Skip to content

Başka bir evrende..

Chapter 3 · 3 min read

Başka bir evrende..

Chapter 3

"Küçük Hanım"

Sevgili bu bölümü okuyan ve bölüm isteyen arkadaşım @narina_hanifi625 için yazıyorum. Fazla gaza geldim çünkü :).

Bölüm geç geldiği için kızmayın lütfen. YAZMAYA ÇOK ÜŞENİYORUM.

AMA OLSUN.

YAZMAYA DEVAMMM!!

İyi okumalarr💚

~Lora

***

"Sonunda kurtardım seni, meleğim..."

Uyanmaya başladığımda duyduğum ilk cümle buydu. Yattığım yatağın baş ucunda top sakallı, esmer bir adam vardı.

Onu tanıyordum ama aynı zamanda tanımıyordum da... İçimden bir ses, onu tanıdığımı söylüyordu...

"Angelina..."

İsmimi mırıldandığında yavaşça doğruldum. Saçlarımı yüzümden çekmek için elimi yüzüme uzattığımda ellerimin bileğimden yatağa kelepçeli olduğunu gördüm.

"Hadi ama... Kaçmaya çalışsam bu kelepçelerin beni tutamayacağını bilmeniz gerekiyor."

Gözlerimi devirerek başımı salladım. Gerçekten kaçmaya çalışsaydım, kelepçeler benim önümdeki engellerden sadece ufak bir toz tanesi kalırdı.

"Beni hatırlıyor musun, kızım?"

"Ben senin kızın değilim."

"Öylesin Angelina."

"Kanıtlayamazsın."

"Diğer adama da bu şekilde davranıyor muydun? Hiç sanmıyorum. Hafızanı kaybettiğini söyledi, öyle değil mi?"

Bir süre sessiz kaldım. Evet, hafızamı kaybettiğimi, kendisinin benim babam olduğunu söylemişti.

"Bak Diana... Bana inanmayabilirsin, hatırlamıyor olabilirsin ama ne olursa olsun ben senin babanım. Seni ne zamandan beri aradığımdan haberin bile yok! O şerefsiz seni kaçırarak beynini yıkamış, senin baban olduğuna inandırmış seni. Ama gerçek bu değil, Diana."

"İsmim Diana değil."

"Senin ismin Diana Angelina Stark. İstediğin kadar inkar edebilirsin, küçük hanım."

Sessiz kaldım. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Birkaç dakika sonra konuşmaya karar verdim.

"Peki, ismin ne? Madem benim babamsın, madem beynim yıkandı, o zaman sorduklarıma cevap ver."

Bana bakarak gülümsedi. Kolumdaki kelepçeleri çıkarmaya başlarken konuştu.

"İsmim Tony, küçük hanım."

Kelepçeleri tamamen çıkardığında önümde tuttu ve hafifçe salladı.

"Bunları koluna ben değil, Steve taktı. Neymiş, uyandığında bana zarar verebilirmişsin."

"Zarar vermek isteseydim bayılmadan önce yapardım. Hepinizi öldürmek için yeterli gücüm var zaten."

Hafifçe kıkırdadı. Aynı fikirde olduğumuzdan belki de, bir şey demedi. Sonrasında dolaptan birkaç kıyafet çıkardı.

"Kaçırılmadan önceki tarzına göre kıyafetler getirdim. Ama eğer tarzını değiştirdiysen yeni kıyafetler alabiliriz."

Kıyafetlere baktım. Benim tarzıma uygun kıyafetlerdi.

"Alışverişe gerek yok... Giyerim."

"Peki o zaman... Giyindikten sonra alt kata in. Atıştırmalık bir şeyler hazırlatmıştım. Karnını doyurursun, olur mu?"

"Teşekkür ederim."

Odadan çıktığında kıyafetleri elime aldım. Kağıt gibi ütülenmişti. Üzerimdeki kıyafetleri çıkarıp onları üzerime geçirdim. Yavaşça yürüyerek merdivenlerden indiğimde farkına vardığım tek şey, Tony ile evde yalnız olduğumuzdu.

Salona doğru adımımı attığımda koltukta oturmuş beni bekliyordu. Beni gördüğünde gülümsedi.

"Hadi gel, otur."

Yavaş adımlarla masaya doğru ilerledim. Karşı koltuğu çekip oturdum. Önümde bir sürü yiyecek vardı. İkimiz birlikte yemeye başladığımızda duraksadım.

"Zehir falan yok, değil mi?"

Biraz alaylı bir tonda söylemiştim.

"Zehir mi? Eksik olmaz yemeklerimizden. Her gün hastanelik olmadan rahat edemiyorum."

Gülümsediğimde o da gülümsedi. Eğlenceli birine benziyordu. Yaklaşık 10 dakika sonra doydum. Masadan kalktım. Bana odamı gösterdi ve orada kalabileceğimi söyledi. Duvarlarda bir sürü şarkı albümü vardı. Kitaplıkta ise bir sürü kitap...

Elime kitaplıktan kitap aldıktan sonra yatağa uzanarak okumaya başladım. Yaklaşık 2 saat sonra gözlerim yorulduğu için uyumaya karar verdim..

***

"Gitme!"

Uçuruma doğru yaklaşıyordu... Her bir adımda ruhum çekiliyordu sanki, kalbim sıkışıyordu.

"Her şeyin bir sonu vardır, Diana... Masalın sonuna geldik güzelim. Ve bu son, bütün masallarda olduğu gibi olmayacak."

Birkaç adım daha uçuruma ilerledi. Bir adım daha atarsa düşerdi.

"Hayır, yapma!"

"Hoşçakal, Diana."

Ve son adımını da attı. Uçurumdan aşağı düşüyordu.

"HAYIR!"

Çığlık atarak uyandığımda nefes nefeseydim. Her zaman kabuslarıma gelen o adam, tekrar gelmişti. Her zamanki gibi bir yerlerden atlıyor, ben ne kadar yalvarsam da dönmüyordu.

Gözlerimden kontrolsüzce akan yaşları durduramıyordum. Neden bu kadar etkiliyordu beni? Sadece rüyamda görmüştüm.

Bir de...

Bayılmadan birkaç saniye önce.

"Diana? İyi misin?"

Tony'e başımı salladıktan sonra gözlerimi sildim. Hala nefes nefeseydim. Tony kabus gördüğümü anladığında yatağa oturdu ve komodinin üzerindeki bardağa su doldurup bana verdi.

"Kabus mu gördün?"

"Evet... Birkaç gündür görüyorum zaten."

Tony sadece başını salladı. Bir şey demedi, beni anlıyordu.

Sakinleşene kadar yanımda bekledi, sondasında ise uyuyana kadar...

Sabah kalktığımda gitmemişti, hala yatağımın yanındaki koltukta oturuyordu...

***

Aga baba kız sahnesi yazim dedim bence sıkıcı oldu biraz. Bir dahaki bölüme eklememi istediklerinizi yazabilirsiniz, benim için de fikir olur.

Ayrıca, Bucky Barnes fic için taslağım çoktan hazır. Müsait olursam düzenleyip atacağım.

Okuduğun için teşekkür ederim arkadaşım 💚

Bir sonraki bölümde görüşmek üzereee 💞💚👋🏻

~Lora

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.