Skip to content

ELLY

Chapter 1 · 16 min read

ELLY

Chapter 1

- Başlangıç -

“Bu hayatta kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan kişi, en güçlü kişidir.”

-Angelina

Her zamankinden daha berbat bir sabaha uyandım.Katerina yine küçük kız kardeşim Iris’e bağırıyordu.Hiç düşünmeden yanlarına doğru ilerledim. Ancak bu sefer durum farklıydı. Olay büyümüştü. hizmetçi kenarda durup olanları izliyor ama araya girmeye cesaret edemiyordu.

Yerde devrilmiş bir boya paleti vardı. Renkler zemine dağılmıştı.Katerina’nın resim yapma huyu vardı. Ve bu karmaşanın suçlusu… büyük ihtimalle Iris’ti.Katerina’yı Iris’in üzerine yürürken gördüm fazla ileri gidiyordu.

“Katerina, sencede abartmıyor musun?!” Sesimi duyduğunda bana da yöneleceğini biliyordum. Şaşırtmadı.

“Abartmıyorum, Ell! Yerlere bir bak, ne hale geldi! Ricky görürse beni azarlayacak. Sen de gelip abartıyorsun diyorsun. Sende ne duruyorsun orada temizle şurayı.”

Ve yine aynı şey , tekrardan her sabah gibi emir yağdırıyordu .Sabahın sekizinde kıyameti koparmazsa şaşardım zaten.Babam ona sadece bir kez gerçekten kızmıştı. Onda da Iris, Katerina’nın çizdiği tuvale siyah boya dökmüştü. Iris bunu sırf sinir etmek için yapmıştı ve ceza almıştı. Babam ise “Altı üstü bir resim bunun için Iris e bağıramazsın Katerina.” diyerek katy’e ağzının payını vermişti ama Katerina’ ya göre bu bir felaketti.

Onunla tartışmak anlamsızdı.Ama bana “Ell” demesinden de bıkmıştım.

“Gel, Iris… Katy bunu kendi halledebilir.”

Iris’i alıp mutfağa geçtim. Daha içeri girer girmez kendini savunmaya başladı.

“Ell, Katerina çok itici! Hiçbir şey yapmadım. Benim fırçamı almıştı. Geri almak istedim, vermedi. Ben de zorla almaya çalıştım… kendi elinden düşürdü paleti! Ben bir şey yapmadım.”

İç çektim.“Biliyorum… Her zamanki Katy işte.”Sırıttım. Iris de aynı şekilde karşılık verdi.Ona “Katy” dememizden nefret ediyordu.

Ben de onun bana “Ell” demesinden. Küçük bir intikamdı bu.“Ell” kelimesini sadece annem kullanırdı.Ve ben… başkasının kullanmasını istemiyordum.Katerina ’ya bunu söylesem bile anlamazdı. Annemin yerini doldurabileceğini sanıyordu. Oysa bir zamanlar annemin en yakın arkadaşıydı.

Babam ise bana farklı bir isimle seslenirdi.

“Gün ışığım.” derdi bana

Babam şöyle derdi “İsmin senin hayatındır Ellie , İsimlerin anlamları hayatımızı ve kişiliğimizi şekillendirir. “ Ben inanmazdım… ama inanıyormuş gibi yapardım.

Annemin adı Angelina’ ydı.Babam annem öldüğünde, “İsmi gibi melek oldu, Gün Işığı’m… Şimdi yıkılmak yok. O bizim güçlü kalmamızı isterdi.” derdi.Ama o gün biz zaten yıkılmıştık.

Annem öldüğünde Iris 10 yaşındaydı.Ben ise 15.

Babam kraliyetten izin alıp bir süre bizimle kalmış, bizi toparlamaya çalışmıştı.

Şimdi ise…Iris 14 yaşında. Ben ise 19.

Ve annemin ölümünün üzerinden tam dört yıl geçmişti.

Mutfakta yiyecek bir şeyler aranmaya başladım. Hizmetçimiz yardım etmek istiyordu ama biz istemedik. Annemin bize hazırladığı sabahları hatırlamak için bunu kendimiz yapıyorduk.

İki yumurta kırdım. Yanına biraz kahvaltılık ve ekmek ekledim. Sessizce yedik.İçeride ise Katerina hâlâ söylenerek temizlik yaptırıyordu Katerina nın yanındaki hizmetçiye şaşırıyordum .Katerina'nın çenesine nasıl katlanıyor bilmiyordum .

Babam, Richard… ya da Katerina’nın dediği gibi Ricky… henüz gelmemişti. Muhtemelen yine gece nöbetindeydi.Genelde onun için bir şeyler hazırlayan Katerina olurdu, bu yüzden karışmadım.Ama son zamanlarda babamın da ona karşı sabrının tükendiği belliydi.

Katerina… sadece kendisi olmadığı zamanlarda iyi biriydi. Mesela… uyurken.

Babamla yüzük taktıktan sonra bizden birçok şeyi saklamaya başlamıştı. Annemin resim atölyesini adeta ele geçirmişti. İçeri girmemize bile izin vermiyordu.

“Orası Angelina yı hatırlatıyor” diyor ve yüzünü somurtuyordu aklınca duygu sömürüsü yapıyordu ama babamın buna inanması imkansız dı Baş Talimci olması bu durumu engelliyordu ve inanmış gibi yapıp geçiyordu.Ama babam ona yeni bir atölye teklif ettiğinde de kabul etmiyordu.Ne bizi içeri sokuyor, ne de kendisi düzgün kullanıyordu,

Bir kapı çarpma sesi duydum ve ardından,

“Minik gökkuşağım… ve küçük gün ışığım.”

Babamın sesi evi doldurdu.

Iris koşarak yanına gitti ve ona sarıldı. Ben de onları yalnız bırakmadım.Kısa bir an için… her şey normal gibiydi.Sonra geri çekilip her zamanki oyunumuza döndüm.

“Şövalye Prensim , bu sefer nasıl bir maceraya atıldınız acaba? Bu muhteşem hikâyeyi bize bahşeder misiniz?”

Iris heyecanla zıplamaya başladı.Babam gülümseyerek eğildi.

“Bir düşüneyim… Hmmm… Tabii ki, prenseslerim. Size anlatmak benim için bir şereftir.”

Salona doğru ilerledik.Ama içeri girer girmez o an bozuldu.

Katerina, elinde bez ve kovayla yerleri siliyordu.Hizmetçi katlanamayıp gitmişti sanırım ve bunu yapabileceklerini babam söylemişti o anıyı çok iyi hatırlıyorum.

”Katerina bazen çekilmez olabiliyor acil bir durum olmadıkça size fazla sert olursa o işi bırakın, kendi hatasıysa bırakın kendisi halletsin siz sadece kızlarıma titiz olsanız yeterli ” demişti ve o an babama hayran kalmıştım neden evlendiği kadına karşı böyle bir emir verdiğini sorunca anlatmıştı.

Babam Katerina yı görünce yüzü bir anda sertleşti.Önce yere baktı. Sonra bize. Ardından boğazını temizleyip Katerina’ya bakarak gelmesini işaret etti.Ne olacağını az çok biliyordum.

Ama bu sefer… gerçekten ona kızacaktı.Çünkü babam defalarca salonda resim yapılmasını istemediğini söylemişti.

Ama Katerina hâlâ aynı şeyi yapıyordu.

Annemin atölyesi dururken…orada kimsenin girmesine izin vermezken, burada sanki inat eder gibi aynı sahneyi tekrar ediyordu.Sanki annemin bıraktığı her şeyi silmek ister gibi.O atölyeyi saklayarak annemi silebileceğini sanıyordu

İçimde bir şey kıpırdadı.Bu sadece bir boya lekesi değildi.Bu, annemin yerini doldurmaya çalışan birinin… asla dolduramayacağını bile bile her şeyi sahiplenmesiydi.Ve babam… bunu artık görmezden gelmeyecekti.

İşin ironik tarafı ise şuydu…Babam, Katerina ile isteyerek evlenmemişti.

Tek amacı, annemin son isteğini yerine getirmekti. Hayatına aslında hiç sevmeyeceği birini almak… ve buna rağmen ömrünün sonuna kadar Angelina’yı sevmeye devam etmekti.Bu, annemin son isteğiydi.Babam bunu yerine getirmişti. Ama Katerina’ya âşık değildi.Onu… en fazla bir kardeş gibi görüyordu.Aynı odada bile kalmıyorlardı.

Bunu ilk öğrendiğim günü hâlâ hatırlıyorum. Babam bana annemin bıraktığı son istek mektubunu göstermişti.

“ Richard ,

Eğer bu satırlar sana ulaştıysa… senin dediğin gibi, ben artık melekler diyarına karışmışımdır.

Bunu yazarken dahi içimde bir huzur var; çünkü biliyorum ki, ardımda seni ve kızlarımızı bırakıyorum. Bu kraliyetin soğuk duvarları arasında bana en çok iyi gelen hep sen oldun. En karanlık anlarımda bile içime doğan tek gün ışığı sendin.

Kızlarımıza iyi bak…Onlar benim kalbimin iki parçası. Onları koru, gözet… ama kendini de unutma.

Ve senden bir ricam var… Yalnız kalma.Zamanı geldiğinde hayatına birini al. Çünkü kızlarımız seni ne kadar severse sevsin, her daim yanında olamayacaklardır. Sen de hayat yolunda sana eşlik edecek birini bul.

Bir şey daha…

Atölyemi Ell ‘ e göster. İçeri girmesine izin ver. Belki benim bıraktığım izlerden bir parça bulur… Belki tahtlarımda kendine ait bir yol çizer.

Benim için de yaşamaya devam et.

Sevgilerle Angelina “

O mektubu okuduğumda… içimde bir şey kırılmıştı.Ama bir şey daha vardı.Katerina… beni annemin atölyesine bile sokmuyordu.Ve ben bunu babama hiç söylememiştim.Çünkü onu daha fazla üzmek istemiyordum.Onun hakkından… kendim gelebilirdim.

—-------------------------------------- Richard —-------------------------------------------------------

Katerina'yı çağırdığımda, elindeki kumaş parçasını bırakıp yanıma geldi. Ne söyleyeceğimi biliyordu aslında… ama yine de her zamanki gibi aynı cevapları verdi.

Ellie’ye karşı olan tavrını küçümsedi, Iris’e yaptığını ise görmezden geldi.Onu dikkatle dinledim.

“Ricky, Iris koşarak içeri daldı. Durmasını söyledim, fakat sözümü hiçe saydı. Üstelik gelip boyaları bile isteye yere döktü. Ben hiçbir şey yapmadım. Hizmetçiler ise her zamanki gibi işe yaramazlık edip sadece izlemekle yetindiler. Bu hâlleriyle burada bulunmalarının bir anlamı yok. Hepsini gönderelim. Ayrıca yeni boyalar temin edilmesi gerekiyor… çünkü Iris hepsini mahvetti.”

Sözünü kesmedim.Sonra gözlerinin içine bakarak tekrar ettim:

“Iris’e bu şekilde davranamayacağını daha önce de söyledim.”

“Richard, ben senin söylediklerine uymaya çalışıyorum. Ama Iris haddini aşacak kadar yaramaz davranıyor… Ell de sürekli bana karşı geliyor kimse yardımcı olmuyor..”

Sesimi yükseltmedim. Gerek de yoktu.Bu evde neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatmak için bağırmaya ihtiyacım yoktu.

“Ellie’ye nasıl hitap ettiğine dikkat edeceksin. Ve Iris’e bir daha bu şekilde yaklaşmayacaksın.”

Katerina itiraz edecek gibi oldu. Ama bakışlarımı görünce sustu.Devam ettim.Kısa bir sessizlik oldu.Onun söyleyecek bir şeyi vardı… ama söylemedi.Yapması gereken asıl şey de buydu. Çünkü bu bir tartışma değildi.

Bu bir uyarıydı.

Ve sondu.

—------------------------------------------------Ellie—----------------------------------------------------

Babam ve Katerine geri salona geldi fakat Katy nin yüzü sirke satıyordu. Babamdan büyük laflar yediği kesindi .Babam bize yaklaştı.Iris ve bana baktı.

“Gökkuşağım , Gün ışığım başka bir zaman size her şeyi anlatacağım şimdi gitmem gerekiyor”bunu duyduğuna sevinmeyen Iris suratını somurttu bende araya girdim.

“Sorun değil baba,biz her zaman buradayız görev beklemez.”dedim Richard gülümsedi ve sarıldı,

“Benim canım kızlarım sizi çok seviyorum”dedi ve Katerina ya bir bakış attı.Bu bakış öyle bir bakıştı ki Katerina bizi izlerken az önce kullandığı kumaş parçasını bir anda eline alıp temizlemeye devam etti.Babam ilk odadan sonra da evden ayrıldı

Babam kapıdan çıktıktan sonra ev bir anda sessizleşti.O ses… o otorite… onunla birlikte gitmişti.Geriye sadece biz kalmıştık. Ve Katerina.

Bir süre hiçbirimiz konuşmadık.Iris yavaşça yanıma yaklaştı. Elimi tuttu.

“Ell…” dedi fısıldayarak,“Ben gerçekten yapmadım.”

Başını okşadım.“Biliyorum.”

Gözlerim Katerina’ya kaydı.Bizi izliyordu.Ama bu sefer farklıydı.Yüzünde o sahte mağduriyet yoktu.Daha… soğuktu.Daha gerçekti.Elindeki kumaş parçasını yavaşça kovaya bıraktı.Sonra doğruldu.

“Çok büyütüyorsunuz.” dedi sakin bir sesle.Iris hemen bana sokuldu.Ben ise yerimden kıpırdamadım.

“Büyüten biz değiliz Katerina.” dedim.Katerina bana döndü.Göz göze geldik.İlk defa… gerçekten.

“Bana nasıl hitap edeceğini öğrenmelisin, Ell.”O an içimde bir şey koptu.Bir adım öne çıktım.

“Ne dememi istersin Katerina.” dedim.

“Ve ismim Ellie ,herkes Ell ismini kullanamaz.”Katerina’nın yüzü gerildi.

“Hmm… bi düşündüm de Anne ‘ye ne dersin”duraksadı bunu demeye nasıl cesaret ediyordu gerçekten canına susadı.Resmen sinirden burnumdan soluyordum.

” Ben Ricky’nin Eşiyim yani bu evin kadını benim.” dedi sertçe.Başımı hafifçe yana eğdim.

“Değilsin Katerina ve asla annemiz olamayacaksın bunu da aklında bulundur.”

Ağır bir sessizlik oluştu.Iris nefesini tuttu.Katerina’nın gözleri daraldı ve omuzlarını silkeledi.

“Bunu sana kim öğretti?” dedi küstahça ve yüzünü sıkarak benim Dudaklarımda istemsiz bir gülümseme oluştu.

“Kimse.”Bir adım daha yaklaştım.Katerina dehşet içinde bana bakıyordu.hem korku içindeydi hemde sinirliydi.ama ona bakılırsa bende sinirliydim.

“Ell…” dedi.Iris,ona döndüm ve endişeli bakışlarını sakinleştirmek için ilerleyip sarıldım.

Katerina bir şey söyleyecekti.Ona olan bakışımdan sonra söylemedi.Sadece arkasını döndü ve yürüyüp gitti.

Ama giderken attığı o bakış…Bu işin burada bitmediğini söylüyordu.İris bana baktı.

“Ell… kızdı mı?”Gözlerimi kapattım.Kısa bir an düşündüm.Sonra hafifçe başımı salladım.

“Hayır…Bize kızamaz, Iris bize dokunamaz.Annem buna asla izin vermezdi. Ve bende asla izin vermeyeceğim.”

Katerina’nın bu tavrından sonra, ona asla boyun eğmeyeceğimi bir kez daha hatırlattım kendime.

Ne derse desin…Yarın sabah erkenden o atölyeye girecektim.Ve bu sefer itiraz etmesine bile izin vermeyecektim.Annemin benim görmemi istediği her şeye saatlerce bakacaktım.Belki bizi de çizmiştir…Belki gerçekten ilham olur bana.

Ama içimdeki his bununla sınırlı değildi.Sanki o kapının ardında sadece resimler yoktu.Sanki annem… orada bir şey bırakmıştı.

Bize değil. bana…

—------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Iris çoktan uyumuştu.Ev sessizliğe gömülmüştü.Gece yavaşça çökerken, içimdeki o huzursuzluk daha da büyüyordu.Artık bekleyemezdim.Masanın üzerindeki mumlardan birini aldım. Kibriti çaktım.Küçük bir alev… karanlığı zar zor deliyordu.Ama bana yetiyordu.Yavaş adımlarla koridora çıktım.Ayak seslerimi bastırmaya çalışarak ilerledim.Bu evde büyümüştüm… hangi tahta gıcırdar, hangi köşe ses verir bilirdim.

Katerina’nın odasının önünde durdum.Kapı aralıktı.İçeriye göz attım.Uyuyordu.Derin…ve rahatsız edici derecede huzurlu bir uykuda.Bir an duraksadım.Sonra içeri süzüldüm.Mumun ışığını biraz aşağı indirdim ki yüzüne vurmasın.Etrafı dikkatle inceledim.

Anahtar…Neredeydi?

İçeride çok eşya yoktu sadece Yatak , ufak bir komidin ,duvar ışıkları ,masa ve ufak süslü bir gece lambası ve aşırı süslü bir duvar kağıdına sahipti kişiliğine bakılırsa hiç şaşırmadım bu şekil bir odaya sahip olmasına konuya odaklanıp aramaya koyuldum.masanın üzerinde yoktu , Komidine baktım.Evet.İşte Orada.

normal anahtarların aksine , metal ve üzerinde hilal olan bir anahtar vardı.Elimi uzattım.Parmaklarım anahtara değdiği anda…

Katerina hafifçe kıpırdadı.Kalbim bir an duracak gibi oldu.Nefesimi tuttum.Ama uyanmadı.Yavaşça anahtarı aldım.Sessizce geri çekildim.Kapıyı araladığım gibi geri çıktım.Ve kapattım.Kalbim hâlâ hızlı atıyordu Katerine’e yakalanma korkusu mu yoksa ilk defa annemin bana bıraktığı şeyi göreceğim için mi bilmiyorum .Ama artık geri dönüş yoktu.

Evden dışarıya atölyeye gittim. ahşap tahtalardan oluşuyordu sadece tek bir camı vardı. O camdan da Ay ışığı giriyordu bu barakayı babam inşa etmişti annem için küçükken çok girerdim ama annem gittiğinden beri içeriye adım atmamıştım.

Dört yıldır kapalı olan o kapıya yöneldim. Mumu biraz yukarı kaldırdım.Anahtarı kilide yerleştirdim.Soğuk metal elimde ağırlaştı.Bir an… tereddüt ettim.Ama vazgeçmeyecektim , sonra hilal baskılı metal anahtarı çevirdim.

Tık.

Kapı açıldı.

Karanlık… içeriye davet eder gibi önümde uzanıyordu.Derin bir nefes aldım.Mumu öne uzattım.Ve içeri adım attım.Sanki o kapıyı açtığım anda… hiçbir şey eskisi gibi olmayacakmış gibi.

Derin bir nefes aldım.

“Ben hazırım…” diye fısıldadım.Ve kapıdan içeriye girdim.Kapı arkamdan ağır bir sesle kapandı.İçerisi… beklediğimden daha soğuktu.

Mumun titrek ışığı duvarlara vurdukça gölgeler hareket ediyordu.Sanki yalnız değildim.Bir adım attım.Zemin hafifçe gıcırdadı.Bu sesi hatırlıyordum… küçükken annemin arkasından koşarken duyduğum seslerden biriydi.Boğazım düğümlendi.Mumu biraz daha yukarı kaldırdım.Duvarlar…Resimlerle doluydu. Her yerde tablolar vardı.

Yarım kalmış tuvaller… Üst üste yığılmış boyalar… Duvara yaslanmış çerçeveler…

Zaman burada durmuş gibiydi. Sanki annem… az önce çıkmıştı.En yakındaki tabloya yaklaştım.

Bir manzara resmiydi ve çok tanıdıktı buradaki tek camdan bakarak çizdiği bir manzara resmiydi bu.Gökyüzü karanlıktı… ama ufukta ince bir ışık vardı.Elimi uzattım.Parmaklarım boyaya değdi.Boya kuru ve soğuktu ama hâlâ hissediliyordu.

“Bu…” diye fısıldadım.Tam o sırada bir şey dikkatimi çekti.Tablonun alt köşesinde küçük bir işaret vardı.

“Bu Hilal Anahtardaki sembol ile aynı.”Kaşlarım çatıldı.

“Tesadüf mü?”Mumu masaya doğru çevirdim.Tozlu bir masa… ve üzerinde dağınık kağıtlar vardı.Yaklaştım.Bir tanesini aldım.Üzerinde çizimler vardı.Ama bu… sıradan bir çizim değildi.

Çizim üzerinde gözlerimi gezdirdim bu çizim çok değişikti . Bir taht vardı arkasında kapkaranlık bir gece sadece bir ışık vardı o da az önce ki resim gibi sanki tüm karanlığı bi yıldız aydınlatıyordu.taht ın etrafında siyah orkideler vardı ve tahtın arkasında gece nin içerisinde birisi vardı ama gölge gibiydi ve bu resimde de imza yerine Hilal vardı.Gözlerim kısıldı.Kalbim hızlandı.Bu sadece bir resim değildi.Bu… bir anlatımdı.

Bir anlamı vardı.Kağıdı bırakıp etrafa baktım.Daha fazlası olmalıydı.Bu kadarla kalamazdı.Masanın altında küçük bir çekmece fark ettim.Eğildim.Kapalıydı.kilit üstünde hilal vardı.

Anahtar…

Cebimdeydi.Hilalli anahtarı çıkardım.Elimde döndürdüm.Bir an duraksadım.Sonra kilide yerleştirdim.Çevirdim.

Tık.

Çekmece açıldı.İçinde… küçük bir defter vardı.Ve bir parça kumaş.Kumaşı elime aldım.Yumuşaktı…Ama üzerindeki işlemeler dikkatimi çekti.Zambak işlemesi vardı .Defteri açtım.İlk sayfa boştu defter 20 sayfadan falan oluşuyordu içerisinde taslaklar vardı ama yazılar da vardı. ve bu yazılar neden garip…

“ Bunu okuyorsan, zaman sandığımdan daha hızlı geçmiş demektir. Bazı şeyleri sana anlatamadım… ama hepsini sakladım. Işık her zaman doğru olan değildir. Karanlık her zaman kötü değildir. Bir gün bir seçim yapacaksın. Ve o gün… artık çocuk olmayacaksın. ”

Bu da ne demek şimdi anlamıyorum anne sen ne demeye çalışıyorsun…

“ Et si huc pervenisti…iam non es in tuto, Ell. ”

”Ell…” defterde anlamsız sözler var ama Ell bu benim gibi hissediyorum.

“ Averion artık güvende değil. "

"Ell için yapabileceğim herşeyi yaptım…ve onu asla bırakmayacağım.

Bugün buradan kurtulacağım.Richard sayesinde… hâlâ bir umudum var.“

“Averion mu orası da neresi”daha incelerken dışarıdan bir ses geldi Katerina’nın gelmiş olabileceğinden şüphelendim defteri eteğimin gizli cebine sıkıştırdım.etrafa hızlıca bakınmaya devam ettim. Katerina’nın tablosu vardı ama… yanında babam var .Evet anne ona güvenmemeliydin.ve tablonun arkasında yere düşmüş üzerinde ismimi taşıyan bir kağıt parçası gördüm.açtım ve okumaya başladım.

“Bunu okuyorsan, zaman sandığımdan daha hızlı geçmiş demektir.

Bazı şeyleri sana anlatamadım… ama hepsini sakladım.

Işık her zaman doğru olan değildir.Karanlık her zaman kötü değildir.

Bir gün bir seçim yapacaksın.Ve o gün… artık çocuk olmayacaksın.

Resimlerin ve isimlerin daima anlamları vardır.Çiçeklerin ve renklerin anlamları gibi Önemli olan yazılar değildir Bazen ise okumak için farklı bir bakış açısı gerekir

Eğer Richard hâlâ yanındaysa…Onu sevdiğimi söyle Elly…

sadece ona ve Iris’e güven.Bu mektubu Katerina ile sana ileteceğim.Umarım… sana ulaşır.”

Gözlerim dolmaya başladı… kendimi ağlamamak için zor tuttum.Ama bu sefer farklıydı.Bu… sadece annemi özlemek değildi.Bu… anlamamaktı.Parmaklarım defterin kenarına daha sıkı tutundu.

“Ne demek istiyorsun…” diye fısıldadım.Ama… bir şeyler eksikti.Başımı kaldırdım.Atölyeye tekrar baktım.O an…Annemle oynadığımız o eski oyun geldi aklıma.Renkler.Her rengin bir anlamı vardı.

Kırmızı… tutku ve aşk.

Siyah… ölüm ve korku.

Bunu bana o öğretmişti.Gözlerim yavaşça etrafta dolaşmaya başladı.Daha dikkatli baktım bu sefer.Sadece görmek için değil… anlamak için.çekmecedeki Kumaşı elime aldım.Üzerindeki işlemeye baktım.

Zambak.Kalbim bir an durur gibi oldu.

“Zambak…” diye fısıldadım.Annem.Zambak… onun sembolüydü.

Beyaz zambak…

saflık, masumiyet, dürüstlük demekti.

Ama Bu farklıydı.Zambağın içi siyahtı.Kaşlarım yavaşça çatıldı.

Siyah…Ölüm değildi sadece.Gizlenen şeylerdi.Saklanan gerçekler…Ve bazen… ihanetti.Gözlerim çiçeğin ortasında takılı kaldı.Beyazın içindeki o karanlık…Nefesim ağırlaştı.

“Bu sen değilsin…”Başımı hafifçe salladım.“Ya da…”Sözler dudaklarımda asılı kaldı.“Tam olarak sensin.”Bir adım geri çekildim.

Annem bana hep ışığı anlatmıştı.Ama…Karanlığı da biliyordu.Ve saklamıştı.Benden.Herkesten.Ama artık…Saklamıyordu.Bana gösteriyordu.

Gözlerim hemen masanın üzerindeki çizime kaydı.Taht…Ve etrafını saran siyah çiçekler.Kaşlarım çatıldı.

“Siyah…”Bir adım yaklaştım.Daha dikkatli baktım.Bu bir çiçekti.Ama sıradan değildi.“Siyah menekşe…”Nefesim hızlandı.Korku…Ama sadece korku değil.Bir uyarı.Bir mesaj.Gözlerim tekrar deftere kaydı.Annem yazmamıştı sadece…Saklamıştı.

Resimlerin içine. Renklerin içine. Sembollerin içine.

“Peki… neyi sakladın?”Gözlerim tekrar masadaki çizime kaydı.

Taht…Siyah çiçekler…Ve o gölge.Bu sefer sadece bakmadım.Parçaları birleştirmeye çalıştım.

Zambak… annem. Beyaz… saflık. Siyah… saklanan gerçek. Siyah menekşe…Sadece korku değil.

Bir uyarı.

Bir tehlike.

Başımı yavaşça kaldırdım.Gözlerim o gölgeye takıldı.Tahtın arkasında duran… o karanlık silüet.Sanki… bana bakıyordu.Kalbim bir an durdu.Mumu biraz daha yaklaştırdım.Gölgenin olduğu yerde… çok silik bir çizim daha vardı.Daha önce de görmüştüm bu silueti.

Ama… bu sefer farklıydı.Bu sefer onun önemli biri olduğunu düşünüyordum Nefesim kesildi.Fısıltım titredi.

İsteyerek çizmiş olmalıydı bunu Ya da…Benim görmemi bekliyordu.Ellerim titredi.Parmaklarımı çizimin üzerinden geçirdim.Ve o anda…Anladım. Bu resim bi anı olabilir mi yaşayıp çizmiş olabilir mi ya da yaşamadan önce mi hayır imkanı yok.Bir yüz.Ama tamamlanmamıştı.Sanki kim olduğu bilinmesin diye özellikle yarım bırakılmıştı.Ama…Gözleri vardı.Ve o gözlerin bana baktığını hissedebiliyorum.Geri çekildim.Nefesim hızlandı.

“Bunu… saklamışsın.”Defteri tekrar açtım.Sayfaları hızlıca çevirdim.

Aynı semboller.Aynı çiçekler.Aynı karanlık.Ve…Aynı isim.

Averion.Duraksadım.

“Burası… bir yer…”Fısıldadım.“Yoksa… bir krallık mı?”

Tam o anda…Kapının dışından bir ses geldi.Bu sefer… çok daha yakındı.Tahta ağır bir şekilde gıcırdadı.Sanki biri…Kapının hemen önünde duruyordu.Donup kaldım.Nefesimi tuttum.Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki…Duyulacak sandım.Ama kıpırdayamadım.Sanki ayaklarım zemine çakılmıştı.Mum titredi.Alev bir an sönmeye yaklaştı.Gölgeler duvarda uzadı , büküldü ve işte o anda…

Defterin açık olan sayfasına baktım.Az önce gördüğüm o yabancı yazı…

“ Et si huc pervenisti…iam non es in tuto, Ell. ”

Mumu biraz daha yaklaştırdım.ve o yazıyı tekrardan okudumAma bu sefer…Sadece görünmedi.

Parladı.

Sanki mürekkep değil de…Canlı bir şeymiş gibi.Altınla siyah arasında titreyen bir ışıkla buna inanamadım .Nefesim kesildi.

Bir adım geri çekildim.

“Bu…”diye fısıldadım anlık korku ve büyülenmiş şekildeSözlerim boğazımda düğümlendi.Ve sonraSesi duydum.Fısıltı gibi değildi.Yakın değildi.Uzak da değildi.Sanki…Tam içimdeydi.Kulaklarımın içinde yankılandı.Soğuk.Net.Kaçamayacağım kadar gerçek.

“Buraya kadar geldiysen…”Gözlerim büyüdü.Başımı sağa sola çevirdim.Kimse yoktu.Ama ses…Annemin sesiydi.

“…artık güvende değilsin, Ell.”Mum elimde titredi.Soğuk bir rüzgar…Kapalı atölyenin içinde dolaştı.Bu imkansızdı.Kapılar kapalıydı.Pencereler kapalıydı.Ama rüzgar…Buradaydı.Ve yalnız değildim.

Defterdeki yazı…Hâlâ parlıyordu.Ve sanki…Bana bakıyordu.

Tam o anda ,Kapı kolu sertçe hareket etti.

Tık.

Kapı aralandı.Katerina içeri girdi.İlk anda sakindi.Bakışları atölyeyi süzdü.Sonra…Gözleri bana kilitlendi.Yüzü bir anda gerildi.

“Ell.”diye seslendi sanki sakinmiş gibi“Sana buraya girmeni yasaklamıştım.”Gözlerimi ondan ayıramadım.

“Ben de sana o ismi yasaklamıştım.”Bir an durdu.Sonra alaycı bir gülümseme yayıldı yüzüne.

“Gerçekten?”Bir adım daha yaklaştı.Tam o anda…Elimdeki kağıda baktı.Mektuba.Kaşları hafifçe çatıldı.

“Sonunda kavuşmuşsun annen’e”dediği şeyden sonra sırıttı.Kalbim hızlandı.Ama bu sefer geri çekilmedim.

“Annemin mektubu biliyordun sen bilerek sakladın bunu.”Sessizlik.Çok kısa sürdü.Ama yeterliydi.Gördüm.Gözlerindeki o anlık değişimi.

“Onu neden vermedin?”Sözler ağzımdan kendiliğinden çıktı.Katerina’nın yüzü gerildi.Ama hemen toparlandı.

“Ricky ‘e verdim Ell o unutmuştur belki”yalan attığını o kadar belli ediyordu ki Bir adım daha yaklaştım.Sesim sertleşti.

“Bilerek sakladın.”Katerina gözlerini kaçırmadı.Sadece…Omuz silkti.O an…İçimde bir şey koptu.

“Unutmuş muş yalancının tekisin sen?”Sesim yükseldi.“Annemin son mektubunu mu unuttun?”Katerina bu sefer sertçe güldü.

“Kendine gel Ell Abartıyorsun.”Mektubu elimden çekip aldı.Hızlı.Soğuk.Göz ucuyla baktı.Sonra…Umursamazca buruşturdu.

“Bu mu?”Alayla başını salladı. “Bir kağıt parçası.”Mektubu elinde tutarken…Duvarlara baktı. “Şu berbat resimler gibi.”Nefesim kesildi. “O mektubu Elinden bırak Katy.”Sesim bu sefer alçaktı.Ama daha tehlikeliydi.Katerina bana döndü.Gözleri sertleşti.

“Ell.”dedi yine sinirlerimle oynuyordu resmen.. “Bu ismi kullanamazsın.”hakettiği buydu ama anlamıyordu Sözümü kestim.Sessizlik.Katerina’nın sabrı tükendi.

“Ell.”Gözleri sertleşti “Elinde ne varsa bırak.”Bir adım daha yaklaştı. “Ve derhal bu atölyeden çık.”Kımıldamadım.Gözlerimin içine baktı. “Şimdi.”Bir adım attım.Bu sefer ben.

“Katerina…”Sesim sakindi.Ama içimdeki şey… değildi. “Sen benim annem değilsin.”Durmadım. “ Hiçbir zaman da olmayacaksın.”Gözleri daraldı.

“Ve bunun…”Nefesim ağırlaştı.“Bedelini ödeyeceksin.”

Sessizlik.

“Ne saçmalıyorsun sen dediklerine de bir bak Ell—”Bunu tekrar dan duyunda direkt lafını kestim.

“Bu ismi kullanamazsın.”Gözlerimi ondan ayırmadan devam ettim:

“Ne bedelinden bahsediyorsun sen”hemen cevapladım.

“Anneme ettiğin ihanetin…”Kısa bir duraksama.Sonra—“Cezasını çekeceksin .”ve durdum.

Mum titredi. Ama bu sefer… Korkudan değil. İçimdeki o öfkeyle.

Mektubu ve defteri aldım diğer herşeye son bir kez göz süzdüm ve anahtarı alıp çıktım katerine tam bişi diyecek ki ama demedi bende kapıdan çıkmadan önce son birşey söyledim

“Görüşürüz… Katy.”Titriyordum ama artık korkudan yada üzüntüden değil Katy nin öfkesiyle.

devam edecek...

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.