Skip to content

☾𝘼𝙔𝙄𝙉 𝙁𝙄𝙎𝙄𝙇𝙏𝙄𝙎𝙄☾

Chapter 1 · 3 min read

☾𝘼𝙔𝙄𝙉 𝙁𝙄𝙎𝙄𝙇𝙏𝙄𝙎𝙄☾

Chapter 1

1. Bölüm: Yue

Soğuk bir geceydi, imparatorluk tamamen sessiz ve ıssızdı. Yaşlı Dövüş ustası, kendi kurmuş olduğu klanın eğitim mekanını terk etmiş kendi evine, eşinin yanına dönüyordu. Her yer karla kaplı ve karanlıktı, imparatorluk muhafızları yüzünden sabahları saklanmak zorunda olan tüm kediler ve köpekler geceleri muhafızların sayısı azaldığı için daha kolay bir şekilde çöpleri karıştırıp yemek arıyorlardı. "Zavallı şeyler" diye düşündü dövüş ustası. Tam kendi evinin olduğu sokağa dönmüşken bir sızlanma duydu zar zor duyulan bir sesti ama yılların verdiği yetenek ve tecrübe ile bunu duymak dövüş ustası için çok kolaydı, hemen sesin geldiği yere baktı karanlık bir ara sokak -daha doğrusu köy halkının çöplerini attğı o pis çıkmaz sokaklardan birinden- geliyordu ses. Aynı sızlanma tekrar duyuldu, şüphesiz bir bebek sesiydi zavallı bebek soğuktan donmuş ses telleri ve kuru boğazı ile son bir yardım çağrısında bulunuyordu. Dövüş ustası hızla bebeğin yanına koştu onu küçük pusetinden çıkardı ve paltosunu etrafına sardı. Hızla evine koştu ve kapıyı çaldı o kadar sert çaldı ki içeride şöminenin önünde oturmuş çayını içen karısı korkuyla yerinden sıçradı, hemen çayını bırakıp kapıyı açtı. Kapıda eşini görünce rahatladı. "Ne o alacaklı gibi çalıyorsun kapıyı, korkudan yüreğim hopladı." dedi kadın haklı olarak "Abartma, abartma. Çekil önümden de şu yavrucağı ısıtalım."diye çıkıştı yaşlı adam içeri girerken Kocasının eve her zaman yaptığı gibi bir hayvan getirdiğini sandı kadın. İçini çekti ve "Bu sefer hangi pireli hayvanı getirdin acaba evde iki kedi, bir tane av köpeği var neyine yetmiyor acaba?!" diye geçirdi aklından. Adam bebeği şöminenin önüne koyup kendi paltosu ile sıkıca sarınca kadın şok oldu "İnanamıyorum... Nereden buldun bu zavallı bebeği? Kıyamam yüzüne baksana ne kadar üşümüştür şimdi o." "Bilmiyorum tatlım, tek bildiğim terk edilmiş olduğu." "Ah, zavallı şey evde de ona göre bir kıyafet falan yok ki giydirelim ben ona bir süt ısıtayım da içireyim." dedi kadın ve mutfağa gitti "Sen kimsin, neyin nesisin acaba miniğim?" Dedi adam nazik bir şekilde bebeği incelerken. Bileklerini kontrol etti, belki biri künye takmıştır diye ama nafile hiç bir şey yoktu eski püskü bir zıbın (ne diyeceğimi bilemedim:D) ile atmışlar zavallı bebeği. Kadın elinde minik bir şişeye koyulmuş süt ile geri döndü. Bebeğin sütü içmesini sağlarken kocasına sordu: "Ne yapacağız bu bebeği?" "Ne mi yapacağız? Bakacağız tabiki de. Yarın git pazara al buna uygun bir şeyler sonra adına karar veririz, hem kaç yıldır evlat hasreti çekiyoruz milletin çocuğu evlendi bizim bırak evlenmeyi, bir çocuğumuz olmadı. Hem bir evladımız olur hem bir yuva oluruz bu yavrucuğa" "Peki o zaman, yarın çıkmadan biraz altın bırakıver ben gider bir kaç parça bir şey alırım" Adam ve karısı konuşurken evde ki kediler merakla bebeğe yaklaştı ama saygılı bir mesafeyi korudular... Sonraki gün kadın erkenden pazara gidip bebeğe kıyafetler ve püre yapmak için sebzeler aldı. Bebeği yıkadı -bu sayede cinsiyetini öğrendi- ve güzelce giydirdi. Dövüş ustası ve karısı uzun süre düşündükten küçük kızın adını kararlaştırdılar... Narin cildi, neredeyse beyaz olan mavi olduğunu anlaması kolay olan mavi gözleri, soluk ten rengi, bebek olduğu için çok az olan kar beyazı saçları ve dışarıda ki şiddetli kar fırtınasına rağmen parlayan ay'ın etkisiyle adını, Ay Tanrısı anlamına gelen "Yue" olarak seçtiler. (Bildiğim kadarı ile Yue gerçekten bir ülkede veya dinde tam bilmiyorum, ay tanrısı olarak geçiyor. Tabi ki bunun bir kurgu olduğunu ve benim şuan g*ötten sallama yanlış bir bilgiye sahip olma ihtimalimi unutumayın) Peki ya kimdi bu çift? Yaşlı bir dövüş ustası olan adam, imparatorluğun iyiliği için canla başla çalışan fakat imparator veya imparatorluk askerleri ile hiçbir şekilde işbirliği yapmayan bir topluluk olan Kara Askerler Klanı'nın kurucusu Won Kizuki, kadın ise kasaba halkınca tanınan ve sevilen bir kişi olan Won Tia. Sevgi dolu ve ihtiyacı olan herkese yardım eden bir çifttir. ~𝟐𝟎 𝐒𝐄𝐍𝐄 𝐒𝐎𝐍𝐑𝐀~ Babası ve annesinin bakımı sayesinde Yue, çok iyi bir savaşçı oldu babasından sonra kara askerler klanının lideri oldu her şey çok güzeldi... Ta ki, Kizuki hayata gözlerini yumana kadar. Tia, Yue savaşçı olduğu için her an ölebileceği ve yalnız kalabilceğinden korktuğu için bir general olan Cheon Xiang ile evlendi. Xiang kadınların savaşması yerine evde oturmaları gerektiğini düşünen geri kafalı bir adamdı yani Yue'nin en nefret ettiği insanlardan biriydi... Bir kaç ay sonra Xiang, zorla Yue'yi imparatora cariye olarak gönderdi.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.