BY@beuyruOnunla aynı ağaca bakıyorduk. Ama ben o ağaçta, ona bakma hakkı elinden alınanların yarım kalmış bakışlarını da görüyordum. Bu yüzdendir ki ne kadar neşelenirsem neşeleneyim hep bir yanım buruktur.

@beuyru
BY@beuyruOnunla aynı ağaca bakıyorduk. Ama ben o ağaçta, ona bakma hakkı elinden alınanların yarım kalmış bakışlarını da görüyordum. Bu yüzdendir ki ne kadar neşelenirsem neşeleneyim hep bir yanım buruktur.
BY@beuyruToplumsal günahlardan ziyade bireysel günahların daha çok umursandığı bir devir.
BY@beuyruEpisode 7 – The Traffic Light's Red | Stuck Memories Record Traffic light, Traffic light, This is not a tragedy. Rootless grief, Even you will become a memory. Leave again with your disrespect. Leave again with your disrespect. Leave again with your disrespect.
BY@beuyruDostluğumuz elbette bâki. Fakat ruhumun bekleyip de alamadığı özrün tesiri, bedenimde de tezahür etti. Bir misafir gibi fazla oyalanmadan eve dönme vaktiyse, kapıda beni bekliyor.
BY@beuyruHem kuştan uçmasını isteyip hem de ayaklarını bağlarsanız, kapatıp açtığı kanatları onu kurtaramaz.
BY@beuyruGecenin geç saatleri sabaha, sabahın geç saatleri geceye ayrılırken. Işığı tutabilir misin ellerinle, ellerinde?
BY@beuyruBir kabustan mı uyanmak daha iyidir? Güzel bir rüyadan mı? Varoluş gayen budur işte, Hangi rüyadan uyanırsan uyan, Güneşin içini ısıttığını hâlâ hissedebilmektir.
BY@beuyruYok olduğunu düşündüğümüz her şey, var olan şeylerden türetilir. Yokluk, varlığın bulunacağı yerde bulunmaması değil, varlığın hiç var olmamasıdır. Aksi takdirde yokluğu da bir varlık olarak tanımlamış oluruz. Bu yüzden yokluk, ancak bir kavram olarak varlık üzerinden düşünülebilir. Aynı şekilde bilinemez olan da, zihnin onu kavrayabilmesi için varlık üzerinden temsil edilir. Yani anlama ve düşünme, daima var olanın sınırları içerisinde gerçekleşir ve asıl öze ulaşmak mümkün değildir. Fakat arayıcı olarak kalmak mümkündür.
BY@beuyruTek bir duyguya ya da düşünceye bağlı değiliz. Bu bağlı olmama durumu da anormal değil. Küçük bir boşluk açılınca onu hemen kapatmaya çalışıyoruz. Asıl anormal olan bu.
BY@beuyruHer yolu bildiğini iddia edenle yola çıkılmaz. Doğru ya da yanlış olması bir kenara, ya o yoldan bir şeyler eksiltiyorsa ya da o yola bir şeyler ekliyorsa. Belki onu dinleyip gitmen gerekenden daha kısa ya da daha uzun gideceksin. Belki de gittiğini sanacaksın da gidemeyeceksin.
BY@beuyruŞimdi baktığımda güneş daha parlak ve rüzgâr esince canımı yakmıyor artık.
BY@beuyruAteşten Bir İpek Kumaş Dalgalar vurur yüzüne bir rüzgar alır kurutur, Tuzları kalır damla damla, Ateşten bir ipek kumaş siler götürür, Nereye giderler böyle telaşlı? Çizik çizik yanlarında kalan huysuz zamanlar, Kendilerinden de saklarlar, Dün ve bugünden birçok kesiti, konuşmadan yanan.
BY@beuyruİncinmemek için iyi olmaktan vazgeçmek daha incitici, kendimizi korurken Tanrı'yı incitmek bu.
BY@beuyruİnsanda eş zamanlılık, çağların zaman ayırtıcılarıyla aynı oranda.
BY@beuyruGöründüğü gibi olmayan da göründüğü gibi değildir
BY@beuyruManevra Bu benim ne ilk koşuşum, ne ilk düşer gibi oluşum, Annemin karnına nasıl tutunduysam, Hep öyle tutundum hayata, Gözüm kimseyi görmezse, Sessizliğim olmaktan çıkar, gürültüme yaptığım manevra.
BY@beuyruHissettirilenler o kadar açık ki gösterilmek istenenler gizlense de fark etmiyor.
BY@beuyruHer şey asıllarından o kadar farklı gösteriliyor ki, artık o farklılıkları asıl sanıyoruz. Ya öyle değil de böyleyse diye bir soru, böyle değilse de öyle diye irdelenmiş bir geri dönüş kalmadı. Toplum önce merakını kaybetti, şimdi de birer birer değerlerini kaybediyor, kısaca. İnsanların iç dengesi bozuldu. Muhakeme yetenekleri sıfıra yakınlaştı. İlk zaaf vicdan, sevgi, saygı olmalıydı. Bunlar olmadan genel zaafların ne önemi kaldı?
BY@beuyruGerçek şu ki, geçici bir iziyim ebediyetin. İznim yok, iznin olmadan silinmeye, kıyasların esiri olarak şükretmeye, seni içtenliği olmayan çoklarla sevmeye...
BY@beuyruLerzeler Lerzeler yolumu ledünnî kılsın. Eski acılarıma yenilerini eklemeden nasıl yaşarım? Yıllardır uyuyanları, henüz uyumamış olanları... Mağarada uyutup uyandırdığın Ashab-ı Kehf’i... Ayak sesimle rahatsız etmeden yeryüzünden nasıl geçerim? Varlığında yeniden çocuk olup gülümsemeyi, yoklukların yokluğunda da o gülümsememin ardındaki saflığı korumayı öğret bana. Yüzümü gökyüzüne çevirdiğimde nasıl bulurum? Bulutlardan yağmur damlalarına inecek toprak kokusuna karışacak duaları... Nasıl yöneltirim sana? Bilirim ki infiale kapılsam dahi benimlesin. Doğduğum günden beri ellerimden tutansın. Kimi zaman da saklı nedenlerin battaniyesini sessizce üzerime örterek... Arayışımı bulmam için ellerimi bırakan. Bense gözlerimi sana değdiremeyecek kadar Orkis’im: bir gözüm ağlar; bir gözüm güler. İdrak ettim ki sen, gönlün file nakışıyla görülensin. Yanılırım en çok da bundan: sarkıt sarkıt sanrılarımdan, dikitlerin hükmü, sütunların hükümdarı olduğumdan...
نستخدم ملفات تعريف الارتباط لتحسين الموقع وقياس الإعلانات. لا يعمل شيء خارج الأساسيات إلا بإذنك. سياسة الخصوصية