Skip to content

...

Chapter 22 · 2 min read

...

Chapter 22

kalp hastası

+Komik değil anne.

Söylediğim şeye şaşırmış gibiydi. Ciddileşmiş, heyecanlı halinden eser kalmamıştı.

-Ciddiyim jayla. Sevinmedin mi?

Aynen ya! Aşırı sevindim. Yanında rahat hissetmediğim doktorum, aynı zamanda arkadaşımın ailesinin ölümündeki baş şüpheli, her yerde karşıma çıkıyormuş gibi artık evimizde yaşayacak!

Sorduğu soruyla birlikte biraz durdum. Gerçek hislerimi söylemenin iyi olmayacağını düşündüm çünkü onunla iyi anlaşıp bilgi toplamam lazımdı.

+Hayır.. yani, evet. Sevindim..

Eski heyecanı yeniden yerine gelmişti. İsteksizce gülümsedim ve odama gittim.

Yatağıma uzandım ve günün analizini yapmaya başladım. Kaos dolu..

Tam uykuya dalacakken telefonum çaldı. Arayan Lee'ydi.

Bizi bu kadar kolay affetmesine şaşırmıştım. Affedilmeyi gerektiren şeyler yapmamıştık oysaki..

Daha fazla beklemeden açtım telefonu.

-Telefonu açmadan önce biraz daha bekleseydin istersen!

Sesi endişeli gibiydi.

+Noldu Lee.

Biraz tripli davranmak istedim çünkü durduk yere benimle de tartışmıştı.

Ama anladım ki bunun hiç sırası değilmiş.

-Luke. Luke fenalaşmış. Babası beni aradı. Evinin önüne geliyorum. Hazırlan.

Nasıl ya..? Luke neden birden bire böyle yaptı ki?

Kötü bir şey olmasından endişelenip telefonu kapattığım gibi üzerimi değiştirmeye başladım. Lazım olur diye sürekli kullandığım postacı çantamı aldım ve içine şarj aleti, biraz para, birkaç şişe su ve ince bir ceket aldım. Telefonumu ve anahtarımı aldıktan sonra anneme açıklama yapmadan evden çıktım.

Kapının önündeki bisikletimin kilidini açtım ve Lee'nin evine doğru sürmeye başladım. Hava inanılmaz güzeldi. Bunu düşünmek bencilce gelebilir ama havanın yüzüme çarpması ve gün batımından dolayı morlaşan gökyüzü kendimi iyi hissetmeme neden olmuştu.

Lee ile hastaneye ulaştığımızda Luke çoktan ameliyata alınmıştı. Olayın bu kadar ciddi olduğunu bilmiyorduk, bu yüzden babasına sormaya karar verdik.

-Merhaba. Ben Lee.

Adamın yanına oturduk. Ağladığı belli oluyordu.

-Luke'nin arkadaşları olmalısınız.

Kafamızı evet anlamında salladıktan sonra daha fazla beklemeden konuya girmenin iyi olacağını düşündüm.

+Durumu bu kadar ciddi yapan ne?

Adam şaşırmış gibiydi.

-Size söyledi sanıyordum.

Bunu söyledikten sonra biz de şaşırmıştık. Lee ile göz göze geldik. O da benim gibi, cümlenin devamını bekliyordu.

-Luke kalp hastası. Çok ciddi değil. Tetiklenmediği sürece.

2 katına çıkan şaşkınlığım arasında güçlükle konuştum.

+Ne.. tetiklemiş onu?

-Yüzünü o hale getiren piç, kim olacak!

O an, Lee'nin hissettiği suçluluk duygusunu düşündüm de.. biraz ağır gelmiş olmalı.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.