Eren' in teklifine herkez olumlu cevap vermişti. Tek tek gidip Ailelerle konuştular. 18 yaşında girmelerine az kaldığı için tüm ebeveynler kabul etti, Elis' in kardeşi sıkıntı çıkarmıştı ama sonunda onun içinde izin almışlardı. Bir kaç gün sonra otobüs biletlerini aldılar, biletlerin günü gelince otogara gittiler. Hilal ve Elis içerideki hediyelik eşya dükkanına girip eşyalara bakındı. Bir süre sonra Doruk saate baktı ve kızlara seslendi:
-Sanırım bu bizim otobüsümüz, dedi.
Eren yerde duran çantalardan iki tane aldı ve duran otobüse doğru yürüdü, Doruk' ta çantalardan alarak ona eşlik etti. Elis ve Hilal yavaş yavaş onların peşinden yürümeye başladı. Elis, Hilal' e baktı sonra onu kolundan tutup durdurdu. "Hilal, istersen Eren ile birlikte oturabilirsin" dedi. Hilal sinsi bir gülüş attı:
-Bana uyar ama Doruk için beni kenara atman... Çok ayıp, diyerek dalga geçti. Elis, Hilal' in tekrar koluna girdi "Sen beni yanlış anladın, ciddiyim bak". Bir süre şakalaştıktan sonra otobüsün önündeki Eren ve Doruk' un yanına gittiler. Ardından otobüste kendi koltuklarını aramaya başladılar. Bulduktan sonra Elis ve Doruk orta kapının yanında; Hilal ve Eren' de onların arkasında oturacak şekilde karar verdiler. Kızlar cam kenarlarına geçitler, Eren gülümsedi ve Hilal' in yanına oturdu. Birkaç dakika sonra otobüs haraketlendi. Hilal' in içinde kıpır kıpır bir his vardı, sonuçta hoşlandığı çocuk yanında oturuyordu.
Eren çantasından kablolu bir kulaklık çıkardı, kabloları açılması güç hale gelmişti. Eren açmak için bir süre uğraştı ancak düğümü açamadı. Bunu gören Hilal, Eren' in elinden kulaklığı aldı, tırnaklarının yardımıyla düğümü açtı. Hilal, kulaklığı
Eren' e geri verdi. Eren teşekkür ettikten sonra kulaklığı telefonuna taktı ve müzik listesinden bir müzik seçip telefonu ve gözlerini kapadı.
Hilal' de arkasına yaslandı, dışarıyı izlemeye başladı. '9 𝑠𝑎𝑎𝑡' diye geçirdi içinden, yol cidden uzun sürecekti. Hilal, Eren' e döndü "ne dinliyorsun?" Dedi. Eren hiç bir şey demedi. Hilal, cevap gelmeyince önüne döndü. Döndüğü gibi kulağında bir şey hissetti. Eren, kulaklığının tekini çıkarıp Hilal' e takmıştı:
𝐺𝑒𝑐𝑒 𝑔ö𝑘𝑦ü𝑧ü𝑛𝑑𝑒𝑛 𝑏𝑖𝑟 𝑑𝑎𝑚𝑙𝑎 𝑦𝑎ş 𝑑üşü𝑛𝑐𝑒
𝐵𝑎ℎ𝑎𝑟 𝑔𝑒𝑙𝑖𝑟, 𝑡ü𝑚 ç𝑖ç𝑒𝑘𝑙𝑒𝑟 ı𝑠𝑙𝑎𝑛ı𝑟.
𝐾𝑎𝑟𝑎 𝑔ö𝑧𝑙𝑒𝑟𝑖𝑛𝑑𝑒𝑛 𝑏𝑖𝑟 𝑑𝑎𝑚𝑙𝑎 𝑦𝑎ş 𝑑üşü𝑛𝑐𝑒
𝐻ü𝑧ü𝑛 𝑘𝑒𝑑𝑒𝑟 𝑦ü𝑟𝑒ğ𝑖𝑚𝑒 𝑦𝑎𝑠𝑙𝑎𝑛ı𝑟.
♪𝑆𝑒𝑛 𝑎ğ𝑙𝑎𝑚𝑎♪
♪𝐵𝑖𝑟 𝑑𝑎𝑚𝑙𝑎 𝑔ö𝑧 𝑦𝑎şı𝑛 𝑦𝑒𝑡𝑒𝑟♪
♪𝑆𝑒𝑛 ü𝑧ü𝑙𝑚𝑒, 𝑔ü𝑙ü𝑚♪
♪𝐺𝑎𝑚𝑧𝑒𝑛𝑑𝑒 𝑔ü𝑙𝑙𝑒𝑟𝑖𝑛 𝑏𝑖𝑡𝑒𝑟♪
♪𝑌𝑜𝑙𝑙𝑎𝑟ı𝑚𝑎♪
♪𝑇𝑎ş 𝑘𝑜𝑦𝑠𝑎𝑙𝑎𝑟 𝑑ö𝑛𝑒𝑐𝑒ğ𝑖𝑚♪
♪𝐺ö𝑧𝑙𝑒𝑟𝑖𝑛𝑑𝑒𝑛♪
♪𝑦𝑎ş𝑙𝑎𝑟ı𝑛ı 𝑠𝑖𝑙𝑒𝑐𝑒ğ𝑖𝑚♪
♪𝑆𝑒𝑛 𝑎ğ𝑙𝑎𝑚𝑎♪
♪𝐵𝑖𝑟 𝑑𝑎𝑚𝑙𝑎 𝑔ö𝑧 𝑦𝑎şı𝑛 𝑦𝑒𝑡𝑒𝑟♪
♪𝑆𝑒𝑛 ü𝑧ü𝑙𝑚𝑒, 𝑔ü𝑙ü𝑚♪
♪𝐺𝑎𝑚𝑧𝑒𝑛𝑑𝑒 𝑔ü𝑙𝑙𝑒𝑟𝑖𝑛 𝑏𝑖𝑡𝑒𝑟♪
Hilal sorusunu yeniledi:
-Şarkının adı ne?
-Sen ağlama, Badem adında bir grupun şarkısı, dedi. Bir süre şarkıyı dinlediler. Ön tarafta işler ilginç ilerliyordu. Elis ve Doruk oyun kartlarını çıkarmış düello yapıyordu. Doruk için işler pek güzel gitmesede Elis çok mutlu bir şekilde oynamaya devam ediyordu. Heyecanlı çekişmenin ardından Elis 8. galibiyetini aldı.
-Hile yaptın dimi, dedi Doruk.
Ardından aralarında duran ceketi Elis' in kafasına attı. Elis ceketten kurtulunca Doruk' un yüzüne baktı. Ağzıyla ses çıkarmadan küfür etti, Doruk, Elis' in ağzını okuyarak ne demek istediğini anlamıştı. Doruk, Elis' e trip atmak için telefonunu açıp kaydırmaya başladı. Elis canı sıkılınca dizlerinin üstüne çıkıp Hilal' e baktı. Hilal' e telefonunu işaret edip kendi yerine oturdu ve telefondan mesaj attı:
Elis: Allahaşkına dönerken beraber oturalım, canım sıkılıyo.
Hilal: Olabilir
Elis: Olabilir deme olcak, zorundasın
Hilal: Hayırdır?
Elis: Sana naneli dondurma alırım beraber oturursak.
Hilal: Vay köpek iyi yerden vurdun.
Hilal gülerek telefonu kapadı ve gözlerini kapattı.
"Hilal uyan" Hilal gözlerini açınca arkadaşlarının ona baktığını fark etti.
-Noluyo be sabah sabah
-Molaya geldik hadi kalk, dedi Eren nazik bir ses tonuyla. Hilal kendine gelince hep birlikte otobüsten indiler. Birşeyler yemek için restorana girdiler, oturucak bir yer bulup oturdular. Eren ve Doruk siparişleri vermek için kasaya gittiler. Onlar gidince Hilal kafasını masaya koyup uyumaya, Elis' te onu uyandırmaya çalıştı. Doruk' la Eren 4 tost söyleyip beklemeye başladı. Doruk daha fazla dayanamayıp konuya girdi "yakamoz güzelin ile ilgili gelişme var mı?" diye sordu, ardından suyundan içmeye başladı. Eren, Doruk' a baktı, kafasını hayır anlamında salladı. Doruk bunu görünce öksürmeye başladı. "Eren bir yerden başlaman lazım, yoksa Hilal elden gidecek ve eminim bunu sende istemezsin, zaten bunu kim ister?" dedi sinirli bir sesle. Eren, bir kaç dakika duraksadı, Doruk' un haklı olduğunu biliyordu ama nasıl başlaması gerektiğini bilmiyordu. Doruk, elini Eren' in omzuna koydu:
-Bak Eren, dediğim gibi başlaman lazım ama böyle olmaz, direk konuya girmezsen olmaz. Şunu asla unutma ben senin her zaman yanındayım, benden öneri alabilirsin, dedi Doruk nasıl olsa karşısında 14 yıldır tanıdığı arkadaşı vardı hatta kardeşi. Eren son denen şeyde güldü, Doruk gülme dercesine koluna vurdu.
-Özür dilerim, ama senin önerilerin pek yararlı olmaz bence
-aslında düşününce evet... Olsun istediğin zaman burdayım, dedi Doruk. Siparişler gelince kızların yanına gittiler. Eren, Hilal' in karşısına; Doruk' ta Elis' in karşısına geçti. Yemeklerini yerken herkez çok sessizdi, Doruk bundan mutsuz oldu:
-Noluyo cenaze evine mi gidiyoruz?, Dedi. Herkez, Doruk' un ne dediğini anlamak için kafasını kaldırdı. Elis tostu tabağa koyup, arkasına yaslandı. "Ne yapalım? Kalkıp halay mı çekelim? Hatta biz akraba ziyaretine değil düğüne mi gitsek?" Dedi ciddi bir ses tonuyla. Masadaki herkes bir anda gülmeye başladı, hatta fazla gülmüş olacaklar ki insanlar onlara bakmaya başladı. Eren insanların onlara baktığını görünce elini ortaya koyup masadaki dikkati kendi üstüne çekti "herkes bize bakıyor" dedi. Eren dışında diğer herkes hızlıca kafasını etrafta onlara bakan insanlara çevirdi. Eren tek eliyle kendi yüzüne vurdu "ben size bakın mı dedim?" dedi.
Bir süre sonra otobüse geri döndüler, kalan yolculuğa devam ettiler. Aralarda bir kaç tuvalet molası dışında başka durmadan İstanbul' a doğru yola devam ettiler.Dörtü kart oynamaya bile çalıştılar. Hilal' in, Eren' den kart alması dışında herşey güzel gitti. Sabah 6-7 gibi otogara vardılar. Hilal bir şeyler satın almak istedi ama izin vermediler ve onu taxiye bindirdiler, Eren önde, Doruk ise arkada kızların arasında oturuyordu. Doruk etrafında bakındı:
-Ben neden kızların arasındayım, diye sordu. Elis, her zamanki gibi ciddiyetinden ödün vermemiş bir şekilde Doruk' a döndü:
-Sana yalan söyledik, akraba ziyaretlerine değil senin cinsiyetini değiştirmeye İstanbul' a geldik. Artık sende bir kız olduğun için sorun etme, dedi. Doruk bir kaç saniye etrafına baktı ardından kafasını onaylar bir tavırla aşağı eydi. Arabadaki herkes gülmeye başladı. Ama Eren hiç oralı olmuyordu kulaklığını takmış müzik dinliyordu. Bir süre sonra bir sitenin içine girdiler burdaki evler çok büyük ve güzeldi. Taxi bir evin önünde onları indirip gitti, Hilal dönüp eve baktı. Bu ev diğer evlere göre daha güzel ve büyüktü, sanki özenle yapılmış gibi bir havası vardı. Eve biraz daha dikkatli bakınca camdan birinin onlara baktığını fark etti
(özür dilerim yeni bölümü getirmem uzun sürdü)
