Skip to content

Hacker

Chapter 30 · 5 min read

Hacker

Chapter 30

Yakıldı

"Havin bir şey söyle!"

Yakalanmıştım. Ve sanırım her şey buraya kadardı.

"N'oldu İnci? Niye konuşmuyorsun?"

Daha sonra hemen ekledi.

"Ya da sana Havin mi demeliydim?"

Kahretsin kahretsin!

"Havin çıldırtma insanı! Cevap ver!"

Savaş üstüme yürüyerek bağırdı.

"O telefonu bana ver!"

"Asla!"

Deyip yana kaçtım. Oradan da odadan çıktım.

"Buraya gel!"

Peşimden dışarı çıkmasıyla çaresizce odanın içinde kaçışmaya başladım. Savaş da peşimden koşuyordu. En sonunda beni duvara sıkıştırınca hızlıca elimi arkama koydum.

"O telefonu bana ver Havin!"

"Eğer sen iki katlı, bahçe duvarları yüksek, şehirden uzak bir yere hatta neredeyse ormanın içindeki bir eve kaçırılsaydın sen de oradan kaçmak için çaba sarf etmez miydin!?"

Daha sonra hemen ekledim.

"Üstelik kaçırıldığın ev simsiyah! Bahçede birisini kolayca boğabilmek için kocaman bir havuz var! Yetmezmiş gibi evin her tarafından kol gezen korumalar! Sen de kaçmaya çalışmaz mıydın!?"

Umarım vermek istediğim mesajı anlamıştır. Gerçi Barlas bu mesajı anlamayacak kadar salak bir insan değildi. Mutlaka anlamıştır. Benim korkum ise olduğum yer hakkında ufak da olsa bir şeyler anlatabilmekti. Etrafı çok inceleyememiştim. Buraya benzeyen bir sürü ev vardır muhtemelen. Umarım Barlas'ın doğru evi bulması uzun sürmezdi.

"Evet kaçmanın yolunu arardım fakat sırf kaçmak için karşı tarafın duygularıyla oynamazdım!"

İmalı dediği şeyle kaşlarımı çattım.

"Senin duygun mu var!? Ayrıca bir şeyler ima etmek yerine açık açık söyle!"

"Bilmiyor muyum sanıyorsun!? Bu evin her yerinde kameralar ve ses kayıt cihazları var! Bu kamera ve ses kayıt cihazları da 24 saat izleniyor, kontrol ediliyor!"

Bunu demesi üzerine yutkundum. İşte şimdi ne kadar büyük bir boka bastığımı anladım. Kendime kızdım. Bir mafya tarafından kaçırılmıştım ve evinde kameraların olduğunu tahmin etmem gerekirdi.

Bana gözlerini kısarak baktı.

"Senin gibi zeki bir kadının aslında bu olasılığı tahmin etmesi gerekirdi. Nasıl oldu da bu detayı atladın? Yoksa zekanı gözümde fazla mı büyütmüşüm?"

Sesinde ve yüzünde oluşan alay tınısıyla kendime hakim olamayıp suratına yumruğumu geçirdim.

"Sen kimin zekasıyla alay ediyorsun it!"

Beklemiyor olmalı ki sendeledi. Bunu fırsat bilip bir de kafa attım. Yere düşmesiyle üstüne çıkıp yumruklamaya başladım.

"Seni alçak s*rtük!"

Bir anda yumruğumu tuttu ve ben daha ne olduğunu anlamadan pozisyonlarımızı değiştirdi. İki elimi de kafamın üstünde sabitlerken sırıtarak suratıma baktı.

"Şimdi n'apacaksın?"

Ellerimi çok sıkı tutuyordu. Ayaklarımı ise üstüme çullandığı için onları da hareket ettiremiyordum. Sinirle suratına bakarken bağırdı.

"Orhan!"

Adam sanki bu anı bekliyormuş gibi anında içeri dalmıştı. Kapı da bekliyordun dimi şerefsiz!

"Şunu bağlayın!"

"Hemen patron."

Orhan denen herif üzerime gelirken içeri birkaç adam daha girdi. Savaş üzerimden kalkarken kaçmaya yeltensem de adamlar beni tutmuştu. Yine de çırpınmayı sürdürürken bir adamın yüzüme attığı yumrukla yere yapıştım. Kafamdan aldığım darbe yüzünden gözlerim kararırken bilincim de kısa süre içinde kapanmıştı.

°°°

Başımın ağrımasıyla gözlerimi açtım. Başta etrafı ayırt edemesem de sonradan sandalyeye iplerle bağlı olduğumu ve bana sırıtarak bakan Savaş'ı görebilmiştim.

"Ooo, birileri uyanmış."

Sinirle bağırdım.

"Pez*venk!"

Cıklayarak konuştu.

"Senin yerinde olsam daha düzgün konuşurdum."

"Sen kimsin de benim yerimde olacaksın köpek!?"

Bunu demem üzerine kahkaha attı.

"Doğru, ben hiçbir zaman senin gibi salak bir kahpe olmayacağım!"

Dişlerimin arasından konuştum.

"Seni bir elime geçireyim..."

Lafımı kesti.

"Eline geçirebilecek misin de konuşuyorsun Havin? Sence buradan kurtulabilecek misin?"

Alayla dediği şeyle bende sırıtarak konuştum.

"Evet kurtulacağım."

Kahkaha attı.

"Çok mu hayalperestsin sen?"

"Hayır. Sadece kendimi tanıyorum."

Hafif öne eğilerek konuştum.

"Ben her zaman bir çıkış yolu bulurum. Öyle ya da böyle, buradan kurtulacağım."

Savaş eğilerek yüzünü yüz hizama getirdi.

"Ve bunu yaparken Barlas'dan mı yardım alacaksın? Hani şu sana yalan söyleyene heriften."

Suratımdaki sırıtışı silerken konuştum.

"Emin ol bu seni hiç ilgilendirmez!"

Kafasını yana eğerek dudağını büzdü.

"Neden ilgilendirmesin ki Havin? Sonuçta bu başınıza gelenlerin sorumlusu ben değil miyim?"

Böyle demesi üzerine kaşlarımı çattım.

"Nasıl yani? Ne demek istiyorsun?"

Kaşlarımı çatmış bir şekilde kendisine bakarken o sırıtışını genişletti.

"Hala anlamadın mı? Gerçekten zekanı gözümde fazla büyütmüşüm!"

Zekamı hor görmesi sinirime dokunurken hala ne demek istediğini anlamış değildim.

"Bana bak, benimle açık açık konuş!"

"Pekala seninle açık konuşacağım."

Derin bir nefes aldı.

"Heyecanlandım!"

"S*kerim heyecanını!"

Kahkaha attı. Resmen sesi kulaklarımı tırmalıyordu. Ses tellerini koparıp ip atlama fikri her geçen saniye daha da cazip gelmeye başlamıştı.

"Maske benim güzellik!"

Dediği şeyle başımdan aşağı kaynar sular dökülür gibi oldu. Ne tepki vereceğimi ne yapacağımı bilmiyordum.

"Yani anlayacağın aslında ilk başta bana Maske demekle haklıydın."

Kafam karışmış bir şekilde Savaş'a bakıyordum. Gerçi şu saatten sonra ona Savaş demek ne kadar doğru olurdu ki?

"Sen nasıl?.."

Diyecek bir şey bulamıyordum. Aklım almıyordu.

"Ne biliyor musun? Barlas'ın yalan söylemediği tek konu bu. O da beni Savaş Aktaş sanıyordu."

Bazı anıların beynime düşmesiyle sinirle bağırdım.

"Berfin nerede!? Ona ne yaptın!?"

Kahkaha attı.

"Sonunda kendine gelmeye başladın demek."

"Köpeğimden ne istedin ulan!?"

"Köpeğin çok hırçın. Düzgün eğitememişsin galiba."

"Öldüreceğim lan seni!"

"Çok ayıp!"

"Geber!"

Bağırabildiğim kadar bağırıyordum.

"Berfin nerede!? Bir daha söylemeyeceğim!"

"Eğer çok öğrenmek istiyorsan diri diri yakıldı."

Duyduğum şey karşısında ne yapacağımı bilemedim.

Diri diri yakıldı.

Yakıldı.

Göz yaşlarımı tutamazken tükürürcesine bağırdım.

"Ne istedin lan kızdan!? Neden yaptın bunu neden!?"

Sandalyede debelenirken ağlamamı durduramıyordum.

"Öldüreceğim lan seni! Ona yaptığının bin katını sana yapacağım lan!"

Ben iplerden kurtulmaya çalışıp ağlarken karşımda kahkaha atıyordu.

"İstersen videosu da var bende. İzlemek ister misin?"

Duyduğum şeylere inanamıyordum. Berfin'i diri diri yakarken videosunu mu çekmişti? O orada can çekişirken hem de!

Sinirle suratına tükürdüm.

"Seni p*ç adi herif! Pez*venk!"

Deli gibi çığlık atıyordum. Öyle ki suratıma inen yumruğun acısını bile hissedememiştim.

"Eğer adam gibi durmazsan sonun onun gibi olur Havin Akar! Hatta belki de daha kötüsü!"

Dediklerini umursamadan bağırmaya devam ettim.

"Sonun benim elimden olacak! Sana yemin ediyorum ki seni yaşatmayacağım!"

Her bağırışım da yüzüme yumruk yiyordum fakat umurumda değildi.

"Ölmek için bana yalvaracaksın Maske! Eninde sonunda buradan kurtulacağım ve sana hiç yaşayamayacağın acıları yaşatacağım!"

𓆝 𓆟 𓆞

End of chapter

8 comments

  • Bizim kızın Mallligi beni ayar ediyor, ulan bir ya da iki bölüm öncesinde maske savaş dedin ya!!!! BEN, ONU BUNU BİLMEM FAZLA BÜYÜTMÜŞÜM BU GANCİGİN ZEKASİNİ. birisi yorumda atespareye benzetmissin diyordu, evet haklı. En azından atespare de kız zekiydi!

  • LAN SENIN AMINA KOAYIM BERFINDEN NE ISTEDIN YA

  • ULAN SENIN MASKENI CIKARIR GOTUNE SOKARIM