تخطٍ إلى المحتوى

YARDIM ELİ

الفصل 2 · قراءة 7 دقيقة

YARDIM ELİ

الفصل 2

2. Bölüm

Eve girerken Efsun'a dışarıda bir işim olduğunu söyleyerek çıktım. Yürürken telefonumu çıkarıp Bora'yı aradım. Artık bu konuyu onunla konuşmam gerekiyordu. Bora'yı aradım ve onu Efsun ile gittiğimiz kafeye çağırdım. Yaklaşık 20 dakika sonra Bora kafeye geldi ve yanıma oturdu. Biraz havadan sudan konuştuk. Bu konuşmadan sıkıldığım için şöyle bir soru yönelttim.

-Bora geçen gün birileri Efsun'a tehdit mesajı atmış. Bunu senmi yaptın?

Bora böyle bir soru sormamı beklemiyordu. Biraz şaşırdı ama sorumu cevapsız bırakmadı.

-Tabiiki ben değilim Serra. Bu konuda nasıl beni suçlayabilirsin. Böyle birşeye tahammül bile edemem bunu biliyorsun.

Böyle söyleyeceğini aslında tahmin etmiştim. Çünkü Bora'nın böyle bir yapamayacak kadar yufka yürekli olduğunu biliyordum.

-Özür dilerim Bora. Ama sen yapmadıysan kim yapmış olabilir. Efsun'un telefon numarasını tanımadığı kişilere vermeme gibi bir takıntısı olduğunu biliyorsun.

-Biliyorum Serra ama gerçekten ben yapmadım. Kimin yapmış olabileceğini tahmin dahi edemiyorum. Böyle birşeyi bana daha önce neden söylemediniz.

-Söylemediğim için üzgünüm. Ama olaylar bununla da sınırlı değil. Bu olayın ertesi günü Efsun beni okuldaki kafeterya ya çağırdı. Bana çok korktuğunu ve beni çok özlediğini söyledi. Aslında iki gün önce beraberdik. Ona ne olduğunu sorunca senin ona tehdit mesajları attığını söyledi. Bende buna inanmadım ama işte aklıma bunu yapabilecek başka biri gelmedi. Efsun ertesi sabah Danla ile buluşmuş Danla, Efsun'a senin Danla'nın abisi ile yakın arkadaş olduğunu ve Efsun'dan ayrıldıktan sonra çok üzüldüğünü söylemiş.

Buraya kadar beni bölmeden dinlemişti ama daha olayların başladığı kısıma gelmemiştim.

-Evet Serra Danla'nın abisi benim çok yakın arkadaşımdır. Efsun'dan ayrıldıktan sonra üzüldüğümde doğru. Hatta o kadar üzülmüştüm ki bir hafta boyunca okula gelmemiştim. Bunu biliyorsun.

-Evet evet biliyorum. Efsun Danla'nın yanından ayrılınca otobüse binmiş ve siyah kapşonlu birisinin onu izlediğini görmüş. Bakışlarından dolayı rahatsız olduğu için bir durak önce inmiş fakat otobüsten inmesi olayların daha kötü bir hale gelmesini sağlamış. Adam da Efsun ile birlikte otobüsten inerek onu takip etmiş. Efsun koşarken kendini bir anda Cezayir'in sokaklarında bulmuş. Her yerde sarhoş insanlar varmış. Efsun korktuğu için henüz inşaatı bitmemiş bir binaya girmiş. Daha sonra beni aradı. Benim evim Cezayir'e yakın olduğu için bana gelmek istediğini söyledi. Bende tabii dedim. Adamın onu aramak için başka bir binaya girdiğini görünce hemen saklandığı yerden çıkarak bana geldi. Daha sonra bana herşeyi anlattı. Kapşonlu kişinin de sen olduğunu düşünüyor. Senin önce ona tehdit mesajları attığını daha sonrada takip ettiğini düşünüyor. Ama ben o kişinin sen olmadığını düşünüyorum.

Gerçekten de bu kişinin Bora olmadığını düşünüyorum. Bora bunları duymayı beklemiyor gibiydi. Şaşkınlıkla bana bakıyordu. O kadar şaşırmıştı ki kekeleyerek konuşmaya başladı.

-S-Ser Serra bunu kim yaptı. Ve bana neden söylemediniz. Polisi aradınız mı?

-Hayır, çünkü Efsun aramamı istemedi.

- Neden aramanı istemedi ki?

-Bilmiyorum söylemedi.

-Peki Efsun şuan nerede?

- Çok korktuğu için bende kalıyor. İstersen birlikte gidebiliriz.

-Hayır hayır şuanda beni görmesi onun için iyi olmayabilir biraz daha zaman geçsin sonra ben onunla konuşurum.

-Peki sen bilirsin.

Bora ile kafeden çıkıp biraz gezindik. Ben eve Bora'da bir arkadaşı ile buluşmak üzere ayrıldık. Eve geldiğimde Efsun'u ağlarken buldum. Ne olduğunu sorduğumda bana tehdit mesajlarının tekrar geldiğini söyledi. Bu olaydan sonra artık bunları Bora'nın yapmadığını anlamıştım. Çünkü Bora gün boyunca benim yanımdaydı. Yoksa benden ayrıldıktan sonramı yapmıştı. Bence hayır ,of kafam çok karışık. Efsun'u sakinleştirip kahve yaptım. Güne kahve ile başlama gibi bir alışkanlığım vardı ama Bora ile buluştuğumda kahve öğünümü atlamıştım. Kafede kahve içmedik çünkü Bora kahve sevmiyordu. Bende yalnız içmeyeyim diye kahve almadım. Ama artık kahveme kavuşmuştum.

Kahvemi içtikten sonra çalışma odama çıkıp bilgisayarımı açtım ve Danla'nın abisini araştırmaya başladım. Çünkü Danla bana herhangi bir abisi veya kardeşi olduğundan bahsetmemişti. Danla'nın abisinin olduğunu Efsun da bilmiyordu. O da yeni öğrenmişti fakat bu konu üzerinde fazla durmamıştı. Danla'nın abisini araştırıp buldum. İsmi Çağan'mış 26 yaşında İngilizce tercümenliği yapıyormuş. Buna fazla şaşırmadım çünkü Danla da ingilizceyi çok seviyordu ve onun bölümüde İngilizce tercümenliğiydi. Öğrendiğim bilgiler umarım işime yarar diye söylenerek bilgisayarımı kapatıp aşağıya indim.

Efsun kitap okuyordu. Bende okumak için bir kitap almak istedim ve kitaplığa doğru yürüdüm. O sırada kitapların arasından bir not düştü. Notu açıp baktım. Efsun lavaboya gitmek için salondan çıkmıştı. Not bir kaç gün önce bahçede telefonum çaldığı zaman telefondaki kişinin söylediği şey ile birebir uyuşuyordu. Yani şöyleydi :" Seni tanıyorum, evini buldum. " Bu notu ellerim titreyerek çöpe attım. Bu kişi kim ise evime kadar girmiş ve notu kitapların arasına bırakmıştı.

Çöp poşetini alarak sokağa çıktım ve çöp kovasının içine attım. O sırada evime doğru gelen Bora'yı gördüm. Yanında Danla'nın abisi olduğunu düşündüğüm birisi vardı. Bencede Danla'nın abisi olabilirdi.

Bora ile konuşurken evime doğru baktığını gördüm. Bora beni fark edip el salladı. Ve yanımdan geçerek gittiler. Acaba o kişi Danla'nın abisi miydi?

Çöpü attıktan sonra eve girdim. Efsun aşağıya doğru iniyordu. Lavabo üst kattaydı. Evim üç kattan oluşuyordu bodrum katı, orta kat ve çatı katı. Geçen gün Efsun ile konuşurken oradan ses geldiğini hatırladım. Ve üst kata çıkmaya karar verdim. Son basamakları çıkarken pencerenin açık olduğunu fark ettim. Sanırım pencere açık olduğu için çarpmıştı. O seste pencereden gelmiştir diye düşündüm. Ve alt kata inmek için ilk basamağa bastım. Tam o sırada kapı çaldı. Koşarak kapıyı açtım. Bahçıvan tam karşımda duruyordu. Bana yeni aldığı tohumları göstermek için kapımı çalmıştı. Bu tohumlar çok güzel görünüyordu.

-İyi günler Serra Hanım.

-İyi günler Osman Bey. Buyurun

-Bahçenize yeni tohumlar aldım bunları ekmek için sizden izin istemek için gelmiştim.

-Bakayım. Aaaa en sevdiğim çiçeklerden tabiiki de ekebilirsiniz. Bunun için benden izin almanıza gerek yok.

-Çok teşekkür ederim Serra Hanım. Tekrardan iyi günler.

Dedi ve gitmek için arkasını döndü tam o sırada aklıma şu soru geldi.

-Osman Bey, evime benden habersiz birinin girdiğini gördünüz mü?

Diyerek ona bir soru yönelttim.

-Çok özür dilerim Serra Hanım.

Ne için özür diledi şimdi bu adam.

-Neden özür dilediniz anlayamadım.

Şaşkınlıkla yüzüme bakarak şöyle dedi.

-Geçen gün tuvalet ihtiyacımı karşılamak için evinize girmiştim. Ama hiçbir şeye dokunmadım tekrar çok özür dilerim kusura bakmayın.

-Tamam sorun yok bunun için benden özür dilemene gerek yok. Ama ben sana senden başkasını gördün mü diye sormak istemiştim.

-Ya öyle mi? Pardon yanlış anladım. Hayır başkasını görmedim sadece haftada bir gelen ve temizlikçi olan Begüm Hanımı gördüm o kadar. Yabancı birisini hiç görmedim. Yoksa...

Dedi ve sustu. Ne olduğunu sorduğumda söylediği şeyler karşısında şaşırmıştım.

-Begüm Hanım çöp atmak için dışarıya çıkmıştı bende arka bahçeye gitmiştim o anda eve biri girmiş olabilir mi?

-Bilmem belki olabilir.

Bir insan çöp atmaya giderken neden kapıyı açık bırakır ki?

Ertesi sabah erkenden kalktım ve okula gittim. Kafeterya dan bir kahve aldım ve masalardan birine oturdum. Telefonuma bir mesaj geldiğini gördüm. Mesaj kutusuna tıkladım ve mesajı okumaya başladım. Mesaj tanımadığım yabancı bir numaradan geliyordu.

'Telefon numaranı buldum. Benden kaçamazsın. '

Açıkçası böyle bir mesaj görmeyi beklemiyordum. Bu aralar beni kafaya takan birisinin olduğunu düşündüm. Sınıfa gitmek için merdivenleri çıktım. Sınıfa girdiğim gibi kendimi sandalyeme attım. Çünkü merdivenler beni çok yormuştu. Belki de bu gizli mesajlardan yorulmuştum. Bilmiyorum.

Bu olayları çözmek bizim epey zamanımızı alacaktı. Ders başladığında öğretmen yanında bir kızla geldi. Kızın saçları simsiyahtı. Kahkülleri vardı ve küt saçlıydı. Renkli gözleri vardı. Çok sakin ve sessiz birine benziyordu. Yanım boş olduğu için yanıma oturdu. Çok utangaç birisiydi. Teneffüste onunla konuşmaya çalıştım fakat konuşmadı. Kollarında morlukların olduğunu gördüğümde neden bu kadar sessiz olduğunu anladım bu kız biri ya da birileri tarafından şiddet görüyordu. Büyük bir ihtimalle ailesi tarafından olabilirdi. Çok zeki birisiydi çünkü derslerde matematik sorularını bir çırpıda çözüyordu.

Cesaretimi toplayıp konuşmaya başladım.

-Merhaba, sınıfımıza hoşgeldin. Nasılsın? İsmin ne? Neden konuşmuyorsun? Ben Serra ya sen?

-Merhaba, hoşbuldum iyiyim, sen nasılsın? Adım Sahra memnun oldum.

Sonunda kızı konuşturmayı başarmıştım. Ne kadar da tatlı dilli bir insandım. Bu konuda kendim ile gurur duyuyordum. Konuşmayan insanları konuşturma gibi bir özelliğim vardı.

-Sahra mı? Adın çok güzelmiş çok beğendim. Bende memnun oldum.

Dedim o sırada yanımıza Efsun geldi o da Sahra ile tanıştı ve hep birlikte kafeterya ya indik. Hepimiz birer kahve alıp boş bir masaya oturduk. Sohbet etmeye başladık. Sahra bize Alp adında bir kardeşinin olduğunu ve lise sona gittiğini söyledi. Alp yatılı okulda okuduğu için Sahra ile çok görüşemiyorlarmış. Bu olaya çok üzülmüştüm bizde Sahra 'ya biraz kendimizden bahsettikten sonra birlikte sınıfa çıktık.

Son ders bittikten sonra kütüphaneye uğrayıp bir polisiye roman aldım. Romanın içeriğini çok beğenmiştim. O yüzden tekrardan okumaya karar kılmıştım. Romanı alıp eve gittim. İçeriye girdiğim gibi üst kata çıkıp kendimi yatağın üstüne attım. Çok yorulmuştum fakat daha beni tam olarak yoracak olan olaylar başlamamıştı. O yüzden bu benim için yorgunluk değildi. Bu yorgunluk beni daha da güçlendirirdi. Bu yüzden kalkıp üstümü değiştirdim ve ders çalışmak için çalışma odama gittim. Bilgisayarımı açıp çalışmaya başladığımda bir e-mail gördüm ve üzerine tıkladım. E-mail yine aynı kişiden gelmişti.

Şöyle yazıyordu.

'Belki de beni çok uzaklarda aramamalısın. '

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.