Skip to content

Gitme

Chapter 26 · 2 min read

Gitme

Chapter 26

Bölüm 26: Ağır Roman

Bölüm Şarkısı: Madrigal - Ağır Roman.

Efken'in anlatımı ile...

Neredeyse sabah oluyordu. Uyuyamamıştım. Onu izlemek, koklamak varken uyumak saçma olurdu zaten. Saçlarıyla oynarken uykuya dalması kolay olmuştu. Çoktan uyumuştu ama ben ellerimi saçlarından çekemiyordum. Oynadıkça buram buram gelen şampuan kokusu ve kendi kokusunun karışımı benim aklımı başımdan almaya yetiyordu. O günü düşündüm. Gittiğim günü. Onu sahile çağırıp geride bıraktığım günü. Sonra neden yaptığımı..

O gün kaç gündür aklım fikrim bulanıktı, doğru düşünemiyordum. Aklımda sürekli belli olmayan sesler "git" diyordu. "Onu da kendine benzetme, git"diyordu. Kararımı vermiştim. Turunç'u karşıma alıp ayrılık konuşması yapabilir miydim bilmiyorum. O yüzden maskelerin altına saklanmak zorundaydım. Sahile çağırmış ve soğukkanlılıkla düşündüğümü yapmıştım. Onu geride bırakmak zorunda kalmıştım.

Yarın doğum günümdü. Yarın lanetli bir gündü. Ben yarın siktiğimin hayatında annemi geride bırakar doğmuştum. Küçüklüğümden beri yazısız bi kuralım vardır. Gece 00.00 olduğunda alkolle kafamı bozarım düşünmemek için, uyuyabilmek için. Sabah da aldığım çilekli pastayı yerim ki hastaneye gidip uyutulup günü bitireyim. Hem kendi kendime verdiğim cezamı çekmiş olur, hemde kendime zarar vermeden bitirmiş olurdum o günü.

İlk defa doğum günüme tek girmeyeceğimin sıkıntısıyla ona bu korkuyu yaşatmamam gerektiğini düşünmüştüm. Bensiz daha sağlıklı, mutlu ve güzel bi hayatı olacağını düşünüyordum. Öyle olmamıştı. Turunc ben gittikten sonra çökmüş, eski İz'i aratmaz olmuştu.

Turunç'un hareketlenmesiyle düşüncelerimden sıyrılıp ona odaklandım. Sıkıntılı bi hali vardı. Kabus görüyor gibiydi. Ağzının içinden "Gitme." , "Hayır bırakma." ,"Efken." hala bi şeyler söylemeye devam ederken ellerimle saçıyla oynamaya devam ettim sakinleşmesi için.

"Turunç, bitanem ben burdayım sakin ol güzelim." Elleri ellerimi bulduğunda gözlerini hızla açtı ve karşısında beni görmesiyle hızlıca sarıldı. Sarılışına sıkıca karşılık verdikten sonra geri çekilip saçlarına öpücük kondurdum.

"Burdayım güzelim. Bak burdayım gitmedim yanındayım."

Gözlerinden yaşlar akarken elimi sımsıkı tutuyordu gidecekmişim de bi daha bulamayacakmış gibi. Gitmeyeceğimi belli edercesine sıktım bende elimdeki ellerini, öptüm benim olduğunu gösterircesine.

Orada öylece kaldıktan bi süre sonra kalkmıştık yataktan. Mutfağa geçmişti kahve koymak için, bende banyoya geçmiştim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra mutfağa gittim.

"İz benim üzerimi değişmem lazım gideyim ben artık." Gözlerini benden kaçırarak bi kediye dönüşmesiyle bi şey isteyeceğini anladım. Ne kadar tatlı göründüğünden haberi var mıydı acaba. yüzümde hafif tebessümle onu izlerken "Beraber kahvaltı yapsak olur mu?" dedi. kafamı ağırca aşağı yukarı sallayarak.

" Olur, ama üzerimi değişmem lazım, kısa sürer hemen gelirim zaten." dedim ve mutfaktan çıkıp koridora gittim.

Dış kapıyı açtığımda arkamdan gelerek sessizce, " Efken, geri gel olur mu? Gitme." Güvenini kırmıştım bir kere, toparlanması zordu, kelimeler yetmezdi. Dışarı çıkmadan önce dudağına bi öpücük konudurup çıktım evden. Hızlıca üzerimi değiştirip İz'in kapısının önüne gelmiştim. Kapıyı çalmadan açmıştı. Üzerine değişmiş saçlarına tokalar takmıştı. Bu haliyle çok tatlı gözüküyordu. İçeri giriğimde mutfağa geçtik direkt.

Masayı hazırlamıştı. Masayı görünce acıktığımı anlamıştım. "Oo turunç ne ara kurdun sofrayı." göz devirerek, " Dolaptaki kahvaltılık kaplarını masaya koydum Efken emin ol 5 dakikamı bile almadı." Sofraya oturup hiçbir şeyi düşünmeden, bulunduğumuz durumu düşünmeden, sohbet ederek, kahkahalarla etmeye başladık kahvaltımızı. Sanki hiçbir şey olmamış, hala sevgiliymişiz gibi.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.