Skip to content

𝐾𝑜𝑙𝑦𝑒 '🍁

Chapter 2 · 5 min read

𝐾𝑜𝑙𝑦𝑒 '🍁

Chapter 2

2. Bölüm - Alev

Üç yıl geçmişti.

Ama Kaya için o akşam hâlâ dün gece yaşanmış gibiydi.

Alev'i bulmak için yıllarca uğraşmıştı. Onu yüzünden tanıması mümkün değildi. Bu yüzden hafızasında kalan her ayrıntıya tutunmuştu.

Sesine.

Parfümüne.

Konuşurken ellerini kullanışına.

Ve en önemlisi, boynundaki kolyeye.

Küçük, gümüş renkli bir kolye.

Kaya için Alev'in yüzü yoktu.

Ama kolyesi vardı.

Bu yüzden yıllar boyunca karşılaştığı kadınlara istemsizce bakmış, boyunlarında o kolyeyi aramıştı.

Ta ki o pazartesi sabahına kadar.

Kaya'nın şirketinde yeni bir sekreter işe başlayacaktı.

İnsan kaynakları müdürü dosyaları getirdiğinde Kaya yalnızca birkaç soru sordu.

— Daha önce nerede çalışmış?

— İki farklı şirkette. İletişimi kuvvetli ve oldukça düzenli biri.

Kaya dosyayı kapattı.

— Gönderin.

Kapı birkaç dakika sonra açıldı.

Topuklu ayakkabıların sesi odada yankılandı.

Kadın masanın önünde durdu.

— Merhaba. Ben Aylin.

Kaya başını kaldırdı.

Yüzünü göremedi.

Ama boynunda bir şey parlıyordu.

Kaya'nın nefesi kesildi.

Gümüş zincir.

Aynı uzunluk.

Aynı küçük figür.

Aynı kolye.

Kaya birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.

Aylin hafifçe gülümsedi.

— Kaya Bey?

Kaya ayağa kalktı.

— Alev...

Kadın şaşırmış gibi yaptı.

Sonra birkaç saniye sustu.

— Beni tanıdınız.

Kaya'nın kalbi hızla çarpmaya başladı.

— Üç yıl.

Aylin'in gözlerinde kısa bir şaşkınlık belirdi.

Ama hemen ardından gülümsedi.

— Üç yıl olmuş.

Kaya masanın etrafından dolaştı.

— Seni her yerde aradım.

Aylin başını hafifçe eğdi.

— Biliyorum.

Bu iki kelime Kaya'nın içinde bir şeyleri yerinden oynattı.

— Nereden biliyorsun?

Aylin birkaç saniye düşündü.

— Çünkü seni unutmadım.

Kaya sustu.

Üç yıl boyunca hayal ettiği an buydu.

Alev'i tekrar bulduğu an.

Onun yüzünü göremese de karşısındaki kadının sesinde bir sıcaklık vardı. O geceki sesi zihninde nasıl kaldıysa, şimdi de aynı şekilde duyuyordu.

Belki biraz daha olgundu.

Belki biraz daha sakindi.

Ama Kaya için o ses yeterliydi.

— O geceyi hatırlıyor musun? diye sordu.

Aylin gülümsedi.

— Her detayını.

Kaya'nın gözleri dolacak gibi oldu.

— Ben de.

Aylin boynundaki kolyeye dokundu.

— Annemden kalan kolyeyi hâlâ taşıyorum.

Kaya gülümsedi.

— Onu görünce seni tanıdım.

Aylin'in yüzünde belli belirsiz bir memnuniyet oluştu.

— Beni yüzümden tanıyamadın yani?

Kaya başını iki yana salladı.

— Senin yüzünü hatırlayamıyorum.

Bunu söylemek her zaman zordu.

Aylin ise şaşırmış görünmedi.

— Biliyorum.

Kaya ona dikkatle baktı.

— Bunu da mı hatırlıyorsun?

Aylin hemen cevap verdi.

— O gece bana anlatmıştın.

Kaya'nın şüphelenmesi için hiçbir sebep yoktu.

Çünkü söylediği her şey doğru gibi görünüyordu.

Ve Aylin, Kaya'nın duymak istediği her cevabı biliyordu.

Aylin o gün işe başladı.

Kaya, onun şirketinde çalışmasını özellikle istedi.

Aylin'in görevi yalnızca sekreterlikti ama kısa sürede Kaya'nın en yakınındaki insanlardan biri haline geldi.

Kaya sabahları ofise geldiğinde ilk olarak onu görüyordu.

Aylin kahvesini nasıl içtiğini biliyordu.

Toplantı saatlerini ezbere biliyordu.

Hangi dosyaları öncelikli istediğini biliyordu.

Hatta bir süre sonra Kaya'nın insanları kıyafetlerinden ve seslerinden tanıma alışkanlığını bile öğrenmişti.

Kaya, Aylin'in yanında kendini rahat hissediyordu.

Çünkü ona göre Aylin, üç yıl önce tanıştığı kadındı.

O geceki Alev.

Kendisine sıcak çikolata söyleyen.

Tango hakkında saatlerce konuşan.

Yağmur altında yürüyen.

Ve giderken “Belki tekrar görüşürüz.” diyen kadın.

Artık gerçekten tekrar görüşmüşlerdi.

Bir akşam Kaya işten çıkmak üzereyken Aylin kapıda belirdi.

— Hâlâ çalışıyor musun?

Kaya gülümsedi.

— Sen de çalışıyorsun.

— Ben sekreterim. Sen patron.

Kaya sandalyesinden kalktı.

— O zaman patron olarak sana bir emir vereyim.

Aylin kaşlarını kaldırdı.

— Nedir?

— Bu akşam benimle yemek yiyeceksin.

Aylin gülümsedi.

— Emir mi?

— Kesinlikle.

— Peki.

Kaya ceketini aldı.

— Bir şartla.

— Neymiş?

— Bu kez dans etmeyi de öğreteceksin.

Aylin bir an durdu.

Sonra gülümseyerek başını salladı.

— Unutmamışsın.

— Seni unutmadım.

Aylin'in bakışları birkaç saniyeliğine değişti.

Kaya bunu fark etmedi.

Çünkü yine yüzüne değil, boynundaki kolyeye bakıyordu.

Restoran şehrin en sakin yerlerinden birindeydi.

Kaya özellikle kalabalıktan uzak bir masa seçti.

Yemek boyunca Aylin ona geçmişinden bahsetti.

Çocukluğundan.

Dans etmeye nasıl başladığından.

Tango tutkusundan.

Kaya dikkatle dinliyordu.

Aylin'in anlattığı hikâyelerin bazıları Kaya'nın hatırladığı şeylerle uyuşmuyordu.

Ama Kaya bunu fark etmedi.

Çünkü üç yıl önceki anılarının ayrıntıları zaten zihninde bulanıktı.

Alev'in yüzü yoktu.

Bu yüzden zihnindeki boşlukları Aylin'in anlattıkları dolduruyordu.

Yemekten sonra Aylin elini uzattı.

— Hazır mısın?

— Neye?

— Tango.

Kaya güldü.

— Burada mı?

— Neden olmasın?

Restoranın daha sakin olan bölümünde hafif bir müzik çalmaya başladı.

Aylin Kaya'nın elini tuttu.

Diğer elini omzuna koydu.

— Beni takip et.

Kaya ilk adımı attı.

Sonra bir tane daha.

Aylin ona yaklaşmıştı.

Kaya onun parfümünü duydu.

Ama bu parfüm, üç yıl önceki gece hatırladığı kokudan farklıydı.

Kaya bunu düşünmedi.

Aylin başını onun omzuna yaklaştırdı.

— Hatırlıyor musun?

— Neyi?

— O gece de böyle dans etmek istemiştin.

Kaya sustu.

Gerçekten hatırlamıyordu.

Ama onun hatırladığını söylemesi hoşuna gitmişti.

— Evet, dedi.

Aylin gülümsedi.

— Ben de hatırlıyorum.

Müzik devam etti.

Kaya, yıllar sonra ilk kez aradığı kadına gerçekten kavuştuğuna inanıyordu.

O gece eve dönerken içinde garip bir huzur vardı.

Alev'i bulmuştu.

Hem de hiç beklemediği bir yerde.

Kendi şirketinde.

Her sabah görebileceği kadar yakınında.

Kaya'nın bilmediği tek şey, Aylin'in arabasına bindiğinde aynaya bakıp gülümsemesiydi.

Boynundaki kolyeyi parmaklarının arasına aldı.

Ve kendi kendine fısıldadı:

— Bunu bulacağını biliyordum.

Ertesi sabah Kaya'nın odasının kapısı çaldı.

Aylin içeri girdi.

— Günaydın.

Kaya başını kaldırdı.

— Günaydın, Alev.

Aylin gülümsedi.

— Hâlâ bana Alev diyorsun.

— Çünkü sensin.

Aylin birkaç saniye sustu.

Sonra masasına yaklaştı.

— Evet, Kaya.

Kaya'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

Üç yıl süren arayış sona ermişti.

Kaya buna inanıyordu.

Aylin ise onun inanmasını istiyordu.

Çünkü henüz hiç kimse gerçeği bilmiyordu.

Kaya'nın aradığı kadın gerçekten Alev miydi?

Yoksa boynundaki kolye, onu bambaşka bir hikâyenin içine mi sürüklüyordu?

Şimdilik Kaya'nın bildiği tek şey vardı.

Alev geri dönmüştü.

Ve Kaya, bu kez onu kaybetmeye hiç niyetli değildi.

End of chapter

1 comments