تخطٍ إلى المحتوى

Yanlış Hedef

الفصل 11 · قراءة 2 دقيقة

Yanlış Hedef

الفصل 11

Keskin Sınır

🖤🤍

Yol boyunca kimse konuşmadı.

Ama bu sessizlik sakin değildi. Boğucuydu. Araç ilerledikçe içimdeki gerilim de ilerliyordu. Camdan dışarı baktım, şehir yavaş yavaş geride kalıyordu. Beton yerini boşluğa bırakıyordu. Ve o boşluk… içimdekiyle aynıydı.

Karan yanımdaydı.

Hiçbir şey söylemiyordu.

Ama susması bile baskıydı.

Depoya vardığımızda hava ağırdı. Kapalı bir alanın dışı bile kapalı hissettiriyordu. Kapılar paslıydı, duvarlar eskiydi ama içeride bir hareket olduğu belliydi. Bu yer terk edilmiş değildi.

Eren ekibi dağıttı.

“İçeri dikkatli giriyoruz,” dedi. “Kimse tek başına hareket etmeyecek.”

Bu cümleyi duyunca istemsizce güldüm.

Sessizce.

Ama Karan duydu.

“Komik mi?” dedi.

Ben başımı çevirdim.

“Biraz.”

“Ne kısmı?”

“Kimse tek başına hareket etmeyecek kısmı.”

Gözleri daraldı.

“Sen zaten tek başına hareket ediyorsun.”

Bu cümle…

tanıdıktı.

Ama bu sefer farklı geldi.

“En azından birine güvenmek zorunda kalmıyorum,” dedim.

Bu cümle…

onu tetikledi.

Bir adım yaklaştı.

“Güven?” dedi. “Sen güvenilecek biri misin ki?”

Bu…

beklediğimden daha sertti.

“Ne demek istiyorsun?” dedim.

Durmadı.

Durmayacaktı.

“Sen kendine bile güvenmiyorsun,” dedi.

“Her kararında şüphe var. Her adımında tereddüt. Ve buna rağmen hâlâ kontrol sende sanıyorsun.”

Bu cümleler…

direk içime giriyordu.

“Konuşmayı kes,” dedim.

Ama kesmedi.

“Hayır,” dedi. “Bu sefer dinleyeceksin.”

Sesi düşüktü.

Ama her kelime…

kesiyordu.

“Sen bu iş için uygun değilsin,” dedi.

“Bu masa başı değil. Bu gerçek. Ve sen gerçekle baş edemiyorsun.”

İçimde bir şey kırılmaya başladı.

Ama yüzüm…

hâlâ sakindi.

“Bunu sen mi söylüyorsun?” dedim.

“Evet,” dedi.

Hiç düşünmeden.

“Yanlış kararlar veriyorsun,” diye devam etti. “Yanlış insanlara güveniyorsun. Ve en kötüsü…”

Durdu.

Gözlerimi kaçırmadım.

“En kötüsü… hâlâ haklı olduğunu sanıyorsun.”

Bu cümle…

ağırdı.

Ama bitmemişti.

“Ve bu yüzden insanlar ölüyor,” dedi.

İşte o an…

içimde bir şey sustu.

Bir anlığına hiçbir şey duymadım.

Ne rüzgâr.

Ne ekip.

Ne ortam.

Sadece o cümle.

Ben konuşmak istedim.

Ama kelimeler gelmedi.

Karan devam etti.

“Sen bir savcısın,” dedi. “Ama sadece kâğıt üzerinde.”

“Gerçek sahaya çıktığında… dağılıyorsun.”

Bu…

fazla ileri gitmişti.

Eren araya girmeye çalıştı.

“Karan—”

Ama o durmadı.

“Sen güçlü değilsin,” dedi.

“Sen sadece güçlü görünmeye çalışıyorsun.”

Bu cümle…

direkt kalbe gelmişti.

Ve en kötüsü…

doğru gibi hissettirmesiydi.

Gözlerim dolmadı.

Ama içimde bir şey…

gerçekten çöktü.

Bir adım attım.

Ona doğru.

“Bitti mi?” dedim.

Sesim sakindi.

Ama içimde…

kaos vardı.

Karan bana baktı.

Uzun.

Sessiz.

“Henüz değil,” dedi.

Bu sefer…

ben sustum.

Çünkü eğer konuşursam…

bu sadece tartışma olmayacaktı.

Bu…

tamamen yıkım olacaktı.

Eren sert bir şekilde araya girdi.

“Yeter!”

Bu bağırış ortamı kesti.

Gerçekten.

“İkiniz de kendinize gelin,” dedi. “Burası kavga yeri değil.”

Ama artık geç kalmıştı.

Çünkü bazı cümleler söylendikten sonra…

geri alınmaz.

Karan bir adım geri çekildi.

Ama bakışlarını benden ayırmadı.

Ben de ayırmadım.

Ve o an…

şunu anladım:

Bu sadece bir tartışma değildi.

Bu…

birbirimizi kırmaya başladığımız andı.

🖤🤍

Selam bebişlerrrr

Bunda da uzatmicam hemen bölümü yazıcam

Çünkü aklımda çok şeyyy varrr

Bideeee yeni kurgu oluşturuyorummm

Agagagaggagagagag

Neyseee inşallah onunda seversinizzzzz

Görüşürüz seviliyorsunzzzzz

🖤🤍

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.