Skip to content

17.yalı

Chapter 2 · 7 min read

17.yalı

Chapter 2

2. bölüm madam kuzgun

2 . BÖLÜM

Madam kuzgun ’un ölümü.

Sabahın ilk saatlerinde P. alçak bir ses tonuyla kuzgunların yem torbasını nereye koyduğumu sordu , bir an irkildim çünkü ben asla öyle bir torba bilmiyordum . yine nedense hiç gülmeyen yüzünün bir anda neşeyle sırıtması üzerine kapıya koştu . kapıyı ağızına kadar acık bıraktı ve bahçeye koşarak şöyle bağırdı “ kuzgunlar , kuzgunlar hoş geldiniz , bende sizi bekliyordum size anlatacağım çok şey var ne bugün madam gelmeyecek mi neden hasta mı çok üzüldüm NE “ diye bağırdı bir an “ madam öldü mü ? “ evet aynen böyle söyledi ”madam öldü mü ?” madam benim göremediğim kuzgunlardan birisine verdiği isimdi . ve nasıl olduysa ona çok üzülmüştü ki ağlamaya başladı göz yaşları yanağından teker teker süzülürken o yaşının yolunu keserek siliyordu . nedense madam denen kuzgunu daha çok seviyor adını ağızından düşürmüyordu . onu akşam salonda ağlarken buldum , korkar bir tavırla yanına gittim ve nasıl olduysa çok cesaretli bir şekilde elime aldığım peçete kutusu ile yanına oturdum ve omuzuna elimi koyarak .

“ neyin var P. Sabahtan beri göz yaşların durmadı . “

“ çok üzgünüm Feyzan bugün kabullendim galiba , çok üzgünüm . “

“ ne oldu P. Neyin farkına vardın , ne seni böyle üzdü . “

“ on altı yıl sonra annemin ölüğünü kabullendim ben , buna çok üzgünüm çünkü madam kuzgun bir daha gelmeyecek bahçeme . “

“ P. Annen öleli on altı yıl olmuşken sen onu bir kuzgunda mı yaşattın gerçekten . “

“ Feyzan ben şizofren değilim , bunu biliyorsun dimi . “

“ biliyorum P. Sen sadece üzgün bir insansın , uyumaya ihtiyacın var . “ dedim

ve bir an omuzuma yaslandı ve bana “ biraz böyle dursak olur mu , çünkü birisine sarılmayalı uzun zaman oldu .” ağzımdan ta-tam-tamam dan başka bir şey çıkmadı ve saatlerce öyle uyuya kalmışız ki sabahın köründe postacının içeriye bir mektup atmasıyla uyandık ve ben hemen ayağa kalkarak “kusura bakmayın efendim “ dedim ve üzerimi düzenleyerek mutfağa gittim oda mektubu almak için kapıya yöneldi , mektubu bıkkın bir tavırla eğilerek aldı mutfağa inerken merdivenlerin korkulukları arasından onu izledim , mektubu usulca eline aldı ve arkasını kontrol etti kafasını benim orada olduğumu bilircesine oraya cevirdi ve Feyzan diye bağırdı hemen yanına koşarak “ buyurun efendim “ dedim ve mektubu bana uzattı ki tavrı geri gelmiş ve çok suratsızdı .

bugün sabah şunu anladım ki kuzgunlar hayatımızdan çıkmıştı ve o bunu çok iyi anlamıştı , yine defterini alıp yalıdan çıktı bu sefer çok yavaş yürüyor adeta gerçek kuzgunları izliyordu adımları bir sekiz çizercesine atıyor ve hiç umursamıyordu P. Bir şeyler mırıldanıyor beklide konuşuyordu bir an sesli bir şekilde “ beni niye takip ediyorsun Feyzan “ dedi adımım havada kaldı ve olduğum yerde durdum , beni görmemiş edasıyla eve koşarak döndüm .

Feyzan güzel bir kızdı gençti , akılıydı ama bir yandan da saftı her şeye kanıyordu onun adı gerçekte güldü ama P. Ona Feyzan diyordu çok bereketli hayırlı demekti ismi yanakları kırmızıyı andıran sacları güneşten çalıntı elleri çamaşır suyundan aşınmış bir güzellikti , ama Feyzan P. Ye çok aşıktı ki bunun olmayacağını biliyordu ve bunu sadece günlüğüne yazıyordu çünkü P. Nin B . ye olan aşkı hiç bitmeyecekti . B. Nin gençliğinde P. Ye yaşattıkları bir tarafa onların aşkı gerçekti ama Züleyha bunu anlayamayacak kadar cahildi . Belki de Züleyha oğlunu dış dünyadan korumaya çalışan bir anneydi.

Feyzan bir çok kez P. Ye aşkını ilan etmeye çalıştı ama her seferinde de hep korkularına yenildi yada B. Buna engel oldu .

Züleyha oğlunu pek sevmezdi aslında yada dış görünüşü öyle anımsatırdı insana . Hep kızgın , çatık kaşlı, bağıran bir anneydi Züleyha ama P. Buna hiç aldırmazdı . Züleyha herkese karşı böyleydi kendi annesine bile Nur hayat hanım kızı Züleyha’nın gençliğinde yaşadığı olaylardan ötürü onu anlayabiliyor ve Altan alıyordu.

Züleyha hiç P. Ye babasının kim olduğunu söylemedi P. Annesine sorsa da her seferinde bir cevap alamadan kala kaldı nur hayat hanımda bu konu hakkında pek konuşmazdı

Züleyha zarif bir kadındı saçlarını gençliğinde P. Daha iki , üç yaslarındayken beline kadar uzatmış ama bir zaman sonrada kısacık hale getirmişti yada buna hastalığı sebep olmuştu Züleyha P. NİN doğumundan sonra sedef hastalığı teşhisi konuldu ve hastalığı sanki bir yere yetişmeye çalışıyormuş gibi hızla ilerlediği için erken yaşta hastaneye kaldırıldı oranın ortamı Züleyha’nın psikolojisini fazla etkiledi ve öncesindeki yaşadığı şeyler yine aklına geldi ,bu olay üzerine hastaneden çıkarılıp özel doktorların bakımı altında tedavi görmeye başladı ama nafile ki çok geçmeden gece yarısında kalp krizi geçirip hayata yalıda gözlerini yumdu . Sabah nur hayat hanım kahvaltı için uyandırmak üzere odasına gittiğinde gördüklerine inanamadı ve yanına hızla giderek elini ruhunu serbest bırakmış kızının koluna koymasıyla geri çekmesi bir oldu öylece boydan boya yatakta cansızca yatıyordu Züleyha bir gece onu elinden almıştı adeta Azrail. Göz yaşların birer birer aktığı sırada nur hayat hanım kızının sarıya yakın kumraldan çalıntı saçlarını okşadı Ağzından “ Züleyha , Züleyha ,ah benim genç melek olan kızım “ diye sayıklıyor duruyordu . Züleyha’nın gözünden hayatının son göz yaşı damladı ve artık o melekti . Ardından Züleyha doğduğu şehir Antalya’da gömülmek üzere yola çıktı P. Nedense annesinin cenazesine katılmak istemedi ve anneannesinin arkadaşı nadire Gülsoy un yani da kaldı

Eskiden tanıdığım herkes yaşıyor gibi

Bitek ben mi ölüyüm

Evet ben ölmüşüm

Bir mezarım bile yoktur benim hayallerde gömülürüm mezar taşım çatlaktır

Rüyalara kalyon olurum

Dereler benim göz yaşlarımdır

Masallara misafir

Öykülerde okunur hayatım

Külkedisinin tozlu beziyim

Herkes yaşıyor gibi bu hayatı

Bir tek ben mi hasrete yenik düştüm toprağa, konuşmak asırlar sürer benim için

Kilitli sadıktır dillerim

Kulaklarım bir ceylan gibi hassas

Bir çita kadar hızlı gibiyim

Herkes yaşıyor bu hayatı bitek benim dudaklarım elveda diyor gibi .

P. Annesinin ölümü üzerine tek ve son bir şiir yazdı Züleyha adına , aslında şiirin içinde annesi hariç her şey vardı ama bu şiiri okuyanın anlaması gereken şey şuydu “annem öldü bende yanına gömüldüm annem ölünce bende öldüm , benimle bütün hayallerim gömüldü “ P. Annesini kaybetmesiyle hayatının bittiğini ve yaşasa da aslında sadece bedensel olarak dünyada bulunduğunu anlatmaktadır . Ama B . De olmak üzere onu kimse anlamadı. Züleyha’nın ortadan kalkması B. NİN işine gelmiş ve P. NİN hayatını mahvetmeye devam etmişti .

Maalesef nur hayat hanım müdahale edemeden oda gözlerini hayta yumdu . nur hayat hanım ve arif bey gençken bir pazar günü Muğla’nın bir kapalı çarşısında çarpışarak tanışmış ve aşkları orada başlamıştı koşullar ve aile baskısı üzerine erken yaşta evlenmek zorunda kalmışlardı . nur hayat hanımın tek çocuğu olmuştu Züleyha hanımdı .

Yalıda gerçekten varlığı bile bilinmeyen adeta o ev yıkılıp yok olana dek bilinmemesi istenilen , evin eski yarışı kahve rengi yarışı kararmış krem renginde üzerinde dalları uçsuz bucaksız uzamış bir gül resmi olan duvar kağıdı arkasına saklanmış küçük bir oda vardı , evin altmış sekiz yıllık bir ev olduğu düşünülürse bu çok normaldi evi Bodrum katındaki duvar kağıtlar yavaş yavaş kalkmaya başlamış ve evdeki sıraları açığa çıkarmıştı , o odada bir sırdı , P. Tek eli ile duvar kağıdını tuttuğu gibi yırttı ve kapıyı bir demir çubuk ile açtı içerisi üzerinde veya çarşaf kaplı eşyalar ile doluydu ki bir o kadarda tozlu küçük bir penceresi vardı oranın yalının arkasını gören bodrum penceresi içeriye kirli pencereden sızan ışık azda olsa aydınlatıyordu etrafı içeride eski döşemeli bir berjer vardı üzerindeki tozlu çarşafı kaldırınca küçücük oda içinde sanki bir at koşmuş gibi bir toz yığını oluştu, ardından berjerin yanındaki sehpada bir fincan üzerinde minik bir serçe resmi onun yanında içi bir sürü romanla dolu kitaplık ki oda tozluydu , kitapları pek seçemiyordu odanın loş ışığından ama tahmin edilemez değildi ardından yerdeki daire şeklindeki halı da bir sürü gül , manolya ve akşam sefası çiçeği dokumaları vardı duvarda güzel resimler ama en çokta bir resim dikkatini çekti bir kadın resmiydi , çok zarif bir yüzü vardı elleri resmen ipek işlemeli bir kumaş gibiydi . orda daha fazla durmak istemedi ve odanın kapısını kilitleyip unuttu orayı

Deriden bir defteri vardı onun içine en özel en sevdiği veya kendini en çok üzen insanlara yazdığı şiirler vardı annesine , anneannesine , ve B. Ye yazdığı şiirler vardı . anneannesi ona ölmeden aylar öncesinde bir sandık hediye etmişti yazdığı şiirler olsun mektuplar hepsini onun içinde saklardı kimseye göstermezdi belki de değer kaybedip önem gösterilmeyeceğini , insanların gülüp alay edeceğini düşündüğü için saklıyordu . aynı şey aşkı içinde geçerliyi onlar B. İle asla bir araya gelemeyecek ve gerçekleşmeyecek bir aşktı ama P. Her şeyin kendisi yüzünden olduğunu düşündü ve hep her şeyde kendisini suçladı . B. Aslında P. Yi çıkarları için kullandı ve işi bitince atı .

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.