karşıma bir sözleşme çıkmıştı. Oflayarak sözleşmeye girdim.

Hacker olduğum için bu tür şeylere önem veriyordum. Yüklediğim her şeyde sözleşmeleri okuyor ve ona göre kabul ediyordum. Bir çeşit takıntı gibiydi.

Sözleşme de bir sürü madde vardı. Zaten bilerek bu kadar çok madde koyuyorlardı. Aslında çoğu şey ya çok önemli değil ya da birbirinin tekrarı olan şeylerdi. Sırf insanların kafasını karıştırmak ve sanki çok önemli bir şey yokmuş gibi göstermek idi.

"İşiniz anca yalan dolan! Adam gibi şuraya doğru düzgün kısa ve öz maddeler koysanız ölür müsünüz!?

Uzun uzun maddelerde insanları sıkıyor ve okumadan geçmelerini sağlıyordu. Zaten bu devirde kimse bu sözleşmeleri okumuyordu. Onaylayıp geçiyordu. En fazla ne olabilir, diye düşünüyordu birçok insan fakat neler olmazdı ki? Senin adına suç bile işleyebilirdi.

"Bir kereliğine acaba takmadan, direk kabul etsem mi?"

İki saat okumaya çok üşenmiştim. Ama şimdi eğer bir şey varsa da net beni bulurdu. O yüzden ondan da emin olamıyordum.

En sonunda oflayarak telefonu bıraktım. Bütün hevesim kursağımda kalmıştı!

Gözlerimi kapatıp uyumaya çalıştım. Bu aralar uyku isteğim artıyor muydu yoksa bana mı öyle geliyordu?

"Bir şeyleri unutmak için en iyi yol uykudur. Çünkü zihnin en boş aynı zamanda da en zayıf olduğu andır. Bir şeyleri unutmak için uyumaktan daha iyi bir şey düşünemiyorum."

Geçmişte ki bir arkadaşımın dediği aklıma gelirken içten içe dediği şeye katılıyordum. Yanlış hatırlamıyorsam o kız da az şey yaşamamıştı. Şuan ne haldedir bilmiyorum fakat bana anlattığı şeyler az buz şeyler değildi.

"Annemi bir türlü inandıramıyorum! O pis herif artık annemin gözünü nasıl boyadıysa bana bir türlü inanmıyor!"

Eğer doğru hatırlıyorsam kız, üvey babasından şiddet görüyordu. Öz babası trafik kazasında ölmüştü. Annesi ise bir müddet sonra başkası ile evlenmişti. Evlendiği adam ise kıza sürekli şiddet uyguluyordu.

"Annemden bu yüzden nefret ediyorum! Bana değil, öz kızına değil gidip kocasına inanıyor! Reşit olduğum zaman ilk yapacağım iş o evden kaçmak olacak!"

Annesine vücudunda ki bütün yaraları göstermesine rağmen annesi inanmamıştı. Öz babasını özlediği için kendi kendini dövmüş olabileceğini düşünmüştü.

"Umarım o evden kurtulmuştur."

Anlattıklarına göre iyi bir yaşantısı varmış. Tabi öz babası ölmeden önce. Babası öldükten sonra her şey değişmiş ve o bu değişiklikten hiç memnun değildi. Hoş, memnun olunacak bir tarafı da yoktu. O evden kurtulması büyük ihtimalle onun şansı olurdu.

Yavaş yavaş gözlerim kapanırken yatakta daha rahat bir pozisyon alıp gözlerimi kapattım. Bilincim de kısa sürede kapanmıştı.

𓆝 𓆟 𓆞

End of chapter

1 comments

  • Lan gerizekali,barlasin telefonunda niye barlas kendini kaydetsin!?