Skip to content
Kami

...

NovelContinuesRomance

Kıvrımlı buzul sarı saçları, başındaki Fascinatör siyah şapkasına rağmen Boyacıköy yokuşunun hafif rüzgârı ile omuzlarından hareketlenip tekrar yerine konuveriyordu. Tacına iliştirilmiş tüyler rüzgârdan uçuştukça, şapkasının desenlerinden kanatlanan cennet kuşuna dönüşüyordu. Üzerinde dizlerine kadar saran siyah jarse kumaşıyla bluzan korsaj bir elbisesi vardı. Kısa japone kollarına siyah tüllü eldivenleri eşlik ediyordu. Gözlerinin yeşilliğinde kendimi uçsuz bucaksız bir bahçenin içinde bulmuştum sanki. Orada yürüyor, yürüdükçe kendimi huzura erdiriyordum. Göz bebeklerinin fazlaca yer değiştirdiğine şahit olsam da, bu bile bana cesaret veriyordu! Bu nasıl bir histi ki! Kendimi hâlâ onun gözlerinde ki bahçesinde hissediyordum! Hiç çıkamıyordum ki o bahçeden! Zaten çıkmakta istemiyordum ya! Aklım bulutların ardına kadar gidip gelse de, artık kendime gelmem gerekiyordu. Hiç bu kadar kendimi kaybetmemiştim! Ya da belki de hiç bu kadar kendimi bulmamıştım! Yanakları yanaklarıma eşlik etmeye başladığı anda başını tekrar aynı seviyeye getiriyordu! Beni çok güzel bir rüyadan uyandırır gibi, o çevresindeki ayva tüyleri çekiciliği ile dudaklarını oynatıyordu. Böyle bir duyguyu ilk defa yüreğimde hissediyordum. Yüreğim, sanki kaburga kemiklerimin arasından sıyrılıp savrulacak gibi oluyordu. Nefesim, kesik kesik sendelemeye başlıyordu… Dil-Küşâ’nın bambaşka bir telaşeye kapıldığı gün yüzü gibi aşikârdı. Aspar ile Talay gece gündüz demeden uğraş veriyor, Alesia ise elinden geldiğince destek olmaya çalışıyordu. Bu telaşe, bir saniye bile durmak bilmeyen umut yolculuğunda, önce yerini amansız bir mücadeleye, sonrasında ise içinden çıkılmaz bir sarmala bırakıyordu. Umutların bir bir tükenmeye yüz tuttuğu bir anda, pervasızca çıkagelen kısa ceza evi hayatının sonu ise, tesadüfi karşılaşmaya sahne oluyor, böylece bir sarmalı daha yüzlerce yıllık sarmaşığın tepesine taşıyordu…

Chapter
0
reads
0
Likes
0
Rating
—
Rate

Similar works