Skip to content

Düşün

Chapter 4 · 2 min read

Düşün

Chapter 4

Bölüm 4

Dışarı çıktı ve uzun süre evde kalmış olmasından dolayı büyük bir rahatlama yaşadı.

Hava bulutluydu. Parkta çimenlerin üzerine oturdu. Havanın bulutlu olmasından kaynaklı park kalabalık değildi. Çimenlere, ağaçlara ve yerdeki küçük böceklere göz attı. Her şey sıradandı. Tek istediği kafasını dinlendirmekti.

Gördüklerinin sıradan olması etkileyici ve muhteşem olmadığı anlamına mı geliyordu? Böceklere tekrar baktı ne kadar düzenli ve sanki yaptıkları işin ustasıymış gibi hayatlarına devam ettiklerini gördü. Biz insanların mükemmel bir zekası olmasına rağmen bir örümceğin yaptığı ağ kadar mükemmel bir ağ yapmamız mümkün değildi. Örümceğin bu kadar mükemmel ağ yapmak diğer böcekleri avlamak gibi yetenek ve tecrübe gerektiren işleri tamamen içgüdüsel hareketleriyle mükemmel bir şekilde yapması ilginç değil miydi? Örümceğin biz insanlar gibi mükemmel bir beyni veya üst düzey bir zihni yoktu. Düşünemez veya bir şeyler planlayamazdı. Evet beyni vardı ama yalnızca hayatını devam ettirecek düzeyde çalışıyordu. Buna rağmen biz üst düzey beyinli canlılar olan insanların bile her seferinde mükemmel bir şekilde yapamayacağı ağlar yapıyordu ve hangi böceği yiyeceğini çok iyi biliyordu. Bu bilgiler onun için tamamen içgüdüseldi.

Havayı içine çekti ve bu havanın çoğu algler tarafından olsa da bir kısmı da bu etkileyici görünüme sahip ağaçlar tarafından temizlenmişti. Bu ağaçların yapraklarında her gün milyonlarca kez gerçekleşen reaksiyonlar sonucu oksijen dolu bir havaya sahip oluyorduk. Bu yaprakların içinde milyonlarca hücre vardı ve bunları gerçekleştiriyordu mükemmel bir şekilde ve sürekli.

Bunlar herkesin bildiği sıradan bilgilerdi. Ama neden hiçkimse çıkıp da bu yaprağın veya bu örümceğin yeterli zekaya sahip olmamasına rağmen tamamen içgüdüsel olarak bu işi mükemmel yapmayı nerden bildiğini sormuyordu?

Örümcek dünyaya geliyordu ve bir süre sonra mükemmel ağlar yapmaya başlıyordu. “Hiçkimse anasının karnında öğrenmez” sözünün gerçekleşmiş hali olduklarını savunmamız biraz saçma olurdu. Veya bir hücre “anasının karnı” sürecini bile geçirmiyordu kısa bir mitoz bölünme süreci sonrası oluşuyor ve görevine başlıyordu.

Eğer sadece derslerde öğretilen bakış açısıyla bakarsak denklemlerde bir eksik var gibiydi. Bu düzenin mükemmelliyeti nereden geliyordu? Eğer bir yerlerde tüm bunları kontrol eden birisi yoksa bu denklem sonsuza dek eksik kalacaktı.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.