Skip to content

AĞAOĞLU

Chapter 5 · 4 min read

AĞAOĞLU

Chapter 5

5.BÖLÜM

Kulağımın duyduğu cümleler ayaklarımın yere mıhlanmasına sebep oldu, kımıldayamadım. Ne demişti Ferzan ağa? Berçem'le ben evleneceğim.

Zihnim algıladığı şeyi şiddetle reddederken yanında durduğum duvara tutundum. Bir yerden destek almazsam birazdan olduğum yere yığılacaktım.

"Sen ne dersin oğul?" Behram ağa şaşkınlıkla oğluna bakıyordu. Dicle'nin ölümünden sonra asla evlenmem diyen oğlu şimdi birdenbire evlenmeye karar vermişti.

"Beni duydun baba, son sözüm budur! Berçem benim karım olacak!"

Kurulan cümleler zihnimin duvarlarına çarpıp tekrar tekrar yankılanıyordu. Saniyeler içinde benim hayatımı değiştiriyorlardı. Ben bu düzene artık tahammül edemiyordum.

Olduğum yerden çıkıp öfkeli ve kararlı adımlarla onlara doğru yürüdüm. Beni görenler burada oluşumun şaşkınlığını yaşarken ben yürümeye devam ettim. "Ben kimsenin karısı falan olmayacağım!"derken sesim fazlasıyla şiddetli çıkmıştı. Kızgın gözler benim üzerimdeydi. Korkuyla bakan tek kişi babamdı.

"Senin burada ne işin var kızım?!" Behram ağa kızgınlığını gizlemeden konuştu. Yanında duran Ferzan ağaya bakmayı şimdilik reddediyordum.

"Hepiniz oturmuş benim hayatım hakkında karar veriyorsunuz, benim de burada olmam gerekmez mi ağam?!" Alaylı çıkan sesim onu daha da kızdırmış olmalıydı. Hışımla yerinden kalktı. "Gereken kararı biz veririz, senin bu toplantıda yerin yoktur!"

Sürekli kadınları yoksaymalarından bıkmıştım. "Beni kaçıran Cihan ağaydı, neden kimse onu cezalandırmıyor? Benim suçum yok! Ben kaçmadım, kaçırıldım! Hadi gücünüz yetiyorsa onu cezalandırın, neden olan bana oluyor?"

Gözlerimin sulanmaya başladığını fark ettiğimde kendimi tutmaya çalıştım. Ağlamak istemiyordum. Omzuma dokunan merhametli ellerle başımı çevirdim. Bana destek olan babamdı. Zaten başka kim olabilirdi ki?

"Sakin ol kızım,"dedi kulağıma fısıldayarak. Şu konumda nasıl sakin olabilirdim?

"Ne dediklerini duymuyor musun baba?! Ben nasıl sakin olayım?" Babam karşımda başını eğerken olduğumuz durum daha da zoruma gitmişti. Güçlü olan hep zayıfı ezecek miydi?!

Bizi izleyen ağalara çevirdim bakışlarımı. Daha fazla babamın mahcubiyetini görmek istemiyordum. "Sizin kararlarınız umurumda bile değil,"deyip sonunda bakışlarımı ona çevirdim, Ferzan ağaya. Az önce Berçem benim karım olacak diye bağıran adama. "Benim bir suçum, günahım yok,"dedim. Bunu en iyi o biliyordu. "Ölürüm ama evlenmem!"

Son sözlerimi söylerken nefretle Ferzan ağaya bakmaya devam ediyordum. Onun da gözlerine öfke tohumları yerleşmeye başlamıştı. Kimseyi umursamadan hışımla yanıma gelip sertçe kolumdan tuttu. Burnundan soluyordu, hayatı mahvolan bendim ama sinirlenen o muydu?!

Beni terastan çekiştirerek çıkarırken kimse itiraz etmemişti. Tabi ya Ağaoğlu'na kim karşı gelebilirdi!

"Bırak beni!" Sinirle söylenmelerim boşunaydı. Güçlü tutuşundan kurtulmak imkansızdı. Konağa girdiğimizde önümüze çıkan ilk kapıyı açarak beni içeriye itti. Kendisi de odaya girip kapıyı sertçe kapattı. "Ne yaptığını sanıyorsun sen?" Yüksek çıkan sesi odada yankılanırken ona bir adım yaklaştım. Ona duyduğum saygı çoktan azalmıştı.

"Asıl sen ne yapıyorsun Ferzan ağa?!" Dizginleyemediğim öfkem çığ gibi büyüyordu. Aramızda bir adım kalana kadar üstüne yürüdüm. Korkusuzca gözlerine bakarken o da bakışlarını çekmiyordu. "Hani beni kurtaracaktın? Hani sana inanırlardı? Bu mu bana yaptığın yardım?!"

Güçlü durmaya çalışsam da bu çok zordu. Tuttuğum gözyaşlarım yanaklarımdan süzülmeye başladı. Ağlamaktan nefret ediyordum!

"Bırakmadın ki gideyim! Belki yetişecektim! Niye yaptın bunu bana?" Ağlayarak göğsünü yumruklamaya başlamıştım. Kendimi artık kaybettiğim için düşünmeden davranıyordum. Şu an ona çok öfkeliydim ve bu öfkeyi zaptedemiyordum.

"Seni savunacağım dedin, korkma dedin bana!" Durmaksızın göğsünü yumruklamaya devam ediyordum. "Bu mu savunman Ağaoğlu? Berçem benim karım olacak ne demek?!"

Rastgele savurduğum bileklerimi sertçe tutan elleri beni çevirerek sırtımı kapıya yasladı. "Cihan'la mı evlenmek isterdin Berçem Hanım?!" Yüzlerimiz arasındaki mesafe bir karış kalmıştı. Gözleri öfkeden kızarmış kaşları ise çoktan çatılmıştı. "Yoksa kuma mı gitmek isterdin?"

Aldığım derin ve sık nefesler ciğerlerime ulaşmadan beni terk ediyordu sanki. Zorlukla yutkundum. "O akşam gitmeme izin verseydin bunların hiçbiri olmayacaktı!"

"O zaman da kurda kuşa yem olurdun Berçem!" Bileğimi tutan elleri gittikçe sıkılaşıyordu. "Şehirden ne kadar uzaktaydık biliyor musun sen? O kadar yolu nasıl gelecektin?!"

"En azından denerdim ağam!"dedim alayla. "Şimdi sonuç çok mu farklı sanki?! Ha ölmüşüm ha evlenmişim!"

Bakışları yüzümde oyalanırken sürekli söylediği sözler zihnimde tekrar ediyordu. Resmen beni kandırmıştı. Sana yardım edeceğim dedikten sonra beni kendisine istemişti. "Hele senin gibi yalancı biriyle asla evlenmem!"

Kaşları öfkeyle havalandı. "Yalancı ha?" Bileğimi artık fazlasıyla sızlıyordu, dayanmak oldukça zor bir hâl almıştı.

"Ben seni kurtarmak için kendimi yaktım Berçem Hanım!"dediğinde ne dediğini anlamamıştım. "Sırf sen Cihan gibi biriyle evlenme diye, kuma gitme diye seninle evleneceğimi söyledim. Sana yardım edeceğimi söylediğim için yardım ettim, suçsuz olduğunu bildiğim için."

Sözlerini bitirdikten sonra kaşları düz bir çizgi halini aldı. Derin bir nefes alıp sonunda bileklerimi bıraktı. "Benim bu saatten sonra kimseyle evlenmeyeceğimi herkes bilir. Bu evlilik de gerçek olmayacak, gerçekten karım olmayacaksın. Bu evlilik sana sunduğum bir fırsat, sadece yardım edeceğime söz verdiğim için."

Evlenmek istemediğini çok iyi biliyordum. Sırf bana yardım etmek için mi benimle evlenmek istiyordu yani?

"Kimseden izin almam ama senin isteğin önemli. Eğer istemiyorsan bu evlilik olmaz, sonuçta sadece senin iyiliğin için olacak bir nikah bu." Sözleri her saniye aklımı daha da fazla bulandırıyordu. O kendini haklı çıkarsa bile ben ikna olamıyordum. Sonuçta ben yine evleniyordum. Gerçek olsun ya da olmasın, bütün hayatım değişiyordu.

"Şimdi söyle Berçem, kararın nedir?" Kollarını göğsünde birleştirip düz bakışlarla karşımda durdu. "Cihan'la evlenmek mi, baban yaşındaki adama kuma gitmek mi?" Birkaç saniye duraksadı. Ardından kendinden emin bakışlarla sözlerine devam etti. "Ya da benim karım olmak mı?"

End of chapter

2 comments