🖤🤍
Saha dediğin yer, kâğıtların sustuğu yerdir.
Raporlar burada işe yaramaz. İmzalar, onaylar, zincirler… hepsi bir anda anlamını yitirir. Çünkü gerçeğin kokusu vardır. Betonun, tozun, yanmış bir şeylerin kokusu. Ve o koku, hiçbir dosyada yazmaz.
Araçtan indiğimde ilk fark ettiğim şey rüzgârdı. Sert değildi ama sürekliydi. Sanki bu yerin üzerinden bir şeyleri silmeye çalışıyordu. İzleri, sesleri, hataları.
Karan kapıyı benden önce kapattı. Ses çıkarmadan. Gereksiz hiçbir hareketi yoktu. Bu bile sinir bozucuydu. Çünkü çoğu insan farkında olmadan hata yapar. O hata yapmıyordu.
Etrafı süzdü.
Ben de baktım ama aynı şekilde değil. O alanı kontrol ediyordu, ben anlamaya çalışıyordum.
“Burada bir şey kalmamış,” dedim.
“Kalır,” dedi kısa bir şekilde. “Sadece doğru yerden bakman gerekir.”
Bu cümleye cevap vermedim. Çünkü haklı olma ihtimali vardı ve ben onun haklı olmasından hoşlanmıyordum.
İçeri girdik.
Bina yarı yıkıktı. Duvarların bazı yerleri kararmıştı. Camlar kırılmış, yerlerde ince bir cam tozu tabakası oluşmuştu. Her adımda hafif bir çıtırtı duyuluyordu. Sessizliğin içinde bile rahatsız eden bir ses.
Bir an durdum.
Gözlerim odanın içinde gezindi.
Burada birileri yaşamıştı.
Ve şimdi yoklardı.
Bu fark… insanın içine oturuyordu.
“Burada çocuk vardı,” dedim istemeden.
Karan bana bakmadı.
Ama cevabı gecikmedi.
“Vardı.”
O kadar.
Ben ona döndüm.
“Bunu böyle söyleyebiliyor olman…” dedim, cümleyi tamamlamadım.
O bu eksik cümleyi tamamladı.
“Ne yapıyor?”
Gözlerimi sabitledim.
“Rahatsız edici.”
Karan bu sefer bana baktı.
“Gerçekler rahatsız edicidir,” dedi.
Ben başımı hafif yana çevirdim.
“Gerçek değil bu. Sonuç.”
Bu cümle havada kaldı.
Ama bu sefer o cevap vermedi.
İçeride ilerledik.
Adımlarımız dikkatliydi.
Ben alışık değildim belki ama dikkat etmeyi biliyordum. O ise alışkındı. Belli oluyordu.
Bir kapının önünde durdu.
Elini hafif kaldırdı.
Durmam için.
Refleksle durdum.
Bu hareket…
beni rahatsız etti.
Çünkü düşünmeden ona uyduğumu fark ettim.
“Ne var?” dedim.
Cevap vermedi.
Sadece dinledi.
Ben de dinledim.
İlk başta hiçbir şey yoktu.
Sonra…
çok hafif bir ses.
Metal sürtünmesi gibi.
Anlaması zor ama hissedilen türden.
Karan çok yavaş konuştu.
“Geri çık.”
Kaşlarımı çattım.
“Ne—”
“Geri çık,” dedi bu sefer daha sert.
Bu ton…
tartışma kabul etmiyordu.
Ama ben geri adım atmadım.
“Ne olduğunu söylemeden—”
Cümlem bitmedi.
Çünkü o an her şey oldu.
Keskin bir klik sesi.
Ve sonra—
patlama.
Kulaklarım uğuldadı.
Yere düştüğümü hatırlıyorum.
Nefesim kesildi.
Toz havaya kalktı.
Bir an hiçbir şey göremedim.
Sadece ses.
Uğultu.
Kalbimin çok hızlı attığını hissediyordum.
Sonra bir şey beni çekti.
Sert bir şekilde.
Kolumdan.
Bir duvarın arkasına sürüklendim.
Nefesim düzensizdi.
Gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm şey oydu.
Karan.
Yüzü benden çok daha sakindi.
Ama gözleri…
keskinleşmişti.
“Yerinde dur,” dedi.
Ben nefes almaya çalıştım.
“Bu neydi?”
“Basit bir tuzak.”
“Basit mi?” dedim sinirle. Sesim hâlâ titriyordu.
O bana baktı.
“Senin için değil.”
Bu cümle…
beni daha da sinirlendirdi.
“Ben burada turist değilim,” dedim.
“Fark ettim,” dedi. “Ama sahada değilsin.”
Bu cümle ağırdı.
Ama doğru olma ihtimali vardı.
Ve bu, daha kötüydü.
Bir süre sessiz kaldık.
Toz yavaş yavaş çöktü.
Nefesim normale dönmeye başladı.
Ama içimdeki gerilim gitmedi.
“Bunu biliyor muydun?” dedim.
Karan başını hafifçe yana çevirdi.
“Şüpheleniyordum.”
“Ve bana söylemedin.”
“Zaten söyledim.”
“Hayır,” dedim sertçe. “Emir verdin.”
Gözleri bana döndü.
“Fark ne?”
Ben ona baktım.
“Ben senin emrinde değilim.”
Bu cümle netti.
Keskin.
Karan bir an sustu.
Sonra çok hafif başını eğdi.
“Biliyorum,” dedi.
Ama bu kabul gibi değildi.
Daha çok not almak gibiydi.
Ayağa kalktım.
Dizlerim hafif titredi.
Ama bunu belli etmedim.
“Bu bir kaza değil,” dedim.
“Değil.”
“Bizi bekliyorlardı.”
Karan etrafı tekrar süzdü.
“Evet.”
Bu kadar sakin olması…
sinir bozucuydu.
“Bu seni rahatsız etmiyor mu?” dedim.
Bu sefer bana baktı.
Gerçekten.
“Ediyor,” dedi.
“Hiç belli olmuyor.”
“Olmasına gerek yok.”
Bu cümle…
beni susturdu.
Dışarı çıktığımızda hava değişmemişti.
Ama ben değişmiştim.
Çünkü az önce olan şey bir uyarıydı.
Ve bu uyarı, yanlış kişiye gitmemişti.
Araca doğru yürürken içimde tek bir düşünce vardı:
Bu artık bir soruşturma değildi.
Bu, birinin bizi izlediği bir oyundu.
Ve en kötü kısmı şuydu:
O kişi, bizden birkaç adım öndeydi.
🖤🤍
Selammlarrrrrrrrr
Ayyyy ne bölümdüüü amaa
Nasılsınız millettt
İyisinizdir inşallah
Beni soracak olursanizz ben mukoyummm
Neysemmm
Bölüm nasildiiiii agagagagagaggagaagggaag
Bölüm hakkında düşüncelerinizi yazabilirmisinizz veee neler eklememi istediginizide yazınnnn plss
Benden şimdilikk yeterr ama öncelikle teşekkür etmem gereken bebislerim varrr.
@maviiisis
@mahzunasker
@useniyorumya
Bana destek çıktığıniz için teşekkürlerrr asklarrr
Görüşürüzzz seviliyorsunuzzz
🖤🤍

