Bölüm 1:
Sabahın erken saatleriydi altın çörek dükkanından gelen kokular tüm sokakları sarmıştı bile. Insanlar bu güzel çöreklerden almak için sıraya girmişlerdi bile.
Yuna dükkanın kapılarını açar açmaz güler yüzlü insanlar yuna'yı güzel çörekleri için karşılıyordu.
Yuna annesi ile bu işi yapmaktan çok keyif alıyordu.
Günler böyle böyle geçip giderken yuna'nın annesi gün geçtikçe yaşlanıyor ve hastalanıyordu.
Yuna bu duruma çok üzülse de bu duruma hiçbir çare bulamıyor bir sürü doktora gitseler de Doktorlar annesinin hiçbir şeyi olmadığını söylüyordu.
-anne şu haline bak ne kadar solgun gözüküyorsun lütfen çörekleri senin için yapmama izin ver
-merak etme Güzel kızım ben gayet iyiyim öhö öhö
-günlerdir öksürüğün bir saniye bile kesilmedi
- lütfen yuna çöreklerim beni iyi ediyor merak etme
diyerek güldü.
Yuna bu duruma ne kadar üzülse de annesine bir türlü söz geçiremiyordu
Günler böylece geçip gitti fakat yunann annesinin durumu daha da kötüye gidiyordu çörek yapamıyor yataktan kalkamıyordu
-güzel kızım eğer bir gün yanında olamazsam lütfen kendine çok iyi bak sen çok güçlü çok cesur bir kızsın seninle gurur duyuyorum
-seni bu yaşına kadar babasız büyüttüğüm için çok üzgünüm bu durum için lütfen babana kızma baban bu dünyanın en altın kalpli kişisiydi
Yuna ağlayan bir ses tonuyla
-hayır anne lütfen böyle söyleme sen o kadar iyi bir annesin ki babamın yokluğunu asla hissetmedim seni çok seviyorum
-Ben de seni çok seviyorum kızım baban hakkındaki gerçeği sana anlatmak çok isterdim ama o kadar cesaretli değilim bunun için senden istediğim bir şey var bir gün yanında olamazsam lütfen benim için depodaki kitli kapıyı aç orada senin için bir şey var ona gözün gibi bak
-hayır anne sana bir şey olmayacak iyileşeceksin ve o depoyu açmak Zorunda kalmayacağım hiçbir şey umrumda değil lütfen benimle ol iyi olacaksın..
Birkaç gün sonra yuna annesiyle vedalaşmak zorunda kaldı annesi artık vefat etmişti ve yalnız başınaydı ne yapacağını bilmiyordu.
Yuna aylarca depresyondan çıkamadı
Bir gün rüyasında annesinin ona depodan bahsettiğini hatırladı annesinin odasındaki çekmecede deponun anahtarını buldu ve depoya inmeye karar verdi
Gözyaşlarını silip karanlık merdivenlerden aşağı doğru indi yavaş yavaş kapıya doğru ilerledi fakat korkuyordu.
-Ben ne yapıyorum burada bu kapıyı açabileceğimi zannetmiyorum bu kapının arkasında beni ne bekliyor bilmiyorum korkuyorum sanırım yapamayacağım
Tam arkasını dönüp giderken kapıdan bir ses geldi yuna o kadar çok korkmuştu ki ama annesinin ona söylediklerini hatırladı "sen benim cesur kızımsın" Yuna cesaretini toplayıp kapıyı açmaya karar verdi
Elleri titreyerek kapıyı açtığında karşısında altın kaplama kırık ve eski bir ayna vardı.
Aynanın yanında bir çekmece vardı çekmeceyi açtığında ise içinde bir defter gördü.
Defterin sayfalarını yavaşça açan yuna
Deftere yapıştırılmış bir fotoğraf buldu fotoğrafta annesi ve bir adam vardı acaba bu adam yuna'nın babası olabilir miydi?
-annemin yanındaki bu adam da kim böyle sanki biraz bana benziyor acaba bu adam benim babamı olabilir mi?
Fotoğrafın altında bir yazı vardı..
-sevgilim seni o kadar çok özledim ki keşke şu an yanımızda olsaydın ve küçük yuna'mızı görseydin
-Yuna şu an 1 yaşında sana o kadar çok benziyor ki ona baktıkça seni hatırlıyorum
Bunun gibi bir sürü yazı vardı Yuna çok şaşırmıştı ilk kez babasını görmüştü
Gözyaşlarını tutamadı
Yunan yazıları okudukça ağlaması daha da şiddetleniyordu gözyaşları aynaya damlıyordu
Yunan'ın aynaya düşen gözyaşları bir anda kırık aynıyı onardı.
Yuna çok korkmuştu
- b-bu b-bu nasıl olur?? İnanamıyorum bu nasıl oldu imkansız gözyaşlarım mı seni tamir etti?
ayna bir anda ışıklar saçmaya başladı....
Bölüm sonu