Skip to content

≈♪𝐔𝐧𝐝𝐞𝐫 𝐭𝐡𝐞 𝐑𝐚𝐢𝐧♪≈

Chapter 2 · 2 min read

≈♪𝐔𝐧𝐝𝐞𝐫 𝐭𝐡𝐞 𝐑𝐚𝐢𝐧♪≈

Chapter 2

Gerçekler Acıdır

♪♪♪ Sabah uyandığımda her zamanki gibiydi. Huzurlu. Neşeli. Nisa ile geçireceğim eğlenceli bir gün gibi. Sonra o mesele aklıma geldi ve yine midem bulandı. Ağlamamak için kendimi zorlayarak banyoya gittim ama dayanamadım. Yere çöktüm, dizlerimi kendime çekip hıçkırarak ağladım. Annemgili uyandırmak istemiyordum. Tüm gece eşyaları toplamışlardı, çok yorgunlardı. Yüzümü yıkadım, okula geç kalmamalıydım. Bu günün her saniyesini güzel geçirmeliydim. Kendi kendime "iki keklik" türküsünü mırıldandım. Sanırım gerçekten depresyon geçiriyorudum. Çünkü ne zaman kalbim kırılsa, üzülsem bu türküyü mırıldanırım ve ellerim titrer. Kendi kendime türküyü söyleyerek üstümü giydim ve mutfağa gittim. Kendime bir tost yaptım ve mutfaktaki balkona çıktım. Elimi yanağıma yaslayıp gözlerimi kapadım. Nisa'ya nasıl anlatsam diye düşündüm. Yapamazdım... Zamanın nasıl geçtiğini hiç umursamadım. Yanık kokusu ile kendime geldim. Söylenerek içeri girdim. Şaşırmadım. Tostum biraz yanmıştı ama mecbur böyle yiyecketim. Tadını biraz düzeltmek için meyve suyu doldurdum. Kahvaltımı yaparken telefonumda takıldım. Sınıf grubundan gelen gereksiz mesajlar canımı daha çok sıktı ve gruptan ayrıldım. Saate bakıp çıktım. Karşı apartmana gidip zili çaldım. 5-6 dk sonra Nisa geldi. Derin bir nefes aldım. Bunu bilmeliydi. Nisa: Selam kanka, naber? Umay: Günaydın Nisa. Sitenin parkına biraz gidelim mi, saat daha erken. Seninle konuşmak istediğim bir şey var. Nisa galiba şaşırdı. Nisa: O-olur kanka? Gidelim. Yürüdük. Hiç konuşmuyorduk. İkimizde çok gergindik. Parka varınca bir çardağa oturduk ve anca o zaman konuştuk. Nisa: Bana söylemek istediğin şey neydi? O an kalbim fırlayacak sandım. Titriyordum. Çat diye söylesem, tüm stresim geçse diye düşündüm. Ne kadar istemesemde, öyle yaptım... Umay: Nisa biz Türkiye'den gidiyoruz... Ayaklarına bakan Nisa inanmamış olacak ki bir anda gözlerini bana dikip mahcup bir şekilde gülümsedi. Nisa: Umay, şakanın sırası değil. Umay: Ailem bana söylediğinde bende inanmadım ama ne yazık ki gerçek... İnan bende istemezdim... Nisa: C-ciddi değilsin, demi? Sen beni bırakmazsın ki!? Umay: Nisa bunu gerçekten bende istemiyorum ama mecburum. Neredeyse karnımızı doyuracak paramız yok. Babam Kore'de bir iş bulmuş, oraya gideceğiz... Ağlamaya başladı. Çok duygusal bir kızdı. Nisa: Ne zaman peki? Yutkundum. Umay: Bu gün okuldaki son günüm... Nisa bana baktı ve göz yaşları daha da arttı. Onunla beraber bende ağladım. Tam o anda yağmur başladı. Belki gökyüzü de bizim için ağlıyordu...

End of chapter

2 comments