Skip to content

ALACA

Chapter 1 · 10 min read

ALACA

Chapter 1

1. Bölüm

1.bölüm

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.

Umarım beğenirsiniz iyi okumalar.

___________________________

Öldürdüğüm adamın üzerinden bıçağımı çıkardım ve son bir bakış atıp etraftaki kanıt olabilecek herhangi herşeyi temizlemeye başladım.

Koltuk aralarına, adamın tırnak aralarına, televizyon üstlerine kısaca heryere bakmış ve temizlemiştim.

"Ve son süsü verelim değil mi?" Yüzümde gıcık bir gülümeme oluştu.

Adamın işlediği suçların kanıdını şömineye attım, birazı yandıktan sonra şömineyi söndürdüm, kaçmak için aldığı uçak biletini yırttım ve odasındaki çöpe attım. Kanıtları varilde yakmaya çalışırken bulmuştum. Şimdi ise suçu işlemiş kanıtları yok etmeye çalışırken öldürülmüş gibi duruyordu. Sinsi bir gülümseme sundum ve her cinayette olduğu gibi silah bıraktım. Silahın şarjör kısmında ay vardı...

"Küçük kız çocuklarına tecavüz etmenin cezasını kendi canınla ödeyeceğini bilmeliydin." Tiksinerek bedenine baktım.

"Şerefsiz köpek!" İntikamını alıyorum abla rahat uyu...

Evden çıktığımda hemen deri eldivenlerimi çıkardım ve cebime koydum. Arabamı park ettiğim sokağa doğru ilerlemeye başladım. Kameraları Dicle bozduğu için rahat bir şekilde ilerledim.

Bir süre sonra arabamı park ettiğim yere geldim, arabama bindim.

Arabada Dicle beni bekliyordu. Dicle'nin olduğu koltuğa baktığımda uyumuştu.

"Dicle, Dicle uyan!" Dicle uyanmadı. Dicle bir ölüydü yani en azından kayıtlarda öyleydi. Onuda ben planlamıştım. Babasının sürekli ona eziyet edip kötü davranması sonucu evden kaçmıştı. Kaçtığında sokakta karşılaşmıştık ve bende kaçmasına yardım etmiştim. Aynı evde yaşamaya başlayıncada sahte ölümünü planlamıştım.

"Uyuyacak zamanı buluyorsun." Koltuğa oturdum, kapıyı kapattım ve kemerimi taktım.

Çalıştıracağım sırada biri kolunu boğazıma doladı. Çırpınıyordum ama hem kemer hemde boğazımı sıkan kişi bunu engelliyordu. Ağzıma bir bez tuttu elini çekmeye uğraştım ama çekemedim. En sonunda etraf karardı ve kendimi uykuya teslim ettim.

Gözlerimi açmaya çalışıyordum ama gözlerimi açamıyordum aynı zamanda başım çatlayacak derecede ağrıyordu. Konuşmalar duyduğumda gözlerimi açmaya uğraşmadım.

"Tamam abi birde kadının yanında biri daha vardı onuda aldık." Gerizekalılar diye bir bağırış sesi geldi telefondan.

"Abi ne yapsaydık?" Ellerimi bağlamışlardı.

"Tamam abi bekliyoruz. " dedi ve büyük ihtimalle telefonu kapattı.

Üstümde gözler hissettim ama gözümü açmadım.

"Lan Suat bunların ayılacağı yok lahmacun almışlardı kalk onu yiyek!" Telefonda konuşan adamdı yine. Suat denen adamda onaylamıştı ve çıkmışlardı odadan.

"Dicle"

"Alaca" ikimizde aynı anda konuşmuştuk.

"Burdan nasıl çıkacağız?" Dicle sormuştu.

"Bilmiyorum." Dicle başını bana çevirdi.

"Diğer tarafa şutladıklarımızdan birinin yakını olmasın." İhtimali vardı.

"Olabilir." Başka bizi kim niye kaçırsın ki? Kel göbekli bir adam girdiğinde ikimizde adamı süzdük.

"Adamlarıma ne yaptınız?" Dicle konuştu.

"Biz bişey yapmadık lahmacun yemeye gittiler." Göbekli adam sabır çekti. Göbekli adam diğer tarafa bakarken Dicle fısıldadı.

"Alaca benim canım elma çekti." Şaşırmıyordum kız elmayla yatıp elmayla kalkıyordu ama şuan zamanı mıydı?

"Nerden bulayım ben ya?" Evdeki bir kasa elma en fazla bir hafta dayanıyordu kıza.

"Senin geçen kaybettiğin iddadan bir kasa elma borcun vardı." Adamı ne kadar sürede öldürdüğüme dair iddaya girmiştik ve o kazanmıştı bir dakikayla. Göbekli adamın şaşkın bakışlarını hissettim ama o tarafa bakmadım.

İki adamda gürültülü bir şekilde ağzında lahmacunla girdiklerinde göbekli adam bağırmaya başladı.

"Lan siz işinizi mi ihmal ediyorsunuz?!" Adamlardan biri ağzını açtı ama konuşmadı.

"Ya kaçsalardı Agah ağa biz ne yapardı haberiniz var mı?" Kaşlarımı çattım.

"Agah ağa?" Sorduğum soruyla bana döndüler.

"Gelince görürsün." Dicle'yla göz göze geldik. Agah diye yakını olan ve ağa olan birini öldürmüş müydük?

Gözlerimi kapatarak kafamı arkaya yasladım. Bir süre sonra birinin adım sesleriyle gözlerimi açtım.

"Güzel karşıladılar mı bari?" Sesin sahibi beni uykusuz bırakan rüyalarımın kötü karakteriydi, babamdı. Baktığımda gerçekten Agah ağayla karşılaştım. İçimdeki intikam hissi alevlendi. Hiç geçmemişti bu his. Hem çok korkuyordum hemde hiç korkmuyordum geçmişimden ve geçmişimdeki insanlardan.

Bazı insanlar geçmişini hatırlamaktan korkar, bazı insanlar geçmişini yaşamaktan korkar, bazıları ise geçmişindeki insanlardan korkardı.

Geçmişindeki acıdan korkanlardı vardı elbet. Ama hepsi tek bir başlık altında birleşiyordu, geçmişinden korkanlar... Geçmişinden korkanların en tehlikelileri ise bunu hırsa çevirip intikam alanlardı. İntikam tehlikeli ve korkulması gereken bir duygu sayılsada aslında dünyanın en adil duygusuydu ve ben intikam alanlardandım. Bununlada gurur duyuyordum.

"Ne istiyorsun?" Nefretim hislerimde kalmamış sesime yansımıştı.

"Eskiden fedakarlığı çok seven bir kızdın." Ellerimdeki ipi zorlamaya başladım.

"Ne istiyorsun?" Gözlerime baktı.

"Yine bir fedakarlık yapacaksın." Alaycıl bir gülüş sundum.

"Kim söyledi sana fedakarlık yapacağımı?" Belindeki silahı çıkardı.

"Bana değil abine yapacaksın." İçimdeki nefret dahada alevlenmişti.

"Ben hiçbir bok yapmıyorum ona!" diye çıkıştığımda beni umursamadan devam etti.

"Terbiyesiz! Abin o senin." Kıçımın abisi.

"Benim ablamın ölümüne kahkaha atıp sevinen bir abim yok!" Gözümün içine bakarak konuşmaya başladı.

"Ablan fahişenin tekiydi." İpleri daha çok zorladım.

"BENİM ABLAM FAHİŞE DEĞİLDİ!" Benim bağırmamdan keyif alıyordu.

"Berdel olacak ve evleneceksin." Yanlış anlamıştım galiba.

""Ne?!"" Dicle'yle aynı anda bağırmıştık.

"Öyle birşey olmayacak!" Sandalye çekip oturdu.

"Seni öldürürüm." Rahatça arkama yaslandım. Ölen birini öldürmezdiniz...

"Beni kendi canımla mı tehtit ediyorsun Agah ağa?" Bariz alay vardı sesimde.

"Yanındaki Karamanların ölmüş kızı değil mi?" Dicle'ye döndüm ama Dicle bana bakmıyordu.

"Bu bir tehtit mi?" Salak salak gülümsedi.

"Bu bir rica ve sen fedakarlık seven bir insansın." Kısık sesle söylendim.

"Ricanı sikiyim." Planlar yapmaya başlamıştım bile.

"Aşiret ağaları toplandı. Oraya gittiğimizde berdeli kabul ettiğini söyleyeceksin." Başımı salladım ama benim düşüncelerim farklıydı.

Ben ablamı bu ataerkil toplum yüzünden kaybetmiştim. Erkekleri kadınlardan ayırıp her istediğini yapabileceğini söyleyen bir toplum yüzünden ölmüştü. Benim ablam intihar etmişti ama bilmediği şey ise bazı intiharlarda iki kişi ölürdü... Onun intiharı benimde ölümüm olmuştu...

Alaca 10 Yaşında

Babam eve korkutucu bir adam getirmişti. Adam sürekli ablama bakıyordu.

Servisleri yaptıktan sonra babam ortada bulunmamamı söylediği için kaldığım odaya çekildim. Zorlukla bulduğum kalem ve defterle çizim yapmaya başladım.

Ablamla kendimi çiziyordum. Burdan kurtulmuş ve kendi hayatımızı kurmuştuk ama benim için en önemlisi mutluyduk. Hayallerimde de öyleydi gülüyorduk, kahkaha atıyorduk, mutluyduk.

Odaya aniden korkutucu adam ve ablam daldı. O korkutucu adam ablamı dudağından öpmeye çalışıyordu ama ablam onu itiyordu. Ablam çırpınıyordu ama gücü yetmiyordu. Ablamın üstünde sadece tişörtü vardı.

Ben yardım istemek için kapıya koştum ama kapı bir anda açıldı ve içeri babam girdi. Bana yardım edebilirdi.

"Ağam, ablamın yardıma ihtiyacı var!" İlk önce anlayamadı ama bakışları ablamlara dönünce sinsi bir gülümseme oluştu. Benim panikle söylediğimi babam sallamadı bile. Elime belinden çıkardığı silahını verdi.

"Yardım et o zaman Alaca." Silahı elime bıraktı.

"Ben yapamam." Korkuyla elimdekine baktım.

"Bende ablan denen fahişeyi kurtaramam."' Gülerek kapıyı kapattı ve çıktı. Bir kilit sesi geldi, babam bizi buraya kitlemişti...

Elimdeki silaha baktım ve birde ablama baktım. Ablam çırpınıyordu ama bu sefer üstünde hiç birşey yoktu. Birşey yapmalıydım ama benim gücüm yetmezdi ki.

Korkuyla silahı adama doğrulttum. Başka ne yapabilirim diye son kez etrafa bakındım ama yoktu. Korkudan elim titriyordu. Silahı ateşlemek için kullandıkları yarı çembere gitti parmağım ama basmadım, basamadım. Korkuyordum çünkü.

Ablamın çırpınışları beni daha çok korkutuyordu.

Gözlerimi kapattım ve yarı çembere bastım...

Devrilme sesi geldi. Ben birini vurmuştum, birini öldürmüştüm. Ben 10 yaşımda katil olmuştum...

Gözlerimi açamadım ama kimi vurduğuma bakmam gerekiyordu. Ya ablamı vurduysam.

Gözlerimi korkarak araladım. Ablamın yüzünde buruk bir gülümseme vardı. Korkarak ağlamaya başladım.

"A-abla öldü, abla ben katil oldum!" Yanıma gelip çömeldi.

"Ablacım sen katil olmadın." Adama baktığımda yerde kan göleti vardı ve ablamın üstüde kan olmuştu. Gözyaşlarımı eliyle sildi, avucumu açıp silahı aldı.

"Ben bu dünya için fazlayım Alaca." Benden uzaklaştı.

"Anlamıyorum abla." Silahı başına dayadı.

"Zamanı gelince anlayacaksın." Tekrar gülümsedi ama yine buruktu.

"Kendine iyi bak." Silah tekrar patladı. Korkarak yere çöktüm ve gözlerimi kapattım. Bu sefer bağırarak ağlamaya başladım.

"ABLA!" Haykırdım ama kimse gelmedi, bağırdım ama kimse duymadı... Ben sesimden şüphe ettim o gün çünkü beni duymadılar ya da duymak istemediler... Ablamın yanına gittim.

"ABLA, abla korkuyorum!" Ablama sıkıca sarıldım.

Yerde iki kan göleti vardı biri ablamın biri onundu. Sonra gözüme kan göletindeki bir parça kağıt çarptı. Yaptığım resim ablamın kan göletindeydi...

Ben mutlu olduğumuz bir resim çizmiştim ama o bile kana bulanmıştı... Galiba mutluluk bana yasaktı...

O gün sekiz saat boyunca ablamın cesedine sarılı bir şekilde o odada kilitli kalmıştım...

Kusmuştum, bağırmıştım, ağlamıştım ama kimse açmamıştı...

Sekiz saat boyunca kapıyı kimse açmamıştı, o odada iki cesetle birlikte kilitli kalmıştım ve biri ablama aitti.

İşte benim o gün bütün göz yaşlarım tükendi...

Şimdiki zaman

"En sevdiğim çocuğumdun." Buruk bir gülümseme belirdi yüzümde.

"Sen beni hiçbir zaman sevmedinki Agah ağa." Sevseydi ablamın cesediyle 8 saat aynı odada kilitli bırakmazdı...

"Zeki bir kız olduğunu unutuyorum bazen." Güldü " Doğru söylüyorsun." Gözlerimin içine baktı.

" Alaca, ben seni hiç sevmedim. " Öyle bir nefretle söylemişti ki. Belki bir duygu hissedebilseydim kırılırdım ama duygularım yok gibiydi.

Boş boş baktım yüzüne.

"Gitmiyor muyuz şu aşiret ağalarının toplantısına?" Aklım susmazdı benim. Uyurken bile tam dalamazdın zaten en fazla 4 saat uyuyabiliyordum. Düşünmek zorundaydım hemde her ihtimali çünkü açığımı yakalamak için fırsat kollayan çoktu. Düşünmesem bile kabuslarım uyutmazdı beni...

Demir Alp Karaman'dan

Karakoldan yeni çıkmıştım. Polisler bizden yardım istemişti şu sürekli cinayet işleyip eski model silah bırakan katil için bunun karşılığında benim italyaya gitme yasağımı kaldıracaklardı. Orada da birazcık iş çevirmiştim o yüzden giremiyordum.

Yardım edeceğimi söylemiştim ama bir yandan düşünüyordum. Bence az bile yapıyordu ama böyle birinin kontrolsüzce dolaşması tehlikeliydi.

"Abi yardım edecek misin? "dedi Baran.

"Bilmiyorum." Sıkıntılı bir nefes verdim. Anladım dercesine başını salladı.

"Sen git ben akşama doğru gelirim." Dicle'nin yani ölen kardeşimin mezarlığına gidecektim.

"Tamam." O kendi arabasına bindi, ben kendi arabama bindim. Mezarlığa geldiğimde ilk önce su döktüm sonra sırtımı dayadım mermere.

"Dicle keşke bana söyleseydin babamın yaptıklarını." Ben uyuyormuşum meğer. Babam Dicle'ye hayatı zehir etmiş ve ben fark etmemişim bile.

"Geri dön abicim, geri dön. Söz ne istersen yapacağım." Ne kadar süre mezarlıkta kaldım bilmiyorum. Telefonumun çalmasıyla kendime gelmiştim. Baran gereksizi arıyordu.

"Ne oldu?" Baran telaşlı konuşmaya başlayınca kaşlarımı çattım.

"Abi acil konağa gelmen gerekiyor!"

"Ne oldu oğlum?"

"Abi Dilan, Dağdelenlerden birine kaçmış tüm aşiret ağaları toplandı. Ya berdel diyorlar ya da öldürecekler." Gözümü sinirle kapattım.

"Geliyorum." Telefonu hızla kapatarak arabama bindim. Bastığım gibi konağa gitmiştim. Konağın kapısına geldiğimde bir sürü siyah arabayla karşılaştım. Durum ciddiydi.

Ben geldiğimde simsiyah saçlı sert bakan hiç görmediğim bir kızla karşılaştım. Yanında Agah Dağdelen vardı.

"Buraya toplanma sebebimizi hepiniz biliyorsunuz." Ağalar onayladı.

"Ya ölüm ya berdel. Kararınızı verin!" Annem ve babam gözümün içine bakıyordu.

"Berdel olsun ben bir evladımı daha kaybedemem Alp." Annem ağlamaklı konuşmuştu. Evlenecek kişi bendim anlaşılan.

"Kabul." Bu kadar rahat kabul etmeme şaşırmışlardı ama bende bir kardeş daha feda edemezdim. Annem için kabul etmiştim babam için değil babamın Dicle'ye yaptıklarından sonra onu asla affetmeyecektim.

Diğer tarafa baktığımda kararları belliydi anlaşılan.

"Karar nedir?" Zaten kendi bildiklerini okumayacakmış gibi karar soruyorlardı.

"Berdel." dedim.

"Karar nedir?" diyerek Dağdelenlere sordular.

Alaca'dan

Sinsi bir gülümseme sundum. Dicle oradan kaçmıştı ve benim kaybedecek birşeyim yoktu. Eski tanıdıklardan yardım istemiştim ve severek yapmışlardı.

"Öldürün." Hayatımı karartmayacaktım.

"Ne?!" Annem bağırmıştı.

"Öldürün ikisinide ben berdele kurban gitmeyeceğim ya da şöyle yapalım siz öldüremezsiniz şimdi." Yanımdaki korumanın silahını aldım ve Aras denen kişiye yani abime çevirdim. Agah ağa bağırdı.

"Sen ne yapıyorsun?!" Bende gülümsedim. O sırada telefonu çaldı.

"Aç, aç." Telefonu bir süre dinledi.

"Kaçtı mı?!" Alaylı bir gülümsemeyle baktım. Diğerleri şok içinde beni izliyordu.

"Aslında bırak senin dediğin olsun." dedim. Bana bir daha şantaj yapacak ihtimalini yok edecektim.

Kapı tekmelenerek açıldı ve içeri kapüşonlu bir şekilde Dicle girdi. Korumalar durduracakken ağalar büyük ihtimalle merak ettiği için izin verdi.

"Hoşgeldin." Kapüşonunu yavaşça çıkardı. Dicle Karaman yaşıyordu ve bunu herkes bilecek ama dokunamayacaklardı. Onu da ben yapmıştım.

"Pek hoş gelmedim." Etrafta gözlerini gezdirdi. Bütün herkes şaşkınca Dicle'ya bakıyordu.

"Sen ölmüştün." İkimizde alaylı bir gülümsemeyle aynı anda kafamızı bunu söyleyen kişiye çevirdik.

"NE YAPTIĞINI SANIYORSUN!" Agah ağaydı bağıran.

"Daha birşey yapmadım Agah Ağa." Silahı ateşlemek üzereyken önüme biri geçti.

"Kaldır şunu." Berdel kararını söyleyen adamdı. Nefret dolu bir bakış attım.

"Kaldırmayacağım. İkisinide öldüreceğim. Ben senin aksine hayatımı mahvetmeyeceğim." Elimdeki silahı almaya kalktı.

"Abi dur!" Dicle'nin abisi buydu demek ki.

"Senle sonra detaylı konuşacağız Dicle ayrıca abin yerine bu kadını mı savunuyorsun?" Dicle omuz silkti.

"Evet." Dicle'ye göz kırptım. Karşılık olarak gülümsedi.

"Kararı tekrar düşüneceğiz süre verin!" Agah ağa bağırdı. Beni kolumdan çekiştirerek uzaklaştırdı ve kimsenin olmadığı bir yere getirdi.

"SEN NE YAPTIĞINI SANIYORSUN?" Tokat attı aniden.

"AZ BİLE YAPIYORUM ONA!" Bağırdığımda tekrar tokat atacaktı ki elini yakaladım.

"Formundan düşmüşsün Agah Ağa." Alayla söylemiştim. Ağzıma gelen metalik tat dudağımın kanadığını gösteriyordu.

"Ablanın mezarını hala bulamadın öyle değil mi?" Buna hazırlıklı değildim.

"Şimdi gidecek berdeli kabul ettiğini söyleyeceksin!" Buz kesmiştim. Ablamın mezarını bildiğinden emindim. Evlenmemin karşılığında ablamın mezarlığının yeriydi. İkimizde ağaların olduğu yere geldiğimizde Dicle'yle göz göze geldik. Kaşlarını çattı halimi görünce.

"Berdel kabulümdür." dedim ama son karar yine Ağalardaydı. Ben kararı söyledikten sonra kendimi dışarı attım. Dicle arkamdan gelmişti ve arabaların yanına gelmiştik.

"Ne oldu?" İçimde inanılmaz bir sinir oluştu.

"Ablamın mezarıyla tehtit etti." dedim. En yakın zamanda öldürecektim bu adamı.

"KAHRETSİN YA!" Sinirle Agah ağanın arabasına vurdum. İçinde göçük oluşmuştu.

"Sakin ol." Dicle bana baktı.

"Hepsi suya düştü planlarımın. Z planım bile." Kararın verildiğini duyduğumuzda tekrar içeri geçtik. Sürekli kararları bağıran adam tekrar bağırdı.

"Berdel olacak." Kendi sonumu kendim hazırlamıştım.

______________________________

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın!

Beğendiniz mi?

Alaca?

Demir Alp?

Dicle?

Agah ağa?

Gelecek bölümde neler olacak?

Lahmacun?

Alaca'nın işi?

Beklediğinize değmiş mi?

Görüşürüzz

Kendinize iyi bakın.

2082 kelime

End of chapter

11 comments