Skip to content

...

Chapter 20 · 2 min read

...

Chapter 20

üzgünsün sanırım

Luke'nin yanına gittiğimde, yerde oturur bir şekilde duruyordu.

+İyi misin?

-sence?

Söylediğini umursamadan eliyle kapattığı yüzüne baktım. Elini tuttum ve yüzünden çektim. Sol yanağında ufak ama derin bir yarık oluşmuştu. Çok fazla kanımıyordu. Bunu görmek endişelerimin yok olmasına neden olmuştu.

Cebimde her zaman bulundurduğum peçetemi alıp ona verdim. Peçeteyle yüzünü kapatırken ayağa kalktı.

-Saol.

Tuvaletin yerini öğrenmek için girişteki adamın yanına gittiğinde, arkasından gittim. Kapıdan çıkacakken Lee bana seslendi.

-Gidecek misin?

Ona ters bir bakış attım. Hiçbir şey yapmamış gibi davranması çok sinir bozucu.

+Ne yaptığının farkında mısın? Sinirine hakim olmayı öğren lütfen.

•••••••

Luke'nin yüzüne pansuman yapılmıştı. Spor merkezinin bahçesinde oturuyorduk.

-Tamam. Söylediğim şey çok kabaydı. Ama buna gerek yoktu.

+İkiniz de haksızsınız. Seni savunacağımı düşünme.

-Düşünmedim zaten.

İkimizde sustuğumuzda Bahçeye geçmek için kullanılan kapı açıldı. Gelen Darian'dı.

-Herkes antrenmana başladı. Gelecek misin?

Dedi eliyle kapıyı işaret ederek.

Ben cevap vermeden Luke konuştu.

-Spora çok ilgin varmış gibi davranma, Darian.

-Lee'nin yaptığı yetmedi sanırım. Benden de dayak yemek istiyorsan seve seve döverim seni.

Luke konuşmayı devam edecekti ama araya girdim.

+Yeter. Darian, sen git. Geliyorum birazdan.

Darian bir şeyler mırıldanarak arkasını döndü ve gitti. Yine yalnız kaldığımızda, Luke konuştu.

-Sence de Lee biraz garip değil mi?

+Hangi konuda?

-Sana karşı.

+Anlamıyorum Luke. Ne demek istiyorsan direkt söyle işte.

-Tamam.. bence, seni kullanıyor gibi.

+Nasıl yani?

-Abisiyle arasındaki ilişkiyi çözmek için seni kullandı. Para için seni takip etti.

Söyledikleri karşısında çok şaşırdım. Gerçekten iyi anlaşıyoruz sanıyordum ama birbirlerine içten içe kin besliyorlarmış.

+Ne saçmalıyorsun? Ona yardım etmeyi ben teklif ettim. Ve hatırlatırım, sende işin içinde varsın. Takip olayına gelince..

Sözümü kesti.

-Tamam. Git artık. O pisliği daha fazla savunma.

Şaşkınlıkla ve sinirle ona baktım. O kadar soğuk bir şekilde söylemişti ki bunu, karşımdakinin ucakkazasi357 olduğunu unutturmuştu bana. Birkaç saniye sonra, hiçbir şey söylemeden kalkıp gittim.

Tekrar tenis masasına gittiğimde Darian öylece duruyordu. Geldiğimi görünce masanın üstünde duran topu alıp tutmam için bana doğru attı.

Topu tutup yanına gittim. Öylesine birbirimize topu atarken beklemediğim bir ses tonuyla konuşmaya başladı.

-Üzgünsün sanırım.

Öyle mi görünüyordum? Gerçekten.. üzgün müyüm?

+Öyle miymiş?

-Aynen öyle.

Cevap vermedim. Sadece gerçekten yakın olduğumuzu düşündüğüm arkadaşlarımla aptal bir neden yüzünden aramız açılmıştı işte. Neden üzgün olayım ki?

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.